"Kudüs ve mukaddesatı satılık değildir"

Filistin Devlet Başkanlığı, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Ortadoğu barış sürecinde müzakere masasında olmamaları durumunda Filistin yönetimine ekonomik yardımları kesebileceği" yönündeki tehditlerine tepki gösterdi.

Filistin resmi haber ajansı WAFA'nın haberine göre, Devlet Başkanlığı Sözcüsü Nebil Ebu Rudeyne yaptığı yazılı açıklamada, "Kudüs ve mukaddesatı satılık değildir, değeri altın ve gümüşle ölçülemez." ifadesini kullandı.

-           “Filistin şantajlara teslim olmayacaktır”

Öte yandan Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Hanan Aşravi de Trump'ın tehditlerine tepki göstererek "ABD'nin şantajlarına teslim olmayacaklarını" ifade etti.

FKÖ Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Aşravi tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Filistin liderliği ABD'nin şantajına teslim olmayacaktır. Başkan Trump, bizim barış, özgürlük ve adaleti elde etme çabalarımızı baltaladı. Şimdi de bizi pervasız ve sorumsuz siyasetinin sonuçlarından sorumlu tutarak cezalandırmakla tehdit ediyor." denildi.

Trump'ın Filistinlileri para ile satın almaya çalıştığını vurgulayan Aşravi, şunları kaydetti:

"Filistinlilerin hakları satılık değildir. Trump işgal altındaki Kudüs'ü 'İsrail'in başkenti' olarak tanıyarak uluslararası hukuku ihlal etmekle kalmamış aynı zamanda barışın gerekçelerini, ilkelerini tamamen yıkıma uğratmış ve başkentimizi illegal bir şekilde ilhak etmesi konusunda İsrail'e destek olmuştur."

- "ABD, Filistin yönetimine şantaj yapıyor"

Filistin Demokratik Halk Kurtuluş Cephesi (FDHKC) Genel Sekreteri Yardımcısı Kays Abdulkerim de ABD'nin Filistin yönetimine yönelik yardımları kesme tehdidini "şantaj" olarak nitelendirdi.

Abdulkerim, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "ABD, 'yüzyılın anlaşması' şeklinde isimlendirdiği ve Filistin topraklarını İsrail'e satmak anlamına gelen siyasi önerisini kabul etmesi için Filistin yönetimine şantaj yapıyor." dedi.

Filistin yönetiminin hiç bir şantaj ve baskıya boyun eğmeyeceğini vurgulayan Abdulkerim, "ABD, Filistinli mültecilerin yaşadığı trajedinin artmasına katkıda bulundu.  ABD, bugün de Birleşmiş Milletler Filistinli Mültecilere Yardım Kuruluşuna (UNRWA) yardımı kesmek suretiyle onların davasını tasfiye etmeye çalışıyor." diye konuştu.

Abdulkerim, ABD'nin UNRWA'ya yönelik yardımları kesmesi durumunda "asrın cinayetini" işlemiş olacağını söyledi.

ABD Başkanı Trump, Ortadoğu barış sürecinde müzakere masasında olmaması durumunda Filistin yönetimine ekonomik yardımları kesebileceği sinyalini vermişti.

Twitter hesabından yaptığı açıklamada Filistin yönetimini hedef alan Trump, ABD'nin her yıl Filistin yönetimine yüzlerce milyon dolarlık yardım yaptığını kaydederek, "karşılığında herhangi bir takdir veya saygı görmediklerini" savunmuştu.

ABD'nin BM Daimi Temsilcisi Nikki Haley de konuyla ilgili açıklamasında, "Filistinliler müzakere masasına geri dönmeyi kabul edinceye kadar UNRWA'ya yardımları yapmayacağız." ifadesini kullanmıştı.

Haley, ABD'nin Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanımasına hem BM Güvenlik Konseyi hem de BM Genel Kurulunda karşı çıkılmasının hatırlatılması üzerine, "bu kararın ABD halkının isteği olduğunu" söylemişti.

Filistinli taraflar, ABD Başkanı Trump'ın yaptığı tehditlerle başta Kudüs olmak üzere Filistinlilerin birçok talebini göz ardı ederek İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda "yüzyılın anlaşması" şeklinde isimlendirdiği girişimi kabul etmeye zorladığını belirtiyor.

-           Kudüs'teki yarım asırlık işgal

Doğu Kudüs'ü 5 Haziran 1967'de işgal eden İsrail, 1980'de tek taraflı olarak kentin doğusunu ve batısını "birleşik başkenti" ilan etti. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BGMK), 1980'de kabul ettiği 478 sayılı kararla, İsrail'in ilhak ve başkent ilanını geçersiz saydı. BMGK kararı çerçevesinde, ABD dahil uluslararası toplum Doğu Kudüs'ün işgal altında olduğunu kabul ediyor.

İsrail yönetimini tanıyan tüm ülkelerin büyükelçilikleri başkent Tel Aviv'de bulunuyor. Hiçbir ülke, Kudüs'ü ya da doğu ve batı bölümlerini başkent olarak kabul etmiyor.

İsrail ile Filistin arasındaki barış görüşmeleri, İsrail'in "1967 sınırlarını, zorunlu göçe maruz bırakılan Filistinlilerin geri dönüş hakkını ve yeni Yahudi yerleşim birimlerinin inşasına son vermeyi kabul etmemesi" nedeniyle Nisan 2014'te durmuştu.

-           Trump'ın açıklaması tüm dengeleri değiştirdi

ABD Başkanı Trump, 6 Aralık 2017'de yaptığı açıklamada, Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak kabul ettiğini ilan etmiş ve Tel Aviv'deki büyükelçiliğin Kudüs'e taşıması noktasında Dışişleri Bakanlığına talimat verdiğini açıklamıştı.

Uluslararası toplumun tepkisini çeken Trump yönetimi, bölgenin kaosa sürükleneceği ve İsrail-Arap ihtilafının daha da çözümsüz hale geleceği uyarılarını göz ardı etmişti.

BMGK'da 18 Aralık 2017'de ABD'nin Kudüs kararını geçersiz kılma yaklaşımıyla Mısır'ın gündeme getirdiği tasarı, ABD'nin vetosuna karşın diğer 14 üyenin de desteğini almış ve ABD Kudüs konusunda BM'de yalnız kalmıştı.

BM Genel Kurulunda Türkiye'nin girişimleriyle hazırlanan ve Trump'ın Kudüs kararını eleştiren Kudüs'ün statüsüne ilişkin "İsrail'in İşgal Altındaki Doğu Kudüs ve Filistin Topraklarındaki Faaliyetleri" başlıklı karar tasarısı, ABD'nin tehditlerine rağmen 21 Aralık 2017'de 9'a karşı 128 oyla kabul edilmişti. Oylamada 35 ülke ise çekimser kalmıştı.

Filistin devleti, ABD'nin Kudüs kararı sonrasında İsrail-Filistin barış görüşmelerinde ara bulucu rolünü kaybettiğini ilan ederek, ABD'li yetkililerin Filistin'de kabul edilmeyeceğini açıklamıştı.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Trump'ın 6 Aralık'ta Kudüs'ü "İsrail'in başkenti" olarak tanıyan kararını açıklamasının ardından, İsrail-Filistin'i ziyaret etmesi beklenen ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ile görüşmesini iptal etmişti.

Kaynak: Diyarbakır Söz