Görüş Bildir

Surlar ve Hevsel Dünya Mirasına

Surlar ve Hevsel Dünya Mirasına

Üzerindeki yazıtları ve burçlarıyla açık hava müzesi konumundaki Diyarbakır Surları ve binlerce yıldır işlevini koruyan Hevsel Bahçeleri'nin "Dünya Kültür Mirası" olarak tescillenmesi için hazırlıklar tamamlandı.

Diyarbakır'ın, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Kurumu'nun (UNESCO) "Dünya Kültür Mirası" listesine girmesine sayılı günler kaldı.

Kentin simgesi olan, üzerindeki yazıtlar, kitabeler ve kabartma figürlerle bir açık hava müzesi konumundaki yaklaşık 5 bin 700 metre uzunluğunda, 12 metre yüksekliğindeki tarihi surlar ile özgün işlevini binlerce yıldır koruyan 700 hektarlık alanı kaplayan Hevsel Bahçeleri "dünya mirası" olarak tescillenmesi için Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan Alan Yönetim Birimi ile valilik, kentteki tüm kurum, kuruluş ve sivil toplum örgütlerinin desteğiyle yürütülen hazırlıklar tamamlandı.

Tarihi miras çok dilde tanıtılıyor                                                       

 2000 yılında başlayan ve 3 yıl önce hız kazanan süreçte tarihi mirasın dünya mirası olması için önündeki engeller bir bir kaldırılırken, bu mirasın tanıtımı ve korunması amacıyla Türkçe ve İngilizce Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzaj Kitabı, Türkçe, İngilizce ve Fransızca somut ve somut olmayan kültürel mirası anlatan prestij kitabı, miras alanı ve UNESCO sürecini anlatan broşür ile 5 dilde belgesel film hazırlandı.

Toplumun tüm kesimlerine ulaşılması amacıyla okullarda öğrenci ve öğretmenlere kültürel miras ve UNESCO süreci ile ilgili bilgilendirme çalışması yapılıyor.

Diyarbakır'da tüm kesimlerin tek yürek olduğu bu süreç için 28 Haziran-7 Temmuz'da Almanya'nın Bonn kentinde gerçekleştirilecek UNESCO Genel Kurulu'nda açıklanacak nihai karar heyecanla bekleniyor.

Risk unsuru taşıyan projeler iptal edildi

Diyarbakır Kalesi ve Surları Alan Başkanı Nevin Soyukaya, AA muhabirine, Diyarbakır'ın adaylığı UNESCO tarafından resmen tescillendikten sonra Uluslararası Anıtlar ve Sitler Konseyi'nden (ICOMOS) gelen uzmanlar tarafından yerinde incelemeler yapıldığını, öneriler doğrultusunda alanın korunmasına yönelik yasal altyapıyı güçlendirecek kararlar alındığını söyledi.

Soyukaya, miras alanını tahrip edecek çok önemli büyük projelerin hepsinin iptal edildiğini vurgulayarak, "3 HES projesi ve alanın yapı rezerv kararı iptal edildi. Dicle Vadisi Projesi askıya alındı. Toprak Kurulu'nca Hevsel ve Dicle Vadisinin tarım alanı olmadığı yönünde aldığı kararın da iptali söz konusu oldu. Bunlar UNESCO sürecinde alanın korunmasına yönelik çok ciddi olumlu etkilerdir" diye konuştu.

Surların restorasyonu durduruldu

Bakanlıkça surlarla ilgili bir bilim heyeti oluşturulduğunu dile getiren Soyukaya, bu heyet tarafından yeni yanlışlara mahal verilmemesi için restorasyonların durdurulduğunu dile getirdi.

Bugüne kadar çok sayıda çalışmaya imza atıldığına dikkati çeken Soyukaya, tüm bu çalışmaların tanıtımı ve sürecin olumlu neticelenmesi amacıyla çok dilde yayınlar, broşürler ve kenti anlatan belgesel film hazırlandığını vurguladı.

"Umuyoruz ki Diyarbakır'a müjdeli haberle döneceğiz"

"Diyarbakır'ın yurt dışında popülaritesi var. Diyarbakır bilinen bir kent. Diyarbakır, özel stratejik konumu nedeniyle Mezopotamya'nın incisi, kadim medeniyetlerin kenti olduğu biliniyor" diyen Soyukaya, bunun pozitif bir dönüş sağladığını ifade etti.

Soyukaya, 28 Haziran-7 Temmuz arasında Almanya'nın Bonn kentinde gerçekleştirilecek 39. UNESCO Genel Kurul'unda dünya mirası olması için yapılan adaylık başvurularının değerlendirileceğini, bu kapsamda 3-5 Temmuz'da nihai kararların verileceği dosyalardan birinin de Diyarbakır'a ait olduğunu hatırlattı.

"Diyarbakır'ın geleceği için ön açıcı bir karar olacak"

"O tarihlerde umuyoruz ki Diyarbakır'a müjdeli haberle döneceğiz. Bununla bitmeyecek. Bundan sonra da kenti, mirasımızı uluslararası standartlarda koruma çalışmalarını hızla yürütmemiz gerekiyor" ifadelerini kullanan Soyukaya, şöyle konuştu:

"Alan Yönetimi bünyesindeki eğitim komisyonu tarafından yaklaşık 4 aydır özellikle okullarda miras alanını koruma bilincini artırmaya dönük sunumlarla bilgilendirme yapılıyor. Fiziki korumaya yönelik çalışmalar var. Kent bu süreçte dahi çok olumlu etkilendi. Bundan sonra da kentin, tanıtımı, turizmi ve ekonomisi bakımından çok olumlu etkileneceğini düşünüyoruz. Bu, Diyarbakır'ın geleceği için pozitif anlamda ön açıcı bir karar olacak. Diyarbakır'ın resmi olarak dünya mirası olarak tescillenmesi için sayılı gün kaldı."

"Bu süreci kent ile yürüttük"

Soyukaya, bu süreçte Diyarbakır'daki tüm sivil toplum kuruluşları, bilim insanları, kent gönüllüleri ve sakinleriyle çok önemli çalışmalar yürütüldüğünü aktararak, doğru bir katılımla büyük katkı aldıklarını belirtti.

"Bu süreci Kültür ve Turizm Bakanlığı öncülüğünde kent ile yürüttük" ifadesini kullanan Soyukaya, bu çalışmanın kentin tüm kesimlerinin katılım gösterdiği belki de ilk dosya ve alan yönetimi olduğunu vurguladı.

Soyukaya, "Bundan sonraki süreçte de kentteki tüm bileşenlerin el birliğiyle güçlü bir çalışmayla bu kenti ve sahip olduğu kültürel mirası koruyup geleceğe aktarma sorumluluğu var. Bu adaylıkla dünyaya böyle bir taahhütte bulunuyoruz. Şimdi bu taahhüdün gereğini yapmak gerekiyor. Bu bağlamda korumaya dönük çalışmalarda bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm kurum ve kuruluşların elini taşın altına koyarak aynı sorumlulukla çalışması gerekir ki hem koruyalım hem de bu mirasın koruma kullanma dengesini de sağlayarak ekonomiye de katkı sunar hale dönüştürelim."

"Sivil toplum kuruluşlarının rolü daha da artacak"

Alan Yönetimi Birimi Danışma Kurulu Başkanı Necati Pirinçcioğlu, UNESCO sürecinde önemli ve ciddi bir aşamaya gelindiğini vurgulayarak, bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının etkin bir çalışma yürüterek, projeye büyük katkı sağladığını belirtti.

Pirinçcioğlu, alanın korunmasına yönelik yanlış uygulamaların önlendiğini dile getirerek, "Bu kapsamda UNESCO bizim için bir şemsiye oldu. Umuyor ve diliyoruz ki nihai karar olumlu neticelenir. Asıl bundan sonra sivil toplum kuruluşlarının rolü daha da artacak. Bundan sonra yapılan projeleri denetlemek ve hatalara anında müdahale etmek sivil toplum kuruluşlarının görevi olacak" şeklinde konuştu.

Alanın korunmasının kentteki bileşenlerin kolektif bir sorumluluğu olacağını vurgulayan Pirinçcioğlu, üçüncü göz olan sivil toplum kuruluşlarının artık daha da önem kazanacağını kaydetti.

Pirinçcioğlu, Diyarbakır'ın resmen Dünya Kültür Mirası olduğunun tescillenmesiyle tarihi mirası geleceğe taşıyacak bir strateji geliştirilmesi gerektiğini aktardı.

Tarihi mirasın korunması için okullarda bilgilendirme

Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Anadolu Lisesinde öğrencilerin ardından öğretmenlere yönelik bilgilendirme faaliyetlerini sürdüren Alan Yönetimi Eğitim Komisyonu üyesi İhsan Ay ise okullarda alanı tanıtmaya yönelik sunumlar yaptıklarını, bu tarihi ve kültürel alana sahip çıkılması için eğitim faaliyeti yürüttüklerini belirtti.

Ay, okulların tatil olmasıyla öğrencilerden sonra öğretmenlere yönelik tanıtım çalışmalarını sürdürdüklerini dile getirerek, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bu kapsamda Diyarbakır'ın tarihi geçmişi ile surları ve Hevsel Bahçelerini tanıtmaya çalışıyor, UNESCO yolculuğuyla ilgili bilgi paylaşımında bulunuyoruz. UNESCO'ya girmek Diyarbakır için önemli bir kalkan olacak. Öğrenci ve öğretmenler aracılığıyla toplumun tüm kesimlerine ulaşarak tarihi mirasa kentteki herkesin sahip çıkmasını sağlamaya çalışıyoruz. Çünkü bu tarihi miras artık sadece Diyarbakır'ın değil tüm dünyanın."