Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

ÇUBUK?TAKİ CENAZE NAMAZINDA PROVOKASYON..!

Evet, sevgili okurlar.

Bilindiği üzere iki gün önce; yine acı bir haberle irkildik..

Kuzey Irak sınırında, dört ana kuzusu askerimiz şehit oldu…

Dün şehitlerimiz, memleketlerinde toprağa verildi..

O şehitlerimizden biri de; Ankara Çubuk'ta toprağa verildi…

Şehit Sözleşmeli Er Yener Kırıkçı…

Cenazesi toprağa verilmek üzere Çubuk'a götürülmüştü..

Öğlen saatlerinde cenaze namazı camide kılındığı esnada, cenazeye katılan Ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu önce protesto edildi..

Ardından, bir grubun saldırısına uğradı..

Milli Savunma Bakanı Hulisi Akar ve Ankara Emniyet Müdürü.. Sağduyulu vatandaşların da devreye girmesiyle; Kılıçdaroğlu uzaklaştırıldı..

Önce bir eve..

Ardından da alınan güvenlik tedbirleri kapsamında; Ankara'ya gitti..

Yaşanan saldırı bize göre rastgele bir saldırı vakıası değildir…

Bir provokasyondur…

Yani Taksim-Gezi  olayları gibi…

Yaşananlar CHP’nin, ulusalcı bir anlayışın veya Amerika’dan, NATO’dan kurgulanan bir ihtilal teşebbüsü gibi bir hareketin varlığı olarak görüyoruz!…

Ve bu provoke hareketin, yine postmodern Batı Çalışma Grubunun envanterinden çıktığını düşünmemek elde değil...

28 Şubatçıların bu işin arkasında olduğunu düşünmek, en akıllıca bir tespit olsa gerek!!.

Tabi ki, Kılıçdaroğlu zaman zaman iktidara gelmek için ve mevcut iktidarı karalamak için, tıpkı CHP eski lideri İsmet İnönü’nün oyunlarına başvurduğunu biliyoruz..

Bu oyun kurgusu da bu planlardan birisi gibi gelmiyor değil..

Endişesindeyiz..

İsmet İnönü’nün bir zamanlar, yani 1965’li yıllarda Ankara’da CHP’li ve seküler bir cenazeye giderken, sahte bir planla bir av tüfeğiyle kendisine ateş edilmişti.

Sonra büyüttüler.

Olayın senaryosunda "Demirel’e gözdağı" vermek vardı…

Nitekim, ateş edilmişti, ancak herhangi bir yaralama olmamıştı.

Ateş eden kişi planlı bir şekilde gözaltına alındı, bilahare serbest bıraktılar…

Zira kiralık birisi olması hasebiyle, kimse de bir şey yapmadı.

Bu saldrı olayıyla ilgili akla gelen bazı sorular var.

Bunlara cevap aramak gerekiyor.

Kılıçdaroğlu, hiçbir zaman şehit cenazelerine katılmamış, gitmişse de nadir gitmiştir.

Cenaze namazına giderken de abdest almış mı, almamış mı belli değil..

Ama genel kanaat, abdesttiz!..

Ki namaz kıldığı pek görülmüş değil!.

Görüntüsü var ise de; kılıyormuş gibi göstermelik oyundur....

Evet.

Olayın yaşandığı yer; Çubuk ilçesi…

Ki buradaki halkın yüzde 90’ı MHP’li…

Ve şehidin ailesi tarafından “cenazeye gelme” uyarısı yapılmış..

Ancak o yine de gitmiş….

Bunca kalabalık potansiyelin cenaze namazından sonra Kılıçdaroğlu’na hücum etmeleri ve yara almadan güvenlik görevlilerinin kendisine sahip çıkması…

Tabi bunlar gereken şeyler.

Olmalıdır da.

Amma velâkin!

Görünen manzara, önceden tezgaha konulmuş bir manzara gibi.

Kesin bir şey de diyemiyoruz.

Önümüzdeki günlerde tümüyle olay açığa çıkacaktır.

Bu paralelde yeni bir darbe hazırlığı gibi biçimlendirmenin varlığı hiç akıllardan uzak değildir.

Zira 28 Şubatçıların, postmoderncilerin yeniden bir 28 Şubat gibi bir oyun tezgâhlaması veya Taksim-Gezi olaylarıı gibi bir oluşumun hazırlanması, bize göre ihtimallerden uzak değildir.

Ve hatta Erdoğan’ın Kılıçdaroğlu’na yapmış olduğu çağrıları daima tazelemek için, yeni bir kurnazlık ciheti olabilir.

Zira bu tür olaylarda yara almadan kurtulmak, kolay bir iş değildir...

Planlı ve kurgulu…

Gaye iktidarı zor durumda bırakmak…

Başta İçişleri Bakanı Süleyman Soylu olmak üzere!…

Ki olayın yaşandığı bölge, polis mıntıkası değil, Jandarma bölgesi!…

Netice itibariyle, "olay" bir bütün olarak Erdoğan’ı iktidardan düşürme planın ilk halkası gibi geliyor bize…

Erdoğan’ın FETÖ ile mücadelesi…

AK Partinin ilk kuruluşunda bulunan ekipten uzaklaşılması…

Genel itibariyle; Erdoğan’ı yalnızlaştırma oyunları sahneleniyor..

Gizli tezgâhlarla bu şer yapıların hergün biraz daha muradlarına erme noktasına geldiklerini görüyoruz…

Ülke ve millet olarak; büyük bir tehlikeyle karşı karşıyayız…

Senaryo büyük, provokatörler sahnede!!!…

Kurtlar pusuda, puslu havayı bekliyorlar...

Diyoruz ki, Erdoğan, gelip geçen siyasi liderler arasında ayrı bir mümtaziyeti ve şahsiyeti vardır.

Ne yazık ki zaman zaman da dile getiriyoruz, kaleme alıyoruz, “dost acı söyler” diye!!..

Ama kimseye inandıramıyoruz kendimizi.

Erdoğan’ı yalnızlaştırma girişiminin başarısı bilinmelidir ki mukadder darbelerin girişimidir.

Zaman, olayları açıklayan en büyük müfessirdir.

Fakat bakıyoruz ki…

AK Parti bir türlü kendini toparlamıyor.

Kadro ne yazık ki çok bayat bir kadro…

AK Partinin eski kurucularından kimse kalmadı.

Muhafazakarlıkla yola çıkan AK Parti, birileri tarafından bilincli olarak "bu kulvardan" uzaklaştırılıyor…

Akla gelen bu.

Allah korusun.

Yeni bir darbe girişimi teşebbüsü veya hazırlığı, acaba Erdoğan’ın 15 Temmuz’daki halka çağrısı gibi yine büyük bir potansiyel sokaklara dökülür mü?

Darbecileri geri püskürtür mü?

Bize göre o biraz düşündürücüdür.

Netice itibariyle Erdoğan’ın, CHP’nin şerrinden ve fitnesinden uzak durabilmesi için, başarılı bir devlet adamı olma  vasfını elden bırakmaması gerekir!?..

Ve şu hakikat iyi bilinmelidir…

İhtilalci, seküler, Atatürkçülük gibi perdeler altında yürüyen CHP, hiçbir zaman kendine yeni bir ruh kazandıramaz...

En derin saygı ve sevgilerimle...