Nurettin Veren’den çarpıcı açıklamalar!

Nurettin Veren 1996'ta Gülen'in afaroz mektubuyla uzaklaştırıldı örgütten. 28 Şubat sürecinde Veren'in anlattıklarına muhafazakar medyadan kimse kulak vermedi. O da Doğu Perinçek'in kanalında konuştu. Bu durum Gülen ve Veren arasındaki çatışmada Gülen'in haklı Veren'in haksız olarak algılanmasına yol açtı ve Veren'e adeta karartma uygulandı.

Nurettin Veren’den çarpıcı açıklamalar!

Nurettin Veren 1996'ta Gülen'in afaroz mektubuyla uzaklaştırıldı örgütten. 28 Şubat sürecinde Veren'in anlattıklarına muhafazakar medyadan kimse kulak vermedi. O da Doğu Perinçek'in kanalında konuştu. Bu durum Gülen ve Veren arasındaki çatışmada Gülen'in haklı Veren'in haksız olarak algılanmasına yol açtı ve Veren'e adeta karartma uygulandı.

1966'dan 1996 ya kadar bilfiil Fethullah Gülen'in yanında olan Nurettin Veren'den çarpıcı açıklamalar...

Gülen'in Kestanepazarı'nda örgütü sıfırdan kurduğu günlerden 1996'ya kadar bilfiil yanında olan bir isim Veren. Anlattıkları bu yüzden çok dikkat çekici. Yakın zamana kadar örgütün içinde olanlara ve bugün 'itirafçı' olarak medyada konuşanlara da bir çağrısı var. "Gelin FETÖ ile birlikte mücadele edelim" diyor.

"FETÖ ile ilgili elinde hala çok sayıda kayıt olduğunu ancak Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız dışında kimseye güvenmediğini" söylüyor. Şu anda bile FETÖ karşıtı gibi gözüküp medya üzerinden manipülasyon yapanlar var" diyor. Gülen'in "28 Şubat'ın mağduru değil planlayıcısıdır" olduğunu savunuyor. Gülen'in Tansu Çiller için "Bunları kolay yönetiriz" dediğini söylüyor.

Bu yapının çekirdek kadrosundaydınız, bütün bildiklerinizi devletle paylaştınız mı?

Bildiğim pek çok şeyi anlattım, anlatmaya çalıştım. Kendi yazdığım kitapların yanı sıra  benimle yapılan röportajlar da kitaplaştı. Faik Bulut yazılarımdan hareketle kitap yaptı, Hikmet Çetinkaya ile 11 günlük röportaj yaptık. 3. günde durdurdu Gülen.  2006'ydı galiba. Mahkeme kararıyla durdurdu. Arkasından Sabah gazetesi ve Milliyet gazetesi 15 gün süren Gülen röportajları yayınladı. Merdan Yanardağ kitap yaptı. 15 Temmuz'dan bu yana da konuşuyorum. Savcılara da anlattım, elimdeki belgelerin bir kısmının da kopyasını aldılar. Yakında bildiklerimizin bazısını da kitap olarak yayınlayacağız. Fotoğraflar belgeler olacak. Ancak bazı şeyler de var, şimdi ne kadarını söylemek doğru emin olamıyorum. Bu yüzden de Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızla görüşmek istiyorum. Bazı isimler var, belki şu anda onların isimlerinin söylenmesi doğru olmayabilir. Onlar doğru bulmayabilirler. Böyle endişelerim var.

Görüşme talebinde bulundunuz mu?

Buradan söylüyorum işte. Bazı troller var, bizi Doğu Perinçek'in adamı diye lanse eden, Gülen'in trolü diye lanse eden, bana Mason  falan diyen. İnsanları buna inandırmaya çalışıyorlar.

BENİ HAPSE ATANLAR DA ŞİMDİ FETÖ TUTUKLUSU

Size suikast yapanlar şimdi nerede?

Gülen'den ayrıldıktan sonra da kaç kere suikast girişimine uğradım. Beni öldürtmek isteyen adam yakalanmış, fotoğrafı var, bu adamlar şimdi darbeci polisler olarak yakalanmış, fakat bunun haberi bile yapılmıyor.

Gülen'in çocuklarınızı sizden kopardığını ailenizi dağıttığını söylüyorsunuz...

Benim bu evladım (yanımızdaki beyi göstererek), eşimin oğludur aslında. Ama öz evlattan öte. İnsan hem eşinizden hem evlatlarınızdan aynı anda ihanete uğrar mı? Ben uğradım.

Eşiniz ve çocuklarını Gülen'i mi tercih etti yani?

Evet, 1966'dan 2001'e kadar ben ayrılmıştım Gülen'den ve Antalya'da yaşıyorduk. Kızlarım Fatih Üniversiyesi'ndeydi. Bu süreçte kızlarımız da eşimi de boş bırakmadılar. Eşim beni boşadı, çocuklarım da. Onlardan maaş aldıklarını ve onları tercih edeceklerini söylediler.

GÜLEN ÖNCE İNSANLARI AHMAKLAŞTIRIR SONRA YÖNETİR

Türkiye'nin yakın tarihindeki pek çok karanlık olayda bunların parmağı olduğuna dair bulgular var. Sizin bu şahitlikleriniz oldu mu hiç, yahut kuşkularınız?

Gülen'in Türkiye'nin gündemiyle ilgili her meselede hayret ettiğim bir ilişkisi var. 1986'ya kadar sadece okul ve yurtlarla ilgileniyordu. O kadar kapalı bir toplum ki nasıl söyleyeyim, üzerinde tükenmez kalem olursa namazın olmaz çünkü mürekkebin içinde alkol var, Atatürk'ün resmi var bu yüzden cebinde para varken namazın olmaz gibi şeylerle ahmak hale getirilmişiz. Zaman gazetesi pusula dağıtmıştı. Camilerde pusulayla ölçüm yapıyoruz, neymiş camilerin kıblesi yanlışmış... Firavun rayetini ahmaklaştırdı, diyor Kuran'ı kerimde. Bu da cemaati böyle ahmaklaştırmış. Bu bir kendine tabi kılma yöntemi. Cemaat böyle ahmaklaştırılırken o başka işlerle meşgul oluyor. Mesela Güvenlik kurulundaki şu şu paşalar iyi şu şu paşalar kötü diyor.

Neye göre? Hangi paşalar için bunu diyor?

Biz o zaman bu tip ifadeleri hocanın iyiliğine mükemmelliğine yoruyorduk. Onu da niye ilgilendirdiğini bilmiyoruz. Bize söylenen okul, yurt, talebeye burs. Kendisi daha değişik şeylerle ilgilenebiliyor ama biz bunları Türkiye'ye faydalı olabilecek işler olarak anlıyoruz. Ordunun içinde yüzde 80-90 ateist üst düzey var. Biz de haliyle dindar insanlar olarak bu durumdan rahatsızlık içinde olabiliyoruz.

HAPİSTEYKEN ÜÇ FETÖ İMAMI GELİP BENİ TEHDİT ETTİ

Hapse girmeniz nasıl oldu?

Beni öldürmek istiyorlar diye suç duyurusunda bulundum. Bunlar haberleşti. Bunun üzerine Gülen'e iftira ve tehdit suçlamasıyla hapse atıldım. Bir sene denetimli serbestlik, bir sene de hapis cezası aldım. Onun da 4 ayını Kırklareli Açık Cezaevi'nde yattım. Para cezası da verdiler.

Ben hapisteyken Gülen'in imamları Nevzat Ayvacı, Hüseyin Hersekli, Elmas Cankurt ziyaretime geldi. Gelip bana sus konuşma dediler. Bunlar nasıl beni ziyaret edebiliyor. Başsavcı buna nasıl müsaade eder. Hapishane müdürü hala duruyor. Söyledim onu da.

Hapisten çıktıktan sonra Ahmet Taşgetiren!i, Hüseyin Gülerce'yi, Latif Erdoğan'ı, Tamer Korkmaz'ı falan aradım. Birlikte hareket edelim diye. Oralı olmadılar. Gazeteciler Yazarlar Vakfı'nda da birlikteydik bunlarla. Vakfı dışarıya açılmak için kurmuşuz. Gülen siyasilerle görüşüyor. Tansu Hanım'la ben görüştürdüm Gülen'i. Başta basına intikal etmedi. İki ay sonra duyuldu görüşme.

Ne zaman oldu bu görüşme, ne konuştunuz?

Sene 1993, Gülen'i merak ediyorlardı.

PENSİLVANYA'YI GÜLEN ABD'YE GİTMEDEN 10 SENE ÖNCE ALDIK

Çiller'den mi gelmişti talep?

Tabi. Bu iş fevkalade büyüyünce Gülen'in hedefinde farklılıklar oluşmaya başladı. 66'dan 93'e gelmişiz. Üç-beş evle başlayan iş yüzlerce yurt olmuş, 86'dan sonra okul olmuş, sonra üniversite hazırlık kursları falan... 88'de Altın Nesil Vakfı Amerika'da bir yer satın alıyor. Dışa ilk açılma böyle oluyor.

Gülen'in oturduğu yer mi?

Evet. Gülen'in şimdi kaldığı yeri biz taa 88'de satın almışız. O 98'e gitti, biz 88'de Altın Nesil Vakfı'na aldığımızı zannediyoruz o çiftliği.

Gülen'in bir gün ABD'ye gitme planı 10 sene öncesinden var mıydı yani?

Evet ama biz Gülen'in gitmesi için aldığımızı bilmiyoruz. Biz saf saf para topluyoruz, oradan bir yer alıyoruz, niye alıyoruz? Altunizade'de para toplanıyor, o toplanan paraların çerez kadar kısmıyla alınıyor o arazi ve ev.

90 sonrası üniversite hazırlıklar başlıyor, Zaman gazetesi alınıyor. 93'te televizyon var. Mızrak çuvala sığmıyor artık. Ben de tam bir diplomat gibi Özal'la görüşüyorum, Tansu ile görüşüyorum. İş benim sırtımda. İlhan (İşbilen) da kızakta. Ben Tansu hanımla görüşmesini istedim, ısrarcı da oldum. İstemiyor görünüyordu. Senin hocan ne akıllı ne iyi bir adam diyorlar, diye teşvik ettim. Neyse uçağa bindik gittik. Bu sefer de kamera çekmesin, Özer Çiller olmasın, özel kalem olmasın falan... şart koşuyor. Konutta 2-2,5 saat  kadar bir görüşme oldu. Çıktık, adam uçtu. Ben bu kadar ahmak olduklarını bilmiyordum falan demeye başladı. Biz bunları rahat yönetiriz, ben zannediyordum ki bunların olağanüstü karizmaları var meğerse dedi bunlar normal insanmış falan dedi.

ÇİLLER İÇİN "BİZ BUNLARI RAHAT YÖNETİRİZ" DEDİ

Bu ifadeleri kullandı mı?

Aşağı yukarı. Şöyle söyleyeyim, affedersiniz "Ben bu siyasileri bize madik oynar diye biliyordum" dedi.

Ben o kasetleri de bulacağım. Teyp kasetleri o kadar çok ki...

Kendi aranızdaki konuşmalar da mı kaydediliyordu?

Evet. O zaman her şey kaydediliyordu. Cemaatin önce gelenlerine dinletilecek olanlar, halka açık olanlar var. Çok kayıt yapılırdı. O özel bir görüşmeydi ama biri basıyor kasete.

Bu kayıtlar nerde şimdi?

Mahrem yerde. Büyük bir kısmı bende, küçük bir kısmı devlette.

Devlet bunları sizden istemedi mi?

İstesin ama ben güvenmediğim bir devlete vermem.

Hala mı güvenmiyorsunuz?

Canlı yayında da söyledim, ben Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızdan başka kimseye güvenmiyorum.

Neden peki birazını verdiniz de birazını vermediniz?

Ben bana sorulan sorulara cevap verdim. ayrıca tam olarak mücadele edildiğini de düşünmüyorum. Devlet hala müdafaada. Mücadele safhasına geçilebilmiş değil bana kalırsa.

MİT'e sızmamız lazım şeklinde bir yaklaşımı da var mıydı Gülen'in.

Ben 2005'te bir kitapta yazdım, "Şu imam kara kuvvetleriyle, şu imam deniz kuvvetleriyle şu imam hava kuvvetleriyle, Kemalettin Özdemir de MİT'le ilgilensin" demişti.

Kemalettin Özdemir ayrılmadan siz onu ifşa etmiş oldunuz yani...

Evet 2007'de ayrıldı o. Ben kendimi de ihbar ettim, ben bu işin hem sanığıyım, hem tanığıyım diye söyledim Kanaltürk'te. Lütfen beni sorgulayın ve tutuklayın dedim. Benim bu söylemlerin onları korkutuyordu. Oralı olmadılar.

CUMHURİYET'İ SATIN ALMAK FETÖ İÇİN ÇOK KOLA

Medyayı çok iyi kullandılar. Kendilerinin olmayan medyayı da. Cumhuriyet gazetesini mesela. Nasıl yapabiliyorlar bunu?

Satın alıyor. Onlar için iş değil bu. Göreceksiniz çıkacak hepsi. Doğu (Perinçek) bey bana dedi ki, Latif Erdoğan'ı göndermiş ona. Yanında bir kaç kişiyle. 5 milyon yada 8 milyon dolar gibi bir para teklif etmiş. Partiye yardım edelim demiş. "Biz kabul etmedik" dedi. Alaattin Kaya geldi bana, şu kadar milyon dolar falan para teklif ediyor. "Akıllı ol hocayı karşına alma" diyor. Ben de "Zaten her şey benim üzerimde bana ne teklif ediyorsunuz" dedim. Her şey yapmama imkan veren bir vekaletname vardı ama biz kullanmadık onu. Yani Cumhuriyet gazetesini de çok kolay almışlardır. Onlar için mesele değil.

HİÇ EVLENMEDİ ÇÜNKÜ İNSANÜSTÜ BİRİ EVLENMEZDİ!

Neden hiç evlenmedi?

O da bir müdanasızlık, kendini aşmak gibi. Kendini olağanüstü biri olarak göstermenin bir yolu yani. Nefsine yenilmemek gibi.  En az uyur, en az yer, en çok namaz kılar. Evlenmemesi de böyle bir şey. Erişilmez bir insan.

Peygamber Efendimiz evlenmiş ama...

Bediüzzaman'ı örnek gösteriyor, Hz. Yahya hiç evlenmemiş diyor. Sonra "Benim paramla evlenilmez, ben Diyanet'ten maaş alıyorum, din adamı olarak aldığım para çoluk çocuk beslemek için kullanılmaz" diyor. Ben evlendirelim seni diye teklif ettim bana çok kızdı. Hacı Kemal Erimez vardı, İzmir'in zengin kuyumcu ailelerinden biri. Tataristan, Moğolistan fatihi derledi ona. Onun adını bir okula da verdiler galiba. O çok teklif ederdi Gülen'e, seni evlendirelim derdi.

Öldürülen haydar Meriç'in iddialarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?

Bana Kırklareli'nde yatarken de çok soruyorlardı. Ben hiç öyle bir şeye şahit olmadım. Olsa sezerdim herhalde.

Hiç tuhafınıza giden bir durum...

Konuşmalarında, oturup kalkmasında öyle bir zaaf görmedim. Şaşırdığım bazı şeyler olurdu ama. Yanında kalan Cevdet vardı. Cevdet Türkyolu, yeğeniyle evli. O kadar dövüyor, çarpıyor çırpıyor, Cevdet tık demiyor. Ama Cevdet de ona o kadar rahat davranıyor ki, herkes önünde titrerken Cevdet arkadaşına davranır gibi davranıyor. Ben de "Bu ne küstahlık böyle" derdim, kendisine de derdim "Neden böyle davranıyorsun" diye. Bir şeye güveniyor demek ki. Barbaros var, o da evli barklı, çocukları var adamın. Okulların müdürü. Yemeklerini yapar, fedakar biri. Barbaros da bazen hocaya dikleniyor, kafa tutuyor. Hoca ona da çok ileri gidemiyor. Bunlar ahlaksızlığa delil sayılmaz ama dikkatimi çekerdi, nasıl cüret edebiliyorlar diye düşünürdüm.

MUSTAFA ÖZCAN ÇÖZÜLSE YAPI ANLAŞILABİLİR

En kritik isim kim sizce?

Mustafa Özcan, bütün mal mülk onun elinde olduğu için hoca ona şu anda söz geçiremiyor. O bir çözülse bu yapının bütün dünya çapındaki organizasyonu çözülmüş olur. Kütahya Tavşanlılı, hiç de ummayacağın bir tip. Sinirleri çok güçlü, en ağır hakaretlere tahammül edebilen biri.

Sizin aforoz edilmenize neden olan şey?

Gülen askeriyeyi, yargıyı, mülkiyeyi ele geçirin diyor. Genelkurmay nezdinde irtica ve PKK tehdidi var. Biz tehdit algısında ön planda değiliz belki ama yapılanma olarak bir numarayız. İrticadan neler kastediliyor, Aczimendiler, Nakşiler falan. Fiziki yapılanma olarak devleti en çok ürkütecek olan biziz aslında. Bir konuşma yapıyor; yüz kişi civarında körpe emniyet amirleri, kurmay binbaşılar, kaymakamlar, hakimler, savcılar falan var. Ben hocam bu çok yanlış oldu dedim. Kamera çekiyor. Bölge imanlarına gidecek kasetler. Mutlaka bu sızacak dedim. Konuşmasında diyor ki "Şimdi biz bunları burada konuştuk, siz buradan çıkarken nasıl şu meyve suyu kutularını çöpe atacaksınız burada benim söylediklerimi de çöpe atıyorsunuz" diyor. Kamu kuruluşlarındaki ilk çekirdek yapılanmaydı o.

Sizin için kopuş anı bu mu yani?

Evet, ondan sonra zaten onun bana tavrı değişti, benim ona tavrım değişti.

DEMİREL'E İKİ KERE GİTTİM, "ASKER DARBE YAPACAK" DEDİM

Erbakan'la ilgili ne derdi?

Erbakan'ın yaptığı işin ülkeye zarar getireceğini, yaptığı işin askerler tarafından bir türlü kabul edilmeyeceğini ve bütün Müslümanlara yapılan hizmetlere zararı olacağını söylerdi. bunu açık söyledi. Askerin ihtilal yapmasına gerekçe olabileceğini söylerdi.

28 Şubat'ta nasıl bir rol aldı?

Beni iki defa Demirel'e gönderdi. Gecenin geç vaktinde. Asker darbe yapacak diye. Biz de kuzu kuzu gittik.

PAPAZLARLA GÖRÜŞÜRDÜ MÜSLÜMAN CEMAATLERLE GÖRÜŞMEZDİ

Nerden haber alıyor?

Genelkurmay'da çalışan kurmay yüzbaşılar, binbaşılar var. Onlar bir takım bilgiler getiriyor. O da aldıkları bilgilere göre ve yahut olmasını planladığı şekilde Demirel'e yolluyor beni. Refah-Yol hükümeti dönemi. Bu hiç hoşuna gitmiyor zaten. Tansu-Mesut hükümeti devam edemeyince kuruluyor Erbakan-Çiller hükümeti. Biz Gülen asker müdahale edecek diye istemiyor sanıyoruz ama belki Amerika da istemiyor. Ortak dinar, İslam Birliği falan diyor Erbakan. Amerika ister mi böyle birini. Düğmeye belki Amerika basıyor, Gülen de beni gönderiyor. Ben de hükümeti kurtarmak için gittiğimi düşünüyorum. 2-3 ay arayla iki kere gittim. Bir kaç zaman sonra da Hürriyet'te manşet çıkıyor: "Beceremediniz gidin"

Sonra ikisi de istifa edip ayrılıyorlar ama güya darbe olmasın derken darbe oluyor. Hükümetin düşmesine biz sebep olduk, darbe olacak diyerek onların istifasını sağladık. Yazdım bunu, "Yıllar sonra benim o gidip gelmelerimin Gülen'in darbe harekatı olduğunu anladım" dedim.

Erbakan için de zaten Reha Muhtar'ın yayınında da "Kalben ruhen hiç sevmediğim bir insandır" demişti. İki kişiyi sevmem biri Usame Bin Ladin, diğeri Necmettin Erbakan...

Erbakan'ı bir terör örgütü lideriyle aynı hizada tutuyor, birlikte zikrediyor yani.

Evet, aynen... Bir Ramazan günü Erbakan bunu iftara davet etti, İzmir Efes Oteli'nde. Bana sen git dedi. Papazlarla görüşüyor ama Müslüman hiçbir cemaat önderine yakın durmuyor. Öyle bir adamdı.

TANSU ÇİLLER BİZE GÜVENEREK 33 TEŞKİLAT BAŞKANLIĞINI BOŞALTTI

Meral Akşener'i Çiller'e tavsiye etme meselesi nedir?

Benim tavsiyem oldu Gülen'in söylemesi üzerine. Işılay Saygın ve Ufuk Söylemez'i tavsiye ettik. Işılay Saygın bize destek oluyor, İzmirli olduğu için. Benim de Ege Üniversitesi'nden okul arkadaşım. O da zaten milletvekili. Ufuk Söylemez de Halk Bankası Genel Müdürü. Tansu hanım ona talimat veriyor o da bize bazı yerleri vakıf olarak ucuz fiyata kiraya veriyor. Bize sıcak davranıyor, işin takibinde yardımcı oluyor "Bilir kişi fiyat tespiti yaptı, bir ay içinde değişir fiyat, acele edin diyor" mesela. Meral Akşener'le de tanışıyoruz. Tansu hanım da bizden siyasete girecek eleman istiyor. Gülen biz kendi camiamızı siyasete sokmayız diyor, öbür partilerle de aramız bozulur diye düşünüyor. Tansu hanım ise cemaatin elemanlarından partiye katılım istiyor. İl başkanı ilçe başkanı olsun istiyor, özellikle İstanbul'da. Gülen, bizde eleman yok diyor ama kadın yanlış anlayacak hem o kadar büyüksünüz, hem adamımız yok diyorsunuz, nasıl iş bu. Bize güvenerek 33 teşkilat başkanlığını boşalttı. Kadronun tamamını bizden bekliyor.

Çiller neden size bu kadar iltifat ediyor?

Cemaatin dürüst elemanları var, maddi manevi gücü var, bir de bana madik atmazlar diyor düşünüyor. Kadın bize Şifa Hastanesi'ni verdi, Nil Matbaacılığı verdi. 27 bin metrekare. Biz nasıl destek çıkmayalım buna. Sonra bizim önerimizle Mehmet Emin Hasırcılar İstanbul İl Başkanı yapıldı. Ama başka isim vermememize Tansu hanım çok üzüldü. Işılay Saygın ve Ufuk Söylemez ve Meral Akşener'i söylememiz bundan sonra oldu. Kendilerinin haberi olmayabilir ama biz söyledikten sonra üçü de bakan yapıldı. Meral hanım bana yaş imzayla bir teşekkür mektubu gönderdi.

(Star)

Kaynak: Diyarbakır Söz