O anları anlattı

MISIR'da yasak olmasına karşın macera olsun diye Keops Piramidi'ne tırmanan Diyarbakırlı doğa sporcusu Enam Seyrek, "Zirvedeki görüntü muhteşemdi" dediği tırmanışı anlattı.

O anları anlattı

Trekking, sualtı dalış, yamaç paraşütü, bisiklet başta olmak üzere bir çok faaliyette bulunan Diyarbakır Doğa Sporları Kulübü (DİDOSK) üyesi 28 yaşındaki Enam Seyrek, 3 arkadaşıyla birlikte turistik gezi için gittikleri Mısır'da, yasak olmasına rağmen geçen 27 mart'ta Mısır'ın en büyük piramidi olan Keops'un tepe noktasına çıktı.

BENDEN ÖNCE 3 KİŞİ TIRMANMIŞ

Diyarbakır'da bahçe ekipmanları satan bir firmada çalışan Enam Seyrek, tarihi On Gözlü Köprü ve altından akan Dicle Nehri kıyısında Mısır'ın en büyük piramidine tırmanışının ayrıntılarını anlattı. Kendisinden önce bir Alman, bir Rus ve Türkiye'den de Fatih Kömürcü'nün Keops Pirimidine çıktığını, internette yaptığı araştırmada öğrendiğini belirten Seyrek, 3 arkadaşıyla birlikte Kızıldeniz'de dalış yapmak için Mısır'a gittiklerini söyledi.

Seyrek, "Önce Kızıldeniz'de dalış planları yaptık. Mısır'ın Sina Yarımadası'nda, Kızıldeniz kıyısında bulunan tatil kenti Şarm El Şeyh kentinde dalış yaptık. Sonra Lukson ve en son da Kahire'ye gittik. Kahire'yi bilerek en sona bıraktık. Çünkü Keops'a tırmanmayı planlamıştım. Güneşe alerjim vardı ve zirvedeyken çadıra ihtiyacım olacağını düşündüğüm için gölgelik çadır aldım. Ama girişte üst araması yapan polis, çadırı benden aldı. Piramitlerin olduğu bölgeye çadırsız geldik" dedi.

140 METRELİK KEOPS PİRAMİDİ'NE 10 DAKİKADA ÇIKTI

Yaklaşık 140 metre yüksekliğindeki Keops Piramidi çevresindeki güvenlik görevlilerinin bir anlık dalgınlığından yararlanarak bir anda piramide tırmanmaya başladığını kaydeden Seyrek, yaşadığı o dakikaları şöyle anlattı:

"Keops Piramidi'nin olduğu yerde görevlilerin boş bir anından yararlanarak piramide tırmanmaya başladım. Güvenlikçiler beni farkettiği zaman ben yarısına kadar çıkmıştım. Bir çok dilde inmem için bana bağırdılar. Tırmanışım yaklaşık 10 dakika sürdü. Benim için drone uçuruldu ve arkamdan dağcı bir polis geldi. Gelen polis zirvedeyken bana sürekli durmam ve inmem için bağırıyordu. Nefes nefese kalmış ve yorulmuştu, ama ben planımı önceden yapmıştım. Her şeye rağmen devam ettim. Tepeye çıktığımda oturdum ve beni izleyen görevli polisin gelmesini bekledim. Zirvedeki görüntü muhteşemdi. Çıkarken ve zirvedeyken çektiğim video ve fotoğrafların bulunduğu hafıza kartını alacaklarını biliyordum. Bu yüzden ikinci bir hafıza kartı almıştım yanıma. Yanıma gelen polise, ameliyatlı olduğumu söyleyip, yarama bakmam için bana 2 dakika müsade etmesini söyledim. O da bunu kabul edince, fotoğraf ve görüntülerin bulunduğu hafıza kartını şortumun lastik boşluğuna yerleştirip, kameraya boş olan ikinci hafıza kartını taktım ve biraz çekim yaptım. Hani boş görünmesin diye.

İNERKEN ÇÖPLERİ TOPLADIM

İnişimin yarım saat süreceğini düşünüyordum. Ama görevli polisin gösterdiği güzergahtan inince 5 dakikada aşağı indik. Aşağı inerken piramit üzerinde gördüğüm çöpleri topladım. Bu yüzden aşağıda beni bekleyen görevliler tebrik etti. Aşağıda ambulans ve zırhlı araçlarla sağlık ekipleri beni bekliyordu. Sonra beni karakola götürüp bir yerde oturttular. Çektiğim foto ve görüntüleri vermezsem beni bırakmayacaklarını söylediler. Piramide çıkmadan önce arkadaşlarıma başıma bir iş gelmesi halinde Türk Konsolosluğu'na haber vermelerini söylemiştim. Ama 6 saat karakolda gözaltında tutulduktan sonra, az görüntülerin bulunduğu ikinci hafıza kartını onlara verdiğim için beni serbest bıraktılar."

Daha önce İran'a gittiğini kaydeden Enam Seyrek, hayallerinin peşinde koştuğunu belirterek, kendisi gibi düşünen insanlara da hayallerinden vazgeçmemelerini önerisinde bulundu. Seyrek, "Mısır'dan sonra şimdi Afganistan'a gitmeyi düşünüyorum" diye konuştu.

Kaynak: Diyarbakır Söz