20 Nisan 2014 Pazar
Ana Sayfa   |   Uzay TV   |   Künye   |   Reklam   |   İletişim  |
Diyarbakır Söz
 
Av. Cavit Torun
  24 Ekim 2013 Perşembe

  cavittorun@diyarbakirsoz.com
  Av. Cavit Torun
DERSHANE KAPATMAK

Kanunla değil, alacağınız tedbirlerle, bu tedbirlerin uygulamadaki başarısı ile dershanelerin kendiliğinden ortadan kalkmasını sağlarsanız, bu sizin başarınız olur. Yoksa durduk yere vatandaşlar dershanelere milyonlarca para harcıyorlar, bu onların ekonomilerini olumsuz etkiliyor diyerek bir kanun çıkartmak yolu ile dershaneleri kapatmak manevi bir cinayet olur.

Bu ülkede milyonlarca insan asgari ücret ile geçiniyor. Asgari ücret ile geçinmeye çalışan insanlar geçmişte de açtı, şimdi de açtırlar. Ak Partinin iktidara gelmesinden sonra asgari ücrette büyük bir sıçrama yaşandı. 2001 yılında asgari ücret 188 lira 700 kuruş iken, şimdi brüt 877.50 kuruştur. Bu 877.50 kuruştan vergiler kesildikten sonra işçinin eline 700 lira 45 kuruş geçmektedir.

Asgari ücret ile geçinen bir ailenin çocuğunun yıllığı 2-3 bin lirayı bulan dershane parasını ödemesinin ne kadar zor olduğu ortaya çıkıyor. Bu aileler ya kuru ekmekle geçinip gidiyorlar, aç yatıp aç kalkıyorlar veyahutta çocuklarını dershanelere gönderemiyorlar, tabir caiz ise bu sistemde okutamıyorlar.

Olaya bu yönü itibariyle bakıldığında, yürütmenin dershaneleri kapatma yolundaki çabası anlaşılabilir. Çünkü asgari ücret ile geçinmeye çalışan ailelerin bir de yukarıda değinildiği üzere yıllık iki ila üç bin lira arasında bir dershane ücretini ödemeleri imkansız. Yürütmenin insanları böyle bir mecburiyetten kurtarma yönündeki çabaları elbette yadsınmaz.

Dershane ücretini ödemekte zorluk çeken asgari ücretli ailelerin normal yaşantıları sanki makul ölçüler içerisinde devam ediyor mu? Buna niye bakılmıyor. Eylül 2013 tarihi itibariyle 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırı 3.361.70 kuruş olarak belirlenmiş durumda. Yani 4 kişilik bir ailenin eline bu kadar para geçer ise bu insanlar açlık ve yoksulluk sınırı içerisinde kutu ya yemuvt bir şekilde hayatlarını sürdürmüş olurlar.

Ya bir de aile fertlerinin çoğunun çalışmadığı 4,5,6 hatta 7 kişilik ailelerin evlerine 700 lira para girdiğinde sizce manzara nedir. Açlık ve yoksulluk sınırı olan rakamın 5 kat eksiği ile ev geçindirmek ne demektir? İlgililer her şeyden önce bunun hesabını yapmalıdırlar. Yeminle söylüyorum anadolu insanı açtır aç.

İşte bu hafta Manisa Somada madende göçük altında kalan ve hayatını kaybeden 49 yaşındaki işçi Yunusun eşi 6 çocuğu ile ne yapacağını bilmez bir şekilde ordan oraya kendisini atıp duruyordu. Gitme dedim, bu iş bize göre değil ama dinlemedi, çünkü çocuklar büyümeye başlamış ihtiyaçlarımız artmıştı, o nedenle 1200 lira için ölüm çukuruna indi diyor. O arada kameralar işçi Yunusun evinin görüntülerini verirken insanın içinin burkulmaması, la havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim dememesi imkansız.

Peygamberimiz Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.s) “az kaldı fakirlik küfür olacaktı” diyor. İngilizler de meşhur ata sözlerinde “Hungry Man İs An Angry Man-Aç adam kızgın adamdır” diyorlar.

Evet asgari ücret 2002 yılı ile kıyaslanmayacak şekilde yükselmiştir, ancak vatandaşın enflasyonu da hiç yadsınmayacak şekilde bir artış göstermiştir.2002 yılında dana karkas etin kiloğram fiyatı 5-6 lira civarında iken, şimdi yenilecek gibi olanı 25-30 lira aralığındadır. Büyük şehirlerde bu rakam daha fazladır. Zira bu sene Elazığ Gezin beldesinde 25 lira civarında olan dana eti, Ankara’da nerede ise iki katı idi.

Yazıyı dershaneler ile başlattım, bakın savrularak nerelere geldim.

Evet aileler yürütmenin dediği gibi dershanelere bu şartlarda yıllık 2-3 bin lira olan dershane ücretini ödeyemezler. Akrabai tallukatın yardımı ile bunu yapmaya çalışanlar bin bir türlü mahcubiyet içerisinde kalırlar veya himmet sahibi vatandaşların yardım elinin kendilerine uzanmasını üzülerek beklerler.

Peki çözüm?

Kapattım gitti.

Olmaz, olamaz, olmamalıdır.

Yazının başında da belirttim.

Yürütme aldığı, alacağı tedbirlerle dershane olayını kendiliğinden işlevsiz hale getirmeye çalışmalıdır. Eğitim sistemi öyle bir hale evrilir, öyle bir gelişme gösterir ki, hiçbir öğrenci dışarıdan yardım almaya ihtiyaç duymadan eğitim hayatına devam edebilir…

Siz hangi tedbiri alırsanız alınız, bu düşüncenin Türkiye’de uygulanması mümkün müdür?

Bugün için değildir.

Sebebi de şudur.

Öğrencilerin ancak yüzde 10 u sınıfta öğretmenlerin verdiği bilgileri anlayabilir, bununla iktifa edebilir. Diğer geri kalan kısmının dışarıda bir yardımcıya ihtiyacı vardır. Sınıfta öğretmenin verdiklerini tekrar ederken, dayaksız, küfürsuz, hakaretsiz, itilip kakılmasız serbest çalışma ortamına ihtiyacı vardır çocukların. Bunu ya ailede anne baba ve eğitimli daha büyük kardeşler sağlayabilir veyahutta alanında yeterli öğretmenlerden ders alması icab eder.

Türkiye’de ailelerin eğitim durumları belli. İlk okulu bile bitirmeyen milyonlarca insanımız var. Hadi diyelim bu insanlar orta okulu veya liseyi bitirmiş olsunlar. Bunlar belki ilk ve orta öğretimde okuyan çocuklarına yardımcı olabilirler, işten arta kalan zamanları varsa.

Ya bu insanlar yüksek öğrenime hazırlık konusunda çocuklarına nasıl yardımcı olacaklar? İşte bu durumda hangi sistem getirilir ise getirilsin çocukların okul dışında bir ek eğitime ihtiyaçları vardır, bunu da ancak dershaneler sağlayabilir.

Şimdilerde adına cemaat densin, hizmet densin, kim ne ister ise söylesin, bunların çocuklarımızın şu son 20 yılda eğitim hayatına kattıklarını kim inkar edebilir. Şu anda Ak Parti iktidarını oluşturan Milletvekili, Bakanlar v.s nin çocuklarının yüzde doksanı hangi kurumdan geçerek bugünlere geldiler. Bu eğitim kurumları sade çocuklarımıza okuldan eksik kalan dersleri tamamlamanın dışında, hepimizin o çok önemsediği “AHLAKI” vermede gösterdiği başarıyı kim şimdiye kadar sağlayabilmiş ki? Ashabı suffa’ya denk seviyede yetiştirilmeye çalışılan bu çocukların, böyle bir imkandan mahrum kalmalarına müncer olacak kararların vebali hiç kuşkusuz ağır olur.

28 şubat sürecinde de dershanelerin ve okulların kapatılması gündeme gelmişti. Hiç unutmuyorum Fethullah Gülen Hoca, eğer bu kurumlar bu ülkeye zarar veriyor, istenileni temin etmiyor ise, beş kurusuz tamamını alsınlar, ne yapıyorlar ise yapsınlar. Tabii Türkiye halkı buralara emek verdi, para verdi, şirket kurdu, onların elbetteki yasalar çerçevesinde hakları bakidir. Onlar isterlerse, haklarını alırlar, isterlerse devlete hibe ederler, kim ne yapmak istiyor ise yapsın demişti.

Pek tabii devletin bir aklı vardır. O akıl gerekli araştırmayı yaptı, incelemelerde bulundu. Hatta bir defasında Diyarbakır’daki Dicle kolejine askeri erkan il müftüsünü de yanlarına alarak baskın yapmışlar, halılarla döşeli mekanlarda postalları ile gezmişler, buralarda namaz mı kılınıyor, alın işte size namaz dercesine hareket/hakaret/ etmişler, ama sonunda kim nasıl rapor verdi ise verdi, bu okullar, dershaneler o dönemin insanları tarafından bile kapatılmadı.

Dinliyorum da Fethullah Gülen hoca şimdilerde dolaylı olarak intizarda bulunup duruyor, binbir türlü fedakarlıklarla açılmış eğitim yuvalarının kapatılmasını nasıl yaparlar bunu aklım almıyor cinsinden açıklamalar yapıyor.Ve pek tabii çok üzülüyor.

İşte bu son rahatsızlıkları, yüksek tansiyon ve ardından kalpteki ritim bozuklukları samimi olarak inanıyorum, o üzüntülerin sonucudur.

Sayın Başbakanımız telefon açmış geçmiş olsun dileğinde bulunmuş. Sayın Cumhurbaşkanımızda öyle.

Eee bu kadar biri birlerine yakınlık hisseden insanlar biri birlerini neden üzüyorlar acaba.

Kur’anın emri ortada. İki kardeş arasında ihtilaf çıktığında, siz onların arasına girin, sulh edin. Sulha rağmen diğeri haksızlığa devam ederse, ona karşı elbirliği ile karşı çıkın diyor.

Açık söyleyeyim, bir musibet ortaya düşmüş, can yakıyor. bu dershaneler, okuma evleri v.s Türkiye’de kapatılır ise, dünyanın dört bir yanındaki bu türden görev yapan kurumlara tesirleri nasıl olur, işin bu yönüne de bakmak lazım değil mi? bir iş Türkiye için zararlı ise, Rusya ne der ne düşünür?

Bunu en kısa zamanda telafi etmenin yolu, Sayın Cumhurbaşkanımızın inisiyatif almasıdır. Zira yarın bir gün Parlamentodan çıkan kanun önüne geldiğinde, en zor durumda kalacak olanlardan birisi de O’dur.

İşte ben hep böyle açık söylüyorum, açık yazıyorum. Kötümü ediyorum. Ortada bir hakikat varsa bugün söylemeyecek isek,ne zaman söyleyeceğiz.

Ak Parti sorun çözen bir partidir ve inanıyorum ki, asla bir sorunun sebebi olmayacaktır.

Facebook'ta Paylaş Bu yazı 2323 defa okunmuştur.
Yazarın diğer yazıları: Tüm yazıları için tıklayın
BELEDİYE MECLİSLERİ 19.04.2014
ANAYASA DEĞİŞMEDİĞİ SÜRECE 17.04.2014
PİLAV ÜSTÜ KAVURMA 16.04.2014
DÖN DOLAŞ YOLLAR YİNE ESKİ KAPIYA MI ÇIKACAK 15.04.2014
HAYRAN KALDIM O GURURA (FEHMİ UYANIK AĞABEYE) 14.04.2014
HEM NE ÇELİŞKİ HEM NE YAMAN ÇELİŞKİ 12.04.2014
ABD’LİLERLE AŞIK ATILMAZ 11.04.2014
 

 

Söz Tv Uzay Tv
   
MANŞETTEN HSYK YASASI'NIN ÇIKARILMASI ELZEMDİR!
24 Ocak 2014 Cuma
 
Diyarbakır Söz
GÜNÜN YORUMU PARALEL FİTNE = KOZMOPOLİT SİYASET! (III)
17 Nisan 2014 Perşembe
 
M. Ali ALTINDAĞ
KALEMİN DİLİ Haftasonu, rahmeti ve bereketi yaşayacağız!
19 Nisan 2014 Cumartesi
 
Ömer Büyüktimur
CUMA SOHBETİ KUTLU DOĞUM
18 Nisan 2014 Cuma
 
M. Said Yaz
AÇIK PENCERE BELEDİYE MECLİSLERİ
19 Nisan 2014 Cumartesi
 
Av. Cavit Torun
AYDIN BAKIŞ YAŞAMA HAKKI İÇİN BİRAZ İYİNİYET LÜTFEN!
06 Mayıs 2013 Pazartesi
 
Av. Mustafa Şenay CANORUÇ
TARAFTARIN SESİ DİYAR’IN VAN KEYFİ
25 Mart 2014 Salı
 
Ali Yılmaz
BÖLGEMİZDE VİRAL HEPATİT B KARACİĞER KANSERİ
14 Nisan 2014 Pazartesi
 
Doç.Dr.Mustafa ÇELEN
ANKARA'DAN BAKIŞ CUMHURBAŞKANI SEÇİMİ VE AK PARTİ TÜZÜĞÜNDE ÜÇ DÖNEM
16 Nisan 2014 Çarşamba
 
Cemal Toptancı
Söz Kritik YENİ DİYARBAKIRSPOR’UN ÇOK BİLMİŞLERİ!
31 Mart 2014 Pazartesi
 
Burhan Gül
Max Bilgisayar
Ana Sayfa   |   Uzay TV / SÖZ TV  |   Arşiv   |   Künye   |   Reklam   |   İletişim  | Sık Kullanılanlara Ekle
Copright © 2012 - Tüm hakları saklıdır. ANADOLU BASKI İŞLERİ ve GAZETECİLİK
Tasarım ve Programlama: Max Bilgisayar