27 Kasım 2014 Perşembe
Ana Sayfa   |   Uzay TV   |   Künye   |   Reklam   |   İletişim  |
Diyarbakır Söz
 
Av. Cavit Torun
  12 Mart 2014 Çarşamba

  cavittorun@diyarbakirsoz.com
  Av. Cavit Torun
BEDİÜZZAMAN EŞREF EDİB’E MÜLAKAT VERİRİKEN DEMİŞTİ Kİ,

“Bana ıztırap veren, ” dedi, “Yalnız İslâmın mâruz kaldığı tehlikelerdir. Eskiden tehlikeler hariçten gelirdi; onun için mukavemet kolaydı. Şimdi tehlike içeriden geliyor. Kurt, gövdenin içine girdi. Şimdi, mukavemet güçleşti. Korkarım ki, cemiyetin bünyesi buna dayanamaz. Çünkü düşmanı sezmez. Can damarını koparan, kanını içen en büyük hasmını dost zanneder. Cemiyetin basiret gözü böyle körleşirse, iman kalesi tehlikededir. İşte benim ızdırabım, yegâne ızdırabım budur. Yoksa şahsımın mâruz kaldığı zahmet ve meşakkatleri düşünmeye bile vaktim yoktur. Keşke bunun bin misli meşakkate mâruz kalsam da iman kalesinin istikbali selâmette olsa!”

“Yüz binlerce imanlı talebeleriniz size âtî için ümit ve tesellî vermiyor mu?”

“Evet, büsbütün ümitsiz değilim. Dünya, büyük bir mânevî buhran geçiriyor. Mânevî temelleri sarsılan garp cemiyeti içinde doğan bir hastalık, bir veba, bir tâun felâketi, gittikçe yeryüzüne dağılıyor. Bu müthiş sârî illete karşı İslâm cemiyeti ne gibi çarelerle karşı koyacak? Garbın çürümüş, kokmuş, tefessüh etmiş, bâtıl formülleriyle mi? Yoksa İslâm cemiyetinin ter ü taze iman esaslarıyla mı? Büyük kafaları gaflet içinde görüyorum. İman kalesini, küfrün çürük direkleri tutamaz. Onun için, ben yalnız iman üzerine mesaimi teksif etmiş bulunuyorum. Risale-i Nur’u anlamıyorlar. Yahut anlamak istemiyorlar. Beni, skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar. Ben, bütün müspet ilimlerle, asr-ın hazır fen ve felsefesiyle meşgul oldum. Bu hususta en derin meseleleri hallettim. Hattâ bu hususta da bazı eserler telif eyledim. Fakat ben öyle mantık oyunları bilmiyorum. Felsefe düzenbazlıklarına da kulak vermem. Ben, cemiyetin iç hayatını, mânevî varlığını, vicdan ve imanını terennüm ediyorum. Yalnız Kur’ân’ın tesis ettiği tevhid ve iman esası üzerinde işliyorum ki, İslâm cemiyetinin ana direği budur. Bu sarsıldığı gün, cemiyet yoktur. Bana, “Sen şuna buna niçin sataştın?” diyorlar. Farkında değilim. Karşımda müthiş bir yangın var. Alevleri göklere yükseliyor. İçinde evlâdım yanıyor, imanım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye,

imanımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda biri beni kösteklemek istemiş de ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müthiş yangın karşısında bu küçük hâdise bir kıymet ifade eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler!

“Beni, nefsini kurtarmayı düşünen hodgâm bir adam mı zannediyorlar? Ben, cemiyetin imanını kurtarmak yolunda dünyamı da feda ettim, âhiretimi de. Seksen küsur senelik bütün hayatımda dünya zevki namına birşey bilmiyorum. Bütün ömrüm harp meydanlarında, esaret zindanlarında, yahut memleket hapishanelerinde, memleket mahkemelerinde geçti. Çekmediğim cefa, görmediğim eza kalmadı. Divan-ı harplerde bir câni gibi muamele gördüm; bir serseri gibi memleket memleket sürgüne yollandım. Memleket zindanlarında aylarca ihtilâttan men edildim. Defalarca zehirlendim. Türlü türlü hakaretlere mâruz kaldım. Zaman oldu ki, hayattan bin defa ziyade ölümü tercih ettim. Eğer dinim intihardan beni men etmeseydi, belki bugün Said topraklar altında çürümüş gitmişti.

Benim fıtratım, zillet ve hakarete tahammül etmez. İzzet ve şehamet-i İslâmiye beni bu halde bulunmaktan şiddetle men eder. Böyle bir vaziyete düşünce, karşımda kim olursa olsun, isterse en zalim bir cebbar, en hunhar bir düşman kumandanı olsa, tezellül etmem. Zulmünü, hunharlığını onun suratına çarparım. Beni zindana atar, yahut idam sehpasına götürür; hiç ehemmiyeti yoktur. Nitekim öyle oldu. Bunların hepsini gördüm. Birkaç dakika daha o hunhar kumandanın kalbi, vicdanı zulümkârlığa dayanabilseydi, Said bugün asılmış ve mâsumlar zümresine iltihak etmiş olacaktı.

İşte benim bütün hayatım böyle zahmet ve meşakkatle, felâket ve musibetle geçti. Cemiyetin imanı, saadet ve selâmeti yolunda nefsimi, dünyamı feda ettim. Helâl olsun. Onlara beddua bile etmiyorum. Çünkü, bu sayede Risale-i Nur, hiç olmazsa birkaç yüz bin, yahut birkaç milyon kişinin-adedini de bilmiyorum ya, öyle diyorlar, Afyon Savcısı beş yüz bin demişti. Belki daha ziyade-imanını kurtarmaya vesile oldu. Ölmekle yalnız kendimi kurtaracaktım; fakat hayatta kalıp da zahmet ve meşakkatlere tahammül ile bu kadar imanın kurtulmasına hizmet ettim. Allah’a bin kere hamd olsun.

Sonra, ben cemiyetin iman selâmeti yolunda âhiretimi de feda ettim. Gözümde ne Cennet sevdası var, ne Cehennem korkusu. Cemiyetin, yirmi beş milyon Türk cemiyetinin değil, yüzlerce milyon bütün İslam cemiyetinin imanı namına bir Said değil, bin Said feda olsun. Kur’ân’ımız yeryüzünde cemaatsiz kalırsa, Cenneti de istemem; orası da bana zindan olur. Milletimizin imanını selâmette görürsem, Cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım. Çünkü vücudum yanarken, gönlüm gül-gülistan olur. ”

Facebook'ta Paylaş Bu yazı 1461 defa okunmuştur.
Yazarın diğer yazıları: Tüm yazıları için tıklayın
ALEVİLİK BİR DİNMİDİR YOKSA İSLAM İÇERİSİNDE BİR MEZHEP BİR TARİKAT BİR YOLMUDUR(3) 27.11.2014
ALEVİLİK BİR DİNMİDİR, YOKSA İSLAM İÇERİSİNDE BİR TARİKAT/BİR YOL MUDUR (2) 26.11.2014
ALEVİLİK DİN MİDİR, YOKSA İSLAM İÇERİSİNDE BİR MEZHEP 25.11.2014
KAZI KAZAN 24.11.2014
IRAK İLE YENİ DÖNEM 22.11.2014
HDP’DE TEMİZLİK 21.11.2014
HEYULA BİR YAPI AMA KONTROLSÜZ DEĞİL 18.11.2014
 

 

Söz Tv Uzay Tv
   
MANŞETTEN DEVLET SU İŞLERİ’NDE ZİNCİRLEME SKANDAL! (II)
19 Haziran 2014 Perşembe
 
Diyarbakır Söz
GÜNÜN YORUMU “BU İŞ, BİZİM İŞİMİZ?!” (II)
25 Kasım 2014 Salı
 
M. Ali ALTINDAĞ
KALEMİN DİLİ DUBLE YOLLARIN ÖMRÜ 3 YIL MI?
27 Kasım 2014 Perşembe
 
Ömer Büyüktimur
SAĞLIĞIN SESİ Hepatit B ile Yaşam
24 Kasım 2014 Pazartesi
 
Prof.Dr.Mustafa ÇELEN
TARAFTARIN SESİ DİYARIN GÖLCÜK ZAFERİ
23 Eylül 2014 Salı
 
Ali Yılmaz
GÜNEYİN PENCERESİ Hakkâri’de bir “Mele’nin” itelenmesi!
05 Ağustos 2014 Salı
 
Prof. Dr. Sabri EYİGÜN
Söz Kritik 'Amedspor nereye gidiyor?'
19 Kasım 2014 Çarşamba
 
Burhan Gül
Max Bilgisayar
Ana Sayfa   |   Uzay TV / SÖZ TV  |   Arşiv   |   Künye   |   Reklam   |   İletişim  | Sık Kullanılanlara Ekle
Copright © 2012 - Tüm hakları saklıdır. ANADOLU BASKI İŞLERİ ve GAZETECİLİK
Tasarım ve Programlama: Max Bilgisayar