Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

DİCLE ÜNİVERSİTESİ'NDE OLUP-BİTENLER?

Maalesef!.. "Neler olmuyor ki?"..

Dicle Üniversitesi.. Özellikle de; "hastaneler" iflas bayrağı çekmiş durumda..

Öyle ki; "konkordato" ilan edecek halde!..

Bir keyfiyet..

Bir savurganlık..

Bir adamcılık..

Bir idari zaafiyetler zinciriyle; koca Üniversite bir bütünlük içerisinde "S.O.S" verir hale getirildi…

Daha önce yazdık.. Ki kaç yazım olduğu artık ben bile bilemez hale geldim.. "Bu iş böyle gitmez, bu yönetim bu sikleti taşıyamaz" diye!…

Ama kime dersin…

Ki "hastane batıyor" diye yazdığım için, "adli" şikayette bile bulunuldu..Neyse bu konuya girmiyorum; "yargı" işlemi devam ediyor..

Ama; "görünen köy kılavuz istemez" misali..

Her şey apaçık orta yerde; çığlık atıyor?

***

Aha da soruyorum!.. Dicle Üniversitesi "hasta sirkülasyonu" noktasında, grafik yüksek ise.. Yatak yoğunluğu var ise.. Ameliyatlar.. Yataklı tedaviler; "kesintisiz" devam ediyorsa.. Hatta organ nakli yapılıyorsa.. Ki sadece "böbrek nakli.." Eğer son bir yıl içerisinde, "faal" ise!…

Kısacası, "gelir-gider" noktasında, Hastanelerin "kasaları" dolu olması gerekir.. Yönetim bunu iddia ediyor.. Öyle ise; "Döner sermaye" neden, gel-gitlerde..

Medikal başta olmak üzere.. Hastaneyle iş yapan; "ama parasını" alamayan onlarca firma, neden kuyrukta.. Şikayetler, davalıklar, icralar.. Ticaret ve Sanayi Odası'nın, "Üniversite suç işliyor" yönündeki, beyanı!. Tüm bunlar; neden vücut buluyor.. Ya da, "kulis" mevzusu…

Tabi el altında, eş-dost, ahbap firmaların "alacaklarının" kesintisiz ödenmesi, ayrı tartışma!…

***

***

Ya Diş Hekimliği.. Ağzını açan; "aile saltanatıyla yönetiliyor" diyor.. "İhalelerle" ilgili söylentiler ayyuka çıkmış.. Tıbbi malzeme alım ve inşaat ihaleleri…

Bir ihale var ki.. İnşaat ihalesi.. İlk ihale yüzde 30 kırım ile yapılıyor.. Sonra ihale iptal ediliyor.. Aynı kişi, ihaleyi bu kez yüzde 1 kırım'la alıyor.. Yani; "yaman" bir çelişki..

Yönetim.. Dekan ve eski başhekim istifa ediyor.. Yerine, Rektör Yardımcısı ve aynı zamanda Hastaneler Başhekimi olan zat, "kızkardeşini" Başhekim yapıyor.. Ne hikmetse; "şaibeler zinciri de" yönetim değişikliğinden sonra, işlev görüyor..

***

İşte, ulusal medyaya yansıyan son halka!.. "Hasta yakınlarının" bekleme salonu; "ticari" işletmeye dönüştürüldü..

Dile kolay..

SODES projesi kapsamında.. Ve Hayırsever vatandaşların desteğiyle; "bekleme ve dinlenme" salonu inşa edilecek.. Ki o da; Hastane bahçesinde, müstakil bir mekan olarak, hizmet verecek.. Hasta yakınları, yaz- kış, kıt imkanlarla "burada" bir barınma ortamı görecek…

Ki önceki yönetimler, "çay, su" imkanı yaratıp, "sebil" diye hayırlı iş yaparlardı..

Ama ne hikmetse.. Ki yönetimin, rektörlüğün ifadesiyle.. "Acil paraya" ihtiyacımız vardı deyip; "burayı" ticarethaneye dönüştürmüşler..

***

Denilene göre; 751 bin liraya ihale edilmiş.. İhaleyi kim almış, nasıl almış o ayrı bir muamma!… Bilahare mevzu edilecek.. Ama şu hayli zihin sorgulayıcı..

Eğer ki, Dicle Üniversitesi Yönetimi "hasta yakınlarının" bekleme salonunu.. Ki SODES'in parasıyla, ki hayırseverlerin "hayır" işiyle; inşa edilen bir "barınma" mekanından "para kazanayım" noktasına gelmişse; bu olup-biten olumsuzlukların "ifşasından" öte itirafıdır…

***

Basına yansıyan haliyle.. Genel Sekreter "üniversite para kazandı" iddiasıyla, hadiseyi sıradanlaştırırken, insan merak ediyor "bu işin neresinde" kendileri?…

Eee; "Ameliyat önlüğü" alamayacak, hale gelinmişse!… Ne diyelim?..

***

Hasılı kelam.. Tüm bunları bir kenara bırakırsak.. Ki Yönetim; böylesi bir zihnin, eforunda.. Ben de, özellikle Genel Sekreter'e sormak istiyorum.. Çünkü, medyaya kendi ifadeleri yansımıştır.. Tabi ki, cevap verirler mi, vermezler mi, onların bileceği iş..

Biz soralım..

***

BİR… Üniversitenin "acil paraya" ihtiyacı var.. İmkanlar kısıtlı.. Döner sermaye, firmaların alacakları, ödenmezken!… Kendilerince "tasarrufa" gidildiği beyanı, yapılırken!… Bir kaç ay önce; "başhekimliğin makam odası" onarıma alındı, tefrişatı değişti.. Buraya ne kadar para harcandı?.. "Aciliyet" kapsamı neydi?…

***

İKİ.. Bir önceki Rektör Saraç'ın klinikteki odasını; "kendinize" ayırtarak, burayı daha bir büyütmenizdeki neden neydi?.. Yine yüzbinlerce lira harcama yapılarak; buranın dizayn edilmesindeki "aciliyet" kapsamı, neye hikmet?…

***

ÜÇ…Bilindiği üzre, Dicle Üniversitesi "Organ Nakli" ünitesi iflas etmiş ve devre dışı kalmış.. Ki, uzun bir dönemdir; "organ nakli" yapılmıyor? Neden?…

***

DÖRT… Kadın Doğum Kiliniğinde, kim hangi gerekçeyle kendisine özgü 1.5 milyon lira civarında para harcayıp; "klinik" dizayn etmiş.. Kişiye özgü; klinik!… Doğru mu?

BEŞ… Daha önce de yazdım.. Hatırlatma babında sorayım… Hastaneye "hizmet alımında" bulunan firmanın 5 milyon liralık SGK borcu, bilinçli ve keyfiyetle, Hastaneye yüklendiği.. SGK'nın da "karar ve icra talebiyle", hastaneyi sorumlu tutuğu, mevzunun hikayesi nedir?

***

Halk deyimiyle; hadi bakalım kim cevap verecek..

Rektör mü?

Genel sekreter mi?

Hastane yönetimi mi?

Her kim cevap verir ya da vermez; "o idarenin" duruşu.. Ama, mevzuu edilenlerin doğruluğu şüphe götürmez gerçeklerdir!…

***

ÇÖZÜM "AF MI?"…

Bence değil.. Ki "hiç çözüm" üretici olmamıştır..

Getirmemiştir de… Örnek kıyaslamasına gerek yok.. Çünkü; çok..

Ne bugün, ne önceleri..

Af hep kısm-i bir "soluk" alma olmuştur..

Ama, sadra şifa vermemiştir..

Ki polemik üretici olmuştur..

O da, birilerinin nam-ı hesabına bu "af" denilmiştir....

Azıcıkta; "cezaevleri" boşaldığını biliyoruz.

Malum; şuan "yer yok.."

O da çözüm değil..

Çünkü, bir kaç ay sonra cezaevleri yine "eski tas eski hamam" misali ful!..

Çıkan içeri giriyor..

Peki çözüm...

Çözüm, adil adalette..

Çözüm adil hukukta..

Çözüm; "hak edenin, hak ettiği cezaya" çarptırılmasında!..

Çözüm, adaletin de, hukukun da, "üstünler" sınıfına himaye olmamasında!?..

Yani, bir kişinin "iki dudağı" arasında olmasın!..

Ve tabi ki; "af etme" yetkisi, kim hangi kriterlere göre alıyor..

Hükmü veren kim, af eden kim?

O da ayrı bir; labirent..!

***

YENİ PARTİLER…

Tek sıra halinde… Mevcut partiler bilaistisna hepsi "bir iç buhran" yaşıyor… Yeni arayışlar.. Bölünme; hesapları!!

İşte Ak Parti…

Uzun bir süredir; konuşuluyor.. İki parti bünyesinden çıkacak diye. Ki çıktı, çıkacak..

Davutoğlu ayrı, Babacan ayrı..

Henüz parti "ilanları" resmen olmuş değil… Ama eli kulağında..

Yoksa, parti oylarına dair anketler havada uçuşmazdı..

CHP.. O da "iç dağınıklıkla" boğuşuyor..

Bir tarafta liderlik..

Öyle ya, kılıçdaroğlu ben..

İmamoğlu ben..

Muharrem İnce ben diyor..

Diğer yandan; "ayrılanların" içeriye dair operasyon parti kurma gayreti..

Öztürk… "Parti kuracağını" ilan etti…

Yani, Sol'a yeni bir "parti" geliyor.. Böyle mi kalır?..

Sanmam, harman geniş..

MHP.. İyi Parti eksenli; "iç hesaplaşma" yaşıyor.. Ki İyi Parti de, kendi içinde…

Öyle görünüyor ki; "milliyetçi" kanat, ya "bir çatı" buluşmasına" geçecek..

Ya da; doğum sancısı çekecek..

HDP… Sol ve sosyalist kesimde "çatı" parti ise de; "Kürt" kimliği noktasında bir iç hesap vericilik noktasında..

Partinin politikası, tabanın beklentisinden zıt!…

Çünkü, cezaevi, Kandil, İmralı ve Parti merkezi!…

Dört eksenli…

Ama şunu ifade edeyim; yeni sistemde yeni partiler yüzde 1'lik potansiyel sahibi olsalar bile!…

"Kilit" anahtar vasfıyla; "iktidarın" beyni olabiliyorlar..

İşte Ak parti'de MHP..

İşte HDP'de, Türk solu!…

***

AHA DA BAŞKA BİR ŞEY DEMİYORUM!…

Ne için demeyin?.. Diyarbakır'ın "Sağlık Kurumlarıyla" alakalı bu sözüm!…

Baksanıza..

Hemşehrimiz Dr. Aziz Alper biten ne demiş?..

Hem de, Sağlık Bakanlığı Yönetim Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı sıfatıyla…

Demiş ki…

"Diyarbakır'daki hastaneler son teknoloji cihazlarla Avrupa standartlarında hizmet veriyor…"

Düşünüyorum, taşınıyorum?.. Sanırım, Diyarbakırlı hemşehrilerimiz de aynı düşünceye kapılmışlar..

Der demez; biz bu şehirde yaşamıyoruz galiba…

Şimdi, bu beyana karşı ve yaşananlara karşı, ortada var olan hakikatlerin silsilesi resmine karşı söylenecek tek söz olur..

Meğer neymişiz be.. Maşallahımız(!) var…

Neyse; "aha da başka bir şey demiyorum..!"