Görüş Bildir

Tuğluk'a 10 yıl ceza

Tuğluk'a 10 yıl ceza

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkan Yardımcısı Aysel Tuğluk, Diyarbakır'da açılan ve yetkisizlik kararı verilerek Ankara'ya gönderilen, 'terör örgütü yöneticisi olmak' suçlamasıyla yargılandığı davada, 'terör örgütü üyesi olmak' ve 'terör örgütü propagandası yapmak' suçlarından 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Ankara 17'nci Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık Aysel Tuğluk, avukatları ve HDP'li bazı milletvekilleri ile partililer katıldı. Duruşmada esas hakkındaki savunmasını yapan Tuğluk, tutuklanmasına ve davaya konu olan demokratik özerklik modelinin sadece Kürt halkı için değil tüm halkların demokrasi ve özgürlük içinde yaşamasını amaçlayan bir proje olduğunu ileri sürerek, "Bu projenin dava konusu olması aslında Türkiye'nin demokratik durumunu sorgulamaktır. Bu, iddia edildiği gibi Türkiye'yi bölme projesi değil birlikte yaşama projesiydi. Çoğulculuğu savunmaktı. Bu projeyle ilgili toplantılar, toplumun her kesiminden kişinin katıldığı, kamuoyuna açık şekilde yapılmıştır" dedi.

'ÜLKEYİ BÖLME PROJESİ İDDİASI GERÇEĞİ YANSITMAMAKTADIR'

Söz konusu modelin ülkeyi bölme projesi olduğunun iddia edilmesinin gerçeği yansıtmadığını öne süren Tuğluk, "Tam tersi, yılladır yaşanan sorunları çözme projesiydi. Demokratik toplum olmanın en önemli kriterlerden biri, sivil toplumun kendini özgürce ifade etmesidir. Şiddet yerine demokratik yollarla sorunları çözmek için oluşturulan demokratik özerlik yönetimi, dünyanın birçok ülkesinde uygulanan ve tartışılan bir projedir. AB'de yerel demokrasinin gelişmesi için yerel özerklikleri teşvik etmektedir" diye konuştu.

'O DÖNEM DTK, DEVLET TARAFINDAN KABUL GÖREN KURUMDU'

Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı olması nedeniyle iddia makamı tarafından örgüt kurup yönetmekle suçlandığını söyleyen Tuğluk, "Yürüttüğümüz faaliyetler hiçbir şekilde şiddet içermemektedir. Faaliyetlerin temel amacı sorunları demokratik yollarla çözmektir. Yasal bir platformdur. Bunu yasa dışı gösterip kriminalize etmek toplumsal barışa darbedir. O dönemde devlet ve hükümet yetkilileri 'Ne söylerseniz söyleyin ne konuşursanız konuşun, fikirlerinizi özgürce ifade edebilirsiniz. Yeter ki silah ve şiddet olmasın' demişlerdir. DTK'nın çalışmalarının kendileri açısından da önemli olduğunu söylemişlerdir. O dönemde DTK devlet ve hükümet tarafından kabul gören bir kurumdur" ifadelerini kullandı.

'HAKKIMDAKİ DAVAYI DÜŞÜRMENİZ GEREKİR'          

İddia makamının kendisini suçlamak için yasa dışı deliller topladığını, delil toplamakta zorlandığını ileri süren Tuğluk, "DTK terör örgütü ya da uzantısı olmamıştır, aksine sorunların çözümü için kurulmuş bir siyasi platformdu. Nasıl oldu da o gün devlet tarafından desteklenen bir platform bugün terör örgütü sayıldı. Madem bu suçsa, ben yargılanıyorsam, o dönemde buna destek olan diğer kişiler, devlet ve hükümet yetkilileri neden yargılanmıyor. Eğer bu iddialara itibar ediyorsanız, o zaman, o dönemin hükümet yetkililerinden tutun, istihbarat yetkililerine kadar gitmeniz gerekiyor. Eğer gitmeyecekseniz benim hakkımdaki davayı düşürmeniz gerekir" diyerek savunmasını tamamladı.

SON SÖZÜ 'TÜRK VE KÜRT HALKINDAN ÖZÜR DİLİYORUM' OLDU

Avukatlarının savunmasının ardından son sözü sorulan Tuğluk, hiçbir örgütün üyesi olmadığını, siyasetçi ve sadece HDP üyesi olduğunu söyleyerek, "Bu süreçte hiçbir örgüt yöneticisine öz eleştiri vermedim. Sadece halka öz eleştiri verdim. Türk ve Kürt halkından özür diliyorum. Onlara barışı getiremedik. Ancak barış ve demokrasi için mücadeleye devam edeceğim" dedi.

Son sözün ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, Tuğluk'a, 'örgüt üyesi olmak' ve 'örgüt propagandası yapmak' suçlarından 10 yıl hapis cezası verdi.