Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

ÇANAKKALE ZAFERİNİN 104. YILINDAYIZ!

Evet, sevgili okurlar.

Çanakkale zaferi öyle ümit ediyoruz ki "meşhur, mahut ve şüpheli Lozan Zaferi" gibi değildir…

Ki olamazda...

Zira Lozan Zaferi kağıt üzerinde uyduruk bir zafer ki; İngilizlere mutlak bir teslimiyet söz konusuydu.

Orada verilen imzalar, bırakın zaferle ilgili olmasını, tam tersine hezimetti...

Ülke coğrafyası, Memalik-i İslamiye elden gitti.

1923’ten 1924’e kadar Hilafet-i İslamiye’nin ilgası, tümüyle İngiliz Dışişleri Bakanı Lord Curzon’un direktif ve talimatları neticesinde atılan bir imzayla gercekleşti....

Ancak Çanakkale Zaferi öyle değil.

1915-1916 yılları arasında başını İngilizlerin çektiği ihtilaf devletlerinin ittifakına karşı Osmanlı Türk orduları Allahû Ekber nidalarıyla, “Ölsem şehidim, kalsam gaziyim” misyonuyla yola çıkmış bir şühedalar ordusundan müteşekkildi.

Onun için Akif, Çanakkale Zaferini şu dizelerle dile getiriyor…

***

 

“Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor;

Bir hilâl uğruna yâ Rab, ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.

Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i...

Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi...”

* * *

Sevgili dostlar.

Çanakkale Zaferi tarihi yüz akımızdır.

Amma ne var ki, sonrasında yaşananlar inanan Müslüman Osmanlı milletinin bir makûs kaderi miydi acaba?

Ki hep böyle zaferlere tarih boyu gölge atılmıştır.

Nitekim gölge atılmak istenmiştir.

İçten vesayetçi, satılmış ajanlar makyajlı görüntü vermişler, piyonca çalışmışlar ve 1918’de yani 3 sene sonra İngilizler, İstanbul’a girebilmişler ve işgal edebilmişler.

O müstevli, gaddar düşman, yine içten tahribatını yapmış, önemli mevkilerde makam sahiplerini gizliden, gizleye ayarlamıştı.

Bu ayarlama şekli de İttihat Terakki mensupları, hatta üç tane paşası işin başucunda yer almışlardı…

Paşalıktan maşalığa dönüştürülmüş nice münafık tıynetli dostlar (!)o süreçte rol oynamıştı.

Ve İstanbul’un istilası için İngilizler davet edilmişti.

O günden bugüne, Türkiye ne yazık ki iki yakasını bir araya getirememiştir.

Her ne kadar cumhuriyetin kuruluşu gerçekleşse de…

Tek parti şeflik ve dipçik döneminde, 1923’lerden 1950’lere kadar yapacakları tahrifatı yapmışlardı.

O tahrifat günümüze kadar sirayet ettiği gibi, bir türlü de düzeltilememiştir…

En dikkat çekici olayların başında gelen de şudur ki; 1923’ten 1950’lere kadar haçlı emperyalizmi, maksadına-muradına erdikten sonra iktidardaki altı oklu CHP ile hiç ters düşmemiştir.

Ne vakit ki halkın salt çoğunluğuyla Demokrat Parti iktidara geldi..

Adnan Menderes Başbakan oldu..

Ondan sonra vesayetçi anlayış harekete geçerek "hükümeti" alaşağı etti..

Ama milletle baş edemediler..

Nitekim, 1950’lere kadar iktidardaki vesayetçi hükümetin artık Türkiye’de revaç bulamayacağına inanan hain haçlı emperyalist ve Siyonist İsrail, milletin iradesine ve temsilcilerine karşı operasyonlara girişti..

Yani rahat durmadılar.

Ki sonrasında, 10 yılda bir darbeleri, dayattılar..

Darbeler zincirinin tüm halkaları, bu vesayetçi anlayışın organizasyonuyla eklenmiştir!…

27 Mayıs darbesi ile bir Başbakan, iki tane Bakan idam edildi..

Bir iki yıl sonra Türkiye demokrasiye geçmek istediyse de bu kez demokratik seçimle iktidara gelen Demirel, halka biraz yanaştıysa da bu kez 12 Mart 1971’deki ağır bir muhtıra ile Demirel’i alaşağı edildi…

12 Eylül 1980 darbesi.

2007’de 27 Nisan e-muhtırası.

2013’teki Taksim Gezi Parkı olayları…

17-25 Aralık operasyonları.

Ve sonuç itibariyle 15 Temmuz 2016 başarısız darbe hıyaneti.

* * *

Tüm bunlar muhafazakâr, milli iradeye sahip çıkan iktidarların dönemlerinde oluşa gelmiştir.

Ama Allah’a şükürler olsun ki bir yere varamamışlardır.

Bu millet yine dimdik ayaktadır...

Erdoğan’ı destekliyor.

Ama ne yazık ki Erdoğan’ın tüm samimi ve ciddi çalışmalarına rağmen, bu millet siyasetten beklentisini bir türlü yakalayamıyor.

Ülkemizin beka sorunu var.

Bu beka sorununu da yarın tüm detayıyla siz değerli okurlarımızla paylaşacağız.

En derin saygı ve sevgilerimle…