Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

BİZİM EN BÜYÜK SORUNUMUZ??

Ne olabilir?… Sizi bilmem.. Ki kim ne der onu da bilmem.. Terör mü, şiddet mi, cehalet mi, eğitimsizlik mi?.. Ya da işsizlik, fakr-u zaruret mi?… Veyahut, otoritesizlik mi… Yani ne denilirse denilsin?..

***

Özü itibariyle "temelinde" şu vardır… Ülkenin de, idarenin de, milletin de, kurumların işleyişinde de en büyük sorun ve zafiyet; "ihmaldir, suiistimaldir, keyfiyettir, aldırışsızlıktır, önemsememektir, ferdi ve kişisel hesap gütmedir.."

***

İnanın ki, bu etkenler "vücut" bulmaz, kurumsal işleyiş içerisinde olmaz iseydi; hiçbir şekilde olumsuzluklar, acı veren, gözyaşı döktüren, ağıtlar yakan hadiseler; "kahredici" fakirlik ve yoksulluk gibi bir vakıa yaşanmazdı!.. Ama gel gör ki; yaşanıyor..

***

Gerek bizim gazete olsun.. Gerek diğer, yerel ve ulusal gazeteler olsun.. Manşetlere, üçüncü sayfalara, ya da iç sayfalara bir göz getirmek yeter; "insan hayatının ne kadar önemsizleştiğini…"

***

Çünkü insanlar "ihmaller" serisinden dolayı "patır patır" düşüp ölüyor.. Ki, terör kayıplarını kat be kat geçerek.. İşte ihmaller serisinin getirdiği; "pisi pisine" ölüm olaylarından bir kaçı...

***

ŞIRINGALI ÇİKOLATA ÖLDÜRDÜ..

Daha iki gün önceydi, "acısı" herkesin yüreğine düştü.. Ankara Keçiören'de, şırınga şeklinde ambalajı bulunan sıvı çikolata yiyen 1. sınıf öğrencisi Mert Yağız, ambalaj kapağının boğazına kaçması sonucu hayatını kaybetmesi olayı!...

***

Dün de Diyarbakır'da benzer bir vakıanın yaşandığı haberi geldi.. 7 yaşındaki Umut Bilgi de, "sıvı çikolatanın" içerisinde bulunduğu şırınganın kapağının nefes borusuna kaçması sonucu, ölmüş… Peş peşe iki olay.. Ki daha bir çok benzer vakıa!..

***

Ne diyor Doç. Dr. Recep Dursun.. "Bu tür malzemeler satılırken, dikkatli olunmalı.." Anne ne diyor?.. Gülşen bilgi.. "Olay bir cinayettir.."

***

İster oyuncak, ister böylesi yiyecek ve içecekler olsun.. Yaşa göre, içerdiği materyale göre gerek sağlık açısından, gerekse olası "insanı" tehdit edici etkenler açısından bir standart ölçüsü, kontrolü olması gerekmez mi?..

***

Ama maalesef.. Ne denetleyen var, ne de "bir standart" koyan var.. Ne de, olaya aldırış eden var…?

***

Siz duydunuz mu?.. Sağlık Bakanlığı, Tarım Bakanlığı, ya da ilgili ve yetkili kurumların tepesindeki zat-ı muhteremlerden birinin; "pisi pisine" yaşanan bu ölümlerle alakalı; "ihmallerle" ilgili tek bir laf ettiğini.. Ya da önlem noktasında, "bir hamlede" bulunduklarını.. Yok..

***

Aile dava açsa.. Mahkemeye verse.. Velev ki, suçlu bulunsa da, birileri?..  Sonuç değişir mi?.. Giden canlar geri gelir mi?.. Gelmez.. Ama "suçlu bulma" noktasında da; güldürmeyin beni derim.. Çünkü; "hepimiz suçluyuz..!"

***

KONYA'DAKİ KERPİÇ EV…

Ev çöktü.. 2'si çocuk üç kişi öldü.. Niye öldü?.. Ev kerpiç.. Peki bakım, onarım, tedbir, güvenlik?.. Zerresi yok..

***

Neymiş!.. Ev tarihi imiş.. "Kültür Varlığı" koruma altında imiş.. Eee.. Kapısı da mühürlenmiş.. Eee "izinsiz aile" oraya girip barınmışlar…

***

Ey Konya Valisi.. Ey Konya ahalisi.. Ey ilgili ve yetkililer.. O yıkıntı, kerpiç evi "koruyan" bur kurul var.. Enkaz altından çıkarılan "köpeği" barındıran, bir barınak var..

Peki, o evin çatısı altında kalıp hayatını kaybeden insanları "koruyan" var mı? Ya da aldırış.. Yok.. Peki bu 2'si çocuk, üç kişinin "ölümünden" kim sorumlu..

***

İNDİĞİ MİNİBÜS EZİYOR…

İşte 4 yaşındaki kreşe giden çocuk.. Adı Hasan.. Öğleden sora.. Kreşten servisle eve geliyor.. Minibüs şoförü, onu evlerinin karşısındaki caddede indiriyor.. Yani Hasan'ın karşıya geçip, "eve" gitmesi gerekiyor..

***

Hasan iniyor.. Koşarak karşıya geçmek isterken; "minibüsün" altında kalıyor.. ve oracıkta ezilerek ölüyor.. Peki çarpan minibüs!.. Az önce indiği minibüs.. Şoförü de, "hadi Hasan burada in eve git" diyen kişi..

***

Sahi Okul servis araçlarına belli bir standart uygulama yok muydu?.. Vardı… Hem de sayfalar dolusu mevzuattı var.. Öğrenci "eve teslim" olmalı.. Hele ki, "kreş servisiyle" daha bir dikkatli olmalı.. Nerde "korucu abla?"..

***

Ki, Avrupa hep diyoruz da!.. Dünyanın her yerinde, "okul servislerine" karşı, gerek yayalar olsun, gerek diğer araç sürücüleri olsun; büyük bir hassasiyetle "okul taşıtı kutsaldır" deyip, bakılır.. O aracın sürücüsü de, aynı kural sahibi..

***

Peki bizde!.. Biliyorum diyeceksiniz ki; "güldürmeyin bizi Allah aşkına?"..  Yine ihmaller, yine vurdumduymazlık, yine "pisi pisine" giden bir can…

***

ÖĞRENCİLER ZEHİRLENDİ?..

Yazıya nokta koyacaktım ki, haber düştü.. Çorum'un Osmancık lisesinde, 103 öğrenci zehirlenmiş.. "Karbonmonoksit zehirlenmesi.." Öğrenciler hastaneye kaldırılmış.. Durumu ağır olanlar var.. 6 öğrenci yoğun bakımda...

***

Vali Mustafa Çiftçi'nin açıklaması var.. Olay kontrol altında, savcılık olaya el koydu.. İncelemeler başlatıldı.. Müfettişler görevlendirildi… Yani, Pansiyondaki "ısınma sisteminden" kaynaklı, bir facia..

***

Umarım, duam odur ki, "üzüntü verici" bir durum söz konusu olmaz.. Acı yaşamayız..

***

ALKOLLÜ SÜRÜCÜ…

İki gün önceydi.. Uşak'ta sabaha karşı, otomobil durakta bekleyen vatandaşların arasına dalmış, üç kişi hayatını kaybetmişti..

***

Otomobilin sürücüsü alkollü idi.. 0.77 promil.. Sürücü üniversite öğrencisi idi.. Dün haber geldi.. O sürücünün "ehliyeti de yokmuş?…"

***

İşte Ağrı'daki kaza.. Benzer bir durum.. Ölü bilançosu; 4 ölü.. Alkol.. Ehliyetsiz.. ve plakasız…

***

Netice itibariyle!.. Bunların hepsi; şunu "çığlık çığlığa" bize haykırarak, söyletiyor… "Suçlu ülkenin yönetimidir, suçlu sistemin, hukukun, adaletin kendisidir, suçlu milletin bizatihi kendisidir…"

***

CEZALAR CAYDIRICI DEĞİL..

Bir önceki yazımda dile getirdim.. Eğer ki bir ülkede "suç, suçlu ve suç çeşitleri" sürekli, artıyorsa.. Ve suçlarda, "adaletin" tecellisinde vicdanlar "kanıyorsa", mağdurlar "adalet bu mu" diye, söyleniyorsa!.. Demek ki; "yasalarımız" suç ve suçlu noktasında; "caydırıcı" değil..

***

İşte konuşuluyor.. Adalet Reformu.. Yeni Yargı Paketi.. Af deniliyor, kısmi af gelecek diye beklentiler oluşturuyor.. Yeni yasalarla; "ceza hükümleri" artırılacak gibisinden, beyanlar var…

***

Beyler!… Düşünülmesi gereken; "cezanın sebebi bedel ödetmek değil, engel olmaktır.." İşte biz bunu; maalesef idrak edemiyoruz.. "Suçları ve suçluları" suç işlemeden önce; nasıl "engel olabiliriz?"..

***

İşte o da; "ihmalleri, aldırmazlıkları, suiistimalleri, keyfiyeti, menfaat ve çıkar hesaplarını" bireyin, milletin, ülkenin ve idarenin "zihninden" çıkardığımızda; mümkün olabilir?…

***

GÜNÜN SÖZÜ…

TCK'nın varlığı, suçluya bedel ödetmek değil, "suç işlemesine" engel olmaktır..


***

Hayırlı cumalar...