Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

BU İMAMI KİM KORUYOR?

Doğrusu!…

Bu mevzuya, dün girecektim…

Derler ya "yeter artık!.."

Ancak, "Ortak Akıl Platformu"nun önemine "halel gelebilir" diye öteledim..

Gölge düşmesin..

Böylesi mukaddes bir oluşum; "bu çirkin karakterle" anılmasın!...

Onun için bugüne bıraktım..

Mevzuu..

Aslında uzun süreden beri, Diyarbakır'da konuşulmaktadır…

***

Tartışılan..

Sorgulanan..

Özellikle, Diyanet camiasında hayli "negatif" bakılan bir zat!..

Ve onun icraatları..

Siyasi..

Politik..

Ve gayri ahlaki "işlerle" sürekli anılır, ve konuşulan bir isim olması…

Yani envai karaktere sahip..

Buna mukabil..

Soruşturmaların..

Müfettişlerin..

İdari tahkikatların var olması da ayrı bir garabet hal!…

***

Görevi kötüye kullanmak!..

Mesaiye riayet etmemek..

Başkalarının hakkında "suçlamalarda" bulunmak…

İspiyon yapmak..

Akçeli işlere girmek..

Hatta, bağış kumbarasından para alınması..

Umre ve hac acentalarından komisyonlar almak..

Bayanlarla diyaloğu!..

Anlayacağınız, ne derseniz hakkında konuşulan, söylenen..

Ki yazılan-çizilen biri..

Ve Diyanet İşleri Başkanlığının dahi; "bir çok inceleme" yaptığı düşünülürse…

Ne yazık ki, hala da "imamlık" gibi bir vasfı kullanıyor..

Doğrusu akla ziyan bir hal..

***

İlginç ve tuhaf gelen de..

Bazı siyasilerin..

Bazı bürokratların..

Bazı seçilmişlerin..

Yerel ve ulusal düzeyde "birileri" tarafından korunup kollanması!…

Der demez..

İnsanın "ne mübarek biri bu(!)" diyesi geliyor..

En önemlisi de!..

Toplantılarda..

Etkinliklerde..

Kamusal faaliyetlerde; "sanki bu iğrençlikleri o yapmamış!…"

Yaşatmamış…

İmamlık ve hafızlık vasfına halel getirmemiş..

Leke sürmemiş..

Sütten çıkmış ak kaşık misali; "Kur'an-ı Kerim" ona okutuluyor…

Sanki, Diyarbakır'da Kur'an-ı Kerim okuyan yok!..

Sesi güzel olan ondan başka kimse yok..

Bir tek o varmış gibi…

Bulunmaz bir hint kumaşı gibi..

***

İşte, haftasonu…

Ne yazık ki, Ortak Akıl Platformunda bu durum bir kez daha yaşandı..

Nitekim, kürsüye çıkışında salon buz kesti…

Özellikle..

Diyanet Camiasında..

Alimler..

Ve müderrisler tarafından..

Onu tanıyan, bilen bir çok kişi "yine mi bu zat!!!" diyerek tepki koydu..

Yazıklar olsun?..

***

Biliyorum..

Zat-ı muhteremi(!) çok merak ettiniz..

Kim bu diye?

Doğrusu, Diyarbakır'daki okuyucuların ekseriyeti kimden söz ettiğimi anladılar..

İl dışındakiler..

Diğer okuyucularım, "kimden söz ettiğimi" bilemez!?..

Evet, bu şahsiyet…

Açık ismini vermeyeceğim..

Rumuz  vereceğim..

M.E.M..

Şuan için kadrosu; Nebi Cami'de…

İmamı!..

Amma velakin siyasi nüfuzla uzun süredir Ulu Cami'de görev yapıyor..

Ve "Baş İmam" olarak..

İl içi geçici görevlendirme saltanatı!!..

***

Ulu Cami..

Tarihi bir kimliğe sahip olduğu gibi..

Beşinci Hareme-i Şerif…

Geleni-gideni yüksek…

Özellikle, devlet büyükleri açısından..

Burada namaz kılınır..

Cuma namazlarında burada "mahşeri" bir kalabalık oluşur..

Yani, cemaati yüksek!..

Hal böyle olunca, hele ki "baş imam" ünvanıyla; daha bir itibar nüfuz edici olunur…

***

Hatırlatmak isterim..

Zat bir dönem "siyasete hamle yapıp, aday adayı olmuştu?"

Tabi anlayamadığım bir durum var..

Maharetli biri…

Ki, hukuk okumuş.. Ama nerede o meçhul!…

Yani avukat..

Diyarbakır barosuna da kayıtlı; ama ne hikmetse "imamlık! yapmayı tercih ediyor..

Tercihsel durumu..

Maddi mi?...

Manevi mi?…

Hangisinin kazancı çok yüksek!..

Sakın avukat demeyin!…

***

Şahsı tanıyan bir dostun ifadesiyle..

Ne yazık ki..

Ulu Cami'deki "imamlık" babadan oğula geçen saltanat tahtına döndü..

Doğru..

Öyle ya, zat'ın babası da, uzun yıllar Ulu Cami'de imamlık yaptı..

Şimdi emekli imam!

Ama!..

Ne hazindir ki..

Onu tanıyanlar şunu ifade ediyor..

"O babanın ne ilmini, ne alimliğini ne de hayat felsefesini" almış biri değil..

***

Şimdi sormak istiyorum!..

Diyarbakır İl Müftülüğü..

Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu..

Diyanet İşleri Başkanı Erbaş..

Ki, kendisini yakından tanıyan ve Diyanet İşleri Başkan Yardımcılığı görevine atanan; Burhan İşliyen…

Dosyası..

Sicili..

Ve görevlendirme haliyle alakalı bu kadar "kabarıklığı var olan biri…

Neden, niçin, nasıl ve kimin nam-ı hesabına açıkça böylesi korunup-kollanıyor?

Kim kimi neye göre pazarlıyor?..

***

Korkarım ki!..

17 Mart'ta Diyarbakır'a gelecek olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katılacağı etkinliklerde..

Programda..

Salon toplantısında..

Olası yemekte; gel "Kur'an-ı Kerim'i" sen oku diye!?..

Doğrusu kendisine şaşmam..

Nitekim ona diyenlere de şaşmam!..

Çünkü zevat "civa" gibi!…

***

 

BİR İMAM NASIL OLMALI?

Gelelim…

Bu soruya, Diyanet İşleri Başkanlığının yanıtı..

Aslında; birbiriyle çelişme hali..

Yukarıdaki imamın "maharetleri..!"

Aşağıda da; Diyanet'in "imam tanımı!.."

Ailede, toplumda diğer insanlar açısından ideal bir tip olmalıdır.

Emsallerine göre başarılı…

Pozitif yönleriyle tanınan, kendisi gibi olunmaya çalışılan kimse olmalı.

İşini yorumlayabilecek bir eğitim almalı.

İlahiyat eğitimi yanında felsefe tarih, sosyoloji, psikoloji ve eğitim dallarında bilgiye sahip olmalı.

Bilgilerini pratik hayata başarılı şekilde aktarabilmeli.

***

Gerek mesleğini icra esnasında, gerekse toplum içinde yapacağı açıklama ve yorumlarda vereceği bilgilerde sağlam bilgi esas olmalıdır.

Dini bilginin bugün ne anlama geldiğini kavrayabilmeli.

Dünyadaki sosyal ve kültürel gelişmeleri yakından takip etmelidir.

İyi ahlak sahibi olmalıdır.

İşi, hal ve hareketiyle İslam dininin öngördüğü ahlaki meziyetlere sahip olmalı.

Ahlaki alanda zafiyeti olan kişi din görevlisi sıfatı taşıyamaz.

Daima hayatın gerçeklerini göz önünde bulundurmalı..

İnsanları yargılayan,

Mahkum eden,

Yasaklayan,

Korkutan bir üslup ve tavırdan uzak durmalı.

***

Hiçbir dünyevi endişe ve çıkarın bu amacı zedelemesine izin vermemelidir.

Sadece peşinde namaz kılanların değil, herkesin hocası olmalı.

Misyonu, Allah'ın yarattıklarına hizmet ederek onun rızasına ulaşmaktır.

Sorumluluklarını yerine getirirken herkese eşit mesafede olmalı.

Siyasi konularda tarafsızlıklarını korumaları gerekir.

Çok partili hayat ve demokrasinin gereği bunu gerekli kılmaktadır.

***

KUR'AN-I GÜZEL OKUMA!..

İmam'ın..

Bir de, "Kur'an-ı Kerim'i" okuma üslubu da hep tartışma konusu olmuştur..

Kur'an mı okuyor..

Şarkı mı söylüyor..

Arabesk mi takılıyor..

Unutmadan..

Zat'ın bir de cd'si var; "Kur'an-ı Kerim'i" müzikale çevirmesi..

***

Bakınız..

Bu konuda bir Hadis-i Şerif var…

Der ki…

"Kur'an okuyan bir çok kimse var ki, Kur’an-ı Kerim onlara lanet eder?"

Bu hadis-i şerifi âlimler nasıl yorumluyor..

Bakalım..

Muhyiddin-i Arabi hazretleri (Müsamere) adındaki kitabında buyuruyor ki:

Hazret-i Ebu Hureyre’nin haber verdiği hadis-i şerifte, (Bir zaman gelir ki, Müslümanlar birbirlerinden ayrılır, parçalanırlar. İslamiyet’i bırakıp, kendi düşüncelerine, görüşlerine uyarlar.

Kur’an-ı Kerim'i mizmarlardan, yani çalgılardan, şarkı gibi okurlar.

Allah için değil, keyf için okurlar.

Böyle okuyanlara ve dinleyenlere hiç sevap verilmez.

Allahü teâlâ bunlara lanet eder. Azap verir!) buyuruldu.

Başka bir hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerimi Arap şivesi ile, onların sesi ile okuyun! Fasıklar, şarkıcılar gibi okumayın!) buyuruldu.

Başka bir hadis-i şerifte, (Kur’an-ı kerim, okuyanlarına, ya şefaat edecek veya düşman olacaktır) buyuruldu. (Müslim)

***

Demek ki…

Kur’an-ı kerim, Allah rızası için, dinimizin bildirdiği şekilde okuyana şefaat edecek…

Şarkıcılar gibi okuyana düşman olacak, ona lanet edecektir. (Şir’a)

***

Sonuç itibariyle!..

Mevzu hassas..

Camia daha bir hassasiyet sahibi!…

Onun için..

Bünyesinde; "çirkinliğe yer yok..!"

Olmamalı..

Aksi takdirde; camianın niteliği niceliğe dönüşür ki?

Bilmem!…

Mevzuuyu ve çürümüşlük hali antalabildim mi?