Görüş Bildir

Kanser tedavisinde bağışıklık sistemine yüklenin! Bağışıklık sistemi kanserli hücreler ile adeta savaşıyor

Kanser tedavisinde bağışıklık sistemine yüklenin! Bağışıklık sistemi kanserli hücreler ile adeta savaşıyor

Herkesin korkulu rüyası olan kanser hastalığına karşı uzmanlar her daim tedavi yöntemleri konusunda çözümler üretirken, son dakika varılan kanser tedavisi sonucunda ise bağışıklık sistemini destekleyici ilaçların faydaları açıklandı. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ilaçlar, kanser hastalarına yeni umut oldu

Herkesin korkulu rüyası olan kanser hastalığına karşı uzmanlar her daim tedavi yöntemleri konusunda çözümler üretirken, son dakika varılan kanser tedavisi sonucunda ise bağışıklık sistemini destekleyici ilaçların faydaları açıklandı. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiren ilaçlar, kanser hastalarına yeni umut oldu

Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Onkoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berksoy Şahin, bugün pek çok ileri evre kanserli hastanın yeterince tedavi edilemediği için kaybedildiğini söyledi.
Prof. Dr. Şahin, günümüzde ilaç endüstrisi ve dünyanın önemli araştırma merkezlerindeki bilim adamlarının, kanser tedavisinde yeni ajanların keşfedilmesi ve kanserle savaşta yeni araçların keşfi için yarıştıklarının altını çizerek, bu yarışın en önemli alanlarından birinin de immunoterapi (bağışıklık sistemi ile tedavi) alanında devam ettiğini belirtti.
Son dönemde özellikle "immune kontrol nokta inhibitörleri" grubu altında bazı yeni ilaçların, son dönem kanser hastalarında denenmekte olduğuna işaret eden Şahin, son 5 yılda bu ilaçla kanser tedavisinde önemli aşama kaydedildiğine vurgu yaptı.
İlaçların faydalı olduğu kanserler arasında, malign melanoma (koyu renkli cilt kanseri), böbrek hücre tümörü, akciğer kanseri, meme kanseri, kalın barsak kanseri, mesane kanseri, baş-boyun bölgesi kanseri ve tekrarlamış hodgkin lenfomanın olduğuna değinen Prof. Dr. Şahin, "Bu ilaçlar özet olarak, normalde vücutta frenlenmiş olan bağışıklık sisteminin bir bölümündeki fren sistemini ortadan kaldırarak, vücudumuzda tümor hücrelerine karşı bağışıklık sisteminin savaşçı hücrelerini aktif hale getirmektedir" dedi.
Şahin, şu an bu ilaçların, tamamının laboratuvarlarda üretilmiş antikor denilen ajanlar olduğunu söyledi. Prof. Dr. Berksoy Şahin, ilaçların damar yolu ile verildiğini, hastanede gözetim altında uygulandığını, çoğu kemoterapi ajanın yaptığı yan etkilerinin de (normal kan hücrelerini azaltma, saç dökme vs) olmadığını, ancak romatizmal hastalıklarda görülen bazı belirtileri taklit eden yan etkileri olabildiğini, bunların da kolaylıkla kontrol altına alınabildiğine işaret etti.
Prof. Dr. Şahin, bu ilaçlar sayesinde belli tümörleri olan yüzde 50’den fazla hastada yanıt alındığını ve hastaların beklenen yaşam süresinden çok daha daha uzun süre yaşayabildiğini kaydetti.
Bu ilaçlar ile ilgili şu an için bir kaç zayıf nokta olduğuna dikkati çeken Prof. Dr. Berksoy Şahin, sözlerini şöyle tamamladı:


"İlaçlar her çeşit tümörde etkili değildir, genelde tümörü tamamen ortadan kaldırmaktan uzaktır ama tümörü kontrol altına aldığı zaman bu uzun sureli olabilmektedir. İlaçların vücudun değişik organlarında ilginç yan etkileri olabilmektedir ancak daha az yan etkili formları geliştirilmektedir. Çoğu henüz Türkiye’de ruhsatlandırılmamış ama bir kısmının ruhsat başvuruları yapılmış onay beklemektedir. Şu an için fiyatı yüksek olan ilaçlar, özel bazı izinle kullanılabilmektedir."

Kanser, hücrelerde DNA'nın hasarı sonucu hücrelerin kontrolsüz veya anormal bir şekilde büyümesi ve çoğalmasıdır. Günde vücudumuzda (DNA'da) yaklaşık 10.000 mutasyon olmasına rağmen immün sistemimiz her milisaniye vücudumuzu tarar ve kanserli hücreleri yok eder.Sağlıklı vücut hücreleri bölünebilme yeteneğine sahiptirler. Ölen hücrelerin yenilenmesi ve yaralanan dokuların onarılması amacıyla bu yeteneklerini kullanırlar. Fakat bu yetenekleri de sınırlıdır. Sonsuz bölünemezler. Her hücrenin hayatı boyunca belli bir bölünebilme sayısı vardır. Sağlıklı bir hücre ne zaman ve nerede bölünebileceğini bilme yeteneğine sahiptir

Buna karşın kanser hücreleri, bu bilinci kaybeder, kontrolsüz bölünmeye başlar ve çoğalırlar. Kanser hücreleri toplanarak urları (tümörleri) oluştururlar, tümörler normal dokuları sıkıştırabilirler, içine sızabilirler ya da tahrip edebilirler. Eğer kanser hücreleri oluştukları tümörden ayrılırsa, kan ya da lenf dolaşımı aracılığı ile vücudun diğer bölgelerine gidebilirler. Gittikleri yerlerde tümör kolonileri oluşturur ve büyümeye devam ederler. Kanserin bu şekilde vücudun diğer bölgelerine yayılması olayına metastaz adı verilir.

Kanserler oluşmaya başladıkları organ ve mikroskop altındaki görünüşlerine göre sınıflandırılırlar. Farklı tipteki kanserler, farklı hızlarda büyürler, farklı yayılma biçimleri gösterirler ve farklı tedavilere cevap verirler. Bu nedenle kanser hastalarının tedavisinde, var olan kanser türüne göre farklı tedaviler uygulanır. Her kanser aynı yapıya sahip değildir.

Vücutta mutasyona uğrayan hücrelerin ancak çok küçük bir kısmı kansere yol açar. Bunun birçok nedeni vardır:

Mutasyon gösteren hücrelerin yaşama kabiliyetleri normal hücrelere göre daha azdır. Bu yüzden ölürler.
Mutasyon gösteren hücrelerin pek çoğunda bile hâlâ aşırı büyümeyi önleyen normal geridönüm kontrol düzeneği("Tümör baskılayıcı genler") bulunur. Bu yüzden hayatta kalabilen mutant hücrelerin çok azı kanserli hücreye dönüşür.
Sıklıkla, kanser potansiyeli taşıyan bu hücreler büyüyüp kanser oluşturmadan önce vücudun bağışıklık sistemi tarafından yok edilirler.

Bu olay şöyle açıklanmaktadır:

Mutant hücrelerin çoğu, değişikliğe uğramış genleri nedeniyle kendi içlerinde anormal protein oluştururlar. Bu anormal proteinler vücudun bağışıklık sistemini uyararak antikor yapımına veya kanserli hücreye karşı duyarlılık kazanmış lenfositlerin oluşmasına neden olarak kanserli hücrenin yok edilmesini sağlarlar. ( Bu olayı destekleyen bir gerçek de organ trasnplantasyonu nedeniyle immünsupresif tedavi gören hastalarda kanser riskinin beş kat artmasıdır.

Bağışıklık sisteminin etkinliğini bozan durumlar kanseri hazırlayıcı etmenler (predispozan) olarak bilinir. Bağışıklık sistemi tarafından yok edilmemiş olan bu hücreler kontrolsüz biçimde üreyerek bulundukları dokuyu işgal ederler. Sadece o dokuyla sınırlı kalmayıp komşu dokulara da yayılırlar (invazyon). Kan ve lenf dolaşımı yoluyla vücudun ilgisiz bölgelerine de taşınabilirler (metastaz).

Kanser başlangıcı olan alanda en önemli özellik, kitlenin çevre dokulara girift, yapışık olmasıdır. İyi huylu (benign) tümörler genellikle sınırları belirgin kitlelerdir. Ancak kötü huylu (malign) tümörler, sınırları belirsiz ve çevre dokuya sıkıca yapışık halde bulunurlar. İlk evrelerde genellikle ağrısızdırlar.

Kanser, oluştuğu yani köken aldığı dokuya göre adlandırılır.

Kanser hücreleri; civarlarındaki dokulara ulaşarak, kan dolaşımı, lenf sistemi ya da vücut boşlukları ve yüzeyleri yollarıyla vücudun diğer taraflarına yayılırlar. Buna metastazdenir.

Vücudumuzda kontrolsüz olarak büyüyen kötü huylu tümörlere kanser denir. Kanserler iyi huylu ve kötü huylu olmak üzere iki kısma ayrılır. Kötü huylu tümörler başka dokulara ve organlara yayılma (Metastaz) özelliği gösterirler.