ERMENİLERİ KENDİ HALLERİNE TERKETMİYELİM AMA
Eklenme: 13.12.2011 00:00:00

Sovyetlerin dağılmasından sonra Ermenistan özerk Cumhuriyeti, devlet olarak tarihteki yerini aldı. Ermenilerin bir Cumhuriyet olarak tarihteki yerlerini almalarına bir insan hakları savunucusu olarak sonuna kadar destek veriyoruz. Türkiyenin Avrupa, Amerika ve bu ülkelerde yaşamlarını sürdüren Ermeni Diasporasının yoğun propagandaları sebebiyle Ermenilerden özür dilemesi gerektiği hususu hiç gündemden düşmüyor. 1915 Ermeni tehciri ile ilgili olarak Osmanlının ve doğal olarak onun varisi olan Türkiyenin, aslında tehcir değil, katliam yaptığı hususunda Ermeni iddiaları, koca bir isnattan, hatta iftiradan başka bir şey değildir. Osmanlıda Yahudiler, Rumlar, Ermeniler hakim gayrı Müslim unsurlar olarak varlıklarını hiçbir kaygıya gerek kalmadan sürdürür iken, Balkan savaşları ile Osmanlının giderek gerilemesini fırsat bilen Ermenilerin Devlet kurma iştahları, onları isyana sevk etti, hatta yer yer hakim oldukları yerlerde katliam yaptılar. İsteyen Van ilinin Kalesinin altında bulunan Müslüman Mahallesinin şu andaki halini giderek görebilir ve burada Ermenilerin Müslümanları nasıl katlettikleri anlaşılabilir. 1915 tehciri sırasında kimi yerlerde ve bölgelerde Ermeni vatandaşlar da öldürülmeye maruz kalmış olabilirler. Ama bunun sistematik bir katliam olduğunu söyleyenler ve bu iddialarından vazgeçmeyenler, her iki tarafın elinde bulunan arşivlerin bağımsız araştırmacılara açılmasını neden kabul etmezler, bunu şimdiye kadar kimse anlayabilmiş değil. Türkiye bir çok defa gelin elimizde bulunan tüm arşivleri bağımsız araştırmacılara açalım, onlar gerekli incelemelerini yapsınlar, ortaya çıkacak olan sonucu hepimiz kabul edelim. Zülmetmiş isek özür dileyelim, zulme uğramış isek dönüp onlar özür dilesinler dediği halde şimdiye kadar Ermeni tarafı buna hiç yanaşmadı. Türk Sefirleri öldürerek işe başladılar. Ermeni Diasporasının Avrupa ve ABD deki yaptıkları propagandalar ile Türkiyenin özellikle Avrupa Birliği ile olan münasebetlerinin gelişmesi ve Avrupa Birliğine katılımın gerçekleşmesi nerede ise, Ermenistan ile siyasi ilişkiler kurulması şartına bağlandı. Diğer yandan en çok Ermeni nüfusun yaşadığı ülkelerden birisi olan ABD deki Ermeniler, her 24 Nisan tarihinde, Ermeni tehcirinin ABD kongresinde soykırım günü olarak kabul edilmesi için baskılar yapıyor ve özellikle Başkanların bu yönde açıklama yapmasını istiyorlar. Her yıl 24 Nisan tarihi bir kabus gibi Türkiyenin üzerine çöküyor ve bu arada Ermeni tasarısının Kongreden geçmemesi için, Türkiye ardı arkasına ABD ye ödünler vermek zorunda kalıyor. ABD li yetkililer de bizzat yaratılmasına yardımcı oldukları bu fiili durumdan sonuna kadar yararlanıyorlar. Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu zamanında gerçekleşen tehcir olayında, neden Rumları değil, neden Yahudileri değil, neden Ermenileri tehcire tabi tuttuğunu dili döndüğünce anlatıyor. Osmanlıda Mileli Sadıka olarak adlandırılan ve çok sevilen insanların kendi kazdıkları kuyuya düştüklerini izah ediyor. Ama adamlarda inat etme, anlamama gibi bir kabiliyet olabildiğince geliştirilmiş olduğundan, küfretmeye, hakaret etmeye devam ediyorlar. Ona rağmen Ak Parti iktidarının 7 nci yılında Ermenistan ile protokoller imzalandı, bu protokollere göre Türkiye ile Ermenistan arasında Diplomatik ilişkiler kurulması ve iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi hususunda protokoller imzalandı. Bu porotokoller ile öncelikle Sarp Sınır kapısının açılması ve böylece Ermenistanın batı dünyası ile olan ilişkilerin geliştirilmesi planlandı. Türkiye Dışişleri Bakanı Sn.Ahmet Davutoğlu protokollerin imzalanması sırasında, Ermenilerin işgal altında tutmuş oldukları Dağlık Karabağın Kelbecer, Şuşa, Hocalı, Fuzuli gibi reyonlarından/şehirlerinden/ bir jest olarak geri çekilmelerini şart koşmuştu. Gerçi bu husus imzalanan protokollerde doğrudan yer almıyordu, ama buna gönderme vardı ve Ermeni tarafı bunu gerçekleştirmez ise, Türkiyenin söz konusu protokolü Meclisinde onaylamasının imkansız olduğu ifade ediliyordu. O günleri hatırlarsanız, nerede ise protokollerin imzalanmasının suya düştüğü ve Türkiyenin Azeri talepleri kabul edilmez ise, buna yanaşmasının mümkün olmadığı belirtiliyordu. Ermenistan bu, o öyle zannediyordu ki, Türkiye hele bu protokolleri imzalasın, biz Dağlık Karabağdaki işgalimizi sona erdirmesek bile, onlar ABD nin baskısı ile protokolleri Meclisine getirip onaylatacaktır, diye düşünüyorlardı. Protokoller imzalandı ve ardından Azeri kardeşlerimiz ile çok büyük diplomatik bir kriz yaşandı. Söz konusu krizin aşılması için Dışişleri Bakanı Sn.Ahmet Davutoğlunun Azerbaycana gitmesi, İlham Aliyev ile görüşmesi çıkan ateşi söndürmedi. Ardından Sn.Başbakan Azerbaycana gitti ve durumu izah etti. Ermenistan aslında çok sıkışmış durumda. Kuzeyi ile olan ilişkileri darboğazdan çıkmalarına imkan vermiyor. Batı dünyası ile olan münasebetlerinin gelişimi Türkiyeye bağlı. Doğru dürüst hiçbir şey üretemiyor, iki ülkenin birlikte gerçekleştirmesi mümkün olan Büyük Baraj v.s gibi projeler de askıda bekliyor. Ama onlar kalkmış Türkiyenin Ermenistanda bulunan soykırım anıtı önünde diz çökeceğini ve kendilerinden özür dileyeceğini ifade ediyorlar.

Ermenistan lideri Serj Sarkisyan, Marsilyada diaspora Ermenilerine hitaben yaptığı konuşmada, Nazi rejiminin katliamları için diz çöküp özür dileyen Alman Başbakanı Brandt gibi, Türk liderlerinin de er ya da geç Erivanda soykırım anıtı önünde diz çökeceğini söylemiş.

Ermenistanda düzenlenen Ermeni dili ve edebiyatı yarışmasında öğrencilerden birinin, Batı topraklarımızı Ağrı Dağıyla birlikte geri alabilecek miyiz sorusuna yanıt veren Sarkisyan, Bu sizin neslinize bağlı. Mesela benim neslim üzerine düşen görevi başarıyla yerine getirdi. 90lı yıllarda vatanımızın parçası Artsahı (Karabağ bölgesini) düşmanın elinden kurtardık. Her neslin bir görevi vardır demiş. Ermenistanın akla ziyan tutumu bu. Ermenistanın bu akıl tutulması devam ederken Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında Diplomatik İlişkilerin Kurulmasına Dair Protokol ve Türkiye Cumhuriyeti ile Ermenistan Cumhuriyeti Arasında İlişkilerin Geliştirilmesine Dair Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğu Hakkında Kanun Tasarısı nın yeniden TBMM sine gönderilmesi, bunların TBMM sinde hemen kabul edileceği anlamına gelmese de, onların şımarmasına neden olacağında kuşku yok.