Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

ARTI OYLAR GÜZELOĞLU'NUN!...

Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu..

Vallahi bravo!..

Yaşına rağmen demeyeceğim..

Çünkü, genç ruha sahip!!…

Ki gençtir..

Arı gibi; koşturuyor?..

Maşallahı var…

Dur durak bilmiyor..

Köy, mezra, ilçe gezip duruyor…

Dağ, bayır demiyor..

Kanaat önderleri..

Köy muhtarları..

Öğretmenler..

İmamlar…

Toplantı üzerine toplantılar yapıyor..

İstişareler…

Bir taraftan devlet-i aliyeyi anlatıyor..

Diğer yandan, AK Parti faaliyetlerini..

31 Mart'a dair "beka" meselesini öne çıkararak AK Partiye "oy" istiyor…

Büyükşehir'e..

İlçe Belediyelerine..

Encümenler için…

İlla ki oyunuzu Ak Partiye verin çabasında!?..

Bürokratmış?

657 imiş yok..

Bir AK Parti İl Başkanı gibi..

Bir AK Parti Milletvekili gibi..

Bir AK Partili Bakan gibi..

Yani en azılı AK Partili radikalinden beter şekilde…

Oy için; "faaliyet" yürütüyor..


***
 

Kim ne der bilmem..

Ama AK Parti'nin bu kez "artıya" taşıyacağı oylar; Güzeloğlu'nun çabasına dairdir!…

Ne seçilmişler..

Ne görevlendirilmişler..

Ne de AK Parti'nin SKM'si!..

Kimse "kendine pay" çıkarmasın..

Ki hal-i alem ortada!..

 

***

REİS'TEN REİSE DEMİŞTİK YA!..

İyi ki demişiz!..

Yoksa; "kimse kuluçkadan" kalkmazdı..

Baksanıza!..

2002'den buyana seçilenler..

Seçilemeyenler..

Aday olanlar..

Yeni siyasi kulvara "göz kırpanlar" dahil.. Hepsi, bir iki kişi dışında!…

Artık, Diyarbakır'dalar..

Toplu açılışlar..

İlçe gezileri..

Seçim bürolarında "nutuk" atmalar!..

Yani; "biz de partiye çalışıyoruz" minvalinde bir faaliyet arzı içerisine girdiler..

Ne diyelim!…

Maşallah..

Bravo size!.. Tabi "geç kalmadınız mı" demeyeceğim.

Ancak diyeceğim şu..

İlla ki, "reisten reis’e" demem mi gerekiyordu..

İlla ki, "bayanlar, beyler" neredesiniz mi, diyecektim?

İlla ki, "Ak Parti" sizi sırtında taşıdı, biraz da siz partiyi omuzlayın demem mi, lazımdı?

İlla ki, "vefasızlığınızı mı" hatırlatmam gerekirdi?

Neyse!..

Haydi size kolay gelsin!..

***

 

PERSONEL ALIMI NE OLDU?!…

Malum!…

Diyarbakır Büyükşehir..

Ki Sur Belediyesi de..

Personel alımıyla ilgili "ilana" çıktılar.. Şu kadar alım yapılacak diye?

İş-kur önünde..

Belediyelerin önünde; başvuru kuyrukları oluştu..

Günlerce…

Ki, KPSS Puanı birinci "şart" olarak koşuldu…

Sonra!..

Bir dizi "siyasi spekülasyon.."

Rüşvet..

Suiistimal..

Adam kayırma..

Karşı mahalleden, "seçim arifesinde" kadro rüşveti, söylemi!..

Yani "konuşan konuşana.."

Ama sonra…

İşte o sonrasıyla alakalı; "bir belirsizlik" süreci başladı..

Nitekim, çok mesajlar alıyoruz?..

Ne oldu?..

İşçi-memur alımından vazgeçildi mi?..

Yoksa, alınacak mı??

Mülakat yapılacaktı, bizler çağrılacaktık, ama yok?

Kime gidiyorsak..

Kimi arıyorsak cevap veren; "akıbeti" bilen yok.."

Ne diyelim..

Biz de, "etkili ve yetkililere" sorduk..

Herkes; "üç maymun" kodunda…

Neyse!…

Bir de buradan hatırlatalım; "ne oldu işçi memur alımınız?"

***

CEHALET Mİ?..

Sanmam!..

Kör bir taassup..

Baksanıza zihniyete!..

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Eşi Emine Erdoğan..

Katıldığı etkinlikte şu cümleyi kullanmış..

Demiş ki!..

"Biz, sadece kendi çeşmemizden, ampulümüzden, soframızdan değil, "yeryüzünde halife olmanın sorumluluğunu taşımaktan mesulüz…"

Emine Erdoğan bunu diyor..

Ve ekliyor?

"Afrikalı bir çocuğun, temiz su bulamadığı için maruz kaldığı hastalıkları çocuklarımıza doğru anlatabilirsek, 1 dilim ekmeğin undan çok daha fazla anlamı olduğunu da kavratmış oluruz.”

Lakin!..

Dedik ya "cehalet" değil, kör taassup!..

Vay sen misin bunu diyen..

Neymiş!..

"Halifelik" ilan etmişmiş!…

Nesrin Nas.?

Sözde okumuş, mürekkep yalamış!..

Diplomalı "eğitimsiz!.."

Diyor ki..

"Halifelik de ilan edilmiş.. Haberimiz yok!.?"

Meşrebindeki gazeteler de aynı…

Vaki olan şudur ki..

Ayetlerle..

Hadislerle sabit bir hakikat var..

O da "insan" için şu vasfı, ikmal eder!..

Der ki…

Beşer..

Yani insan.. "yer yüzünde Allah'ın halifesidir.."

İşte İslam'dan..

İşte Müslümanlıktan..

İşte İnsanlık kültüründen "be haberdar" olunca!..

"Kin ve garaz" kör bir zihinle; saldırgan olur?..

Yoksa, insan insanı "katleder miydi?"..

***

 

ZİHNİMİZDE OLMAYINCA?…

Aynen de öyle!..

Dilimizde pelesenk..

Deriz..

Ki "nutukların" yaldızlı, kelimeleri..

Emanet..

Ehliyet..

Liyakat..

Ve tabi ki sadakat…

Ne yazık ki, "dilimizde" yaygın..

Ama velakin!..

İş zihnimize..

İş somut eyleme..

İş "kavramların" fiiliyatına gelince!..

Hadi ordan diyoruz!..

Zerre-i miskal yok!..

Aksi istikamete yönelme var..

Maddiyat körlüğü!….

Vaki olan…

İhanettir..

Hainliktir..

Kalleşliktir..

Sırttan "bizans oyunlarını" organize etmektir!...

Müfterilik..

Yalancılık..

Hele ki ahlaki erozyonun, dalları!...

Hırsızlık..

Rüşvetçilik..

Faizcilik..

Zinakar..

Sarhoşluk…

Kumarbaz..

Uyuşturucu..

Yani enva-i şirretlik, "işlem" görüyor..

Müsebbip!..

Elbette ki siyasi, "hayat" ikmali!..

Netice de!..

Soy deseniz yok!?

Millet deseniz bilmez!

Medeniyet, "tek dişli canavar.."

Bin yıllık bağlı olduğu değerler; "Çağ dışı" anlar!

Ne iltifa var..

Ne itaat var?

Ne de, "sahiplenme" var!..

Velhasıl!.

Günaha dadanmış bir seyir var!...

Eee diyeceksiniz ki!…

"Kişiliksizlere" kişilik mertebesi verilirse böyle olur..

El hak!?..