Görüş Bildir

Mevlüde Öğretmen Görmeyi Özledi

Mevlüde Öğretmen Görmeyi Özledi

Diyarbakır’ın merkez Yenişehir ilçesindeki evindeyken, Sur ilçesinden gelen yorgun merminin şakağına isabet etmesi sonucu iki gözünü kaybeden ve daha sonra kanser olduğunu da öğrenen ilkokul öğretmeni Mevlüde Ketani, hem karanlık hem de kanserle mücadele ediyor.

Diyarbakır'ın merkez Yenişehir ilçesindeki evindeyken, Sur ilçesinden gelen yorgun merminin şakağına isabet etmesi sonucu iki gözünü kaybeden ve daha sonra kanser olduğunu da öğrenen ilkokul öğretmeni Mevlüde Ketani, hem karanlık hem de kanserle mücadele ediyor. Görmeyi özleyen Mevlüde öğretmen, kendisine "gazilik" unvanı, çocuklarına ise burs verilmesini istiyor.

Mevlüde Ketani (50), Sivas Cumhuriyet Üniversitesi'nden 1992 yılında mezun olduktan sonra ilk tayin yeri olan Diyarbakır'a geldi. Burada eşi Murat ile tanışan ve bir süre sonra evlenen Ketani, 24 yıl boyunca Diyarbakırlı çocuklara ders verdi. Son görev yeri olan Sur ilçesindeki İsmet Paşa İlköğretim Okulu'nda "Mevlüde anne" olarak tanıtılan 2 çocuk annesi Ketani'nin hayatı, Sur ilçesinden gelen yorgun merminin şakağına isabet etmesiyle bir anda değişti.

Merkez Yenişehir ilçesindeki evinde, 6 Ocak'ta, Sur ilçesinden gelen yorgun merminin şakağına isabet etmesi sonucu ağır yaralanan Ketani, henüz yeni uyandırdığı oğlu tarafından hastaneye kaldırıldı. İki gözünü kaybeden Ketani'nin, yapılan tetkiklerde bir de meme kanseri olduğu ortaya çıktı. 9 aydır hem karanlık hem de kanserle mücadele eden Ketani, görmeyi özledi.

"Öğretmenler kaçıyordu"

Öğretmenlerin Güneydoğu'dan kaçtığı 1992 yılında Diyarbakır'a öğretmen olarak atandığını belirten Ketani, "24 yılımı verdim öğretmenliğe. Ben başka bir iş de yapmadım. Direk Diyarbakır'a tayin oldum. İlk görev yerim burası ve sınıf öğretmeni olarak atandım. 1992'de terör yine vardı. Öğretmenler hep kaçıyordu buradan. Baya eksiklik vardı. O dönem 17 bin kadro açıldı. Biz geldik buraya. Onların içinde ben de vardım. Sonra burada kaldım. Eşimle Diyarbakır'da tanıştım. Çalıştığımız yerler de zor yerlerdi" dedi.

"Tek düşündüğüm gözlerim"

Tek düşündüğünün gözleri olduğunu anlatan Mevlüde öğretmen, "İmkan varsa ameliyat olmak istiyorum. Kök hücre olabilir. İyi bir hastanede ameliyat olabilir. Beyne yakın diye ameliyat edilirse felç olmamdan korkuluyor. O yüzden de dokunamıyorlar. Kurşun hala duruyor. Teğet vaziyette yapışmış. İlk zamanlar gölgeleri falan görebiliyordum. Aydınlık oldu mu fark ediyordum. Görebiliyordum. Şu an gölge falan da göremiyorum" diye konuştu.

"En büyük yardımcılarım çocuklarım"

Çocuklarının kendisine yardımcı olmak için şehir dışında bir üniversiteyi tercih etmek yerine Diyarbakır'da kaldığını vurgulayan Ketani, "şu anda en büyük yardımcım eşim ve çocuklarım. Öğrencilerim ve velilerim de beni yalnız bırakmıyor. Gelemeyenler de telefon ediyor. İnsan hüzünleniyor. Bazen diyorum ki, 'Ölmediğime şükredeyim mi? Gözlerim görmediği için üzüleyim mi? Hangisini düşüneyim?' İşte çocuklar okula başladı. Ben yardımcı olamıyorum. Onlar benle ilgileniyorlar. Sağ olsunlar. Benim durumumdan dolayı başka yeri de yazamadılar" ifadelerinde bulundu.

"Gazi unvanı alabilmek için başvuruda bulundum"

Vurulduğu tarihten beridir sürekli hastanede olduğunu da anlatan Ketani, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Olay görev mahallinin dışında meydana geldi. Bu yüzden sivil vatandaş olarak terör mağduru sayıldım. Hem rahatsızlıklar hem de çocuklarımın ikisinin de aynı yıl üniversiteye başlaması nedeniyle ekonomik olarak biraz zorlandık. Cumhurbaşkanlığı'na hem bana 'gazilik' unvanı hem de çocuklara burs verilmesi için başvuruda bulunduk. Başvurunun cevabını bekliyoruz."