Türkiyede güzel şeyler oluyor.
Eskiden bırakın komutanların yargılanmasını,bir uzman çavuş karşısında hazır ola geçen bir sistemden nerelere geldik.
Bütün bunlar 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum sonucunda büyük ekseriyatla halkın, evet oyuyla gerçekleşti.
Halkın önünde hiçbir güç duramaz.
Artık demokrasi,tüm kurum ve kuralları ile işlemeye başlıyor.
Egemenliğin sahibinin, halk olduğuna artık sözde değil özde inanılıyor.
Bakınız,yavaş yavaş Türkiyede hayat normalleşiyor.
Türk yargısına olan güvensizlik nedeniyle, yıllarca Türkiye binlerce dosyada mahkum oldu.
Bir o kadarı da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde.
Ülkenin büyük miktarlarda tazminata mahkum edilmesi gerçeği karşısında, 23.09.2012 tarihinden geçerli olmak üzere, artık Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanındı.
Bunun kaynağı yine 12 Eylül referandumu.
Hani,darbenin yapıldığı gün.
Bu sefer halkın demokrasi darbesi ile karşı darbe yaptığı gün.
Evren ne demişti;
Yargılanırsam, kafama sıkarım.
Şimdi,bunun kurtuluş olduğunu gördü.
Hergün,gözünü kırpmadan astıkları,sürdükleri,işkence yaptıkları insanlar gözünün önüne geliyordur.
Darbeye teşebbüs edenler,darbe yapanlar,muhtıra verenler adaletin önünde hesap veriyor.
Kendilerini ülkenin tek sahibi gören zihniyet halktan cevabını aldı.
Vatandaş,geleceğine ümitle bakıyor.Gösterilen çabayı anlıyor.
Bakınız,İnsan Hakları Kurumu oluştu ve artık insan hakları alanında çalışacak daha etkin ve dinamik bir kurul var.
Ombudsmanlık kurumu yine bir başka değişiklik.
Yetmez ama evet diyenlerin bir kısmı,pişman olduklarını beyan ediyorlardı.
Acaba hala aynı görüşteler mi? Hiç sanmıyorum.
Evet diyenler,şimdi çok mutlular.hayır diyenler ise çok pişman.
Ülkede din,inanç ve ifade özgürlükleri ile ilgili akıl almaz değişiklikler oluyor.
Okullarda çocuklar kendi dillerini,dinlerini öğrenebilme şansına kavuştular.
Vatandaşlar,Avrupaya gitmeden de en üst düzeyde hak arama imkanına kavuştular.
Peki bunlar olurken,muhalefet ne ile uğraşıyor?
Ben bilmiyorum. Ne diyorlar, "hayır" dedikleri 12 Eylül anayasa değişikliklerine.
Yoksa, onlar pişman değiller mi?