Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hocası Münir Özkul'un son hali yürek parçaladı! Münir Özkul öldü mü?

Yeşilçam'ın usta aktörü Münir Özkul, KOAH ve DEMANS hastalığının pençesinde özel bir sıhhat merkezinde tedavi görmekte iken çekilen son halinin fotoğrafları, kendi asıl izni olmadan basına sızdı. Münir Özkul' a büyük saygısızlık dedirten fotoğraf paylaşımları sonrasında tanınmaz hale geldi dedirten görüntüler, ailesi başta olmak üzere tüm medyanın tepkisini topladı. Münir Özkul' un nihai görüntülerini ustaya saygı bakımından yayınlamıyoruz.

Hababam Sınıfı'nın Mahmut Hocası Münir Özkul'un son hali yürek parçaladı! Münir Özkul öldü mü?

Uzun yıllardır büyük sanat emektarı Münir Özkul ile ilgili olarak sağlıkdurumunun ağırlaştığı, son nefesini vermek üzere olduğu ve hatta vefat ettiği ile ilgili haberler yayılıyor. Tedavisini sürdüren Medilife Beylikdüzü Hastanesi Yoğun Bakımlar Sorumlu Doktoru Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Nilüfer Şenbecerir, Münir Özkul'un son durumu ve O'nu hayata bağlayan "Sevgi Gücü" formülünü anlattı.

89 yaşındaki ünlü sanatçının sağlık durumunda fark oluşturan gelişmeleri anlatan Anestezi ve Reanimasyon Uzmanı Dr. Nilüfer Şenbecerir, "Bu Hastalıkların tedavisindeki en önemli formül "Sevginin Gücü"dür. Hem KOAH hem de Demans Hastalığı kişinin hareket ve hayat kapasitesini sınırlandırır. Başkalarının bakımına bağlı kılar. Tedavileri uzun ve meşakkatlidir. Hastanın, yakınlarının ve doktorlarının istekli, sabırlı ve gayretli olması gerekir. Bütün bunları birleştiren ise "Sevginin Gücü'dür." Sevgili Münir Özkul ile birlikte tüm takım bu mücadeleyi severek, candan ve isteyerek sürdürüyoruz. "Sadece ilaç vermekle", "Sevgiyle ilaç vermek" aynı etkiye sahip değildir diye düşünüyorum. Çiçekler bile sevilince başka güzel açar, başka güzel kokar" dedi.

YAŞAM BİTENE KADAR BİR MACERADIR

Dr. Nilüfer Şenbecerir, "Münir bey ve Umman hanım ile 4 yıl önce tanıştım. Herkes bana "Sen deli misin? Ağır ve tedavi süreci belirsiz hastalıklar söz konusu. Ölünce kameralar sana dönecek. Başarısızlık sana mal edilebilir. Bundan korkmuyor musun?" dediler. Bana göre yaşam bitene kadar bir maceradır. Ve mesleğim gereği risk almaktan korkmam, korkamam. Hastalarımız adına riskleri bizler üstleniriz. Ben hiç yılmadan, hiç yorulmadan bir an bile şüpheye düşmeden tüm bildiklerimi, öğrendiklerimi onunla ve ailesiyle paylaştım.

SON SAHNE OSCAR'LIK OLMALIYDI

Her şey ona yakışır olsun istedik. Evde küçük bir tiyatro sahnesi kurduk. Baş Roller de Münir Özkul ve Umman Özkul vardı. Ben ise Yönetmendim. Son Sahnemiz Büyük Usta'nın hak ettiği gibi Oscar'lık olmalıydı. Diğer oyuncular ise bu yaşamda büyük emek ve çabaları olan yardımcı sağlık personellerimiz oldu. Münir Özkul'u çok ama çok seven ailesi ve tüm dostları ile hala sahnedeyiz.

"ASILSIZ ÖLÜM HABERLERİ İLE ÖMÜR MÜ? YAZILDI"

Ölüm, maalesef istemesekte mesleğimizin bir parçası. Çoğu kez sevenlerine o zor cümleleri biz kurarız. İlginç olarak Münir Özkul ile ilgili ölüm haberlerini hem de bir kaç defa yanındayken başka kaynaklardan duymuş olmamdı. Bizim için şaşırtıcı ve ilginç deneyimlerdi. Sorumlu doktoru olarak Benim ve Ailesinin bilgisi olmadan bu tip haberler yapıldı. Habercilerin "Sevgi Gücü" ve haberciliğin hızının bu sonuçları doğurduğunu öğrendikçe asılan suratlarımız tebessümle doldu. Eskiler rüya da ölü görmek, yanlış sela verilmesi ile ömür yazılırmış derler. Ne diyelim "Her işte bir hayır vardır."

"SOLUNUM CİHAZIYLA SEVGİ VERİYORUZ"

"Hepimizin Mahmut Hoca'sı Münir Özkul'un DEMANS ve KOAH tanıları ile dört yıldır solunum cihazına bağlı şekilde evde takip ve tedavisi devam ediyor. Bizi ve nefes alıp vermeyi sevdiğini hissediyoruz. Bedensel ihtiyaçları değişse de sevgi ihtiyacı hiç değişmiyor. Biz de solunum cihazıyla sevgi gücü formülümüzü vermeye devam ediyoruz" dedi.

Münir Özkul kimdir?

İstanbul Erkek Lisesi mezunudur. Sanat hayatına henüz lise öğrencisiyken 1940 yılında Bakırköy Halkevi'nde tiyatro ile başladı. Bir süre İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne ve Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü'ne devam etti. 1948'de Ses Tiyatrosu'nda sahnelenen Aşk Köprüsü oyunuyla profesyonel oldu. Daha sonra Muhsin Ertuğrul'un yönetimindeki Küçük Sahne'ye geçti.[1] Bu dönemde John Steinbeck'ten Fareler ve İnsanlar (1951), John Millington Synge'den Babayiğit, George Axelrod'dan Yaz Bekarı (1954),John Patrick'ten Çayhane (1955) gibi oyunlarda oynadı. Daha sonra İstanbul Şehir Tiyatroları'nda (1958-59), Ankara Devlet Tiyatrosu'nda (1959-60) ve Aksaray'daki Bulvar Tiyatrosu'nda arkadaşlarıyla kurduğu kendi topluluğunda (1960-62) çalıştı. 1963-67 arasında çeşitli topluluklarla turnelere çıktı; zaman zaman sahneden uzak kaldığı dönemler oldu. Yer aldığı özel tiyatrolarda Sadri Alışık, Cahit Irgat, Nevin Akkaya ve Şükran Güngör gibi oyuncularla görev aldı.

Özkul 1968'de Altan Karındaş topluluğunda oynanan Sadık Şendil'in Kanlı Nigar oyunundaki rolüyle İlhan İskender Armağanı'nı kazandı. Gene bu başarısı üzerine İsmail Dümbüllü, Kel Hasan'dan devraldığı 50 yıllık simgesel kavuğu Özkul'a verdi (Özkul bu kavuğu 1989'da Ferhan Şensoy'a devretti.). Daha önce de oynadığı Haldun Taner'inSersem Kocanın Kurnaz Karısı (1978) oyunundaki rolüyle Avni Dilligil (1978), Ulvi Uraz (1979), İsmet Küntay (1979) ve İsmail Dümbüllü (1980) ödüllerini kazandı.

Kaynak: Diyarbakır Söz