Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

REGAİB KANDİLİ...

Bu gece, Receb ayının ilk Cuma gecesi…

Regâib Kandili'dir.

Allahü teâlâ, bu gecede, mü'min kullarına, ragîbetler, ya'nî ihsânlar, ikrâmlar yapar.

Bu gece yapılan duâ red olmaz ve namâz…

Oruç, sadaka gibi ibâdetlere, kat kat sevâb verilir.

Bu geceye hürmet edenleri affeyler.

Receb ayının her gecesi kıymetlidir.

Her Cuma gecesi de kıymetlidir.

Bu iki kıymetli gece bir araya gelince, dahâ kıymetli olmaktadır.

***

Regâib gecesinin kıymeti, çeşitli hadîs-i şerîfler ile de bildirilmiştir.

Hiç kuşkusuz ki, Recep ayının yirmi yedinci gecesi ise Mübarek Miraç Kandilidir.

Bilindiği gibi Miraç Kandili, beş vakit namazın müminlere farz kılındığı…

Bakara suresinin son iki ayetinin indirildiği…

İman ile ölen müminlerin Cennete gireceğinin müjdelendiği mübarek bir gecedir.

Şaban ayının tam ortasında ise çok kıymetli bir gece var..

O da Mübarek Berat Kandili'dir…

Bu gece ile ilgili Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) şöyle buyurmaktadır.

“Şaban ayının yarısı Berat Gecesi gelince; gecesini namazla, gündüzünü oruçla geçiriniz.

***

Şüphesiz ki Allah, o gece güneşin batmasıyla dünya göğüne iner ve şöyle buyurur.

 “Benden af dileyen yok mu?

Onu affedeyim!

Rızık isteyen yok mu?

Ona rızık vereyim!

Şifa dileyen yok mu?

Ona şifa vereyim!."

Ramazan ayı ise baştan sona rahmet, mağfiret ve bereket ayıdır.

On bir ayın sultanı, müminler için bulunmaz, eşsiz bir aydır.

Bu ayda da bin aydan daha hayırlı olan Mübarek Kadir Gecesi vardır.

***

Duamız ve temennimiz odur ki…

İnşallah sağlık, sıhhat ve afiyet içerisinde; bu geceleri, bu ayları geçirip, kavuşuruz..

Bu münasebetle..

Bu akşam idrak edeceğimiz "Regâib Kandili'niz" mübarek olsun..

Cenabı hak bu ay ve gecelerden istifade etmeyi cümlemize nasip eylesin…

Regaib kandilinin feyzi ile Cenabı hak bizleri düşman şerrinden, iftiradan, kötü adamların şerrinden muhafaza buyursun ve eylesin!.

***

YEMEK İHALESİ!..

Ah ki ah..

Şu Dicle'nin öbür tarafı var ya…

Ne de; "dert" verici?…

Yine mevzu!..

Ve yine mide bulandırıcı aksiyonel faaliyet var!..

Yazık ya..

Koca Dicle Üniversitesi; "hiç mi" hayırlı bir işle anılmayacak?..

Bilimsel..

Akademik..

Bölgesel..

Ulusal..

Ülkesel bir başarı ve icraatla gündeme gelmeyecek?…

***

Araştırmalarıyla..

Argeleriyle..

Yol gösterici rapor ve görüşleriyle..

Milli..

Yerli..

Mevzuulara dair; "çözüm" üreticiliğiyle konuşulmayacak..

Başarılı bir "rol üstlenip" işte, Dicle Üniversitesi denilmeyecek?

Maalesef..

Gelen gideni aratır misali…

"Gerileme" devri...

***

Hep..

Siyasi ve ideolojik söylem..

Kutuplaşma..

Kamplaşma..

Senin adamın, benim adamım..

Aile şirketi..

Damat, enişte, baldız bacı!..

Pek tabi ki..

İhalelerle..

Hizmet alımlarıyla..

Medikal..

İlaç..

Ameliyat hizmetleri..

Bu ve benzer "akçeli" mevzuların rant oluşumuyla ilgili mi hep konuşulacak?

Ne yazık ki...

Bini bir para…

***

İşte son konuşulan…

Yemek..

Servis hizmeti..

Ve Personel taşıma ihalesiyle ilgili; "yaşananlar..!"

Yine pis kokular..

Yine şaibeler..

Yine kuşku üretici, akla ziyan gerekçeler söz konusu!..

Ki konuşan konuşana..

Lakin ne duyan idare var..

Ne de duyulana karşı; neşteri bir hamle yapan?

***

Baksanıza!…

Hastane Başhekimliği; "yemek ihalesi" açıyor..

Firmalar katılıyor..

İhalesi yapılıyor..

Sonra kusura bakmayın "bütçe ayırılmadığı" için; ihaleyi iptal ediyoruz..

Yok daha neler?!..

Bütçesi ayrılmayan; "işin ihalesi" olur mu?…

İşin bahanesi…

Müteahhitlerin deyimiyle!..

"İdarenin istediği firma ihaleyi alamadı…"

Şuan; "yemek işi" gel gitte..

***

Ne garip ki!..

Aynı durum; "personel taşıma" işinde de söz konusu!…

İhalesi yapıldı..

Firmalar katılım gösterip; koşullara göre tekliflerini sundu..

Şimdi de; "bütçesi hazırlanmamış" deyip "iptal edeceğiz" diyorlar..

Tabi bunun gibi daha nice ihaleler..

Nice., akçeli alımlar..

***

Kim ne der bilmem!…

Ki "görünen köy kılavuz istemez.."

Hastane Başhekimliği..

Çiftlik misali bir yönetim anlayışıyla; "işleri" yürütüyor..

Sormak lazım!…

Eee be idare..

Eee be Başhekimlik..

Eee be Rektörlük..

Hiç...

Bütçesi oluşturulmayan..

Bütçesi artırılmayan "işin ihalesi" yapılır mı?

Yapılmaması lazım..

Peki niye; "ihaleye çıkıyorsunuz?.."

***

Der demez!..

İnsanın aklına..

"Adrese teslimin bir yöntem biçimi mi?…'

Neyse…

Bekleyip göreceğiz…

Bütçelerin oluşumunu..

Bütçelerin artırımını..

Ve iptal edilen ihalelerin yeniden yapılış halini!…

Şimdilik bu kadar diyelim..

Umarız…

İşler "pis kokulardan" arındırılmış bir hal alır..

Yoksa!…

O da bizim "noktamız!" olsun..

***

BRAVO OMURGASIZ!…

Ertuğrul Özkök..

Nam-ı diğer; "omurgasız..!"

Oryantal..

Yine…

Evet yine yaptı yapacağını…

Şaşırtmadı..

Kendine yakışan kimliğini ortaya koydu..

Bildiği kıvırma sanatını; icra etti..

Helal diyorum!..

Bravo diyorum…

Bu kıvraklık, bu zeka!...

Eee…

Eline su dökebilen "duayen" varmı ki?

Yok..

"Algı üretmede" tek kişi..

Oynak bir zekaya sahip…

Anasının gözü…

Günün veledi..

***

Hatırlarsak...

Türkiye Suriye'ye operasyona başlarken..

Irak'a dair politika üretirken..

Asker..

Tanklar..

Komandolar..

Tam güç sınıra yığılırken..

Özkök; kendi köşesinden ne diyordu..

Özellikle; 23 Eylül 2017 tarihli köşesinde..

Ahkam keserek..

Algı üreterek; "satırlar" dizeliyordu..

Ülkeyi..

İktidarı..

Ve askeri "acziyet" içerisinde gösterek…

"Bir adım içeri girerseniz dünya karşınıza dikilir.."

Yani kaybedersiniz!..

Giremezsiniz..

Batağa düşersiniz...

Yanlış yoldasınız…

İktidarın "oyununa" geliyorsunuz diye?

***

Tabi bu algı üretimi sürdü..

O gün bugün..

Ve önceki günkü yazısı…

Yani, Afrin zaferi sonrası..

20 Mart 2018…

180 derece dönüş..

Sanki o yazıları kendisi yazmamış gibi..

Yazının başlığı aynen şöyle…

"Savaşamaz dedikleri ordu bütün dünyaya ders verdi.."

Satırlar geniş..

Askeri yerlere, göklere çıkartıyor…

Hükümete övgüler yağdırıyor..

Haklılığa vurgu yapıyor…

***

Vaziyetin ikmaliyle..

Özkök...

Tarihi bir çark..

Tarihi bir omurgasızlık..

Tarihi bir kıvırma "sanatını" bir kez daha, ortaya koymuş oldu..

Eee..

Halk deyimidir..

Denir ki..

"Mahallede düğün olunca halaya duran çok olur.."

***

Acaba diyorum!..

Bu kıvırma hali..

Patronun değişmesinden olmasın mı?

***

ATATÜRK YOKMUŞ…

Kemal Bey..

Günaydın…

Yeni mi fark ettiniz?…

Bir hafta geçti..

O gün nerdeydiniz!…

Diyorsunuz ki..

18 Mart'ta okutulan Çanakkale hutbesinde "Atatürk'ten" söz edilmemiş?"

Yani; "Atatürk" hasımlığı var?

Yok be Kemal..

Yine; "çakıldın" kaldın?

Çünkü..

Caminin imamı da..

Diyanet İşleri Başkanı da; "Çanakkaleyi anlatırken, Atatürk'ten" söz etti?

Anlayacağın..

Sana verilen "siyasi" malzeme; yine çürük çıktı..

Yine elinde patladı..

Şimdi sana soruyorlar..

Erbaş dua etti..

Peki sen o gün; "dua ettin mi?"….

Sahi; fatihayı biliyor musun?

***

CHP'NİN MUHASEBECİSİ!…

Öztürk Yılmaz…

O meşhur şahsiyet..

DEAŞ'ın rehin aldığı ve sonra kurtarılan Musul Başkonsolosu…

Zat…

Yine, döktürmüş..

Diyor ki..

"Münbiç, Afrin gibi kolay olmayacak?.."

Bu söze ne denir?…

Siz ne derseniz deyin..

Acımdan; mubah derim!..