Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

RUHSUZ BİR DÜNYAYLA MI TANIŞACAKTIK!! (II)

Evet sevgili okurlar!

Dünkü sohbetimizde sizinle paylaşmaya çalıştığım güncel olayların gerçek yüzü orta yerdedir..

Bugünkü sohbetimiz yine dünkü sohbetimizin paralelinde ilavelerle devam edecek.

Dünde ifade ettim; son zamanlarda dünyayı titreten virüs rastgele bir virüs değildir...

Özellikle emperyalist haçlı maddeci bir dünya ile Siyonist dünyanın insanların başına getirmiş olduğu bir mekirdir...

Ki böylesi “mekirler” bugüne özgü değildir..

Yıllar yılıdır yer küresinde, benzer tezgahlarla, hilelerle, nifak tohumları ekerek, toplumsal buhranlar yaşatmıştır...

Milletleri de, devletleri de “mutasyona” uğratmıştır...

***

İşte İslam dünyanın hali!.. Yıllardan beri, Siyonizm’in ve emperyalizmin boyunduruğu altında; “inim inim” inlemektedir...

Mezalimler...

Dökülen milyonlarca masum insanın kanı..

Kadın, çocuk, bebek denilmeden; “yapılan” katliamlar...

İnsanları birbirine kırdırma...

Kardeşi, kardeşi “düşman” etme, ahlaksızlığı...

Akıtılan kan ve göz yaşını “terazinin” bir kefesine koyarsak...

Diğer kefeye de;

Doların ve Euro’nun gölgesinde yaşanan ve yaşatılan mezalimleri, insanlık dışı ahlaksızlıkları, maddeye tapma hali, insanı benliğinden etme, kuzunun postunu kurda giydirme eşkıyalığını koyarsak..

Sizce terazinin hangi kefesi ağır basar?.. Elbette ki, maddiyata öne çıkaran vahşi kapitalin yer aldığı terazinin kefesi ağır basar....

Galiptir.. Ama şeklen galiptir

Ancak, terazinin diğer kefesi...

Yani, masumların kan ve gözyaşlarını dolduran kefe, ilahi adaletin terazisiyle tartılacaktır...

Gerek bu dünya da gerekse öbür dünyada; “hesabı” ağır sorulacaktır...

Ki bu İlahı hesap sorma, aldatan keferetül fecere seküler dünyasını ezip geçecektir?...

Ümit varız…

***

Hiçbir zaman inanan bir İslam ümmeti olarak, siyonizmin ve emperyamizmin şeytani hesaplarına gelmiyoruz, İlahi Kudrete olan aşkımızı, şevkimizi, ümidimizi yitirmiyoruz.

Hep ümitle yaşıyoruz..

Ama tembellikle, keslanlıkla  değil...

 “Armut piş ağzıma düş” gibi yanlış felsefeyle değil.

Kur’an’ın emir ettiği şekilde, İslam düşmanlarına karşı meşru zeminde mutlak bir direniş ve diriliş göstererek!.

Bakınız mevcut medeni dünya (!) modern insanları yetiştirip çağdaş bir insan kitlesini oluşturacağı savı, kesinlikle gerçek dışıdır.

Zira, doların baskısıyla yarattıkları modern insan, karşısındaki insanı “köle” olarak görür.. Ve köleleştirmenin; enstrümanlarını her daim kullanır..

İşte bu noktada yıllar yılıdır İslam dünyasına karşı kurmuş olduğu tezgah, en derin “köleleştirme” tezgahtır.

Sekülarizm tezgahı, yani toplumları modernleştirme adı altında Allah’tan uzaklaştırıp “maddiyata” köle etmektir...

Bu zaten başlı başına kendilerini ele veriyor.

Eğer bir toplumu Allahsızlaştırma anlayışıyla insanların getirmiş olduğu vaz’i kanunlarla hukuksuzluğu hukuklaştırmaya çalışıyorsa, bu hukukun üstünlüğüne riayet değildir..

Bilakis, hukuk dışı kanunlar silsilesi ile dünyayı yönetme gayretidir... Bu da, hiçbir zaman dünyanın, insanlık dünyası olmayacağını gösteriyor...

Olsa olsa, vahşet ve canavarlaşma dünyası olur..

Ki hal-i alem orta yerde..

Çünkü, ipte oynayan sihirbaz gibi insanları aldatan bir sistem işliyor...

İşte bugün küfür dünyasının hali bundan ibarettir ve kendini fena şekilde okutuyor...

Ümit varız ki...

Hak ettiği şamarı da Cenab-ı Allah yavaş yavaş peyder pey vuracaktır...

Ad ve Semud kavimlerinin başına gelenler, onların da başına gelecektir...

Bize göre zamanı, gelmiştir ve geçmiştir.

Küfürlü ve inkarcı bir dünya, yani sekülarist, laikçi bir dünya, özellikle Türkiye’mizin yüz elli yılını alıp-götürmüştür?..

Hukukun üstünlüğü ifadesini kullanıp demokratik sistem kavramından dem vurup, antidemokratik mezalim yasalarla ülke yönetile gelmiştir..

Bu da, inanan bir toplumu kandırmadan ibarettir ...

Millet için, bir safdilliktir…

Toplum da ne yazık ki bu gaflet içerisinde yuvarlanıp gidiyor.

***

Modern bir dünya ve bu modern dünyanın içinde modern insan yetiştirme hali, insanları birbirine İslam bağıyla bağdaştırma, Allah’a yaklaştırma, kulluk görevini insanların beynine enjekte etmekle olabilir.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığım gibi, modern insan değil, tam tersine çamur bataklığına batırılmış bir hayvan sürüsü misali gibi kendini zaten görüntülüyor.

Buna Bolşevizm denir, ahlaksızlık denir, insanlık dışı yaratık sistemler denir?..

Manyatizm gibi sihirbaz bir hal denilir?..

Doğrusu, ne derseniz deyin ki; başlı başına zaten sekülarizm demek toplumları dinden, Allahtan peygamberden uzaklaştırma hali demektir..

Ki bu da Bolşevizm’in, allahsızlığın, dinsizliğin dik alasıdır.

Bundandır ki Bediüzzaman diyor ki:

“Bir tek gayem vardır: O da, mezara yaklaştığım bu zamanda, İslâm memleketi olan bu vatanda bolşevik baykuşlarının seslerini işitiyoruz.

Bu ses, âlem-i İslâmın iman esaslarını zedeliyor. Halkı, bilhassa gençleri imansız yaparak kendisine bağlıyor.

Ben bütün mevcudiyetimle bunlarla mücâdele ederek gençleri ve Müslümanları imana dâvet ediyorum. Bu imansız kitleye karşı mücadele ediyorum.

Bu mücahedemle inşaallah Allah huzuruna girmek istiyorum. Bütün faaliyetim budur. Beni bu gayemden alıkoyanlar da, korkarım ki bolşevikler olsun.

Bu iman düşmanlarına karşı mücahede açan dindar kuvvetlerle el ele vermek, benim için mukaddes bir gayedir. Beni serbest bırakınız, el birliğiyle, komünistlikle zehirlenen gençlerin ıslahına ve memleketin imanına, Allah’ın birliğine hizmet edeyim.”

***

Evet sevgili dostlar!

Üstad Bediüzzaman hazretleri bu takrizini, bu dopdolu fikriyatını 1940’lı yıllarda, yani Şeflik ve Dipçik yönetimi döneminde Afyon Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanırken, mahkeme heyetinin huzurunda ifade etmiştir.

İşte bugünkü modern dünya olarak adlandırılan sahte bir aldatmacayı taa o zamandan beri ifşa etmiş o büyük Üstad...

Bediüzzaman’ın eserlerini okumalıyız, okutmalıyız, onunla yaşamalıyız.

***

Bakınız sevgili dostlar!

Yeni Şafak Gazetesi’nin deneyimli kalemlerinden Yusuf Kaplan bey, dünkü yazısından bizi teyit edercesine yazı kaleme almış...

Yazısından not aldığım birkaç paragrafı sizinle paylaşmak istiyorum...

Kaplan şöyle diyor:

“Tanrısız, insansız, ruhsuz bir uygarlıkla karşı karşıya dünya: İnsanlığın çıkmaz sokağı, önündeki en büyük varoluşsal virüs bu!

ÇIKIŞ YOLU: İSLÂM’IN IŞIĞI

Bu uygarlık, insanın varlığını da, yerküredeki hayatı da, kültürleri de tehdit ediyor.

Bu tehdidin önünde, insanı eşref-i mahlûkât olarak gören; tabiatla barışık; farklı dinlerin, kültürlerin nasıl bir arada, barış içinde, birbirlerinden beslenerek yaşayabileceklerini gösteren tek evrensel medeniyet modelini geliştiren İslâm durabilir yalnızca.

Dünyayı cehenneme çeviren pagan uygarlık çöküyor, insanlığın önünü açacak bir ışık saçacak hakikat medeniyetinin önü açılıyor...”

En derin sevgi ve saygılarımla…