Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

HELE ŞÜKÜR, DİYEBİLECEK MİYİZ!?

Bilemiyorum.. Ama yeter diyorum!..

Bıkkınlık verdi..

Halk deyimiyle gına geldi; şu İstanbul seçimlerinin mülahazasına!!…

YSK ne karar verecekse versinde kurturalım!!…

Lakin, ilgili, ilgisiz..

Yetkili yetkisiz..

Ehil, ehliyetsiz…

Her kim varsa; konuşmayan kalmadı!..

İş zıvanadan çıktı!…

Tıpkı, "hadisenin" bizatihi kendisi gibi enva-i şirretlik!!!..

Sorumsuzluğun bini bir para..

Envai usulsüzlük şekli…

Ama!…

Ne hikmetse; YSK suskunluk içerisinde hep durdu!…

Ne bilgilendirme yaptı.

Ne kamuoyunu tatmin edici bir görüş beyanında bulundu!…

Klasikleşti!…

Günlük "öğün" misali; partiler kamera karşısına çıktı..

İlk önce; AK Parti..

Sonra, CHP.

Bilahare, iki partinin "teşkilatları".. Ve Adaylar..

Yetmiyor..

Bu kez; "bileşenler" arz-ı endam ediyor..

Limon misali!…

Netice itibariyle; diyeceğim şu!…

İtirazlara binaen..

Ortaya çıkan; "organizeli" işlerin vakiliğiyle!..

YSK dün bir karar verdi..

Ve dedi ki; Ekrem İmamoğlu..

Gel; mazbatanı al.. O da aldı…

Tabi bilahare bunu mevzu edeceğiz.. İş sıcağı sıcağına…

Ancak itirazlar var..

O itirazlara dair; "bir hüküm" vermişlik yok..

Bu da şunu ifade ettiriyor..

İster "seçim "tekrarı..

İster, "reddi.."

Yani her şekliyle…

Vaziyet "hukuki" boyutun dışına çıkmıştır!…

Meçhuldur..

Garabettir..

Gafletin ve delaletin zuhurudur!..

Seçim; "amacının da" ötesinde bir libas giymiştir…

Çıkarılacak ders; "yeni bir siyasi zihindir.."

Yoksa!…

Ne YSK..

Ne İktidar…

Ne muhalefet, bu işten "salih" bir amelle çıkamaz!…

İmamoğlu'da "vicdanı ve huzurlu" bir yönetim icra edemez!!!…

Sürekli, tartışılan olur!...

İşte bu hakikat ölçeğinde; "vahim" hadiseye, YSK nokta koymalı!…

Ve her sabah..

Her öğlen..

Her akşam "İstanbul seçimine" dair kim ne diyecek garabetinden de kurtulalım artık…

Çünkü iş "cemşit pilavına" döndü!…

Mide bulandırıcı!..

Neyse diyelim..

Şimdilik, İmamoğlu İstanbul'a hayırlı uğurlu olsun!…

Kolay gelsin…

Ve hele şükür diyelim!..

 

***

MÜLKİ AMİR!…

Son kez ifade edip, kaçayım..

Dilimde tüy kalmadı..

Galiba dinletmede; "bir sıkıntı var?"..

Bizden mi?

Yoksa muhattaptan mıdır; bilemiyorum!..

Her ne ise; son bir defa sözümüzü söyleyelim!..

Günahı da..

Vebali de bizden çıksın!...

İstanbul'un "düğümü!.?"

Organizeli usulsüzlüğün "sırrı..!"

YSK'yı kilitleyen etkenler…

Bir bütün halinde, "sis perdesini" aralayacak makam; "Büyükçekmece'nin, mülki amiridir"?..

Kaymakam Dr. Mehmet Özer!…

Çünkü onay veren de..

Görevlendirme yapan da…

İlçe seçim kurullarına liste gönderen de!…

Bizatihi kendisi!..

Diyorum ki, "projektörü" bu noktada çevirin!..

Siyasi referansa yönelin…

Yoksa; çıkmaz aşılamaz!…  Kaçan da kaçar!?..

***

İŞLEMLERİ SORGULANACAK MI?…

Merak ediyorum!…

Şu kayyum dönemindeki; "ilgili ve yetkili" zevat..

Daire Başkanları..

Yardımcılar..

Müdürler..

Birim amirleri…

Özellikle, Büyükşehir kayyumu açısından diyorum!…

Bir dizi iddia..

Bir dizi şaibe..

Bir dizi konuşulan, edilen, yazılan, çizilenler oldu…

İşte; o iş ve işlemlerle alakalı "idari ve adli" bir tahkikat vaki olacak mı?..

Yoksa!..

Denildiği gibi; her dönemin "dokunulmazları" oldukları için, dokunulmayacak mı?..

***

REÇETEMİZ!…

Çıkmazdayız.. Debelenip duruyoruz!..

Lakin hakikate hasıl olan yok hastalık belli..

Reçete de belli..

Ama!… İşte o amayı bir türlü; "somuta" getiremiyoruz!…

O da şu!..

Daha şeffaf..

Daha hukuki..

Daha adaletli..

Daha özgür inanç ve hürriyet..

Eşitlik..

Halkların ve hakların; tanımı!…

Ve tabi ki; demokratik toplumsal bütünlük "kardeşliği..!"

Yani barış..

Yani aşiti…

Tek kurtuluş..

Tek şifa kaynağı; bu hakikatlerin vücuda getirilmesidir!?..

Aksi taktirde!..

Çıkmaz büyür..

Debelenilen batak; dibe çeker!…

Ötesi olmaz!…

Aciliyet isteyen hal-i durum "şifa" beklerken!…

Ülke ve millet..

İktidar ve muhalefet; "suni hadiselere" boğduruluyoruz!..

İşte İstanbul "çıkmazı!…"

Ki gidişat; "beka" mevzuusunu ciddileştiriyor!…

***

KENDİMİZE AĞLAYAMAZSAK!..

Ah ki ah!.. Maalesef.. Zihin; "güdümlü" olunca!…

Akıl, "kendine" ağlamaz!!..

Acılar yaşasa da..

Tarihi de..

Kültürü de..

Medeniyeti de; "tar-u mar" edilse bile!.. Dahası; "kan ve gözyaşına" boğdurulsa dahi!…

Görmedim..

Duymadım..

Bilmiyorum..

Gerçeğiyle; "üç maymun" rolüyle, aktör kesilir..

Ama!..

Ağıtlarını..

Gözyaşlarını; "komut" eden zihnin devşirmesine göre döker!..

İşte, Notra Dame, Sion Kilisesi!..

Çıkan yangın..

Yangına dair; dökülen gözyaşı ve ifade edilen üzüntüler!…

Ne var ki!..

Sur'daki tahribat..

Cami…

Mabetlerin, bombalanıp, yakılması!!!…

Ki, Kudüs'te Mescid-i Aksa'daki yangın!!..

Ağladık mı?

Ağıt yaktık mı?

O yangınları söndürme adına; "fiziki ve zihni" efor sarf ettik mi?

Ne yazık ki!..

Bir "kör düğümün" içerisindeyiz!..

Derim ki!…

Artık "kendimize" ağlayalım…

Cahilin..

Zalimin..

Fasığın..

Fitnenin..

Münafıklığın, siyonist batağından kendimizi; arındıralım!!..

Güdümlü siyasetin..

Güdümlü fikriyatın.

Güdümlü yaşam kültürünün "zincirinden" kurtulalım!…

İşte yaşadığım coğrafya..

İşte sözde medeni dünyanın, dayattığı zalimane vakıalar!..

Sıcak savaş..

Soğuk savaş..

Medeniyet savaşları..

Siber, savaşı!

Terör.. Ve askeri darbeler..

Tüm bunlar güdümlü "iktidarların ve yönetimlerin" devletlere ve milletlere dayattığı; dizayn!…

Onun için!..

Elin gavuruna değil; "kendi kendimize ağlamalıyız!"

Çünkü, dört bir yanımız; "ateş!!!"..

 

***

ÖZAL'I ANARKEN!…

Turgut Özal.. O günün ifadeleriyle; "tonton amca!!"

Çeyrek asır geride kaldı..

Ki 26 yıl önce; "kaybettik..!"

Yaşadığında..

Ölümünde…

Hakkında çok şeyler, yazıldı, çizildi, konuşuldu!..

Şahsı..

Ailesi..

Yani pozitif ve negatif yönde; "en çok" tartışılandı!..

Kim ne der bilmem!..

"Yiğidi öldür ama hakkını ver" diyerek!..

12 Eylül darbesinden; "sivilleşen" Türkiye'ye!..

Yeni ufuklar..

Öze dönüşler..

Teslimiyetçilikten, girişimciliğe..

Diriliş ruhuyla; özgüven yaratan bir devlet adamıydı; "tonton amca!"…

Rahmetle..

Minnetle..

Ve saygıyla; anıyorum!!!. Mekanı cennet olsun!..