Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

ADALET İSTİYORUM!?

Bu ifade, "insanoğlu için" yer küresinde yaşanan “hukuk dışı” olaylar karşısında en büyük çığlık olsa gerek!.. Hele ki yaşadığımız zaman dilimi içerisinde; uğranılmış bir haksızlık varsa ve hukuk işlemiyorsa, vahim bir durum bu!.. Ki "evladını" kaybetmiş bir annenin "çığlığıyla" bu söyleniyorsa!.. Vay ülkemin ve milletimin haline?…

***

İnsanın boğazından kelimeler tıkanır hale geliyor birinin "adalet istiyorum" diye çığlığını gözyaşları arasında atması!… Önceki günden buyana bu ifadeye karşı "kelimeler" boğazımda düğümlenmiyor değil!?..

***

Şu, Antalya'da kamuoyuna yansıdığı şekliyle "reklam filmi çekeceğiz" deyip, Ormanlık alana götürülüp darp edilen ve bilahare 15 gün süren "yaşam mücadelesini" kaybeden 18 yaşındaki Şeyhmus Özdemir vakıasındaki iddialar!!…

***

Özdemir Diyarbakırlı.. Sosyal medyayı kullanan ve fenomen bir kimlik alan; "Ares" lakaplı Özdemir cinayetinde failler baba ile oğul çıktı.. Şu an ikisi de tutuklu.. Olayla ilgili bir dizi iddia var…. O iddiaların içeriğine girmeyeceğim… Çünkü, olay yargıya intikal etmiş, süreç işliyor..

***

Ama beri yanda denir ya, ağzı olan konuşuyor.. Ki günlerdir konuşuluyor, yazılıyor, çiziliyor, sosyal medyada tartışılıyor.. Ne garabet bir haldir ki; "herkes kendi işkembesine" göre hüküm veriyor.. Yargılıyor.. Kesiyor, biçiyor, idam ediyor, beraat diyor.. Yani diyen diyene.. Ancak kimse, hakikate odaklanmış değil..

***

İşte bu "hakikatsizlik" karşısında Özdemir'in annesi çığlık atıyor.. Ki önceki gün, cenazesi Diyarbakır'da defin edilirken, kameralara konuştu, Anne Sultan… “Evladımı öldürdüler. Bunlar katil ve canidir. İftira attılar. Bu ispat olacak. Rabbim perdeyi kaldıracak, onlara doğrusunu gösterecek. Ares için adalet istiyorum. Zorluklarla evladımı büyüttüm…”

***

Annenin “Adalet istiyorum” çığlığı sadece “oğlunu öldürenlere” verilecek ceza noktasında atmıyor.. Aynı zaman da, oğluna yönelik ortaya atılan “iddiaların” gerçek dışı olma haline de, tepkili...

***

KANTİN DENETİMLERİ?…

Sağlık açısından.. Buradaki "gıda ürünlerinin" kalitesi!.. Ve tabi ki MEB'in koyduğu kurallar.. Yani çok yönlü bir, "nizamnameyle", denetimler başlatılmış.. Ki, Diyarbakır'da Sağlık Kuruluşlarının "kampüsündeki" kantinler dahil edilerek, periyodik "kontroller" kapsamına alındı!..

***

Güzel bir uygulama!… Yapılması elzem.. Çünkü, "insan sağlığı" söz konusu.. Özellikle, öğrenciler için… Lakin "gıda" denetiminin yansıra diyorum ki; bir de "kantin işletmelerinin" nasıl ve kimler tarafından organize edildiğine ilişkin; "bir mercek" tutulsa…

***

Özellikle Okul kantinleri… Ki kamu kurum ve kuruluşlarında "var olan" kantinlerin "ihale ediliş"  şekli, hatıra binaen mi, katıra binaen mi, yoksa siyasi veya nüfuz sahipliği noktasında mı, peşkeş edildiğine neşter atılsa!?..

***

Öyle ya, kantinlerde "milyonluk" komisyonlar dönüyor… Kötü bir koku hakimiyeti var.. İnanın ki, böylesi bir operasyon icra edilirse, o zaman iki yönlü bir "sağlıklaşma" sağlanmış olunur!… Yoksa, "kantinlerdeki" sağlıksızlaşma devam eder!… Sinekli bakkal dükkanından, öteye de geçmez!…

***

HELE BİR PARTİ KURULSUN…

Konuşulana bakar mısınız!.. Neymiş; Ali Babacan'ın kuracağı parti, "ittifak" kuracak mı?.. Yoksa "İltihak" yolunu mu seçecek?..

***

İyi de birader.. Henüz ortada "fol yok, yumurta yok?.." Kurulmuş bir parti de yok!.. Denir ya hele bir parti kurulsun.. Şekli şemalı ortaya çıksın.. Kim var, kim yok, belirlensin?..

***

Ondan sonra; "kime meyil" verecekler, ittifaka mı, iltihak'a mı, Cumhur'un sokağına mı, Milet’in sokağına mı, girecekler o zaman konuşulur?. Şu anki, hal "don biçmeden" öte değil.. Ki bebek te yok!?.

***

KAVALA DAVASI…

Daha önce iki kelam etmiştim.. Vakıa "iki yüzlü.."  Özellikle, Gezi olayları.. İlk an, "masum" son an, "şeytani" bir plan…

***

Neyse!.. Mevzu "yargı" ölçeğinde polemik konusu!… Aslında iş; "bizim adam, sizin adam" noktasına geldi?..

***

Şöyle ki… "Beraat kararı" çıkınca "bağımsız yargı" denildi… Sonrasında "gözaltı kararı" çıktı… Bu kez ne deniliyor; "bağımlı yargı"

***

Hasılı başta da ifade ettim.? Bizim toplumsal yönde "yargı felsefemiz" kişi ve bize dokunuyor mu, dokunmuyor mu, noktasında işliyor…

***

NASRETTİN HOCA, İLAHİ ADALET… VE EMİR!..

Azıcık da, tebessüm edelim! Malum, hafta sonu… Pazar yazısına odaklanmadık.. Güncelliklere daldık.? Bari sohbetin sonu yüzde tebessüm, bıraksın!!!…

***

Nasrettin Hoca.. Günlerden bir gün, "pazara" gitmek için yola çıkar..

Sokakta çocuk, oyun oynuyor..

Sorar.. Hey çocuklar "pazardan bir isteğiniz var mı?"

Çocuklar evet der; "gelirken bize şeker getir…"

Kendi aralarında topladıkları bir miktar akçeyi "hocaya" verirler!…

Hoca pazara gider… Alış-veriş sonrasında mahalleye döner!!!…

***

Çocuklar etrafını sarar.. Hocam "şekerlerimiz..!"

Der ki..

Sıraya geçin.. Şekerlerinizi "tek tek" sıraya göre vereceğim..

Çocuklar sıraya geçer… Hoca, çocuklara seslenir.. Ve şöyle der..

Çocuklar… Size şekerleri benim adaletimle mi, dağıtayım?..

Yoksa, "Allah'ın adaleti ile mi dağıtayım..?!'

***

Çocuklar şaşkın!!.. Düşünürler.. Sonra karar verip, derler ki!!…

Hocam.. "Ne olur, ne olmaz" sen şekerleri bize "Allah'ın adaleti" ile dağıt derler..

Nasrettin Hoca başlar dağıtmaya.. Kimine üç, kimine beş.. Kimine, 10.. Kimine hiç vermez!!!..

***

Çocuklar!… Aman hocam sen ne yapıyorsun.. Böyle adalet mi olur derler?

Hoca şöyle dir.. İlahi adalet böyledir.. Allah kimine çok verir.. Kimine az verir.. Kimine de hiç vermez!!…

***

GÜNÜN SÖZÜ...

Hakikati önemsemeyen kanun, adil olamaz!...