Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Bİ NETLEŞTİRELİM?!!

Neyi mi?.. Binali Bey’in, Diyarbakır mitingindeki katılım sayısını?..

Hafta sonu, bir rakam vermiştim..

İl Teşkilatı..

17 İlçe.. Eski Bakan.. Milletvekilleri..

Eski vekiller..

Encümenler..

Ve bunlara dair, korumalar..

Çevre güvenliğini alan, emniyet mensupları..

Pek tabi ki, Binali Bey'in yakın korumaları dahil..

Hepsinin, katılımıyla 500 demiştim..

Yani, mitingdeki sayı "topyekûn" 500 kişi var diye..

Vay sen misin rakam veren!!!..

***

Arayan arayana.

Resim gönderen gönderene..

Tepki veren verene..

İlginç olan da bu ne kadar "sayı abartması" diyenlerin çoğunlukta olması..

Garip..

Derler ya; "keşke" demeseydim..

Dediğime bin pişman ettiler….

Aynen de öyle oldu..

Sırrı çözemedim.. Ama işin içinde; "bir iç hesaplaşma" var…

Çünkü, üzerinde tepinenlerde hep AK Parti cenahından!?..

***

Neyse!..

İşin fazla da mülahazasına girmeden, "mitingden" bir kare resim verelim..

Resim, İl Teşkilatının önünde çekilmiş!..

Buyrun, resme bi bakın…

500 var mı yok mu?..

Yoksa, size göre farklı bir sayı mı var?..

O'nu da, resimdeki "insan" sayısını ortaya çıkararak, siz karar verin..

Ben hayli, meşguliyetle efor sarf ettim…

Biraz da, siz efor sarf edin...

Özellikle; "teşkilat sınıfta kaldı mı, kalmadı mı" tartışmasını körükleyenler açısından?

Netleştirelim..

Tabi ki, tepkileri de bekliyorum!!…

***

ŞU SAÇBAŞ YOLMA HALİ?..

Sahi o neyin nesi öyle!?… Akla ziyan bir durum..

Çirkin bir vukuat!...

Gazete manşetlerinde…

Bir tarafta, AK Parti Kadın kolları başkanı….

Diğer tarafta; AK Parti üyesi olduğu söylenen bir bayan!…

Nasıl bir anlaşmazlıksa..

Nasıl bir husumet vaki ise..

Neyin "paylaşılamamasıysa..".

Cadde ortasında..

Yüzlerce kişinin gözleri önünde..

Ulu orta yerde; birbirlerine "Allah ne verdiyse" girişiyorlar..

Saç-baş yolma halleri..

Küfürler..

Yumruklar…

Birbirlerini fena şekilde, tartaklayıp, "saçlar, yüzler, burunlar" dört bir tarafa dağılma vaziyetleri.

Yani, darp etme halleri!…

Maşallah ringe çıkmış iki boksör gibi!..

Ama hakemsiz!...


***

Ne hazindir ki tüm bu "hesaplaşma" çirkinliği Binali Bey'in esnaf ziyaretinde vücut buluyor..

O esnada, yaşanıyor..

Ki, korumalar "tarafları" zorla bir birinden ayırarak, polise teslim ediyor..

Polis, işlem  yapıyor..

Yani, vakıa, karakolluk!…

Doğrusu; kim haklı, kim haksız..

Kim saldırdı, kim saldırmadı?

İlk yumruğu kim çaktı, kaç yumruk atıldı? ...

Yüzü gözü şişenler, burnundan kan akanlar kim?

Ya da yaşananlara dair bir gerekçe ortaya konulması, vücut bulan mevzunun çirkinliğini maalesef; "mazur" görmez!…

Hiçbir şekilde "anlam da" ifade etmez!…

Kimse de; "o duruma" bakarak, olabilirlik inşa edemez!...

Diyemez!.. Dememelidir de...


***

Vukuata, İl Yönetiminin bir beyanı olması gerekir…

Ceza-i müeyyidesi de!?..

Özellikle, siyasi faturası...

Çünkü "kavganın" üzerinde yürütülen spekülasyonlar açısından; bir beyan gerekli...

"O saç-baş yolma" halinden daha beter bir çirkinlik vardır; yapılan kulislerin muhtevasında!…

Hasılı kelam..

Şunu der ve nokta koyarak, “bu çirkin kavgasının” faslını kapatmak istiyorum..

Pis koku geliyor..

Yazıklar olsun..


***

AK Parti fena bir şekilde "içten, içe" kaynıyor..

Kazan fokurdayıp, taşıyor…

Ve bu kazan; bir çok "komployu da" ikmale getiriyor..

Ne hazindir ki, bu kaynamadan da "menfaatperestlik" kurgusu var..

Yüksek derecede bir akıl oyunu!!…

Birileri birilerini alt etme adına; "Partideki" zafiyetleri şeytani şekilde algı üretiminde" kullanıyor..

Aman ha aman; diyorum!!!….

Peş peşe, vuku bulan mevzuular "ani" gelişmeler değil…

Kurgulu..

Yani, dizginler fora edilmiş!!!…

İp vahşice elden kaçıyor gibi; geliyor bana!!!…

Dost uyarısı...

Diyeceksiniz ki kime dersin; “kafalar kuma gömülü...”

El hak, doğru söze ne denir ki?

***

 

BRAVO BİNALİ BEY!..

Bir önceki yazımda; ne demiştim!…

Çevresini saran..

Kılavuzluk yaptığını sanan…

Yerli, yersiz konuşan…

Abuk, sabuk beyanatlarda bulunan..

Kibirli..

Burnu navalı, lüzumsuz zevata "bi çekilin" dese!..

Hatta, Diyarbakır programında bunu göstermesi gerekir demiştim…

Ve; beni bana bırakın, deyip kendi başına politikasını icra etse!…

Göstermelik şovlardan arınsa…

Yalakaların..

Dalkavukların "yol göstericiliğine" yeter, hendek oldunuz çıkışını yapsa!…

İnanın ki; tüm rakiplerinin alayına; "duman" attırır, demiştim!..

Bugün de diyorum!...

***

İşte, bariz bir örnek!…

Hani, şu "tv'de düello" çıkışı vardı ya…

Binali Bey ile Ekrem Bey'in; "kozlarını" paylaşma halleri..

Baksanıza, "çıkış", CHP'den geldi!..

Herkes, bu topu "Ak Parti" taça adar diye bekliyordu..

Olmadı..

Binali Yıldırım, ustaca "göğsüne" aldı..

Sonra altı pasa, bıraktı!…

Yani, "ters" köşe yaptı…

Yine bir kafa karışıklığı yaratılmak istenildi.. Hangi, kanal ve kim moderatör olacak diye?..

Bir dizi isim..

Bir dizi söylemler geliştirilerek; "medya" tuzağıyla, altı pastan kaçırmak istediler, Binali Yıldırım'ı..

Ki, muhalefetin medyası kadar..

Merkezin de, "trolleri" aynı fikriyatı ha bire; "körüklediler?"..

Sakın Binali çıkma diye..

Olmaz, seçimi kaybederiz..

Ekrem, Yıldırım'ı "düelloda" yener gibi; peşin peşin "golü" attırmak istedi..

Ama, beklenen olmadı..

Yıldırım, özgüvenini konuşturdu..

Resti çekti..

İnisiyatifiyle, tavır ortaya koydu..

Deplasman diye bir duyguya da kapılmadı!..

"HODRİ MEYDAN?"…

***

Bir hamle daha yapılmak istenildi!..

"Moderatör" kim olacak diye?

Karşı mahalleden bir öneri; Uğur Dündar olsun..

Yıldırım, "bu topu da" ustaca, karşıladı..

Karşı mahalleden biri olsa da..

Ekrem'de gönlü bulunsa da..

Tarafgirliği de, bulunsa da..

Her şey "ekran" karşısında, milyonların gözü önünde olacağından dolayı varım?..

Mahallesindeki; "tepkilere" rağmen, reste rest dedi!?.

Yani kaçmadı..

"Dündar'a da razıyım" dedi..

Nitekim bu kararlı rest, karşı mahallede korku yarattığından olsa gerek; "tarafsızlığıyla(!)" övünülen, Dündar kaçtı..

"Ben yokum" dedi..

Gerekçesi; "Adaylar ve Demokrasi zarar görür" gülüncü oldu?


***

Derler ya; onu gel külahıma anlat..

Kimse yemez!…

Nitekim; "Mahalle baskısı var" deniliyor.

Neyse; hafta içi "düellonun" arenası da moderatörü de netleşecek..

Olsa da; karşılaşma ayın ortasında, olacak-..

Yani seçime; bir hafta kala "kozlar paylaşılacak?"

Görünen o ki; Binali Bey kararlı..

Ama hücumda olması gereken Ekrem'de bir gariplik var..

Ayak diretme!

Yani, "kararsızlık" hissi, yüksek..

Acaba diyorum bu durum; öz güvensizlikten mi kaynaklı?..

Yoksa, proje adamı olmasından mı?

Hele ki, son günlerde "agresiflik" hali der demez; "duraksatıyor?.."

Neyse; son viraja girildi..

Geri dönüş; "iki taraf için de" vahim olur!…

Kim ben yokum dese; sandıkta da yok olacak?!

***

BRAVO TÜRKİYE..

Fransa'yı alt edeceksin..

Dünya şampiyonuna "ayakkabısını" ters giydireceksin…

Türkiye ile Fransa hesabına,

Erdoğan, Macron çekişmesine,

Siyasetin gerilimine..

İçteki ekonomik dengesizliğe..

Ortadoğu'daki hesaplaşmadaki gel-gitlere "sille" atacaksın….

Dünyayı, Konya'ya odaklandıracaksın..

Sahadan, 2-0'lık galibiyetle ayrılacaksın..

Kibirin olmadığı..

Kavgaların yaşanmadığı..

Centilmenliğin, pik yaptığı,

Tekniğin her alanda faal olduğu,

Genç, dinamik, kolektif bir takım olarak "ipi" göğüslemek...

Ve grup liderliğini alan, Ay yıldızlı Türkiye'ye "BRAVO TÜRKİYE" denilmez mi?

Şapka çıkarılmaz mı?

Helal olsun, Türkiye denilmez mi?…

Bravo Türkiye…