Görüş Bildir

BİR GÖRÜŞ

Fatih Yokuş

Zülfikkar Ve Risale-i Nur

Asrımızda, maddi yönde terakki ne kadar fazla olmuşsa, buna karşı, manevi çöküntü ve sıkıntılar da o kadar fazla olmuştur.

        Dini bile ve öğrenme yolları ne kadar çok olmuşsa da, dine meyil etme, hakaiki imaniyeyi öğrenme ve dini vecibelere uygun yaşamada o kadar zorlaşmıştır.

          Günümüz; fen, medya, eğitim ve kültürü insanları, nefis, heva ve şeytana karşı zayıf ve güçsüz hale getirmiştir. İnsanların fıtıratında var olan şer melekesi, aldığı yardımlarla galebe gelmekte dünya ve ahiret hayatımızı zindana çevirmektedir.

        Asrımız insanları, çok şiddetli manevi bir hastalık halindedir. Rotasını şaşırmış, dünya peşinde koşarak, ahiretini unutmuş, varlık içinde yokluğu yaşayan "deli divane gibi" bir hayat sürdürmektedir.

Akli selim insanların ittifakla, asrımızın çaresinin İslam olduğu konusunda hem fikirdirler. Ancak, islam alemindeki Kur'an ve sünnete uygun bir hayatın yok denecek kadar az olması sıkıntıların kaynağıdır.

Dini bazı cemaat, tarikat, siyasi parti ve diğer kuruluşların, dini değerleri yozlaştırmalar, Kur'an ve hadisi, asrın idrakına sunmamaları ayrı bir derttir.

        Birde günümüzde İslam aleminde zuhur eden fitneler, ki başta hadis inkarcılığı, sahabeyi küçük düşürücü söylemler ve bize Kur'an yeter diyenlerin yanı sıra dini doğru öğrenmede sıkıntıların olması yanlışların bir kaçıdır.

         Dertleri dinlendirip ümitsizliğe kapılmak bizlere yakışmaz. Öyle ise çaba göstermek "vazifemizi yapıp vazifeyi ilahiyeye karışmamak" düsturu ile hareket etmeliyiz.

        Aslında, asrımızın şanslı olduğu taraflarında biri de, Bedi-ü zaman ve Kur'anın tefsiri olan Risale-i nur gibi bir eserin var olmasıdır.

        Saadeti darey dediğimiz dünya ve ahiret mutluluğunun reçetesi hükmünde olan bu eserleri okumamız, öğrenmemiz, hayatımıza tatbik etmemiz, sorumluluğumuz altındakilere de öğretmeliyiz.

Rizale-i nur, asrımızın manevi hastalıklarına bir reçete hükmündedir, tedavi olmak isteyen, bu receteye önem vermeli ve uygulamalıdır. Yoksa kayıp edenlerden olacağı şüphesi çok yüksektir.

         Yeni Asya Neşriyat, gerek gazetesi ve diğer yayın organları ile risale-i nuru halkımızın istifadesine sunma hizmetini en iyi biçimde yapma gayret ve çabası içindedir. Bu çabalarından birisi de "Zülfikkar"adlı eseri yayınlaması ve biz okuyucuların istifadesine sunmasıdır.

        Bir çok yazımda değindiğim gibi, ülkemiz medya kuruluşlarının büyük çoğunluğu el birliği edercesine, toplumun dinamikleri olan, aile yapısı, buyuk-küçük arasındaki sevgi ve saygı duygusunu, namus kavramını kaldırmak ve israf, alkol ve benzeri kötü alışkanlıkları cazip hale getirmekle meşguller.

         Bu tür tehlikeli ve yıkıcı yayınlara karşı, kendimizi, aile efradımız ve sevdiklerimizi nasıl koruyacağız? Bu soruya vereceğimiz cevabı iyice düşünmeliyiz. Ben, hocayım, hacıyım, mütedeyyin im, nurcuyum... Çocuklarıma haram lokma yedirmemiş im deyip hizmeti Kur'aniye de geri kalırsak, ihmalkar davranırsak veya asrın manevi hastalığına uygun tedaviye önem vermezsek, yanlış yapmış olur vebalden kurtulmaz ve kıyamet günü hesap verenlerden oluruz.

        Zülfikkar, Hz. Alinin, hak uğrunda mücadele ettiği kılıcın adıdır. Risale-i nur külliyatında derlenen bu kitapta ismini fazlasıyla hak ediyordur. Yeni Asya neşriyat tarafından hazırlanıp yayınlanan bu kitap; Ustadın temel olarak Mu'cizat-ı Kur'aniya (25 söz), Mu'cize-i Ahmediye (19 mektup), Haşir(10 söz) risaleleri ile "Hizbü'l-Virdi'l-Ekber" adındaki Arapça tefekküri bir virden oluşur.

            Risalenin başında "Ehl-i fen ve mektep mualimleri Asa-yı Musa'ya şiddetle muhtaç oldukları gibi, hafızlar ve hocalar da Zülfikar'a şiddetle muhtaçtır." hemde çok muhtaçtırlar. Günümüz dine yapılan tehlikeli saldırı şekillerinden biride "Bize Ku'an yeter" diyerek Kur'ana, peygambere ve ashaba saldırı değil midir? İşte bu kitap bu sorulara eni iyi biçimde cevap vermektedir.

          Ustad , bu eserin basımıyla ilgili olarak da "Zülfikar çıkarsa, dahilen ve haricen büyük fütuhata vesile olacak" demiştir. Hani devlet ricalının "Dış düşman ve iç hain" dedikleri ve yapılan bunca mücadeleye rağmen bitirmemeleri.

          Keşke birde Ustadı dinleseler ve onun eserlerini okullarda ders kitabı olarak okutsalar ya da en azında Zulfikar adlı eseri okullara tavsiye edilen kitaplar listesine alsalar.

          Bedi-ü zamman Hazretleri, "Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem, "Kur'an ve haşır" konularını ihtiva eden bu eser için "Üç rükn-ü imaniye harika bir tarzda ispat eder" demiştir.

     Bu yaz dönemimizi iyi değerlendirelim kendimiz ve çocuklarımız Kur'an öğrenelim ve öğretelim. Risale-i nur külliyatını okuyalım okutalım. En az haftada evimizde çocuklarımızla bir-iki ders yapalım. Hiç olmazsa en azında "Zülfikar" kitabını Yeni Asya neşriyattan temin edip bu yazın okuma gayretini gösterelim.

     Kendimize ve ailemize bu yaz iyilikte bulunalım.

     Çalışmak, istemek bizden, başarı ve mükafatta Allah'tan olması dileği ile.

       DUA VE SELAMLARLA


Yorum Yap

Yazarın Önceki Makaleleri
EĞİL | 29 Temmuz 2017 Cumartesi
Kur’an Öğrenme ve Okuma | 27 Temmuz 2017 Perşembe
ÖLÜMLÜ DÜNYA | 25 Temmuz 2017 Salı
Zülfikkar Ve Risale-i Nur | 16 Temmuz 2017 Pazar
Saadet Partisi Ve İl Valisini Ziyareti. | 15 Temmuz 2017 Cumartesi
Faiz | 13 Temmuz 2017 Perşembe
Tüm Yazıları