Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

HADİ ORDAN SİZİ GİDİ DALKAVUKLAR!?.

E be zevat!.. Bilmelisin ki; "eleştiri" bir nimettir.. Özeleştiri desen; "nimetlerin de" üstünüdür..

İrkilmedir.. Sorgulamadır.. Öze dair "bir bakış" ve çek halidir.. Yeni bir sayfa, yeni bir başlangıca dair; "kendinle, yaptığınla" bir hesaplaşmadır; eleştiri!..

Yeter ki, yıkıcı, yeter ki, incitici olmasın!…

Ve o eleştiri; "kim adına, neye dair" yapıldığı da önemlidir..

Kişi var; "eleştirir", kendi menfaati adına.. Kişi var; "eleştirir", ahali adına, millet adına!…

Yani "eleştirileri de" sapla-saman noktasında karıştırmamak gerekir!..

***

Ve şu da bir gerçektir ki!.. Vücut bulan eleştiri; "kabul ve somut" bir desteğe ihtiyaç vardır? Delilenmesi lazım..

Var olan hatanın, yanlışın "işte bu noktasıdır" diyebilmek!…

Yoksa!… Keyfiyete dair ise.. Dedikodu odaklı ise niyet; "çamur at izi kalsın", hükmündedir!..

Hadise; "çirkinleştiği" gibi, söyleyen açısından "karaktersiz" bir, duruş ortaya çıkartır..

Hani bir söz var "söyleyene değil, söyletene bak..!"

***

Hele ki, makam, mevki, koltuk ihraz edilmişse; "onun için" her bir satır eleştiri… "Tutarlılık ve somuta dairse; "altın bir akıl" kadar yüksek bir nimet içerdiğini bilmeyen yoktur!…

İyi okunmalı.. Ki hep ifade ederiz "liyakat, ehliyet, samimiyet, dürüstlük, şeffaflık.." Ve ardından da şunu söyleriz; "nerdeee o adam..!"

Ne yazık ki, bu çığlık hep ses tonunu yükselterek, artmakta..!

***

Şimdi..  Tek ayak üzerinde; "fırıldak" gibi döneceksin.. Enva-i takla atacaksın.. Sen diyeceksin.. Ben diyeceksin.. Bizim oğlan, bizim kız deyip, duracaksın. Damat.. Gelin.. Enişte.. Ya da; abi-kardeş!.. Binbir türlü; ilişki ağı oluşturacaksın.. Ve hasbelkader; "bir makama" oturacaksın… Yer edineceksin.. İster siyasi makam, ister bürokratik makam.. İster; bir başka makam olsun!...

***

Sonra!.. Ne kadar şeytani, sinsilik içeren, "çıkar ve menfaat odaklı" iş varsa, altına imza atacaksın.. Akan akçeler "benim" diyeceksin!..

"Devlet malı deniz" misali, har vurup-harman savuracaksın… Eşine, oğluna, "devleti paspas" edip, kurumu ve makamı "aile çiftliğine" dönüştüreceksin!.. Hırsızlığını da, yolsuzluğunu da, usulsüzlüğünü de "sağır sultan" bilecek…

***

Sözünle, eylemin.. İmzanla, envanterin!.. Kendinle, memurun.. Sürekli; kendi içinde "çirkinleşip" şirretleşecek.. Kimi yerde, "sokak kabadayılığı.." Kimi yerde; pes pal, şizofrenik karakterle, "düellocu" olacaksın!.. En küçük eleştiriye.. Tepkiye.. Yazılan çizilene; "tahammül" etmeyeceksin.. Akıl yoksunluğuyla; "atık batak çamur" olacaksın!….

***

Sonra!… O makamdan, o koltuktan "alındığında..!" Yeter bu yaptığın "rezilliklerin" haddi, hesabı kalmadı, denildiğinde!… Yani, "el çektirildiğinde.?!" Ya da, izole edildiğinde… Veyahut, "sen biraz dinlen..!" Hani; metal ve zihin yorgunluğu deniliyordu ya!.. İşte o hükümler, icra edilecek...

Ama, sonra ortaya döküleceksin!… Sanki; "hiçbir şey" yapmamış gibi, o haltları başkası yapmış gibi "dem" vurmaya başlayacaksın..

Neymiş; liyakat.. Neymiş, ehliyet.. Neymiş, tecrübe.. Neymiş, istişare odaklı bir "yönetim" anlayışı artık kalmadı.. Bırakılmadı..

Kendine pay çıkarmaya başlayacaksın.. "Sütten çıkmış ak kaşık" misali kendini göstereceksin!.. İyi de, seninkisi "iki yüzlülük ve riyakarlık..!"

***

Ha bir de, iktidar hasımı kesileceksin.. Ya da, kulvar değiştireceksin!!… İşte o da; "hadi oradan" dedirtiyor… Takva hali…

Makamda iken; oh ne ala… Düşüncen de, ideolojin de, ahiret fikrin de, parti odaklıydı.. Enva-i yaldızlı cümleleri, sıralayan sendin!.. En baba adam, kesilip, racon dahi kesendin!… Reis… Reis.. Başkan başkan.. Müdürüm Müdürüm.. Bunları deyip; "yatan-kalkan idin!.."

Yakanda "altın" rozet vardı.. Elinde bayrak, "miting, miting" turlayandın… Her gördüğüne; "abi abi, biz de partiliyiz" diyendin!?..

.

***

Ama, "makam ve koltuk" gidince.. Daha oturduğun yerin sıcaklığı gitmeden; saldırı ve düşman pozisyonuna girdin… Başladın saydırmaya.. En büyük muhalif kesildin.. Saf değiştirirken, "belden aşağı" vurmaya başladın…

***

Biliyorum!.. Diyeceksiniz ki, "çağın karakteri" bu!… Maalesef.. Ceplerinde, bir değil, 6 partinin "rozeti" var.. Güne, zamana, konjonktüre ve kendilerinin, "makam ve mevkilerine" dair, kullanıp, takmaktadırlar.. Bugün, sağ, yarın sol.. Öbür gün, sosyalist.. Öteki gün; en faşist, ırkçı  partili!…Ve ne gariptir ki; "her şeyin de" ön safından eksilmezler.. Ve birileri de; kanar!… Hasılı kelam; biz kendi noktamızda, ahali adına diyoruz ki, bizimkisi eleştiri.. Ve dediğimiz; hadi oradan sizi gidi "dalkavuklar, sizi!…!"

ANNELERİN ÇIĞLIĞI…

"Evlatlarımızı istiyoruz.. Evlatlarımızı geri verin..!"

Çığlık net.. İstenilen açık…

Onun için de, "bu şunu dedi, öteki bunu dedi, berisi şuradan" demeye gerek yok.? Ki anlam da içermez..

Ne akıl veren olsun.. Ne adres gösteren olsun…

Ne de şu, bu, "deyip" annelerin feryadına "siyasi ve politik" mülagata malzeme edilmesin!..

Bir hal deyimi var!.. Her ne isen ve ne olursan ol!.. "Gölge etme, başka ihsan istemem.."

Bağrı yanık annelerin çığlıklarına "kimse gölge" yapmasın!.. Varsa bir gölge hali; o da "evlatlarına kavuşmalarıdır.?"

***

SİLVAN DEVLET HASTANESİ!…

Bir önceki yazımda, dile getirmiştim; "siz gazetecilerin işi değil" başlığıyla!.. Dün sosyal medyada, "paylaşılan" bir resimle fark ettim…

AK Parti İl Teşkilatı.. Milletvekili Oya Eronat… Ki Partinin İlçe Teşkilatı dahil.. Kalabalık bir heyetle; Silvan Devlet Hastanesi'ne gidilmiş!..

Başhekimle görüşülmüş.. Hastalar ziyaret edilmiş. Bilahare de İlçe Kaymakamıyla bir araya gelerek; "ilçenin hal-i durumu" istişare edilmiş!..

Evet; tüm bunlar "sosyal medyadaki" paylaşımın içeriği!.. Ancak, merak ettiğim bir ayrıntı.. Ki çift sorulu bir, ayrıntı!…

***

Birincisi!.. İl Sağlık Müdürü o karede yoktu!.. Neden?..

İkincisi.. ki bu soru, bir önceki yazımın muhtevasına dairdir.. Hastane'nin inşa edilen 150 yataklı "bölümünün" ne zaman hizmete açılacağı..

Tıbbi cihaz ve malzemelerin, alım ve ihaleleriyle ilgili ortaya atılan şaibelerin, yarattığı "zaman ve güven" kaybı!. Bunlara dair; "bir soru, sorgulama ve istişareleri" oldu mu!…

Kendimize pay çıkarma, adına söylemiyorum..

Acaba, "soruları ikmale getiren" hadiseyi dile getirdikten sonra; Ak parti heyeti Silvan Sağlığına zorunlu bir çıkarma yapma, zarureti doğdu?..

Neyse; önemli olan Silvan'ın "Sağlıktaki" sağlıklı hal-i pür melali!…

LAFI GEDİĞİNE SOKMAK!…

Biri heykel çalıştayı yapar.. Diğeri "Teknofestle Türkiye Teknolojisini" dünya teknoloji ligine taşıyor..

Lafa gelince heykelciler çağdaş, diğerleri gerici..

Bize "taş beyinli" gençler değil, "teknoloji kafalı" gençler lazım…

Savcı Sayan..

"Lafı gediğine sokmak" işte buna derim ben!…