Görüş Bildir

Zaman Gazetesine atanan Kayyımlara, Cumhuriyet Gazetesi başta olmak üzere gazeteci tepkileri

Zaman Gazetesine atanan Kayyımlara, Cumhuriyet Gazetesi başta olmak üzere gazeteci tepkileri

Zaman Gazetesine atanan kayyım ve gelişmelere gazetecilerin daha kayyım belli olmadan verdikleri tepki netleşti. Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar, Ankara Temsilcisi Erdem Gül ve Zaman gazetesine kayyım atanması iddialarına gazeteciler tepki gösterdi

Zaman Gazetesine atanan kayyım ve gelişmelere gazetecilerin daha kayyım belli olmadan verdikleri tepki netleşti

ÇAĞDAŞ GAZETECİLER DERNEĞİ BAŞKANI AHMET ABAKAY: YİNE GAZETECİLİK YARGILANIYOR: Her makamı basın ve ifade özgürlüğüne saygılı olmaya davet ediyoruz. Yine gazetecilik yargılanıyor. Cumhurbaşkanı 'Anayasa Mahkemesi'ni tanımıyorum' diyerek taraf oldu ve mahkemeleri tehdit ediyor. Oysa bizim için önemli olan haberin doğru olmasıdır. Cumhurbaşkanı da Dündar ve Gül'ün haberini doğruladı. Bu tavır basın ve ifade özgürlüğü ile uyuşmuyor. Zaman Gazetesi için ortaya atılan iddialar da umarım ki doğru çıkmaz. Arkadaşlarımız orada gazetecilik yapıyor. Bu basın özgürlüğüne ciddi bir tehdittir. Türkiye bunlara layık değil. Basın özgürlüğü sıralamasında Afrika ülkeleriyle aynı sırada sayılıyor. Hiçbir gazeteye dokunulamaz. Bunu asla kabul etmiyoruz ve her makamı basın ve ifade özgürlüğüne saygılı olmaya davet ediyoruz.

ÖZGÜR DÜŞÜNCE GAZETESİ YAZARI NAZLI ILICAK: MEMLEKET ARTIK UÇURUMDAN DÜŞTÜ: Gazeteci-yazar Nazlı Ilıcak, Zaman Gazetesi'ne kayyım atanacağı iddialarına tepki gösterdi. Ilıcak, "Zaman gazetesine böyle bir şey yapılırsa çok üzüntü duyarım. Türkiye uçurumun eşiğinde diyorduk ama memleket artık uçurumdan düştü." dedi. Ilıcak şu açıklamayı yaptı: Zaman gazetesine böyle bir şey yapılırsa çok üzüntü duyarım. Sadece Zaman gazetesi ve gazeteciler için değil artık tüm ülkem adına çok üzüntülü ve kaygılıyım. Şimdi ya kadar Türkiyeuçurumun eşiğinde diyorduk ama memleket artık uçurumdan düştü. Yapılanlara bazen bu sözler bile az kalıyor. Medyaya çok muazzam bir baskı var. Sesini çıkaran mecralara çöküyorlar sonra batırıyorlar. ileri demokrasi yayın kuruluşuna çök batır anlayışı.  Basın hürdür sansür edilemez deniliyor ancak kayyım yoluyla el konuluyor sonra da batırılıyor. Herkes yapacaklarının hesabını tek tek ödeyecek. Birçok kişi işsiz ve hakarete maruz kalıyor. İnsanların hürriyetleri ellerinden alınıyor. Can Dündar ve Erdem Gül'ün peşini hala bırakmadı. Bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete sözü bizi özetliyor

YENİ ASYA GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ KAZIM GÜLEÇYÜZ: İDDİALAR VAHİM VE ENDİŞE VERİCİ:Temenni ederim ki doğru olmasın. Birilerinin temennileri beklentileri dile getiriyor. Ama hukuk devleti diyorsak bu tarz keyfilikler hukuksuzluklar olmaması lazım. Zaten olanlar yeterince hukuku ve vicdanları yaraladı. Birçok yerde masum insanlara yapılan operasyonlar derin yaralar bıraktı. İpek medya'ya yapılan operasyon büyük yara açtı. Üzerine yeni yaraların açılmamasını temenni ediyorum. Bu iddialar vahim ve endişe verici. Tarif etmekte zorlandığımız bir sürece sürüklendiğimizi ortaya koyar. Bunlar trollerin, hukuk tanımayan ve hiçbir şekilde vicdani hassasiyetleri olmayan insanların temenni olmasının önüne gitmesin.

GAZETECİ TAYFUN TALİPOĞLU: HERKES SIRASINI BEKLEMESİN: Eskiden hukukçular her hukuksuzluğu hukuka uydurma çabası içinde olurken şimdi buna gerek bile duymuyor. Çünkü her şey için 'biz yaptık oldu' diyorlar. Ancak hiçbir şeyde karşılık alamadılar. Hükümet problemli durumda olduğu için bir şeyi ortaya atıp tartışılmasını sağlıyorlar. Cumhurbaşkanı 'Gerekirse AİHM'ye tazminat öderiz ama bunu kabul etmiyorum' diyor. Bir cumhurbaşkanı eğer kendi kurumunu kabul etmiyorsa zaten tartışacak bir şey yok ortada. Kendi çocuğunu reddeden baba gibi. Can Dündar ve Erdem Gül için gösterilen tepki diğer tutuklu gazeteciler içinde gösterilmeli. Biz taraf olmaktan kurtulamıyoruz. Cumhurbaşkanı yurt dışına giderken 'ortalık karışacak 'dedi. Bence kendisi herkesle eğleniyor. Yüz hatlarından bile belli oluyor zaten. Bu arada şehitler oldu hiç kimse aldırmıyor. Enflasyondan, kıdem tazminatından, kiralık işçi meselesinden söz eden yok. Kimse bunları tartışmıyor. Sadece cumhurbaşkanının ne söylediği konuşuluyor. Herkes sırasını beklemesin artık. Taraf olarak bakmayalım artık. Çünkü bundan yaralanıyorlar. Hukukun tarafı yoktur. 17-25 Aralık olayı sayesinde takke düştü kel göründü. Bütün mesele bu aslında. Takke niye düştü, kel niye göründü ve kim gösterdi.

EVRENSEL GAZETESİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ FATİH POLAT: TOPLU TEPKİ VERİLMELİ: İktidarın doğrudan temsilcisi olan gazeteler ve havuz medyası dışındaki geniş bir kitleye ve basın özgürlüğüne karşı savaş açmış bir iktidar anlayışı ile karşı karşıyayız. Bu açıdan basın meslek örgütlerinin toplu bir duyarlılık göstermesi gerekiyor. Diğer basın kurumlarının da kendi yaraları dışında basın özgürlüğü ile ilgili diğer acılara ve ihlallere karşı da tepki vermesi gerekiyor.

ROTAHABER GENEL YAYIN YÖNETMENİ ÜNAL TANIK: GÜVEN ZEMİNİ KAYBEDİLDİ:Türkiye'de bir şey olmaz denen dönem geride kaldı. Hukuk devleti askıya alınmışsa o ülkede bir şeyi öngörebilmek mümkün değil. Dış politika ve siyasi alandaki sıkışmışlığın yanına bir de yarını öngörememek ülkeye ekonomik sıkıntılar getireceğini düşünüyorum. Türkiye'de yarının ne getireceğini öngörebilmek mümkün değil artık. Böyle bir olaya olmaz dememiz mümkün değil. Bu güven zeminini kaybettiğimiz için her şey olabilir. Hukuksuzluk hukuk olmuş durumda.

GAZETECİ-YAZAR REHA ÇAMUROĞLU: YARIN SİZİN EVİNİZE DE EL KOYARLAR:Gazeteci-yazar Reha Çamuroğlu, Zaman Gazetesine kayyım atanacağı iddialarını değerlendirerek, "Hukuk artık Türkiye'de paramparça olmuş durumda. Saddam da her seçimden zaferle çıkıyordu. Seçim kazanımları da bir süre sonra alay konusu olmaya başlar." dedi. Çamuroğlu, bir ülkede hukuk ne kadar çok çiğnenirse o ülkede iktidarın her gün o kadar meşruiyet kaybedeceğini söyledi. Çamuroğlu, "Hukuk artık Türkiye'de paramparça olmuş durumda. Sayın Cumhurbaşkanı, 'Anayasa Mahkemesi anayasayı ihlal etti' dedi. Sayın cumhurbaşkanı hangi hukukçu kimliğiyle bu açıklamayı yaptı, bu çok ilginç. Bu konuda karar mercini itham altında bırakıyorsanız bu ülkede hukuk kalmamış demektir. Hukuk kalmayan bir ülkede her şey normaldir. Yarın sizin evinize de, arabanıza da el koyarlar." diye konuştu. Çamuroğlu, "İlginç olan Uşak ve Kayserililer işsizlikten şikayet ederler, bütün bu olup bitenlere tepki göstermiyorlar. Saddam da her seçimden zaferle çıkıyordu. Esad da her seçimden zaferle çıkıyor. Seçim kazanımları da bir süre sonra alay konusu olmaya başlar. Meşruiyet sağlamaz hale gelir. Seçimlerin meşruiyet sağlamadığı bir ülkede ise yönetim mümkün olamaz. Hükümete, Meclis'e talimat veren bir cumhurbaşkanı var. Zaman'a yapılabilecek böyle bir saldırı çok büyük tepkiyle karşılaşacaktır. Ülkenin yurt dışında neredeyse sıfıra inmiş itibarı bir darbe daha yiyecektir. Zaman'lar kapanır, Zaman'lar çıkar." ifadelerini kullandı.

GAZETECİ-YAZAR PELİN BATU: ÜLKEM ADINA UTANIYORUM:Ülkemiz basın özgürlüğü konusunda gün be gün geriye gidiyor ve bu artık basın özgürlüğünün ötesinde bir insan hakkı ihlaline girmiş vaziyette. Son 10 yıldır medya şirketlerine kayyımlar kaçıncı defadır el koyuyor! Bunun artık hukukla hiçbir alakası kalmadı. Zaten hukuk devleti denilen ülkemizde, pek çok şeyin sıfırlandığı gibi hukuka olan inanç da sıfırlanmış vaziyette. O yüzden de bu ülkede yaşayan ve ülkesini çok seven bir vatandaş olarak hem ülkem adına çok üzülüyorum hem de utanıyorum.

ÖZGÜR DÜŞÜNCE YAZARI ORHAN KEMAL CENGİZ: GERİYE DÖNÜŞ OLMAYACAKTIR: Böyle bir şey yapılırsa Türkiye'de artık medya özgürlüğü bakımından geriye dönüşü olmayan bir adım atılmış olacak. Hiç bir şekilde eleştirel bir medyanın varlığına tahammül edilemeyeceğini anlayacağız. Bütün gazete ve televizyonların hükümeti savunur bir misyonda olmaları aksi takdirde hayat haklarının olmadığı gibi bir sonuç çıkacak. İktidar bütün ülkelerde var. Ancak muhalefet, özgür basın sadece demokrasilerde vardır. Eğer böyle bir adım atılırsa demokrasi ve insan hakları bakımından geriye dönüşü olmayacağı açıktır.

NOKTA DERGİSİ YAZARI PERİHAN MAĞDEN: HUKUKSUZLUKLAR DUR DURAK BİLMİYOR:Korkunç bir durum daha ne diyeyim. Dur durak bilmeden yapılan hukuksuzluklar. Duyunca kanım dondu. Zaten Anayasa Mahkemesi'nin kararını tanımıyorum demek beni hiçbir kanun hiçbir hukuksal merci bağlamaz demek. Böylece hukukla işinin olmadığını göstermek istiyor. Bu şekilde sözde kalmayacak icraya da geçirerek herkese göstermek istiyor.

ÖZGÜR DÜŞÜNCE GAZETESİ YAZARI PROF. DR. MEHMET ALTAN: TÜRKİYE HUKUKSAL KİMLİĞİNİ KAYBETTİ: 17-25 Aralık'tan sonra Türkiye devleti hukuksal kimliğini kaybetti. Yani buranın bir hukuk devleti olarak anayasası olduğu ceza kanununun olduğu gerekli yasaların olduğu ve evrensel hukuk prensiplerine göre hareket ettiğini ve gerçek bir devlet olduğu söylemek mümkün değil. Ülke ormana döndü, büyük bir felakete yol açtı. Yönetilemez, güvencesi ve yarını öngörülemeyen bir kara kalabalığa döndürdü Türkiye'yi. Ondan yararlanarak kendini güçlü zanneden kesim tarafından kendi gayri meşru çıkarlarını sürekli kılmak için çıldırmış bir şekilde orantılarının yansıması.

BUGÜN TV ESKİ GENEL YAYIN YÖNETMENİ TARIK TOROS:  BASIN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ DEVLET BAHŞEDEMEZ: Son 4 yıldır bazı kalemler gazetelere operasyon yapacağını önceden yazıyor. Savcılar bu gazetelerin yazdıklarıyla hareket ediyor. Ülkemizde verilen her karar siyasallaştığı için basın için verilen kararın siyasi olmadığını düşünemeyiz. Yapılan operasyonlar siyasi ve konjonktüreldir. Zaman Gazetesi'nin bir tüzel kişiliği var. Hangi gerekçeyle operasyon yapılabilir. Eminim ki zaman grubu son 4 senedir hesap kitap yaptıkları muhasebelerine her zamankinden daha titiz bakıyordur. Maliyede de bir bozukluğu iddia edemezler. Herkes kayyımlarla mala çökme operasyonu olduğunu gayet iyi biliyor. Zaman Gazetesi için amaçları şimdiye kadar atılan manşetlerin tersini atmaktır. Ben İpekMedya ekranı karartılırken kameraların merceklerine bakarak şunu söyledim; bağıra bağıra bunlar son sözlerimiz olabilir ama sözümüz bitmedi demiştim. Biz basın emekçilerinin yayın organlarına kayyım atamak suretiyle susturduğunuzu ve onlardan intikam aldığınızı düşünebilirsiniz ama gazetecilik asla susmaz. Basın özgürlüğünü devlet bahşedemez bu özgürlüğü gazeteciler elde eder.

NOKTA DERGİSİGENEL YAYIN YÖNETMENİ CEVHERİ GÜVEN: MEDYAYA BASKILAR DAVUL ZURNAYLA YAPILIYOR:Medyaya yönelik baskılar artık davul zurnayla yapılıyor. Devletin tepesindeki isimler gazetecilerin tutuklanması, medyagruplarına el konması için kamuoyu önünde yargıya emir veriyorlar. Utanma sınırını zaten çoktan aşmıştık, asgari hukuk sınırı da aşıldı. Artık sürpriz diye bir şey yok. Zaman'a el konulması bir sulh ceza hakiminin iki dudağı arasında. Hepimizin hayatı ve özgürlüğü iki dudak arasında. Ve o iki dudağın, bir tanecik farklı sese tahammülü yok. Ülke çok büyük zararlar gördüğü gibi medya da büyük yaralar aldı ve alacak. 20'ye yakın ulusal kanalın kapatıldığı, 40'a yakın basın kuruluşunun mensuplarının akreditasyon nedeniyle kamu kurumlarına giremediği, 30'dan fazla gazetecinin tutuklu olduğu, medya sektöründe işsizliğin binlerle ifade edildiği ağır tablo içindeyiz ama enseyi karartmayalım. Gerçekler yeni yollar bulur.

MEYDAN GAZETESİ YAZARI TURGAY OĞUR: EZDİRMESENİZE KENDİNİZİ: "Ben sadece iktidarı destekleyen onlarca gazete ve televizyondaki meslektaşlarımıza seslenmek istiyorum: 'Bunca gazeteciyiz efendim. Sizin yüceliğinizi göremeyen 3-5 nasipsiz gazete kalmış. Uğraşmanıza değmez. Biz hepsine yeteriz de artarız Reis' desenize. Ezdirmesenize kendinizi. Büyük abilerin arkasına sinip fikri rekabetten kaçmasanıza."

İZMİR GAZETECİLER CEMİYETİ BAŞKANI MİSKET DİKMEN: KAYYIMLARI İKİ AYDA GÖRDÜK: İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Misket Dikmen, Zaman Gazetesi'ne kayyım atanacağı tehdidine sert tepki gösterdi. İki ay önce yapılan kayyım atamalarının sonucunun ortada olduğuna dikkat çeken Dikmen, kayyım yönetimindeki gazetelerin kapatılması sonucu 500'den fazla gazetecinin bir anda işsiz kaldığını söyledi. Daha önce yaptığı açıklamalarda kayyım atamasını, 'haneye tecavüz' ve 'mülkiyet haklarına yapılmış apaçık bir saldırı' olarak nitelendirdiğini hatırlatan Dikmen, "Böyle bir kayyım kararının basın ve ifade özgürlüğünün yanında çok ciddi bir mülkiyet hakkına tecavüz olduğunu düşünüyorum. Hem basın özgürlüğüne hem kişilerin mülkiyet haklarına yapılmış apaçık bir saldırıdır, bir tecavüzdür." dedi.

Kaynak: Zaman