Görüş Bildir

İşte Benim Stilim'in Nurella lakapli jürisi Nur Yerlitaş'ın ayrılma nedeni herkesi şaşırttı! Reklam krizi, Nur Yerlitaş neden ayrıldı, kimdir?

İşte Benim Stilim'in Nurella lakapli jürisi Nur Yerlitaş'ın ayrılma nedeni herkesi şaşırttı! Reklam krizi, Nur Yerlitaş neden ayrıldı, kimdir?

TV8?in fenomen programı İşte Benim Stilim?in fenomen jürisi modacı Nurella lakaplı Nur Yerlitaş'ın jürilikten ayrılma nedeninin para olduğu iddia ediliyor.Kemal Doğulu'nun yerine Hakan Akkaya, Nur Yerlitaş'ın yerine de Neslihan Yargıcı geliyor.

TV8’in fenomen programı İşte Benim Stilim’in fenomen jürisi modacı Nurella lakaplı Nur Yerlitaş'ın jürilikten ayrılma nedeninin para olduğu iddia ediliyor. İşte Benim Stilim Ünlüler’de jürilik yapmak istememesinin asıl nedeni Nurella’nın oynadığı reklam filmlerinden yüzde 20 pay istemesi olduğu belirtiliyor.

Nur Yerlitaş ve Kemal Doğulu’nun koltuğuna kimler geliyor?

Kemal Doğulu'nun yerine Hakan Akkaya, Nur Yerlitaş'ın yerine de Neslihan Yargıcı geliyor.

İşte Benim Stilim

İşte Benim Stilim (eski adıyla Bu Tarz Benim), Production House tarafından yapılan moda yarışması programı. Öykü Serter tarafından sunulan yarışmanın jüri koltuğunda Nur Yerlitaş, Ivana Sert ve Kemal Doğulu bulunmaktadır, eleme gecelerinde ise jüriye Uğurkan Erez ve bir konuk jüri katılmaktadır.

İlk olarak Bu Tarz Benim adıyla Show TV'de yayınlanmaya başlayan yarışma, yapımcı şirketin kanalla olan sözleşmesini feshederek tv8 ile anlaşması sonucunda 15 Eylül 2014'te ikinci sezonu ile tv8'de yayınlanmaya başlamıştır. Ancak Show TV'nin Joker Yapım ile aynı adla bir program hazırlaması nedeniyle davalık olmuş, mahkeme kararı sonucu adını değiştirmek zorunda kalmış ve yayınına İşte Benim Stilim olarak devam etmiştir.

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu, 23-24 Ocak 2015 tarihlerinde yayınlanan programla ilgili yarışma formatından çıkılarak reyting uğruna insan onurunun hiçe sayıldığı gerekçesiyle kanala ceza kesti.

Nur Yerlitaş Kimdir?

Nur Yerlitaş, 11 Aralık 1960 tarihinde İstanbul Vefa’da doğmuştur. Annesinin adı Saadet Yerlitaş’dır. Benan adında bir kız kardeşi vardır. Dobralığı ile biliniyor. Bu yüzden sözünü sakınmak hiç ona göre değil. Kendisini “dikişçi” ve “kostüm tasarımcısı” olarak tarif ediyor. Bilindik ifadesiyle “modacı” olarak anılmak istemiyor. Bir dikiş atölyesi vardır.

80li yıllarda Paris‘ten, Milano‘dan valiz içinde getirdiği kıyafetleri satarak modacılığa başlamış.

Kendisini “Arızalı” olarak tarif eden Nur Yerlitaş, stres atmak için bulaşık yıkıyor. Bazen gecenin bir saati geceliğinin üstüne palto giyip bir kafeye gidiyor.

Nur Yerlitaş, Nişantaşı’nda ikamet etmektedir. İtalya‘nın Milano kentinde de yüksek tavanlı minik bir dairesi var. Mutfağında iki buzdolabı var. Birinde meyveler, içecekler, diğerinde pasta tipi yiyecekler bulunuyor.

Nur Yerlitaş’ın evinde iki yardımcısı var, banyoda hamam usulü yıkanıyor. Her sabah yardımcıları tarafından taslarla, keselerle yıkanıyor.

Derin Mermerci‘ye de Bülent Ersoy‘a da elbise dikiyor. Ajda Pekkan, Bülent Ersoy, Sibel Can, Petek Dinçöz ve Seda Sayan‘ın sahne kostümlerini hep Nur Yerlitaş diker.

Nur Yerlitaş, 2007 yılında Show TV‘de Şebnem Dönmez‘in sunuculuğunu yaptığı “Bak Kim Dans Ediyor” adlı yarışmada jüri üyeliği yaptı.

2010 yılında Show TV’de yayına giren “Yemekteyiz” adlı yarışmada Nur Yerlitaş, Barbaros Şansal, şarkıcı Cenk Eren, gazeteci yazar Ece Vahapoğlu ve eski Avrupa güzelimiz Neşe Erberk ile yarıştı. İlk gün Nur Yerlitaş’ın evsahipliği yaptığı Yemekteyiz’e Seda Sayan da konuk olarak katıldı.

2011 yılında Show TV’de yayınlanan “Bugün Ne Giysem” adlı yarışmada jüri üyeliği yaptı. Diğer jüri üyeleri ise Moda Tasarımcısı İvana Sert, Hakan Akkaya ve Kareograf Uğurkan Erez oldu.

Nur Yerlitaş, 2011 yılında Demet Akalın‘ın ‘Türkan‘ klibinde Türkan Şoray‘ı canlandırdı. Klipte birçok ünlünün yanı sıra İzzet Çapa‘da rol aldı.

Kemal Doğulu Kimdir?

Uzun süre sanatçıların stylingini, imaj makerlığını, makjözlüğünü, kuaförlüğünü, fotorafçılığını ve modelistliğini yaptı. 2006 senesinde tanıştığı Hande Yener’in Hande Maxi adlı elektronic soundlı maxi single’ında sanatçının fotorafçılığını, imaj markerlığını ve stylingini yaptı.

Hande Maxi’den itibaren Hande Yener ile çok samimi olan Kemal Doğulu, sanatçının bundan sonraki albümlerinde sanat yönetmenliğini, imaj markerlığını, stylingini, fotorafçılığını ve kliplerinin de yönetmenliğini üstlendi. Şarkıcılığa başlaması ise bir gün Hande Yener, konserine kendi vokalisti gelmeyince Kemal Doğulu da çok cesurca “Ben bu konserde vokalistliğini yaparım. Zaten kulağım da çok iyi. Gör, bak; konserden sonra sen bile çok şaşıracaksın.” diyerek müzik yolculuğuna başladı. Hande Yener ve Erol Temizel Kemal Doğulu’yu çok beğenip proje yapmaya karar verdiler. Bunun sonuncunda da Kemal Doğulu 2008 Yılının Ocak Ayında “1 Yerde” adını verdiği verdiği elektronic soundlu maxi single çıkardı. Maxi single’ın ilk klibi olarak maxi single ile aynı ismi taşıyan “1 Yerde” adlı şarkıya çekildi ve yayına girmesinden kısa süre sonra bütün müzik kanalarında yayınlanmaya başladı. Şubatın başlarında MTV Türkiye’de yayınlandı.

Martın başında ise MTV’nin bütün dünyada yayınlanan kanalında yayınlandı ve kısa süre sonra World Chart Exskpress (World Top 10) listesinde de 1 numaraya kadar yükseldi, 4 hafta üst üste 1 numarada yer aldı. Maxi single’ın 2.klibi ise “Nedense, Nedense?” adlı şarkıya çekildi. Klip Temmuz sonunda çekildi ve 3 Ağustos 2008 Pazar günü de ilk kez Kral Tv’de yayınlandı. 4 Mart 2009 Çarşamba günü 2.Projesini Albüm olarak piyasaya sürecek. Bu 2.Albümünde ise Kemel Doğulu çok faklı soundlar deneyerek yurt dışına açılmayı planlıyor.

Maxi Single’ın Şarkı Listesi

1. 1 Yerde (Orijinael Version) 04.24

2. Nedense, Nedense? (T-ekspess Mix) 05.31

3. 1 Yerde (Erol Temizel Mix) 04.48

4. Nedense, Nedense? (Orijinael Version) 05.03

Klipleri

Bir Yerde (12 Ocak 2008 Cuma)

Nedense, Nedense? (3 Ağustos 2008 Pazar)

Hande Yener Kimdir?

12 Ocak 1973 İstanbul doğumludur. 1992 yılında Hülya Avşar'ın vesilesiyle Sezen Aksu'yla tanıştı. 2 yıl Sezen Aksu'nun vokalistliğini ve asistanlığını yaptı. 2000 yılında ilk albümü 'Senden İbaret' ile Türkiye'de Disko Pop akımını başlattı ve çok büyük bir başarı yakaladı. Ardından 2002 yılında 'Sen Yoluna Ben Yoluma' albümü ile Türk Pop Müzik'inde kalıcı olduğunu kanıtladı. 2004 Yılında 'Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor' albümüyle zirveye oturdu. Dünyaca ünlü yönetmen Luca Tommassini ile bu albümde çalışmaya başladı ve kaliteli şarkılarına birbirinden kaliteli klipler çekmeye devam etti. 2006 yılında tüm popülerliğini ve bir çok parayı hiçe sayarak büyük bir risk altına girdi ve 'Apayrı' isimli albümde karşımıza çıktı. Bu albümle Elektronik Müzik'e hafif bir geçiş yaptı. Ardından 'Hande Maxi' adlı Maxi Single'ı ile bu duruşunda kararlı olduğunu gösterdi. Hiç durmadan çalışan Hande Yener 2007 yılında 'Nasıl Delirdim' adlı albümüyle karşımıza çıktı. Bu albümde Elektronik Müzik'i başarılı bir şekilde uyguladı. 'Romeo' adlı parçası haftalarca listelerde zirvede kaldı ve otoriteler tarafından tam not aldı. Türkiye'ye Elektronik Müzik'i tam olarak kazandırmış oldu.

2008 yılında çıkardığı Hipnoz albümünde özel ses efektleri kullanıldı ve Elektronik Müzikteki başarısına bir yenisini daha ekledi. Nisan başında 'Hayrola' adlı son stüdyo albümünü müzik severlerle paylaşan elektronik müziğin kraliçesi, albümdeki tüm sözleri kendi yazdı. Bu albüm için de birbirinden cesur pozlar veren Yener yine farkına ortaya koyacak tarzda. Albümde Teoman ile düet yapacakları parça "Arsız" yer alıyor. Hayrola adlı parçanın video klibi 21 nisan salı günü müzik kanallarında yayına girmiştir.Klibin yönetmenliğini Kemal Doğulu üstlenmiştir. Hande Yener Disco kralı programında hayrola parçası eşliğinde yaptığı cesur show ile oldukça ilgi çekmiştir. Bu albümde sanatçı şimdiden 15 televizyon programına ve 10 radyo programına konuk olmuştur. Hande Yener Hayrola promosyon kapsamında Balans'ta gazeteciler tarafından oldukça konuşulan bir konser vermiştir.Mayıs ayı içerisinde üniversite ve halk konserlerine başlayacağını Pal FM ve Beyaz Show programında hayranlarına açıklamıştır.

Makbule Hande Özyener, bilinen sahne adıyla Hande Yener, Türk şarkıcı ve söz yazarı. Ses getiren bir çıkış yaptığı yıllardan itibaren sık sık çıkardığı albümlerle Türk pop müziğinde kendine yer edindi. Müziğinin yanı sıra kıyafetleri ve sık değiştirdiği saç rengiyle adından bahsettirdi. Zaman zaman müzikal tarzında da değişiklikler yaptı, pop müzikten elektronik müziğe geçtiği dönemde yaptığı "bakkal müziği" tanımlaması yüzünden çeşitli tartışmaların içinde yer aldı. Kariyerindeki adımları ve kişiliği birçok kez incelenerek yorumlandı, bazen "Türk Pop Müziğinin Kraliçesi" şeklinde anıldı. Bunun bir sonucu olarak onuncu stüdyo albümüne Kraliçe (2012) adını verdi.

Kadıköy, İstanbul'da doğan Hande Yener, ortaokul eğitimi sonrasında ailesi konservatuvara gitmesine izin vermeyince Erenköy Kız Lisesi'ne başladı ancak bu okulu ikinci sınıfta terk ederek evlendi. Küçük yaşlarından beri hayalini kurduğu şarkıcılığı yapmak için Sezen Aksu'ya ulaşmaya çalıştı ve tezgâhtarlık yaptığı mağazaya gelen Hülya Avşar aracılığıyla Aksu'yla tanıştı. Aksu'nun yanında bir dönem geri vokallik yaptıktan sonra Altan Çetin ile çalışarak hazırladığı ilk stüdyo albümü Senden İbaret'i 2000 yılında yayımladı. Bu albümün ardından MÜ-YAP sertifikalı Sen Yoluna... Ben Yoluma... (2002), Aşk Kadın Ruhundan Anlamıyor (2004) ve Apayrı (2006) dahil olmak üzere çeşitli başarılar yakalayarak 2000'lerin en iyileri arasında gösterilen albümler hazırlayıp satışa sundu. "Yalanın Batsın", "Sen Yoluna... Ben Yoluma...", "Acele Etme", "Kırmızı", "Kelepçe", "Aşkın Ateşi", "Kim Bilebilir Aşkı", "Romeo", "Sopa", "Bodrum", "Ya Ya Ya Ya", "Naber" ve "Sebastian" gibi birçok şarkısı hit oldu.

Yener, hayranı olduğu ve birçok yerde övgüyle bahsettiği Madonna başta olmak üzere birçok isimden etkilendi. İmajı, klipleri ve performansları Madonna'nın da aralarında bulunduğu çeşitli kişilerle benzer bulunarak sıkça karşılaştırıldı. Uzun yıllar dinlenebilecek albümler yapmayı istediğini ve müziğini güncel tutma çabası içinde olduğunu ifade etti. Türkiye'de 2000'li yıllarda tek bir albümü bir milyondan fazla satan az sayıdaki şarkıcıdan biri olarak kayıtlara geçti. 2013'te YouTube'da en çok izlenen Türk şarkıcı oldu. Aynı yıl kısa bir dönem ses yarışması Veliaht'ın jüri koltuğunda oturdu. LGBT topluluğu tarafından bir gay ikonu olarak görülen Yener, 2008'de Kraliçe Fabrika'da filmine gey ikonu olarak konuk oldu. 2015'te iş hayatına atılarak Muğla'da Sebastian Beach Club adlı gece kulübü ve plajı işletmeye başladı. Bugüne kadar dört Altın Kelebek Ödülü ve dört Kral Türkiye Müzik Ödülü dahil olmak üzere onlarca ödül kazandı.

Türkan Şoray Kimdir?

28 Haziran 1945'de devlet demir yollarında memur olan Halit Şoray ve ev hanımı Meliha Şoray'ın kızı olarak İstanbul'da dünyaya geldi. Ekonomik açir ailesi olan Şoray, öğrenimine Rami Taş okulunda başladı. Sürekli olarak mahalle değiştirdiklerinden, farklı okullara devam etmek zorunda kalan Şoray, ilköğrenimini 1956’da Feriköy İlkokulu'nda tamamladı.

Şoray’ın babası bir süre sonra işini bırakıp polis memuru oldu, annesi ise bir lastik fabrikasında çalışmaya başladı. Zorlu yaşam koşulları sebebiyle Şoray, küçük yaşta evin işleriyle ilgilenmek zorunda kalmıştı. 1954’te kız kardeşi Nazan Şoray dünyaya geldikten sonra anne babası arasındaki geçimsizlik üst noktalara ulaşmıştı ve çift boşanma kararı aldı. Kız kardeşiyle birlikte annesinde kalan Şoray, liseye devam ediyordu. Boşanma sonrası Karagümrük'teki Sarmaşık Sokak’a taşınan aileyi yine zorlu günler bekliyordu. Ancak Şoray'ın ev sahiplerinin kızı Emel Yıldız'la taşınması hayatının dönüm noktalarından biri olacaktı. Yıldız sayesinde Yeşilçam'a adım atan Şoray'ı o dönem Nisan Haper’in asistanı olan Türker İnanoğlu keşfedecekti. Köyde Bir Kız Sevdim filmindeki rol için önceden Emel Yıldız'la anlaşılmasına rağmen Şoray'a şans verildi. Annesi Meliha Şoray kızının aktris olmasını istemediği halde maddi sıkıntıları yüzünden çalışmasına onay vermişti. İlk filmi için kamera önüne geçen Şoray'ı sinemada uzun soluklu bir kariyer dönemi bekliyordu.

O dönemde henüz 15 yaşında olan ve Şadi Çadırcı ile nişanlı olan Şoray, ilk filminden sonra yeni teklifler almaya başlamıştı. Bir süre sonra Çadırcı'dan ayrılıp İnanoğlu ile nişanlanan oyuncu, Aşk Rüzgarı ve Utanmaz Adam filmlerinden sonra basının da dikkatini çekmeye başladı ve dönemin ün yapmış haftalık popüler dergilerinden “Sinema" için kapak kızı seçildi. Şoray'ın 15 Mart 1961'de basılan dergiyle artık yüzü tanınmaya başlamıştı. Sinema dergisinin ardından Artist, Büyük Gazete ve Ses gibi yayınlarda da görüldü.

Eylül 1962’de bir film setinde tanıştığı Rüçhan Adlı’nın Şoray’ın hayatında önemli bir rolü olacaktı. Zira baba sevgisini kendisinden 23 yaş büyük olan Adlı'da bulan Şoray, bu ilişkisini yirmi yıl gibi uzun bir süre sürdürecekti. Rüçhan Adlı'nın evli olması nedeniyle magazin basınında haklarında birçok şey yazılıp çizilen çift, tüm olumsuzluklara rağmen birlikte olmayı seçmişlerdi. Şoray’ın Sultan olarak anılmasında ve "Şoray Kanunları" olarak nitelendirilen kurallarının oluşmasında Rüçhan Adlı'nın büyük rolü vardı. Zira Adlı, Şoray'ın her filmde rol almasını istemiyor, dekolte giymesine, filmlerdeki ağır çalışma koşullarına ve öpüşmesine karşı çıkıyordu. Adlı, oyuncuya bazı kısıtlamalar getiriyordu ve ona "Sultanım" diye hitap ediyordu. Bu hitap biçimi daha sonra dönemin ünlü yayınlarında haber oldu ve Şoray, "Sultan" lakabıyla anılmaya başladı.

Şoray “Otobüs Yolcuları”ndan sonra, aktris olarak kendini iyice yetiştirmiş olduğu görülen Acı Hayat'ta rol aldı. Sinema yazarları tarafından “Yılın filmi” seçilen Acı Hayat, Şoray'a 1964’te I. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandırdı. Şoray, filmografisi için oldukça önemli olan bu filmdeki rolüyle sinema eleştirmenleri ve senaristlerden büyük övgüler aldı.

Şoray sayesinde ailesinin maddi durumu da düzelmiş, üst üste çektiği filmlerle oyunculukta kendine sağlam bir yer edinmeye başlamıştı. Dönemin ünlü yapımcıları ve film şirketi sahipleri Murat Köseoğlu (Aca Film), Osman Seden (Kemal Film), Nevzat Pesen (Pesen film) Şoray'ı filmlerinde oynatabilmek için birbirleriyle yarışıyorlardı. Oyuncu 60'lı yıllara çok kısa sürede damgasını vurmuş, 1965'te Fatma Girik, Hülya Koçyiğit, Filiz Akın'la birlikte Türk sinemasının en iyi dört kadın oyuncusundan biri olmuştu. Aynı yıl rol aldığı “Sürtük” adlı film, Türk sinema tarihi açısından önemliydi, zira inanılmaz bir seyirci rakamına ulaşmış, Şoray’ı büyük bir yıldız yapmış ve gazino filmleri dönemini başlatmıştı.

Ancak 1966'dan sonra yapımcıların para makinesi olarak gördüğü Şoray, ardı ardına benzer konulu filmler çekmeye başlamıştı ve sinemalarda sadece Şoray filmleri gösteriliyordu. Bu durum oyuncunun filmlerine gösterilen ilgiden kaynaklanıyordu ancak sinema izleyicisinde bir süre sonra bıkkınlık yaratmaya başlamıştı.

70’lerin başında yine zirvede görünen Şoray, 1972 yılıyla birlikte mesleki yaşamında yeni bir döneme başladı. Zira film sayısını ciddi anlamda azaltma kararı almıştı. Aynı yıl çektiği Cemo ve Dönüş filmleriyle başarı kazanan Şoray için Dönüş filmi ayrı bir önem taşıyordu. Çünkü oyuncunun ilk yönetmenlik deneyimiydi. Tepkilerle karşılaşsa da o dönemde hapiste olan Yılmaz Güney'den rejisörlüğü için kutlama mesajı alan Şoray'ın kendine güveni arttı. Film yılın en büyük hâsılat getiren yapımı olmasının dışında 1973 yılında “Moskova Film Festivali”nde özel bir ödül aldı. İkinci yönetmenlik denemesi olan Azapta için 1973'te kamera arkasına geçen Şoray, ilki kadar başarılı olamadı.

70’li yıllarda ortaya çıkan porno film furyasının yanında muhtıra nedeniyle de Şoray, bu süreç içinde çok az yapımda yer aldı. Bunlardan biri de Atıf Yılmaz’ın yönetmenliğinde büyük ses getiren ve başrollerini Kadir İnanır’la birlikte paylaştıkları Selvi Boylum Al Yazmalım’dı.

80’ler, Şoray’ın hem özel hayatında hem de sinema kariyerinde önemli değişikliklerin gerçekleştiği yıllar oldu. Zira oyuncu, 1983’te Rüçhan Adlı’yla 20 yıl süren ilişkisini sona erdirdikten sonra, Şoray kanunlarının pek hükmü kalmamıştı. Kendisi gibi oyuncu olan Cihan Ünal’la yine 1983’te dünya evine giren Şoray’ın 1 yıl sonra annesi hayata gözlerini yumdu. 1985 yılında kızı Yağmur Ünal dünyaya geldikten sonra Şoray film çalışmalarına bir süre ara verdi ve 1987’de Hayallerim Aşkım ve Sen’de başrolde oynadı. Aynı yıl Ünal’dan boşanan Şoray, Rumuz Goncagül, Gramofon Avrat, Soğuktu ve Yağmur Çiseliyordu gibi başarılı filmlerde rol aldı. 1993’te Aziz Nesin’in aynı adlı romanından beyaz perdeye uyarlanan Tatlı Betüş isimli TV dizisinde kamera önüne geçtikten sonra ona Altın Portakal’da ikinci kez en iyi kadın oyuncu ödülünü kazandıracak olan Bir Aşk Uğruna 1994’te vizyondaydı. Aynı yıl babasını bir yıl sonra da büyük aşkı Rüçhan Adlı’yı kaybeden Sultan, Yerçekimli Aşklar, Nihavend Mucize gibi yapımlardan sonra, Türk televizyon tarihinde çok önemli bir yere sahip olan İkinci Bahar’da Hanım rolünü canlandırdı. 2001’de TV izleyicisiyle Haluk Bilginer’le başrolleri paylaştıkları Tatlı Hayat ile yeniden buluşan Şoray, 1997’den sonra ilk kez uzun bir metrajlı bir filmle kamera önüne geçecekti: Gönderilmemiş Mektuplar.

Şoray, Mürüvvetsiz Mürüvvet ve Cemile isimli TV dizilerinden sonra 2006’da Uğur Yücel’in yönetmenliğini yaptığı “Hayatımın Kadınısın” isimli filmle izleyiciyle buluşmuştur.

Haziran 2015 ayında Muğla’nın Menteşe ilçesinde çekimlerine başladıkları, senaryosunu Onur Ünlü'nün yazdığı ve Yağmur Ünal’ın yapımcılığını üstlendiği "Uzaklarda Arama" adlı filmin yönetmenliğini annesi Türkan Şoray yapacak. Yağmur Ünal, ayrıca bir hayat kadınını canlandıracağı bu filmde ilk defa oyunculuk da yapacak. Filmin oyuncuları ise Sevda Erginci, Doğa Konakoğlu, Eşref Kolçak, Tanem Sivar, Fırat Tanış, Kaan Urgancıoğlu, Suna Selen, Elif Atakan, Mustafa Uğurlu, Ekin Türkmen, Pınar Göktaş, Sercan Badur, Mehtap Bayri gibi oyuncular olmuştur.