Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

KAÇ VEKİLİ TANIRSINIZ?..

Sadece Diyarbakır.. 11 Milletvekili var.. 3'ü Ak Parti.. Gerisi; HDP'den..

Tanıdık.. İsmi bilinen.. Seçilirken, "seçmen ben bunu biliyor ve tanıyorum" dediği kaç; seçilmiş var!…

Tabi ki; ön seçim.. Teşkilat rızası… Seçmenin gönlüne göre; "adaylık" serüveni.. Vaki oldu mu?..

Neyse!..

Sorum, "kaç vekili" bilirsiniz…

Bir iki mi?… Üç dört mü?.. Beş altı mı?.. Yedi sekiz mi?.. Dokuz, on mu?…Yoksa; on birinin hepsi mi?..

***

Ben mi?… Vallahi ne diyeyim; "say derseniz" isim noktasında beş-altıyı bulmaz!..

Artık gerisini siz düşünün!…

Garip Diyarbakır halkı kaç vekili bilir, tanır, hasb-i hali olmuştur..

Ya da, kapısını çalan!…

Neyse..

Siyasetin "kahar" hali bu… İrade var, ama temsiliyet yok…

Yoksa iki dönem vekillik yapan şahsiyetler "yeminden yemine" millet kürsüsüne çıkmazdı?..

Her daim olurdu?..

***

YA O DÖRT ÜYE KİM.!…

Sizce!!.. Kimler, hangi fraksiyona sahipler?!..  Ya da kimin adamıdırlar?

Malum… 7'sini anladık.. Artık, biliyoruz ve bize öğretildiği; "kimler" olduklarına dair!?..

Muhalefet "damgasını" vurdu… Kerameti kendinden menkulcasına; "ifşa" etti..

Bağıra bağıra, söyledi!…

YSK'nın 11 üyesinden, 7'sinin "kimlerden" müteşekkil olduğunu!…

Bilaistisna; "yedisini de" tek kefede tuttu…

Hele ki, Kemal beyler… Nasıl bir; verip-veriştirdiğini gördük!..

Ne saygı.. Ne nezaket dedi.. Her şey "ayaklar" altına alınırcasına, narası attı!…

***

Dedi ki… "7'si çete üyesi..  Bunlar iktidar yanlısı… Militan, militan bunlar…"

Öyle ki, hızını alamamıştı… Konuşurken, "kürsüyü" bile yumruklamıştı…

Kısacası, CHP gözlüğünden 7 üyenin, tanımı böyle!!

Peki; "o diğer dört üye" kim?… Karşı oy veren..

Karara "muhaliflik" şerri, koyan dört üye onlar kimlerden?

Hal-i hazırda "bir tanım" getiren var mı?!… Duymadım!!!…

Doğrusu iktidardan karşı bir hamle beklenilmiyor değildi?… Bekleniyordu…

Onlar ne diyecek diye!..

Muhalefetin, sergilediği tutumu ortaya koyacaklar mı?

Onlar da… "4'ü çete üyesi.. Bunlar muhalefet yanlısı.. Bunlar militan, militan" diyecek mi?

***

Neyse!… İktidar, böylesi bir "fikriyatın" girdabına girmedi… "Çünkü çaldılarla kaldı?.."

Sevindirici olan da bu!.. Ya onlar da 4 üyeyi "bir çete" kulvarına dahil etmiş olsalardı?

Sahi; YSK'nın hal-i pür melali ne olurdu?.. Maazallah; nasıl bir çete ortaya çıkardı?…

Ah şu siyasi ihtiras var ya!!.. Toplumu da.. Devleti de.. Hukuku da.. Adaleti de..

Milletin bizatihi kendisini de; "vahşice" kategorize ederek çatıştırıyor!…

Bölüyor.. Parçalıyor.. Dağıtıyor.. Yerle yeksan ettiği yetmiyormuş gibi…

Bir de dönüp, iştahli, iştahlı "dişinin, tırnağının" hakkını istiyor!?..

Anlamak zor...

***

İTİBARSIZLAŞTIRMA!…

Siyasiler, hep yakınlar.. Tepki verirler.. Derler ki; en çok "siyaset kurumu" itibarsızlaştırılıyor…

Ama; "aynayı kendilerine" tutmazlar..

En çok kurumları.. En çok oluşumları.. En çok şahsiyetleri..

En çok kendilerine muhalif olana karşı "acımasızca" itibar suikastı yaptıklarını..

Görmezler!!!.. "İşine geldiği gibi.."…

Düşünmezler!.. İdrake gelmezler!!…  Hep onlar bilirler!!!

***

ADALETİN TECELLİSİ!….

Mevlana ne güzel tanım getiriyor..

Adalet nedir; "ağaçlara su vermektir.." Adaletsizlik nedir; "dikene su vermektir.."

Adalet "bir nimeti" yerine koymaktır… Her su emen kökü sulamak değildir…

Yani hakkı hak sahibine vermektir.. Bir şeyi layık olmayana vermek ise adaletsizliktir

***

Hal-i duruma gelince.. Vaziyet nicedir?… Ehil midir, ehliyetsiz midir?.. Siz deyin!!…

Siyasi zalime!!!..

Mevlana şu tanımı getirir..

Siyasi zalim "üzerine düşen, görevli ve yükümlü olduğu işi yapmayandır."

***

 ADALETİNLE BİN YAŞA SEN E Mİ?

Azıcık bir tebessüm mü, yoksa başka bir duygu mu?

Bilmem.. Ama, ders-i ibret ihtiva ettiğini söyleyebilirim!…

Tarihin bir döneminde!!.. Ki Osmanlı döneminde yaşadığı rivayet edilir.. Karakuşi isimli kadı…

Yolsuzlukları ile ünlü.. Enva-i hileyi bilen, yapan biri… Ama iyi libas giydiren...

Günün birinde, bir fırının önünden geçer… Pişmiş bir ördeğin kokusu.. Vitrine yaklaşır.. Güveç içerisinde; "nar gibi kızarmış" bir ördek!..

İştahlı, iştahlı baktıktan sonra; "ben bunu aldım" der..

Fırıncı şaşkın ve tepkili..

Sahibi var..  Az sonra gelip götürecek.. Olmaz adam dese de..  Aldıran yok!…

Paketlemiş, ördeği… Ve oradan ayrılmış!..


***

Derken, ördeğin sahibi gelir, fırına..

Nerde ördeğim der..

Fırıncı boynunu bükerek "Ördek uçtu…"

Kavga, gürültü, yaralama!…

Araya giren gayrimüslim biri; "gelen yumruklar" yüzünden gözü çıkar..

Fırıncı kaçar…

Gayrimüslim de peşinden koşar..

Kovalamaca sonucunda, bir duvardan atlar..

Ama öteki tarafta; "hamile bir kadının" üzerine düşmez mi?…

Kadın oracıkta, düşük yapar..

Bu kez, kadının kocası da fırıncının peşine düşer.

Yolda bir de, Yahudi'ye çarpar..

O da; kızıp peşlerine takılır..

Fırıncı kaçıyor, ördek sahibi, hamile kadının kocası ve Yahudi adam peşinde!…


***

Sonra…

Zaptiyeler olaya müdahil olup, hepsini yakalar..

Ve; Karakuşi Kadı'nın "huzuruna" çıkarırlar..

Hak, hukuk ve adaletin tecellisi adına!..

Kadı sorar; deyin bakalım hadise nedir diye?

Ördeğin sahibi, 'Bu adam ördeğimi hiç etti?'

Şikayetçiyim!…

Kadı, fırıncıya sormuş: 'Ne yaptın bu adamın ördeğini?'

Fırıncı 'Uçtu' der.

Kadı, kara kaplı defterini açmış:

'Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar 'Uçar' anlamına gelir.

O halde ördeğin uçması suç değil' demiş.

Bu hükmüyle; fırıncının beraatına karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşın şikâyetine gelince..

Yine; kara kaplı deftere bakmış.. Ne yazılı diye?…


***

Bir madde bulmuş:

'Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o Müslüman'ın tek gözü çıkarıla...'

Karakuşi Kadı, hüküm için sorar..

'Şimdi' demiş, 'Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız...'

Gayrimüslim, bakmış ki, "pabuç" pahalı, diğer göz de gidecek…

Hemen, şikâyetinden vazgeçmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına gelince..

Karakuşi Kadı, vereceği hükmü beyan etmiş…

'Beyefendi.. Siz şimdi; karınızı bu adama vereceksin…Bu adam yerine yeni çocuk koyacak…"

Koca bakar ki, beterin beteri bir durum!…

Şikâyetini anında geri almış.

Kadı, fırıncının çarpıp yere düştüğü Yahudi'ye sormuş:

'Senin şikâyetin ne?

Yahudi ellerini açmış, 'Ne diyeyim kadı efendi' demiş…

'Adaletinle bin yaşa sen, e mi !...'

***

KİMLİKTEKİ ÇİP'LER!…

Şu yeni kimlikler.. Hani "çipli" olanlar.. Teknolojik ya!…

Ben henüz değiştirmedim..  Doğrusu, peşinen ifade edeyim… "Çip" dışındaki, genel görüntüsü..

Rengi.. Ton..  Ve dizaynını…  Hiç beğenmiyorum..

Soluk.. Yani ruhsuz bir görüntüye sahip!.. İnanıyorum ki., sizler de aynı fikirdesiniz!…

Neyse!.. Şikayetimiz, kimliğin "görüntüsü" değil..

Şikayet; "Çip’lerdeki" arıza-i durum oluşu!…

Çünkü; "çipler" kimlikle pek uyumlu olmadığından dolayı düşüyor…

Bir uyumsuzluk var…

Dün bir meslektaşım aradı.. Ergani'den Ekrem Senvar…

Yaşananları anlattı..

Bilahare, nüfus idaresiyle temasım oldu.. Neyin; nesidir diye!..

Onlar da, teyit etti..

Bu minvalde hayli şikayet aldıklarını da belirttiler..

Evet..

Nüfuz cüzdanı dediğimiz kimliklerde; "çipler" sağlıklı değil..

Sıkıntılı, düşüyor, yerinden çıkıyor..

İlgililerin anlattığına göre…

Konu defalarca bakanlığa bildirilmiş..

Ama; çözüm yok!.. Sadece şikayetle sınırlı kalınmış!


***

Malum, düşen çip'in yeniden takılması mümkün değil..

Kaybolduysa, vay halinize..

Tüm; bilgileriniz o çip'in içerisinde..

Neler gelmez ki, başınıza!...

Kimlik, her halükarda anında değişmesi gerekiyor…

Şıp deyince de olmuyor…

Maliyeye gideceksin.. 22 lira yatıracaksın..

Makbuzu alıp, nüfus müdürlüğüne gideceksin..

Yani iki kurum "arasında" mekik dokuyacaksın..

Randevu alacaksın… Geçen zaman.. Kuyruktaki bekleyiş..

Netice itibariyle!

Mevzu küçümsenmeyecek kadar önemli!.. Gözardı edilmemeli..

Yeni mağduriyetler oluşmamalı..

"Kimlik kartlarının basımını yapan kim?"

Sordum; İçişleri Bakanlığı değil..

Özel bir firma basımı yapıyor…

Peki bir uyarı yapılmış mı?.. Bilemiyorum..

Ama yapılmıştır…

Korkarım ki bu kadar hassasiyet arz eden "çipli kimliklerin" basımı..

2017 yılından buyana; yaşanan şikayetin görmezliği, "hal-hatır, katır" endeksli, bir kisvede oluşması olmasın.