Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

TİLKİ İLE YILAN KARDEŞLİĞİ ?!

Evet, sevgili okurlar.

Bilindiği gibi; Türkiye Cumhuriyeti Devleti var gücüyle artık Afrin’dedir.

Gerçi Afrin deyince bize yabancı bir coğrafyayı hatırlatmıyor.

Yalnız Afrin değil; Suriye’nin tümü…

Halep’i ile Şam’ı ile Hama’sı ile Humus’u ile…

Yani tümüyle bu topraklar Osmanlının öz be öz hakimiyeti altındaydı…

Coğrafyasıydı…

Osmanlı'nın toprak alanıydı.

Keza başta Kudüs olmak üzere, Beyrut, Kuzey Afrika, Mısır, Libya, Tunus ve Cezayir’den ta Yemen’e kadar..

Tüm buralar, Memalik-i İslamiye’den olup Osmanlının elinden gasp edildi.

Keza Irak, Kuveyt, Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan gibi ülkeler dahil…

Hepsi, İslam’ın malı olup cebren ve mekren hileli tuzaklar kurularak 1.Dünya savaşında elimizden gasp edildi..

İşte bugün, bu coğrafyanın geri alınması gerekiyor.

Gerekmesi de elzemdir.

Geleceğimizin olmasa olmazıdır.

Haçlı anlayışın gebermiş olan o zorbalığı artık gırtlaklarında kalmalıdır…

Piyon, ajan kiralık bir Cumhuriyet Halk Partisi anlayışının Türkiye’de varlığını yitirmesinin zamanı gelmiş hatta geçmiştir.

Zira millet uyandı, uyarıldı.

Yek vücut olarak ele ele verdi ve Erdoğan ile omuz omuza vererek toplumsal milli ve yerli hareket anlayışıyla, yola çıktılar…

ABD istese de istemese de; "bu tarihi uyanışı ve kutlu yürüyüşu" içine sindirmek zorundadır.

Ne diyor Cumhurbaşkanı Erdoğan…

"Birer tane değil, hepiniz gelin… Topunuz gelin..!"

Türkiye’nin İslam dünyasının lideri durumunda olma hali kaçınılmazdır.

Ve gereklidir.

Bugüne kadar gelip giden siyasetçilerin ve siyasi partilerin yanlış politikaları bu memleketi; ne hale getirdiği hepimizin malumudur..

Deriz ya..

"Görünün köy kılavuz istemez..!"

İşte bıraktıkları; miras!…

Terör..

Şiddet..

Kaos..

Askeri darbeler..

Cunta anlayışı..

Tekçi..

Kemalist..

Ulusalcı..

İdeolojik saplantılara bulanmış; "ayrıştırıcı" söylemler..

İnanca..

Dine..

İslami hakikatlere karşı; "kindar" anlayış!..

Say say bitmez; ülkeye ve bu kadim millete "yapılan" tahribatları..

Nitekim onlar…

Güdümlü siyasetin, ana akımında yer alan; "masonik" kafalardı..

Çünkü onlar bir parti lideri olarak değil, ABD’ye, İsrail’e hatta Birleşmiş Milletlere kapı kulu gibi; "birer" piyon olarak faaliyet gösterdiler..

İşte bugün; herşey gün gibi aşikar oldu..

Özellikle, NATO ve Avrupa Birliği…

Bu oluşumlar tümüyle safsata, yalan ve sahte görüntü içerisinde, İslam ve Türkiye düşmanlarıdır…

Maskeleri bir bir düşüyor..

İşte, Afrin olayı…

ABD’nin tonlarca silahları oralara göndermesi…

PYD’ PKK, DEAŞ ve FETÖ gibi uyduruk terör örgütleriyle saf tutması…

ABD'nin gerçek yüzünü de ortaya çıkardı..

Onun için, ABD’nin bu rezaleti ve iki yüzlü tutumu, onu deşifre etmiştir…

Ne yapsa, ne etse; onu kurtaramaz!…

Zira ortaya çıkan hendekler ve derin tüneller PKK’nın yapabileceği yapılar değildir.

Kesinlikle ABD’nin makine gücü bu işleri yapmıştır.

***

Afrin zaferi nettir..

Küçümsenemez…

Büyük bir başarıdır, yedüvele karşı mücadelenin zaferle noktalanmasıdır..

İşte bu hakikatla Genelkurmay başkanı olmak üzere, tüm kahraman Türk Silahlı Kuvvetleri, komuta zinciri dahil olmak üzere, Mehmetçik artık dünyaya gereken dersi vermiştir.

Ecdad tarihini yeniden canlandırmıştır…

Afrin, tarihe altın harflerle yazılması gereken bir destandır.

Erdoğan’ın dünkü AK Parti meclis grup toplantısında ABD’ye verdiği mesajlar dünya için ve Amerika için ibretler dolu derstir.

Utanmaları gerekir…

Ama ne yapacaksın ki, utanacak yüzleri yok ki…

Zira, yüzlerine tükürsen o be yağmur yağdı der..

***

Evet, ABD’nin müttefikliği ve kardeşliği bize karşı, İslam’a karşı ABD’nin ve emperyalist ülkelerin,  hatta Avrupa birliğinin müttefikliği yılan ile tilki hikayesindeki kardeşlik gibidir.

Hikaye şöyledir;

Günün birinde; yılan ile tilkinin yolu kesişir…

Karşılaşırlar.

Selamlaşırlar.

Ve tilki yılana der;

-       Gel, kardeş olalım, dost olalım.

-       Beraber yürüyelim.

Yılanda kabul eder.

Yola çıkarlar ve ileride akan bir nehrin kenarına ulaşırlar.

Tilki der;

- Ey yılan kardeş buradan geçmemiz lazım.

Yılan

-       Ben geçemem der.

-       Zira ben yüzme bilmiyorum.

-       Sen daha güzel geçersin ama ben burada kaldım der.

Tilki

-       Hayır,  seni bırakmam

-       Çünkü kardeşiz, gel sırtıma sarıl beraber geçelim der.

Yılan, Tilkinin söylediklerini dinler ve tilkinin sırtına sarılır.

Tilki de onu büyük zorluklarla, yorularak, nefes nefese karşı tarafa taşır.

Karşı tarafa geçince tilki

-       Yılan kardeş ben çok yoruldum sırtımdan in. Der.

Yılan

-       Hayır! Ben inmem der.

Tilki neden diye sorunca yılan,

-       Ben seni ısırıp, zehirleyip öldüreceğim.

Bunun üzerine tilki,

-       Hani biz kardeştik ne oldu? diye sorar

Yılan

-       Isırmak benim doğamda var.

        Isırmaktan zevk alırım..

-       Ne yapalım, ben seni ısıracağım der.

Tilki yılanın ciddi olduğunu görünce şöyle söyler;

-       Ey yılan kardeş, biz o kadar emek verip kardeş olduk, sende beni ısırmaya çalışıyorsun.

-       Beni öldürmeye çalışıyorsun, ama ben ölmeden önce senin kara kaşına aşık olduğum için getir de o gözlerini öpeyim der.

-       Sonra beni ısırırsın ben de ölürüm

-       Allahın emri baş göz üzerine der.

Yılanda ahmakça tilkinin niyetinden anlamaz ve başını tilkinin ağzının önüne uzatır.

Tilki hemen yılanın başını kapıp dişleriyle ısırır..

Ve yılanın başını ezerek öldürür.

Yılan o zaman tilkinin vücudundan çözülüp gevşer.

Tilki onu alıp yere serer.

Ve şöyle seslenir; 

-       Yılan kardeş, kardeşlikte düz olmak gerek

-       Bak nasılda sen şimdi düzeldin de yola geldin.

-       Sen hainlik yapınca o yolda hain oldun gittin.

İşte,  yılanla tilkinin hikayesi günümüzde ABD ve diğer AB ülkelerinin ve NATO’nun kardeşliği gibidir.

Allaha temenni ediyoruz ki, bir gün gelir onlarda yılan gibi yere uzanırlar.

O zaman dürüstlüğü ve kardeşliği öğrenirler.

Vesselam

En derin dileklerimle saygılar…