Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

HİZMET DEĞİL, SİYASET!?

Ekrem İmamoğlu.. Hal-i hazırdaki "stratejisinin" seyri yazı başlığında görüldüğü gibi; "hizmet değil, siyaset üreticilik!…!" Belki, iddialı bir laf olacak, birileri de "ön yargı" diyerek, söylem geliştirebilecek.. Ama; görünen odur ki, İstanbul Belediye Başkanlığı makamı önümüzdeki zaman dilimi içerisinde daha bir aktif şekilde hep "siyasetle" hemhal olacak…

***

Şöyle ki.. İmamoğlu.. Cumhurbaşkanıyla "polemik" içerisinde.. İçişleri Bakanıyla "hasımane" laf yetiştirme yarışında.. Eee, ekseriyeti AK Partili olan Belediye Meclis üyeleriyle; "tehditkar" muhabbetinde bulunuyor.. İç ve dış ziyaretleriyle "siyasi beyanlarıyla" gündem meşguliyetinde… Beri yanda, İstanbul'a dair "hizmet" üretmeye yönelik projeleri de "bir bir" iktidarın imzası vardır deyip "iptal" etme, garezliğinde bulunuyor…

***

Mesela; Haliç'te yapılacak "arıtma tesisini" "temel at-ma-ma" fikriyatıyla, burada olmaz deyip "siyasi" takılması..  Proje yanlış… Orda değil, burada yapalım.. Peki neresi, Erdoğan'ın Belediye Başkanlığı döneminde diktiği ağaçların bulunduğu alanı göze keserek, polemik edici oluyor.. Yani; manasız, işlevsiz, denir ya "boş manevralarla" şov vari bir tavır içerisinde.. Ki siyasi rakipleri de "bunu" kullanıyorlar.. İşte bu hal; "hizmet değil, siyaset üretmedir?"..

***

Eğer ki, hizmet gibi bir anlayışı, İstanbul'a bir "çivi çakarım" gaye ve hedef haslığı olsaydı; İmamoğlu'nun "itici değil" barışçıl olması gerekirdi.. Uyumluluk yollarını aramalıydı.. Politik bir stratejiyle, muhaliflerini kendi hanesine taşıma adına, köprü vazifesi görürdü.. Velev ki, karşıt bir hamle gelse idiyse de derdi ki "İstanbul'un hayrınadır, benim değil…." Ama bunun zerre-i miskalinden bir nokta dahi yapmıyor..

***

Bilakis, tahriklere kapılıyor.. Tahrik edici adımlar atıyor.. Gaza geliyor, gaz verici, "iticiliklerde" bulunuyor.. Sürekli siyasi "bir çatışma" içerisinde… Nitekim, Partisinden de, çevresinden de, görünen odur ki, kendisine oy veren seçmenler de "bu nasıl bir adam çıktı" deyip, "biz ne yaptık" der noktasına gelindi…

***

Siyasette ana kural hiç kuşkusuz ki, "kendinle barışık olmaktır." Ama , bu pek İmamoğlu'nda yok gibi.? Nedense barışık değil, kavgacı bir "ruh" çemberinde koşuşturuyor..  Çevresel etkiden midir, yoksa "İstanbul'u yönetemeyeceğini" gördüğü için mi işi "iş yaptırmıyorlar" noktasına getirmek mi istiyor?.. Yoksa, "bu yolda" yürüyüp siyasette "bir üst koltuğa" dair planı hayata geçirmeye mi çalışıyor..

***

Velhasıl; "çok kollu" bir siyasi yol!…  Şu anki İmamoğlu'nun yönetim "stratejisi" HDP'nin geleneğinden gelen "yerel yönetimlerinin" ekseriyetinin, politikasını güdüyor gibime geliyor…

***

Biliyorum bu ifadeyle HDP'li dostlar, alınıp tepki gösterebilirler.. Böylesi bir zaman diliminde, böylesi bir ifade, olur mu diye? Belki haklılar, belki haksızlar... Özellikle, "peş peşe" demokratik bir seçimle göreve gelen Belediye Başkanlarına yönelik "terör soruşturması" kapsamında, görevden alınma, tutuklanma, el çektirme "yerlerine" kayyım atanma gibi, "politikanın" vücut bulduğu bir süreç işlerken “tuz biber misiniz” denibelinir?..

***

Ki, hal-i hazırdaki bu "politikaya" dün olduğu gibi bugün de katılmadığımı beyan ettiğim gibi!… "Suç sabit ve tespit" olduktan sonra, hükmün yerine getirilmesi gerektiğini de ifade eden biri olarak; "yaşananlar" doğru bir seyir içermiyor diyorum….

***

Ama hakikatlere de gözümüzü kapatmamız gerekir... Bakınız, 20 yıldan buyana HDP ve geleneğinden gelen partiler bölgede, 102 civarında "Belediye Yönetimini" elinde tuttu.. Malum, iktidarın yolu yerelden geçer gerçeğiyle, "siyaset değil, hizmet odaklı" bir politika ortaya konulmuş olunsaydı; "çok şey" değişirdi bugünkü Türkiye'de.. Hizmet gayesiyle mücadele eden oldu, ama ekseriyeti değil.. Hep siyaset hep siyaset üretildi!…

***

İşte dün, Yenişehir Belediyesi ve Hazro Belediyesi Başkanları görevden alındı.. Gerekçe "terör soruşturması", muhtevanın detayı "siyasi konuşmalar…" Siyasi konuştu diye; "şiddet ve fili bir eylem" olmadığı sürece "yardım ve yataklık" gibi suç unsurunu teşkil edici durum hasıl değilse; mevcut muamele "kabul" edilir değildir.. Demokrasi, hukuk dışıdır...

***

Kısacası!… İmamoğlu da, HDP'li bazı belediyelerin yıllar yılıdır uyguladıkları "stratejiyle" yürüyor.. Nereye varacağını bilmem.. Ama sözümün başında belirttiğim gibi; "hizmet değil, siyaset üreticidir..." Peki getirisi olur mu?.. İşte burada, Ekrem İmamoğlu’nun Hedeflediği” siyasi kulvar açısından ikilem içerisindeyim, "seçmen" duygusal olduğu için; çabuk değişebilir…

***

Ki İstanbul farklı bir kültür endeksine sahip olduğu için; "siyasetten" çok "hizmet" sorgulayıcı olacağından dolayı; İmamoğlu "eksilere" düşebilir, seçmenin gözünde düşebilir.. Ama, ülke sathı açısından, iktidarın mevcudiyetindeki bizlerin de "zaman zaman" bu olmamalıydı dediği siyasi hamlelerine karşı "artıları" geliştirebilir…

***

İşte bu noktada, acaba diyorum!… Erken seçim beklentisiyle, Erdoğan'ın "tek rakibi" konumuna ben gelirim hayaliyle her hamlesini "muhaliflik" kurgusuyla mı atıyor İmamoğlu..!

Sizce…

***

 

GURME FUARI VE EKSİK KARE!

Benimkisi bir soru olsun… Aynen de öyle… Dün "Yöresel Lezzetler" fuarının açılış töreni vardı.. Renkli bir ortam… Fuarda, gıda ve yemekler, baş döndürücü bir koku ve iştah açıcı ortam hakimdi diyebilirsiniz?… Ama dikkatimi çeken, benim de kafamda "soruları" ikmal eden, yemeklerin lezzeti ve kokusu değil, ana dair enstantane idi.. Çünkü düşündürücü enstantaneler vardı…

***

Şöyle ki..

Açılış kurdelesini, ki kurdele değil “örgülü peynir” idi, İl'in Valisi ve Belediye Başkanvekili Hasan Basri Güzeloğlu kesmesi gerekirken, o kesmedi.. O'nun yerine bir milletvekili mikrofonu alıp, konuştu ve sonra kesti.. Eski bir bakan O…

***

Sanırım herkes bilir.. Bir İl'in valisi " kentin" mülki amiri olduğu gibi protokolde de birinci isimdir.. Yani bir numarası.. Milletvekili iki numarada kalır.. Eski bakan olsa bile.. Ama saygı açısından, bazen öncelik verilir.. Tabi bütün işler Vali'nin "uhdesinde" yürütülüyor....

***

İşte bu nüans dünkü açılış kurdelesinin özellikle kesiminde "vücut" bulmadı, eksik kaldı… Güzeloğlu "kurdeleyi" kesen kent ve dışarıdan gelen, siyasilerin ve oda başkanlarının hazırda bulunduğu grubun içerisinde yoktu.. Fuar'a geldi, hazuruma seslenip, konuşmasını yaptı, ama velakin iş açılış "kurdelesinin" kesimine yani toplu resim verileceği enstantaneye gelince, görüntüde yer almadı, yoktu..

***

Sorup-soruşturdum… "Vali Bey'in bir başka programı var, onun için erken ayrılmak zorunda kaldı" yönünde bilgiler aldım.. Tabi farklı gerekçeler sunan olduğu gibi; ben pek inanmadım.. Ki, benim gibi bir çok kişi, aynı düşünceyi paylaştı..

***

Denilen şu oldu.. Vali Güzeloğlu ile Oda Yönetimleri ve O kurdeleyi kesen grubun başındaki vekille pek "hoşnut" bir diyalog içerisinde değil… Ki bir süredir "kulisleri" meşgul ettiğini de biliyorum.. Hatta daha önce de bu duruma dikkat çekmiştim..

***

Özellikle, Vali Güzeloğlu'nun Belediye Başkanvekili olarak görevlendirmesinden sonra, "Oda Yönetimlerinin" kendisine karşı ortak bildiri yayımlayarak, tepki verdiği… Söz konusu siyasinin de "bazı kadro" taleplerinin Vali nezdinde karşılık bulmaması nedeniyle, Valiye karşı mesafeli bir organizasyon benimsedikleri…

***

Dünkü enstantanelerin işte bu hal-i durumdan kaynaklı olabileceği, düşüncesi bende hasıl olduğu gibi bir çok katılımcının zihnini de kurcaladı.. Ki "bende de bir soru işareti" olarak kaldı.. Hele ki, AK Parti'nin medyadan sorumlu İl Başkan Yardımcısı Mübarek Yaz'ın istifa sonrası "Valiyi uğraşan" bir zümre olduğu yönündeki beyanı aklıma gelince!…

***

Der demez bu iş, "başka bir program" gerekçeli değil… Çünkü, Diyarbakır'ın "üst katmanı" iş yapan, hizmet üreten, "biat" edici olmayan, idarecileri pek sevmediklerini, bilmeyen yok.. Zaten, kentin yıllar yılıdır "yaşadığı travmatik hal ve kan kaybı durumu" bunun faturası değil mi?…

***

Güzeloğlu gerek valilik ve gerekse Belediye Başkanvekilliği evresinde, başarılı icraatlarını yakından takip ediyorum, şehir ahalisi de vakıf… Yani iş yapan biri…O kurdelenin kesimindeki, Vali Güzeloğlu'nun "enstantanedeki" eksikliğinin, kim ne derse desin ana etkeni, kafama takılan sorunun muhtevasından öteye bir şey değildir…

***

GÜNÜN SÖZÜ

Politika politikacılara bırakılmayacak kadar önemli bir konudur..