Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

Ömer Büyüktimur

omerbuyuktimur@hotmail.com

YERELDEKİ ÇEKİŞME!..

Dün; "siyasi ve ideolojik" bir çekişme, rakip ve karşı duruş ile, Diyarbakır büyük kayıplar yaşadı.. Sorunlar "çözümsüz" bırakıldı.. Yerel iktidar, merkezi hükümet arasındaki; "gel gitlerin" yarattığı bir travmatik hal; yıllarca yaşanılıp duruldu. Yani şu parti, yani bu partili, noktasında..

***

Nitekim, bir önceki kayyum dönemini de irdelersek.. O dönemi Diyarbakır; "yolsuzluk, usulsüzlük, rüşvet, suiistimal, adam kayırma" pek tabi ki, siyasi nüfuzun emir ve komutasında, "ceket ilikleyen" bir hizmet üretim anlayışıyla, geçirdi.. Nitekim, seçim sonrası "kep düştü kel göründü" misali, tüm kirlilikler ifşa oldu.

***

Ne yazık ki bugün!.. Ne yerel iktidar, ne merkezi hükümet, ne de şu parti veya bu ideoloji, söz konusu olmamasına rağmen, yaşanan çekişme bir önceki kayyumdan daha farklı bir "rant" odaklı siyasi rakiplik var..

***

Şöyle ki, bir tarafta hizmet ve adil bir yönetim anlayışını icra etmeye yönelik direniş şiarı var, bir tarafta da Diyarbakır'ın üzerine çöreklenmiş siyasi nüfuz ediciliği, "menfaat odaklı rant teminine" yönelik üstünlük sağlama direnişini gösteren var..

***

Yoksa, şehrin "abisi ya da hacı abisi" diye bilinen siyasi nüfuz edici zevat, bir önceki "kayyım" döneminde elde edemediği "rant çarkı" karşısında, hasım kesilmezdi.. Menfi propaganda içerisinde olmazdı.. En önemlisi de, yapılan hizmetlerde "en önde" olurdu?. Ama değil.. Bilakis karşı..

***

Hep derim, Diyarbakır'a kan kaybını yaşatan, onun içindeki "rant odaklı yönetim ve siyasi nüfuz edici" şahsiyetlerdir…Eğer onlar olmazsa idi, inanın ki, en radikal ideoloji, en radikal siyasi fikir, en radikal düşünce sahibi kişi; "bir uzlaşı" masasında oturup, "meselelerini" birlikte çözerlerdi...

***

İşte Diyarbakır'ın tarihteki en büyük kısır ve zayıf noktası bir türlü "uzlaşı" masasını, tesis edemeyişidir.. Ya da etmede, "dürüst ve şeffaf" kimliklere sahip olamayışı veyahut sahip olanları kendine rehber edemeyişinden, kaynaklıdır.. Bunları aşmamız gerekir; yoksa "her dönem için, gelen gideni aratır" demeye devam edeceğiz..

***

REİS'İN DEDİĞİNİ VEKİL ANLIYOR MU?…

Sizce.. Ben anlamada biraz arıza-i durum var sanki diyorum.. Şöyle ki, Reis ne diyor.. Ey vekiller, haftanın iki günü Ankara'dasınız.. Sonrasında seçim bölgenize gidin.. Halkla görüşün, muhtarlarla bir araya gelin.. Size geleni değil, gelmeyene gidin.. Gitmediğiniz yerleri ziyaret edin, sorunları çözün"

***

Peki, bizim vekillerimiz ne yapıyor?.. "At gözlüğü" bakışıyla tek eksende hareket ediyorlar.. Her hafta değil, iki haftada bir zorunluluk hasıl olsa gelirler.. Halkla görüşmezler, muhtarlarla bir araya gelmezler.. Kendilerine gelmeyene gitmezler.. Gitmedikleri yere ziyarette bulunmazlar.. Sorun çözmede, 90'ların siyasetiyle "sigara kağıdına" not edip, bilahare çöpe atarlar…

***

Hani bir söz vardır.. "Yiğidi öldür ama hakkını ver..!" İşte bu vecizenin seyrinde, Vekillerin yaptığı tek güzel bir şey var.. O da; STK ve Odaları ziyaret edip, bol kepçeli, sofra organizasyonu icra edip, selfi çekmek!.. Tabi, STK ve Oda dedik de hepsi değil; "itina ve seçicilik" var.. Yani "arka bahçe" olarak bireysel faaliyet gösterenler tercihte öncelik!..

***

PİŞKİNLİĞİN BÖYLESİ…

Rezalete bakar mısınız… Hastanenin diyaliz servisi "çöplükten" geçilmiyor.. Dört bir taraf, berbat.. Tadilat var.. Boya kutuları, iskele, alçı torbaları, yani ne ararsanız, ulu orta yerde.. Ve servisin koridoru, geçit vermiyor.. Toz, duman, ne derseniz var; ve diyaliz hastaları böylesi bir ortamın göbeğinde sözde "tedavi" ediliyor, sağlık ve şifa alıyorlar.. İşte bu çirkin durum, önceki gün yerel, ulusal basında, sosyal medyada tabiri caizse çarşaf çarşaf yayımlandı.. "Rezalet, skandal" diye..

***

Peki, ilgili ve yetkililer ne yaptı derseniz?.. Ya da Sağlığın tepesindeki zatın tepkisi ne oldu?… Biliyorum doğal olarak, herkeste oluşan genel fikriyatla  diyeceksiniz ki, o yetkili zat, skandala el koymuş… Soruşturma ve inceleme başlatmış.. Hastaneye gitmiş, diyaliz servisinde olup-biteni yerinde tetkik etmiş..

***

Temizlik ekiplerine "seferberlik" ilan ederek, Diyaliz'i baştan-aşağı hijyenik yönünde temizleyip dezenfekte etmiş.. Çöpleri toplatmış.. Tadilat bölümündeki hastaları tahliye etmiş.. Tamir işlerini, üç vardiyalı şekilde kısa sürede bitirilmesini emrini vermiş.. Sonuç itibariyle; ihmali bulunanlar hakkında, idari ceza-i müeyyide uygulamıştır..

***

Gönül isterdi ki, böyle bir tavır ve yöneticilik fikriyatıyla, o makama işlerlik kazandıraydı.. Biz de "helal olsun, skandala el koydu, ihmali olanlara gereken cezayı verdi, millet, hasta yakınları "teşekkür" edip "Allah razı olsun" diyeydi…

***

Ne yazık ki, hiç de böyle bir tavır içerisinde olunmadı.. Vakıa sonrası yaşananlar "pişkinliğin de" ötesinde tavan yaptı.. Skandal görüntüler, çöplük, tadilat, hastaların tozun-duman, kirliliğin içerisindeki hal-i durumuna "ne olmuş ki" dercesine, gelen eleştirileri de "vicdan ve izandan yoksun" görebilme becerisi benimsenilerek, gösterildi..

***

Görüntüleri çeken, basına gönderen, yaşananlara tanık olan kişi bir hekim.. Doğrusu, şahsın "Bir hekim, yani doktor" olduğunu onların beyanından öğrendim. Neyse.. Hekimi de "sarhoş, alkollü" diye itham etme gibi bir gafletin sergilenmesi de, ayrı bir garabet!…O kişi, Aile Hekimliği Sözleşmesini feshettiğimizden" dolayı, "intikam almak" adına bu görüntüleri çekmiş manasını ve algısını üreten ifadelere; "yapılanlar masumane değil" diyor..

***

Tuhaf olan, o hasta denilen kadın da, sarhoş diye itham edilen, Aile Hekiminin annesi imiş!!… Vay doktor vay, sen ne kadar da "kabahatli" imişsin ya!..

***

Olup-bitene "kınıyorum" denilerek, düşülen beyana iliştirilen bir kaç da resmin varlığı, dikkatimi çekti.. Sosyal medyada gördüm.. Öncelikle resimlere bir bakar mısınız diyerek, paylaşan kişinin dikkatini çekerken, sizler de pür dikkatle inceleseniz..

***

Vaziyet, söylem ve görüntü ne gariptir ki kendi kendini "tekzip" ediyor…Hastalar koğuş misali bir ortamda, sanki Afrika'nın Somali bölgesinde çadır hastanesi gibi!.. Yine her taraf çöplük.. Çöp kutuları taşmış, tıbbi atıklar yerde…

***

Velhasıl, diyeceğim şu!… Ki ustad da ifade eder.. Ehliyet, liyakat ve beceri noktasında olmayanın sarıldığı dal; "kabahati başkasında aramaktır.?"…

***

GÜNÜN SÖZÜ

Kusurlarınızı size söyleyebilecek arkadaşlar bulun….