Görüş Bildir

GÜNÜN YORUMU

??EN BÜYÜK ANDIMIZ İSTİKLAL MARŞIMIZDIR!

Evet, sevgili okurlar.

Başkan Erdoğan, dün TBMM’de AK Parti Meclis Grup toplantısında yaptığı konuşmada çok önemli konuları dile getirdi.

Ve konuşması, üç dilde yayımlandı.
Türkçe, İngilizce ve Arapça.
Ki, dünya kamuoyu, olup-bitene vakıf olsun diye..
Dünya ülkeleri ile birlikte birçok Arap ülkeleri de Başkan Erdoğan’ın konuşmasını pür dikkatle izledi.

İnanınız, sevgili okurlar Erdoğan’ın dünkü konuşması tarih önünde, insanlık önünde çok anlamlıydı.
Erdoğan'ın ne kadar büyük bir insan olduğu; vicdanı olan insanlar nezdinde kendini bir kez daha kanıtladı.

Konuşmasının en dikkat çeken bölümü de hiç kuşkusuz ki, Suudi Arabistanlı bir gazeteci olan Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesiyle ilgiliydi…
Aslında başkan Erdoğan, bu mavzudan daha önce Türkiye halkını ilgilendiren iki önemli konuda da açıklamalarda bulundu.
Bunlardan birincisi Danıştay 8. Dairesinin bir hafta önce karara bağladığı okullarda okutulması gereken ve andımız olarak adlandırılan ırkçılığa dayalı ‘’Öğrenci Andı" konusuydu. 

Bir diğeri ise yerel seçimlerde MHP ile yapılacak ittifak konusuydu ve MHP’nin önerdiği "af çıkarma" mevzuusu hakkındaydı.
Bu iki konuya bilahere geleceğiz!…
Lakin dünya kamuoyunun "pür dikkat" kesildiği Cemal Kaşıkçı'nın katedilmesi olayı..
Erdoğan, Suudi Arabistan hükümetinin dünya kamuoyu gözünde düştüğü girdap hakkında açıklamalarda bulunurken, Türkiye'nin istikrarlı ve dik duruşuna da vurgu yaparak; "Bu cinayetin davasının, Türkiye'ye görülmesini, sanıkların burada yargılanmasını istiyorum" dedi…
Yani vicdanları rahatlattı…
Bu açıklamalardan ötürü Erdoğan yine büyük bir insan potansiyelinin duasını aldı…
Takdirini topladı…
Ve yüce bir kişiliğe sahip olduğunu kanıtladı.

Her zaman bu köşede vurguladığımız gibi, Erdoğan’ın yürekliliği, dik duruşu, dost doğru bir insan olduğu tüm konuşmalarından ve uygulamalarından zaten anlaşılıyor.

Bu itibarla acizane olarak şunu söylemden de geçmek istemiyoruz. 

Erdoğan, Allah’ın himayesi altındadır. 

Mazlumun yanında olduğunu, zalimlere itibar etmediğini her zaman kendini gösterdiği gibi dün grup toplantısında da yine aynı şekilde kendini kanıtladı.

Erdoğan, katil Suudi Arabistan hükümetinin yaptığı iğrenç, insanlık dışı Kaşıkçı cinayetini dile getirirken Suudi Arabistan hükümetini tabiri caizse; yerin dibine batırıp çıkardı.

İnşallah ümit ediyoruz ki, tüm dünya artık bu hükümete hükümet demez.

Dese de, olsa olsa bir aşiret ağası der…
Ki öyledir...

Suudi Arabistan, feodal bir yapıya sahiptir…
İsrail’in veya ABD’nin kölesi durumunda bir İslam ülkesi vasfını almıştır…
Kısacası, Hicaz coğrafyasını işgal etmiş, bir yönetim fikriyatına sahiptir…
İslamiyetle uzaktan yakından alakası olmayan bu yönetim, yıllardan beri o ülkenin yeraltı kaynaklarını yiyorlar ve emperyalistlere de peşkeş çekiyorlar.

Cemal Kaşıkçı’nın  öldürülmesi hem de Türkiye’de öldürülmesi, hem de Suudi Arabistan konsolluğunda önce boğularak öldürülüp, sonradan cesedinin parçalara ayırılıp bilinmeyen meçhule doğru götürülmesi bize göre; insanlık suçudur…
Bir rezalettir.

Bir insanlık dışı vahşettir.

Ama Erdoğan bunu peşini bırakmıyor ve gerekeni yapacağız diyor…

***

Gelelim, Andımıza!...

Erdoğan'ın, Türkçülük ırkçılığı hakkında dile getirdiği ifadeler ve cümleler netti!….
Açık ve tartışma götürmez; ifadelerdi?
Bu beyanlarına karşılık, vicdanı, inancı, izanı olan herkes Erdoğan’ın yanında yer almalıdır..
O'nu kabullenmelidir.
Andımızla ilgili tarihe vurgu yaparken, şu gerçeği dile getirdi…
Dedi ki,
"Andın ilk halini, Türk Ocaklarını kapatmasıyla, üniversiteleri perişan etmesiyle bilinen tıp doktoru Reşit Galip yazmıştır.
İnsanları kafataslarına göre sınıflandıran çalışmaları destekleyen bu kişi aynı zamanda Türkçe ezan zulmünün de mimarıdır.."
Yani, "Andımızdaki Türk" kelimesi, sıradan bir ifade değil…
Etkin kimlik vurgusudur..
İşte Erdoğan bu noktada bir andımız varsa o da; "İstiklal Marşımızdır.."
Ve şöyle seslendi;
"En büyük andımız istiklal marşımızdır.
İstiklal marşı dışında bir marş tanımıyoruz.

Bırakalım Türk Türklüğüyle, Kürt Kürtlüğüyle, Laz Lazlığıyla, Roman Romanlığıyla, Çerkez Çerkezliğiyle, Abaza Abazalığıyla övünsün ama asla bunu kalkıp da ırkçılık yapma boyutuna taşımayalım.

Bunu yaptığınız anda ayrımcılık yapmış olursunuz."

Bu konuşmaları yapan Sayın Erdoğan, kamuoyunu yeniden aydınlatmıştır ve uyarmıştır.

Başkan Erdoğan devamla şöyle dedi;
"Ülkemizi, bu köhne metin üzerinden 2. Dünya Savaşı öncesi iklimine döndürme heveslerine destek vermek, asla vatan ve millet sevgisiyle izah edilemez."

***
Evet, sevgili okurlar.

"Bende Türküm ama Türkçü değilim" diyen Başkan Erdoğan bu çıkışıyla, "Türkçülük" üzerinde ırkçılık taasubunu oluşturmak isteyen anlayışa gösterdiği tepki; bütün vatan satında önemli ve kapsamlı bir halk potansiyelinin teveccühünü kazanmıştır…
Toplumun, dualarına mazhar olmuştur…
Aydın, bilinçli, okumuş bir devlet adamına da, pek tabi ki bu yakışır zaten…
Çünkü dinimiz; "ırkçılığı" kökten yasaklamıştır..

***

Değerli okurlar…

Bilindiği üzre, 600 yıllık bir Cihan imparatorluğu olan Osmanlı imparatorluğunu yıkan ve Sultan Abdülhamid’i tahttan indiren temel unsur Turancılık adı altında Fransa’da okuyupta İstanbul’a gelen Jön Türkler'ın "ırkçılık" üzerindeki, kurgularıydı..
"Türkçülük..!"
Jön Türkler'in başını çekenler de, "Namık Kemal, Ziya Gökalp" gibi nice edebiyatçı geçinenlerdi…
Bunlar, Fransa’dan ithal edilen "ırkçılık" anlayışıyla Osmanlı’nın bünyesine yerleştirildiler…
Böylece Turancılık anlayışı doğrultusunda oluşturulan "ırkçılık" taasubuyla, bir devleti yıkabildiler..
Nihayet İngilizler, İstanbul’u işgal etmekle muradlarına nail oldular.

Hele hele Cumhursuz bir cumhuriyeti kurupta ardından Lozan Anlaşmasının altına imza atılması!…
Ardından, Memalik-i İslamiye denilen İslam ülkelerinin coğrafyalarının büyük bölümünün bu anlaşmayla "haçlı hegemonyasına" teslim edilmesi!.
Yani, sahada kazanılan, masada geri verildi!…
İşte bu anlayış ve "ırkçılık" sonuç itibarı ile Türkiye’yi tek parti şeflik ve dipçik fikriyatına teslim etti…
Ki, CHP’nin altı oku da bunu bize kanıtlıyor.

En derin saygı ve sevgilerimle…