Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

THK'NIN DOLAR SEVİCİLİĞİ…

 

Türk Hava Kurumu...

Maşallahı var…

Ülke ekonomik kriz içerisinde…

Dolar…

Euro…

Yani "döviz kuru" kurşun gibi yağar iken..

Başkan..

Hükumet..

Ve Devlet-i Âliye topyekün "karşı savaş" içerisinde bulunurken!

İlla ki "Türk lirası…

İlla ki "Yerli" para birimiyle alış veriş yapın kampanyası yürütürken...

Ki; yasal düzenlemeye bile gidildi...

Genelgeler yayınlandı..

Ama!

Türk Hava Kurumu..

Ki kendini milli.

Ki kendini yerli..

Ki kendini "emperyalizmin" sözde karşıtı gösteren bir kurum!

Bu minvalde caka satandı..

Ama gel gör ki; "dolar üzerinde" icraat yapıyor..

"Dolar sevici!"

Eee..

Diyeceksiniz ki; "ne var bunda?"

Şaşılacak..

Hayıflanacak..

Ya da; "yakışır mı" denilecek bir kurum değil ki?

Beklenendir…

Yeter ki; kurumun "geçmişine" bi bakın..

THK…

Dün hangi âlemdeydi..

Kurban eti...

Kurban derisi...

Kendince kurduğu bir sömürü "ağına" sahip değil miydi?

Yıllar yılı; zulümkar değilmiydi..

Vatandaşa rağmen; "kurban" derisine el koyandı..

Vermeyen "ceza" alırdı...

Ne adına…

Kemalizim adına…

Laiklik adına…

Tepedekiler de emekli apoletliydiler..

Kurdukları sömürü düzeniyle…

Millete…

Devlete…

Ülkenin inanç değerleriyle; "hep ters" düşmediler mi?

Neyse ki..

AK Parti iktidarıyla; "düzen" kısm-i olarak dağıldı…

Artık kurban yok…

Artık kurban derisi yok…

Artık, devlet kurumlarından; "hortumlama" yok…

Artık, ayrıcalıklı değil…

Eee hal böyle olunca; "sistemin çarkına" uyar mı?

Ya da "milli seferberlik" diye, bir düşünce icra eder mi?

Değil…

Velhasıl!

Dolar'ın mamasıyla büyüyene; "doları" sevme diyebilirmisiniz?

Ne mümkün?

İşte THK'da böyle..

Misyonunu yerine getiriyor..

"Çok görülmemeli?"

***

FIRSATÇILAR…

Cirit atıyor…

Bir değil, binlercesi var…

Hele ki kurumlar…

Hele ki özel şirketler…

Hele ki özelleştirilmeden devirlenenler…

Yani; "kim kimi" söğüşlerse..

Neyse!

Bakan resmi olarak açıkladı…

Dedi ki…

Bin 350 üzerinde "ürün" tespit ettik..

Fiyat artırmış..

Gramaj düşürmüş..

Kısacası yasal, dayanaksız bir "zam furyası" var..

İyi hoş da..

Bunlarla mücadele edilmeyecek mi?

Bunlara ceza kesilmeyecek mi?

Bunlar "kontrol" altına alınmayacak mı?

Galiba arıza-i durum var.

Çünkü bildikleri gibi "at koşturuyorlar" hala...

Ceza kesilen...

Bedel ödeyen oldu…

Ama, "vatandaşın cebinden" çıkan, geri dönmedi...

Diyorum ki…

Binlerce firmadan...

Binlerce üründen...

Binlerce özel-resmi kurumdan; söz ediliyor?

Bunlar niye; "teşhir" edilmiyor…

İşte; fırsatçılar diye..

Öyle ya; "milli seferberliğe" uymayana ne derler?

Tabi ki "hain?" derler..

Bence..

Bakanlık, ilanlarla bunları "teşhir" edip; "işte hainler" demeli?

Ki "köksüzler" bilinsin..

Vaziyete eğilim gösterilmişken.

Şu;

Elektrik faturaları..

Su faturaları.

Doğalgaz faturalarının da; EPDK'nin "kontrolü" altına alınması lazım..

Belediyelerin toplu taşıma zammı...

Mesela; Diyarbakır belediyesi…

Tam da bu evrede; "zam" yaptı?

Şimdi...

Bunların fırsatçılığı…

Bunların, fiyat yükseltme halleri...

Bunların faturalara "kamufle" ettiği, rakamları…

Hal-i hazırdaki; "fırsatçılar" bile yapmış değil...

Yoksa bir anda; faturalar yüzde yüz artmaz idi...

Hadi bir kontrole çıkalım…

Görelim; mevlam neyler?

Neylerse, güzel eyler?

***

GINA GELEN SORU…

Muharrem İnce için…

Ya sabır dedirten iki soru var..

İlk soru…

Siz..

Yerel seçimler de "İstanbul'a aday mısınız?"

Hayır değilim…

Ben "Cumhurbaşkanlığına" adayım..

Ben, "Parti Genel Başkanlığına" adayım…

Tamam mı?

İkinci soru..

Yani, "İstanbul'a aday değil misiniz?…"

Ya sabır…

Değilim..

Değilim..

Vallahi de, billahi de; "İstanbul'a aday değilim?…"

Peki, Kemal bey size seslense!

"Gel Muharrrem" derse; İstanbul'a aday değilim diyecek misiniz?"

La havle...

Aha da rozeti bıraktım!

***

FAHİŞELİK MESLEKTİR…

Yok daha neler!

Akla ziyan…

Adama bakın ya…

Bir de; "Saygı çerçevesinde" görülmeleri gerekiyor diyor..

Ebe yuh yani..

Peki, diyen  kim?..

Yabancı değil..

Bay Necdet Sezer'in bir adamı?

Anayasa mahkemesine seçtiği üye..

Serdar Özgüldür..

O bunu diyor..

Hem de, bir çok üyeye "itiraz" ederek..

Yani; "fahişelik meslektir?" diyor..

Demek ki..

Artık fahişeler, diğer meslek grupları gibi büro açabilirler..

Kurs açabilirler..

Hatta, "yüksek okul" bile üniversitelere dikte edilebilirler..

Yüksek okul istiyoruz diye?

Ne halllere geldik be?

Neyse!

İşin sonu nereye varır bilmem?

Ama; "fahişelikte meslek" sayılmalı diyen, zihniyet kamil olmuşsa!

Vay bu ülkenin ve milletin haline..

Kimler bizi yönetti?

Kimler hak, hukuk ve adalet nizamını elinde tuttu?

Nerden nereye?