Görüş Bildir

KALEMİN DİLİ

YILDIRIM BEY NEYE GELDİ?...

Biliyorum!.. Diyeceksiniz ki, bu da soru mu?.. Niye geldiği belli değil mi?…

İstanbul'da 254 bin Diyarbakırlı var…

İşte, "onların" oylarına talip… Bakın Diyarbakır'a gittim.. Sizler de, Ramazan Bayramı nedeniyle, memlekettesiniz..

Bugün, yarın İstanbul'a döneceksiniz..

Siz misafirperversiniz..

Örf.. Adet.. Gelenek görenek, sahibisiniz.. Yani aşirsiniz… Ayağınıza geleni "eli boş göndermezsiniz.."

İstanbul'a, dönerken, bizi unutmayın!..

Bir de, yaldızlı sözcük kullandı.. "Kürdistan mebusu vardı.."

Tabi, esnaf ziyareti.. Melik Ahmet, Balıkçılar başında "meyan şerbeti" ikramı.. Dönerkebap!…

Akşam da, Kurşunlu Cami’de, "canlı yayın.."

Heeey, Türkiye işte görün; burası Diyarbekir!..

***

Doğru!.. Bunları sıralayıp, duracağınızı biliyorum!.. Ki öyle de diyen çok oldu…

Binali Bey de öyle düşünmüştür..

Ama velakin; "kazın ayağı" hiç de öyle değil.. Olmadı da…

Lakin, kılavuz kötü… Niye derseniz!…

Çünkü, "organizasyon" tepkisi hayli, öfke uyandırdı...

Samimiyetten, uzak!

Özellikle, İl Teşkilatı önündeki sözde "miting..!" Sözde diyorum!..

Nedeni de, koca bir kentte katılım 500 kadar mı olacaktı?!…

Hani, yüzde 31'lik bir oy potansiyeli vardı?

Nerde o oylar? Nerde, kamudaki saltanatı, sirküle edenler?

Dile kolay..

İl Teşkilatı olacak?.. 17 İlçe teşkilatı olacak?.. Kadın, gençlik kolların bulunacak?

Eski bir bakan ve vekilin olacak..  Hacı abin olacak? İki de, ek vekilin bulunacak..

Eskiler de ayrı!…

Bir de, hepsinin birer, onar koruma ordusu olacak!..

Polisin çevre güvenliği.. Tabi ki, Binali Bey'in yakın koruma ekibi..

Hasılı kelam, mitingde bulunan sayısı topu topu 500 kişi olacak?

Sormazlar mı, "nerde halk?".. Ya da "seçmen kitleniz.."

Ya da, "Sizi sevenleriniz..!"

***

Hele bir de…

O ne koruma ordusu.. O ne olağandışı güvenlik.. O ne, "kimse giremez, yasak" kabusu dedirten havanın estirilme hali!!…

Anlamak zor!…

İtişmeler.. Kalkışmalar.. Tepkiler..

Şükran Yılmaz.. İş insanı.. Sur ahalisi yakından tanır.. Ki, İstanbul'dan, Diyarbakır'a gelen biri..

İl Teşkilatı önündeki, atmosferi şöyle anlatıyor… Sosyal medyada paylaşmış..

Diyor ki…

"AK Parti kimsenin babasının tapulu mülkü değil..

Milletin ve ümmetin partisidir..

Ak Parti İl Teşkilatı bir kez daha sınıfta kaldı..

Eski Başbakanımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Binali Yıldırım, Ak Parti İl Binasına bayramlaşma programına geldi..

Ancak hiçbir STK ve Sivil Vatandaş İl Binasına alınmadı..

Sadece bahçeye girişlerine izin verildi..

Binali Beyin konuşması bittikten sonra, tekrar İl binasına girdi..

Korumalar kapıları kapatıp, milleti zorla dışarı attı..

Bağırıp, çağırdılar."

***

Yılmaz'ın bu paylaşımının, sosyal medyada yankısına bakıyorum; hayli yüksek!…

Yüzlerce tepki var..

Katılan var, katılmayan var.. Doğru diyen çok, yalan diyen de yok değil..

Genel itibariyle; demek ki bir arıza-i durum var..

Astar pahalı!...

***

Öyle inanıyor ve düşünüyorum ki!… Diyarbakır gezisinde.. Binali Bey tek başına gezmiş olsaydı..

Esnaf ziyareti.. Tarihi mekanlara gidişi.. Halkla teması..

Miting.. Gece ikamet edip, yaptığı görüşmeler!… Daha bir samimi.. Daha bir ikna edici olurdu?..

O etrafındakiler var ya!!!.. Sözde yol göstericiler…

Abuk-sabuk beyanat sahiplerinin varlığından…

Yersiz tavır sergileyenlerin bulunmasından...

Burnu havalıların, ahkam kesmelerinden...

Kibirli, lüzumsuz, zevatın gezintisinden..

Göstermelik şovmenlerin, "yalakalıklarından" bin kat daha "verimli" olurdu?..

Ama olmadı!…

***

Nitekim, Meclis Başkanı Mustafa Şentop'a da aynısı yapıldı..

Bayram'ın birinci günü, Diyarbakır'a gelişini de "sabote" ettiler..

Ulu Cami'de Bayram namazı kılınacak denildi..

Olağanüstü güvenlik önlemleri alındı..

Üç noktada, halk aramadan geçirildi..

Ama Şentop camiye gitmedi..

Ki, İl müftüsü Bayram hutbesini 15 dakika uzatmasına rağmen..

Hz. Süleyman Camii ziyareti..

Daha bir "agresiflik" hakimdi...

Sivil bir "bayramlaşma" halk olacak denildi.. Ama halktan kimse yoktu!…

Netice itibariyle…

Diyarbakır Söz'ün dünkü manşetten yazısının başlığı olan ifade maalesef, mevzuya "cuk" diye oturuyor..

Başlıkta ne deniliyor; "Kılavuzu karga olanın burnu…kurtulmazmış..!"

El hak!…

***

Bence!!!.. Diyarbakır özeline ilişkin.. Özellikle; İstanbul'a dair, "yapılan kurgulara.."

Binali Bey..

Tez elden şu çıkışı yapmalıdır… Ve İstanbul'da, Kürtlerin kaldığı ilçe ve semtlerden, bu kılavuzları "uzak" tutmalı..

Şöyle demelidir….

Bi gidin be… Zararlı böcekler gibi, ha bire ısırıyorsunuz!..

Bırakın beni, bana.. Karışmayın benim işime…

Siz bu çekilin, bakayım etrafımdan.. Göreyim, kim var, kim yok, ahalimden..

Ben de Kürdüm, Kürt halkım beni bilir.. Ben de, Türküm, Türk halkım beni bilir..

Bırakın be bırakın beni.. Bırakın da görün, Yıldırım gibi çarpayım şu rakibimi!…

Haykırmalı bunu, Binali bey!…

***

PEKEKE Mİ, PEKAKA MI?

Polemik üretici.. Ki öyle de yapıldı…

Ne deniliyor?

Binali bey Diyarbakır'da, PKK'yı ifade ederken, şöyle demiş…

PeKeKe..

Yani, resmi dilin ifadesi olan, PeKaKa dememiş!…Bir yandaşlık şirinliği mi?..

***

AK PARTİ FARKINDA!..

Galiba öyle..! Yoksa, Kurtulmuş da itiraf etmezdi..

AK Parti'deki "dağınık" hali..

Kışkırtıcılığın "pik" yaptığını!..

Ne diyor?

Seçmen kızgın.. Seçmen küsmüş.. Seçmen sorgulayarak, darılmış!!!..

Ne yazık ki?..

Peki, kızgınlığı, dargınlığı, küskünlüğü "giderme" babında, bir çalışma var mı?

Yani öze dönüş.. Yani kucak açma hal-i!…

İşte; orada arıza-i durum var?..

Zerre-i miskal bir dönüş yok.. Bilakis, daha bir nasıl "vaziyeti" agresifleştirirsek çabası var?…

Yani, birileri fena şekilde; "partinin" içini karıştırıyor..

***

KOZLAR TRT'DE…

Öyle ya, bir çağrı gelmişti… İstanbul adına; "adaylar" bir düello yapsın.. Bir kanala çıksınlar… İstanbul için; "kim neyi" planlıyor.

Fikirleri nelerdir?

Projeleri nelerdir?

İkna kabiliyetleri nelerdir?

Yani kim el, kim bey ahali huzurunda "kozların" paylaşımı olsun!…

İşte; bu noktada taraflar karar kıldı…

Evet, "düelloya" varız..

Liderler de..

Adaylar da..

Parti yönetimleri de; "ortak" kararla, İstanbul için haydi bir ilk olsun dedi!…

Sonra, "tarafsız bir kanal" denildi?

Şu denildi..

Bu denildi..

Kimler sunacak, kimler soru soracak, hangi gazeteciler deyip duruldu.. Nihayetinde; ona da karar verildi..

Düellonun arenası, TRT olacak..

Yıldırım ve İmamoğlu "TRT'de" tartışacaklar?

Peki, tarih ve gün belli mi?

İşte o da; Pazartesi günü belli olacak?…

Haydi hayırlısı..

İstanbul adına bir ilk olacak sanırım..

Umarım!..

Kılıçdaroğlu ve Gökçek'in "düellosuna" dönüşmez!..

Çünkü; o düello iki taraf için de vasat geçti..

Çabuk unutuldu..

Lagalugalı oldu…

İstanbul değil..

Türkiye değil..

Dünyanın "kilitleneceği" bu düello, 23 Haziran'ın "kader" çizgisi olacak?!!…

Özellikle, "küskünler" için..

Özellikle, sandığa gitmeyenler için..

Özellikle, "arayış" içerisinde olanlar için; "tercih" olacak?..

Neyse, takipteyiz!…

Tek bir moderatör olmalı.. Çoklu; işi bozar!.. Peki, kim olur?..

Ben olmadığımı biliyorum!?.

***

"BU VALİ TAM BİR İT…"

Eğer ki, gerçek ise..

Eğer ki, söylenmişse..

Ki, Vali evet "bunu dedi" diyorsa..

Ki sözün sahibi "yalan" demiyorsa…

Diyeceğim şu olur...

Bu ifade; rezilliğin dışa vuruşudur..

Bu ifade; "ahlaksızlığın" göstergesidir..

Bu ifade; "terbiyesizce" karakterin ifşasıdır…

Bu ifade; "siyasetin" dibe vuruşudur..

Bu ifade, "politikanın" çukurlaştığının beyanıdır!…

Ötesi bir şey demiyorum!!!…

Tabi şu vecizeli sözü de, unutmamamız gerekir.. "Kötü söz sahibine aittir.."

Nokta…

***

TRAFİK KAZALARI…

Bilanço yine ağır.. 70'in üzerinde ölüm..

600 yaralı..

Yani, otoyollar kan gölü..

Bu kadar önleme..

Bu kadar yasağa..

Bu kadar, yazılan-çizilene rağmen; "sonuç" değişmiyorsa..

Demek ki, arıza başka..

Mevzuu; kafa yapısı.. Yani eğitim!...