
Bilirsiniz;
Kemal Kılıçdaroğlu'nu!
Zaten 'nam-ı şahsiyetini' tanımayan yok.
Kendisine has 'sempatik'(!) bir yüze sahip.
Yani CHP'nin 'popülaritesi' en yüksek zatlarından.
Alışılmışın 'ötesinde' sürekli ikilem üzerine kurgulu bir politika anlayışı var.
Dönemsel 'rüzgara' sahip biri.
'Söyler' bir süre sonra 'Şaşar' tipli.
Öyle ki; bir bakarsanız ki 'farklı önerileriyle' toplumda derin heyecanlar yaratır.
'Acaba! Olabilir mi? Ya olursa' misali.
* * *
Ama ne var ki; bir süre sonra 'saman alevi' gibi sönüp!
Yarattığı 'heyecan' hem toplum nezdinde, hem de kendisinde 'hüsrana' sebebiyet verir.
Zaten bu yüzdendir ki;
CHP'de 'bazı kesimlerin' umut beslediği 'Liderlik' vasfı pek oturmuyor.
'Bundan Lider Olmaz' diye!
Çünkü 'sürekli' öneri ve fikirlerinde 'çark' icra ediyor.
İşte son 'çark' hadisesi de; Batman'da gelişti.
* * *
Malumunuz;
Hafta başı Kılıçdaroğlu Batman'da idi.
Partisinin İl Teşkilatı'nın 'aktivitesine' katılmak üzere gelmişti.
Esnafı gezmiş, sohbet edip 'o anları da' resimlendirmişti.
Gördüğü ve soluduğu 'havadan' olsa gerek; ciddi bir söylemde bulundu.
Okkalı bir söz!
"Toplumsal barışın bir parçası olacaksa genel affa evet deriz."
* * *
Doğrusu 'söylenmesi' ve icra edilmesi gereken; bir istem.
Özellikle; Türkiye'nin 'Barış ve Kardeşliği' için.
Kılıçdaroğlu'nun 'fitilini' ateşlediği Genel Af önerisi;
Bir anda Ankara'nın 'siyasi' tansiyonunu yükseltti.
Yani 'farklı önerisiyle' yeni bir heyecan yarattı.
Ne var ki; 'saman alevi' gibi! Çok çabuk 'söndü'!
Ardı ardına 'çark' edişler başladı.
* * *
Batman'da 'söyler', Ankara'da 'şaşar' misali.
İlk düzeltme; Grup Başkanvekili Süha Okay'dan geldi.
"Türkiye'de halen terörle mücadele ediliyorsa, terör dağdan şehirlere inmişse bir af söz konusu olamaz".
Tabi 'Kılıçdaroğlu'na tokat gibi inen 'düzeltme' talimatı Baykal'dan gelmişti.
Onun için de; Baykal önceki gün grup toplantısında bunu aleni bir şekilde 'tekzip' etti.
'Bu sözler yanlıştır'.
* * *
Derken;
Kılıçdaroğlu 'yediği' tekzip tokadının verdiği 'akılla' kameraların karşısına 'önce Deprem bölgesinde, sonra Ankara'da geçti.
"Genel af söylemi yanlış. Dikkat ederseniz ben hiçbir yerde bu söylemi kullanmadım.
CHP’nin kuva-i milliye ruhu vardır, kimse bunu başka yöne çekmesin.
Sanki genel af demişim gibi CHP’yi vurmaya çalışıyorlar."
Bu 'söyler-şaşar' karakterist dokusuna bir de 'egemen düşünce' kimliğini de kaybederek;
"Bizim genel başkanımızdan öğreneceğimiz çok şey var."
* * *
Nitekim bu ifadeleri ve çarkları görenler;
Bir kez daha CHP'nin 'mum gibi' erimeye mahkûm olduğu.
Ve 'yeni versiyonlardan' lider çıkmaz? Sözünü tescillendirdiler.
Bence Kılıçdaroğlu;
'Bu dönüşleriyle' CHP'de liderlik koltuğuna oturması!
Ense kökünü görmesiyle ancak mümkün olabilir.
Ki bu da; 'insanın' doğal yapısına aykırı.
* * *
Aslında; 'söyler-şaşar' patentini alan Kılıçdaroğlu'nun bahse konu 'Genel Af'.
Bugüne özgü bir tartışma ve istem değil.
Uzun zamandan beridir; konuşuluyor, tartışılıyor.
Hatırlarsanız!
AK Parti Hükümeti'nin 'demokratik açılım' turlarında DTP yani BDP 'şart' olarak öne sürmüştü.
'Genel Af' ancak; Demokratik açılımı 'başarıyla' işletebilir diye.
Ki bunla alakalı 'Sivil Toplum Örgütleri ve Kanaat Önderleri'.
Hatta devletin bir çok kurumu dahi. Türk Silahlı Kuvvetleri bile.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ, göreve başladığı ilk günlerinde;
Diyarbakır ziyaretinde 'bu düşünceye' dikkat çekmişti.
Toplumsal barış için; 'Genel Af' gerekliyse hayata geçirilmeli diye.
* * *
Doğrusunu söylemek gerekirse;
Baykal ister istesin, ister istemesin.
Erdoğan ister kabul etsin, ister kabul etmesin.
Bahçeli ister tepki göstersin, ister tepki göstermesin.
Er-geç Türkiye'nin ve toplumun 'tartışma' masasına 'Genel Af' gelecek.
Çünkü 'Barışın, Kardeşliğin, Huzur ve Güvenin'.
Özellikle de 'toplumsal' mutabakatın sağlanabilmesi için;
Geçmişin 'kalıntılarına' da takılmadan 'Af edicilik' sağlanması gerekir.
Yoksa daima barışın 'ensesinde' demoklesin kılıcı gibi 'Genel Af' sallanacaktır.
* * *
ÖLENLER 51 KİŞİ DEĞİL, 41 KİŞİ
Evet!
Türkiye'yi yasa boğan 'depremin' yaraları sarılıyor.
Devlet Baba 'imkânlarını' seferber etmiş durumda.
Sağduyulu toplum ve hayırsever kurumlar da; 'el uzatmış' vaziyette.
Her ne kadar 'giden geri' gelmiyorsa da, 'kalanları' koruma-kollama noktasında; gereken yapılıyor.
Ancak ne var ki; dün ilginç bir gelişme yaşandı.
Aslında 'trajikomik' bir durum.
* * *
Ağlanır mı, sevinilir mi bilemiyorum?
Ama depremin 'yüreklerde' yarattığı acıyı az da olsa; hafifleten bir durum.
Şöyle ki; Ölenlerin sayısında 'karışıklık' çıkmış.
O da isimlerin 'farklı' ifade edilmesinden kaynaklı.
Dün kesin 'ölenlerin' rakamı açıklandı.
Depremin aramızdan aldığı insan sayısı; 41. Yani 51 değil, 41.
Neyse! Yüzlere tebessüm getirse de.
Demek oluyor ki; 'ölülerimizin' sayısını bile doğru istikamette saymayı beceremedik.