Kadınlarla ilgili bir televizyon programında paravan arkasından ağlayan 40 yaşlarında bir hanımın anlattıkları tüylerimi diken diken etti.
Hele de Ayşe müstear adıyla ağlayan kadının Diyarbakırlı olduğu ifade edilence iyiden iyiye seyre daldım.
Ayşe aile zoru ile iki evlilik yaptırılmış genç bir hanım.
İşin doğrusu ilk evliliğinin nasıl sona erdiğini programın o kısmını izlemediğim için bilemedim. O evliliğinden Ayşenin üç çocuğu olmuş. çocuklardan birisi şimdi 21 yaşındaymış, uyuşturucuya alışmış.
Ayşe diğer iki çocuğunu hiç tanımıyor, niye ikinci evliliğini yaptın diye onu sorguluyorlarmış.
Ayşe anlatıyor, ya bilmiyorlar ki, benim hiçbir şeyde iradem söz konusu olmadı, hep bir mal gibi alınıp satıldım, koyunlar bile benden şerefli bir hayat yaşadı.
Sonra nasıl olmuş ise baba evine dönmüş.
Babası onu halasının oğlu ile evlendirmiş.
Bu evliliğinden de 6 çocuğu dünyaya gelmiş.
Ama Ayşe bu süre içerisinde sürekli dayak yemiş, küfür işitmiş.
Kocası seni boşayacağım diyormuş.
Ayşe yapma etme, bak 6 çocuğumuz var, ayrıca biz hala dayı çocuklarıyız, merhamet et diyormuş.
Kendisine 6 çocuk vermiş eşine/dayısının kızına, çocuklarının anasına/ sabah akşam dayak atıp küfreden birisinde merhamet mi olur.
Hiçbir ayı bunu yapar mı?
Eşi olacak herif eninde sonunda boşamış Ayşeyi.
Ayşe baba evine dönmek istemiş, ama kabul etmemişler.
Biz seni bu halde ne yapalım,
Niye boşandın, kıçını kırıp otursaydın demişler.
Ayşe Yav ben ne yapayım, yalvardım, yakardım, dayağa da küfüre de artık alışmıştım, yeter ki, çocuklarım aç açıkta, sokakta kalmasınlar diye direndim, ama adam boşadı işte demişse de kendi ailesine söz geçirememiş, git ne halin varsa gör demişler.
La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim çektim ve yazıhanede Rabbim, Rabbim, Rabbim, Ya Hakem, Ya Hakem, Ya Hakem, Ya Adil, Ya Adil, Ya Adil diye resmen bağırdım.
Ayşe ağladı, ben de ağladım, dur durak bilmeden çocuklar gibi. (Zaten gülmeyi de ağlamayı da en güzel çocuklar bilir.)
Ayşe de dayanacak hal kaymayınca almış 5 çocuğunu kaçmış İstanbullara. Bir gecekonduya sığınmışlar. 5 çocuk ve anne, aç sefil, perişan.
Bir battaniyenin altında yatıyor, biri birlerine sarılarak ısınmaya çalışıyorlarmış.
çevredekiler bir şeyler verirse yiyorlarmış.
Serap Ezgü hanım sordu.
çocukların bir talebi var mı, ne olmak istiyorlar?
Ayşe çocukturlar, ne istemiyorlar ki, ama her şeyde gözleri kalıyor, alamıyorum, kahroluyorum, ama ümidim var Allah bize de bir kapı açacak, çocuklar Doktor, Hakim ve Avukat olmak istiyor, inşallah olurlar dedi.
Doktor olup acılara merhem olacaklar, Hakim olup adaletle hüküm verecekler, Avukat olup, hak arayacaklar, anlamı bu.
Meclisten hemen eski sekreterimi aradım. Serap Ezgünün telefon numarasını verdim. Ya Nurten hanım Allah aşkına yetiş, bu aileye nasıl yardımcı olacağımızı öğren dedim.
Bir başkası gazete manşetlerine düştü.
Adanadan.
İki çocuk annesi Emine Akçay.
8 aydan beri oturdukları evin kirasını verememişler.
Eşi 3 yıldan beri boş gezmiş.
Ancak iki ay önce iş bulmuş, gitmiş gurbetlere, kadın bir başına kalmış çocukları ile.
Gönderdiği para borçların bir kısmını bile kapatmaya yetmemiş.
Emine Akçay da ele güne rezil olmaktansa borcumuzu öder, kıt kanaat geçiririz diye düşünmüş.
Kış kıyamet ev soğuk, çocuklar üşüyor.
Cebinde 6 lira varmış.
Gitmiş oduncuya.
Elindeki avucundakini uzatmış.
Bize odun ver, çocuklar çok üşüyor.
Adam bakmış, Ya bacım bu paraya odun mu gelir demiş.
Bir çuvala odun koymuş, parayı almadan kadını göndermiş.
Sırtındaki odun çuvalı ile eve gelmiş Emine Akçay.
Sobayı yakarım da evlatlarım ısınır demiş.
Uğraşmış uğraşmış yakamamış.
Lastikle tutuşturmaya çalışmış yaş odunları.
Olmamış.
Açmış saç kurutma makinesini 3 yaşındaki çocuğunun eline vermiş ısınsın diye.
Geçmiş yan odaya.
Tavan demirine bağladığı ilmeğe vermiş boynunu.
Uçup gitmiş Emine.
Necip Fazılın
İnsan bu su misali kıvrım kıvrım akarya
Bir yanda akan benim, öbür yanda Sakarya.
Su iner yokuşlardan hep basamak basamak
Benimse alın yazım yokuşlarda susamak.
..
İnsan üç beş damla kan, ırmak üç beş damla su
Bir hayata çattık ki, hayata kurmuş pusu
Geldi ölümlü yalan gitti ölümsüz gerçek,
Siz(biz) hayat süren leşler, sizi(bizi) kim diriltecek.
Hiç kuşkunuz olmasın dünyanın sonunu Müslümanlar getirecek. Pazertesi günkü yazının başlığı bu.