Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

EHİL VE LİYAKAT!

15 Temmuz'a dair…

Demek ki…

Devlet mekanizmasında...

Asker de…

Yargı da...

Sivil komuda "ehil ve liyakat" önemli..

Kanunlar..

Nizamlar..

Yönetmelikler..

Yani mevzuatın paralelinde; görev yürütülmeli…

İş..

İşlem..

Ve görevlendirme; "başkasına" itaat ve biad..

Ya da "sadakat" odaklı olmamalı..

Şunun..

Bunun..

Ötekinin..

Siyasi, ideolojik, inanç ve ırkdaş "nokta-i nazarda" kayrılmamalı…

FETÖ dahil...

Görüyoruz ki, yıllardır benzer akımlar...

Kamuflajla…

Gizlilikle…

Sinsilikle…

Yasadışı…

Ahlakdışı…

Kör bir taassubun işleyişiyle devletin mekanizmasına nüfuz etmiştir..

Ne atanmış..

Ne seçilmiş..

Ne görevlendirilmiş..

Ne de yetkilendirilmiş kişi ve oluşum "bağımsızlık" şuuruyla hareket etmemiş..

Ya abilerine..

Ya ablalarına..

Ya da; ensesi kalın, göbeği şişik "dayı" diye tabir edilenin; "komutasında" olmuştur...

Türkiye'nin, geldiği zaman dilimine bakın…

95 yıllık mazi…

Birçok kez benzer yapıların; "devleti ele geçirme" hamlelerini görüyoruz...

Önce nüfuz...

Sonra hükümranlık…

Demik ki…

"Hukuki bir bürokrasi" işlev görmeli…

Yani özetle…

İster asker…

İster yargı…

İster sivil kurumlar…

İster kamunun bir bütünü dahil…

Hukuku..

Liyakati..

Ehliyeti..

Ve yargısal bağımsızlık şiariyle; "işlem" görmeli…

Bağımsız kurumlar..

Yoksa!

Dün FETÖ'nün "komutasında" idi...

Yarın "ÇETÖ" komutasına girer…

Ne diyoruz…

Darbelerin panzehiri; "bağımsız, güdümsüz hukuktur..."

***

FETÖ BİTTİ Mİ?

Hayır!

Bitecek gibi de değil...

Hala tehdit...

Hala plan ve kurgu gayreti içerisinde…

Baksanıza...

Her gün, 70-80 kişi gözaltına alınıyor...

Yakalanıyor...

Yeni davalar...

Yeni soruşturmalar…

Ne diyor Başkan Erdoğan; "darbe tehlikesi kalmadı…"

Ama; FETÖ hala, direniyor…

Ki bunun; dış destekleri…

Yani; "virüs" hücresel yayılmacı...

Askeri…

Yargısı…

Polisi…

Kamusu…

Ama hala siyasetçisi…

Ama hala sivil kanadı…

Ama hala "devlet içerisindeki" kriptosu vaki!

Onun için derim...

FETÖ bitmiş değil…

Diyen; "toprağı başına" dökendir...

***

VALİLİKTE MESAİ KAÇTA BAŞLAR!

Son günlerde sıkça konuşyuluyor..

Ki bizim de; muhatap olduğumuz bir soru!

Okurlar da soruyor…

Ki Valiliğe hiç gittin mi, diye de serzeniş var..

Valiliğin…

Özellikle, Vali yardımcılarının..

Yetkili birim "amirleri de" dahil olmak üzere…

"Bulana aşk olsun!"

Burada mesai kaçta başlıyor, kaçta bitiyor?..

Tabi soru mahiyeti; "mesaiye" uyulmadığı noktasında..

Serzeniş var..

Gidiyoruz yok..

Soruyoruz yok..

Öğle olmuş; "daha gelen yok?"

Bekleyin gelecek..

Bir değil, iki değil…

Alışkanlık hasıl olmuş...

Bazı oda başkanları da; "benzer" bir eleştiri yaklaşımı içerisindeler..

Neyse..

Okurların sorusu bu minvalde..

Pek detaya gerek yok..

Ki sorunun muhatabı; ben değilim…

Diyarbakır Valiliği…

Ne cevap verilir bilmem?

Ki söylenenler, konuşulanlar ne kadar "hakikati" içeriyor bilmem!

Sorun bize iletildi...

Biz de muhatapa iletme noktasında mevzuu ediyoruz..

Bildiğim kadarıyla…

Yaptığım araştırmada…

Valilikteki resmi mesai saati değişmez..

Hep aynıdır...

Diğer kurumlardaki gibi…

08.00'de başlıyor, 17.00'de bitiyor…

Tabi olağan hallerde; "Vali Yardımcıları ve Amirler" açısından değişebilir..

Ki yetkili personeller için de durum farklılık arz edebilir..

O da mesaiye kalmak...

Heyetlerdir..

Bakanlardır..

Yardımcılarıdır..

Başkan..

Yani Valilik bu, hareketli..

Doğrusu…

Sıklıkla "mesaiye" geç geliniyor mevzubahsi, der demez; "kafaları" kurcalamıyor değil..

Tabi çift eksenli..

Eğer ki mesai riayetsizliği; "süreklilik" ve keyfiyet arzında işliyorsa…

Ki bu nokta sorgulanıyor..

İşte bu arıza-i durum nerden çıkıyor sorusuna yanıt bulunmalı?

Neden mesaiye geç geliniyor?

Ya da mesai mefhumu diye bir zarurulik…

Bizden söylemesi….