Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

HER ŞEY; GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİL..

Hiç değil.. Ki ne mümkün.. Hele ki, "hayata" dair ise!.. Yaşamın zorlukları; omuzlanışmışsa!..

Ya da; "mahkum" edilmişse… Denir ya; "ah bir yaşadıklarımı bi bilseniz?!"

İşte, "resimdeki" görüntü de, bu minvalde…

"Her şey göründüğü gibi değil…"

Resimdeki işi… Adı, Mehmet Özdemir.. 32 yaşında…

Görünürde; "omuzladığı" bir domates kasası var..

Dolu bir kasa.. Belli ki, aşef yapmış..

Sonra tarladaki yetişkin domatesleri toplamış..

Koyduğu kasayı sırtlamış… Muhtemelen satmaya götürüyor..

***

Şimdi diyeceksiniz ki; ne var bunda?..

Adam tarlada çalışıyor.. Belli ki, ırgatlık yapıyor..

Ebette, ürününü toplayacak.. Topladığını da satıp; geçilişini sağlayacak..

Doğanın kanunu bu.. Ki bu mevsimde; hep görülür..

Gidin; ilçelere, köylere, beldelere görürsünüz..

Yol kenarında; domates, patlıcan, salatalık karpuz tarlaları!…

Yollarda; baraka şeklinde tezgahlar bile kuruluyor?

Satış yapılıyor..

***

Doğru!.. Resimdeki kişi de "aynen" bu işi yapıyor..

Irgatlık "işini" yapıyor..

Domates tarlasında çalışıyor..  Günlük, yevmiyesi de; 65 lira!..

Mesai saati ise; sabah 05.00.. Gece saat 21.00'e kadar… Günde, 14-15 saat çalışıyor..

Diyarbakır’ı bilen bilir.. Bilmeyenler için; bu mevsimde "hava" hayli, sıcak..

Kavurucu.. Bunaltıcı.. Yakıcıdan öte, sulak bölgede "nem" boğar sizi…

Resimde görüldüğü şekliyle!… Ki Mehmet'in yüzündeki "güneş" yanığı..

Sırtındaki "domates kasanının" yükü.. Ve; boğucu sıcağın, yarattığı "halsizlik..!"

Açıkça dışa vuruyor… Gölgede; 45 dereci düşün… Tarlada hava kaç derece olur…

65'in altına düşmez.. İşte bu sıcaklıkta, çapa yap, sulama yap, sonra ürün hasadını, aşefini; icra etti…

İşte alın teri bu!…

***

Dedik ya!.. "Her şey göründüğü" gibi değil..

Evet.. Mehmet'in "hayat" hikayesi de öyle!..

Resimdeki gibi değil!..  Bir mahkumiyettir resimdeki görüntü..

Çünkü; O bir üniversiteli.. O bir öğretmen..

Yani, üniversiteli ırgat.. Üniversiteli aşefçi.. Üniversiteli çapacı..

Üniversiteli mevsimlik işçi, Mehmet Özzerif!…

Dile kolay!.. Yıllarca "okuyabilmek" için didineceksin..

Geceni, gündüzüne katacaksın..

Gurbetlere gideceksin… Yurtlarda kalacaksın.. "Sıcak bir aşa" hasret kalacaksın..

Hep ders çalışacaksın..  Sınav maratonunda "koştur da koştur" babam, olacaksın!…

20 yılı bulan bir dönemi; geçireceksin..

***

Bu maratonda hayal kuracaksın.. Ben Okuyacağım..

Ben eğitimli, kültürlü, hayatı bilen olacağım..

Üniversiteli olacağım.. Diplomamı alacağım.. Saygın bir meslek sahibi olacağım..

Hayalim, "köydeki" öğretmenimdi.. Onun gibi; "öğretmen" olacağım..

Bende, nesiller yetiştireceğim..  Öğrencilere "ders" vereceğim..

Bende "sevilen, sayılan, saygı gösterilen" bir meslek sahibi olacağım..

Yani hayata dair bir dizi "hayaller" kuracaksın!...

 

***

Sonra!… Bekle de; "o hayallerin" ataması olsun..

7 yıldır bekliyor… İşte o bekleyişin evresi; "resimde" görüldüğü gibi… Hayal kırıklığı.. Umutların tükenişi..

Ve aslanın midesinde olan; "ekmeği" kazanmaya mahkumiyet!!!…

Bakınız Mehmet ne diyor?

"İğne yaptırarak, ağrı kesici alarak ben bu işe başladım. Çünkü vücut dayanmıyordu, alışkın değildim. Ama çalışmak zorundaydım. Çalışmaya da devam edeceğim. Ama ne olursa olsun insanın kendi gözü kendi emeğinde, yani öğretmenlik mesleğinde."

***

Ki, Mehmet gibi niceleri var..  Ne diyoruz; "üniversiteli işsizler" ordusu…

Peki, hayat göründüğü gibi mi?.. Değil…

İşte, ülkedeki son hal-i durum!… En sıradan; İş Kur'un iş alımı dahi; "torpille..!"

İlla ki, siyasin.. İlla ki, milletvekilin.. İllaki teşkilat..

Listede varsan, varsın.. Yoksa; "ömrü billah yoksun"

***

Bakınız!.. Medyaya bile yansıdı.. Genç bir kız.. İki üniversite bitirmiş.. Çift diplomalı.. Yüksek Lisansı var..

Sınava girmiş.. 19 bin kişi içerisinde; 130'üncü sıraya girmiş..

İki dil biliyor.. Sonra; "mülakat!..?" İşte o mülakatta; "kız" eleniyor!…

Tabi mülakat; "liyakatin" düşmanı, olduğunu bilmeyen yok..

Ki "mülakat", liyakatsızlaştı.. Torpilleşti!…

Ya görünmeyen, görünür!..

Yasa çıkarılıyor.. Belediyeler "çiftlik" olmasın.. Başkanın; "akraba" şirketine dönüşmesin?..

İyi de; "alan aldı?".. Bakanlıklar ha keza… Bankamatik personeller; "cirit" atıyor..

Ki çifte maaş… Üç maaşa yelken açan bile var?

***

Hasılı kelam!.. Resimde, "görüntünün" akıttığı, hakikat şu!…

Hayat hiçte "göründü" gibi değil…

Ama asil olan; "asalettir?" Ki o asalette; "onurlu" yaşamla değer bulur!…

İşte, Mehmet Özzerif.. O asalete ve onura sahip..

Bravo kardeşim!…

Yılmaz'ın dediği gibi; "bir gün mutlaka…!"

***

SEN GÜZEL BİR BERBERSİN!…

Öyle ya!.. Bencilliğin,, Cimriliğin..Ahlaksızlığın.. Çıkar ve menfaat odaklı, zihnin pik yaptığı..

Hilenin, hurdanın, rüşvetin..

Enva-i suiistimallerin, cirit attığı..

İnsanlığın..

İnsanı dayanışmanın…

Ahte vefanın, "zerresi" aranır, hale gelindiği bir dönemde…

Ki, kimse kimseye "bir çöp" karşılıksız vermezken..

Kılını dahi, "kıpırdatmazken..!"

***

Bizim, Diyarbakırlı berber.. 19 yaşındaki Resul Yılmaz!!…

Hafta sonları.. İzinli olduğu günler.. Kendisine özgü "sosyal" proje başlatmış..

Şehrin Sur ilçesinde.. Ki diğer varoş bölgeler dahil!..

Geziyor..

Fakir..

Yoksul..

Yetim..

İhtiyaç sahibi "ailelerin" çocuklarını; "bedava traş" ediyor..

***

Şimdi, sokak sokak gezip; "bayram tıraşı" yapıyor..

Yılmaz'ın devam eden bir projesi daha var?..

Kimsesiz..

Engelli..

Yaşlı kişilerin "evlerine" gidip, bedava tıraşlarını yapıyor…

Ne diyor Yılmaz!…

Bir vefa borcudur, benimkisi!.. Yeter ki; "onların da yüzü" gülsün..

***

Diyeceğim şu!..

Yılmaz sen ne güzel insansın…

Yüzün… Güldürdüğün tüm yüzler gibi.. Hep böyle; gülsün…