Bakın aradan nerede ise 10 yıla yakın bir zaman geçti.
Dün bahsini etmiş olduğum konuların hiçbirisinin yasal bir güvenceye kavuşturulması mümkün olmadı.
Yani Ak Parti bu alanları ıskaladı, görevini yerine getirmedi mi diyorum. Tabii ki hayır. Aslında Parti iktidara gelmiş olduğu ilk yıldan itibaren bu oldukça tehlikeli, mayın döşeli alanlarda, elinde manivelası ile arama yaptı. Mayını döşeyenler, içerisine girilen bu alandan kurtulmanın yolunu insanların eline demir manivela vererek savuşturmak istemişlerdi. O nedenle zaman zaman mayınlara çarpmak mukadderdi.
Ak Partiden ağzını açanın dikizlenmesi,
Her lafın altında laik cumhuriyeti yıkma girişiminde bulunuyorlar isnadı,
Sağa sola atılan ya dediğimizi yaparsınız, yada ihtilal yaparız salvoları,
Biz sözde değil, özde laiklik arıyoruz hezeyanları,
Light multıralarda dediklerimizi yapmayanlar, bunun hesabını vereceklerdir tehdidi,
Ve tabii ki, ihtilal girişimcileri, Ergenekon yapılanmaları, Ak Partiye ve doğal olarak millete karşı yapılan kalleşçe saldırılar, bir iki ufak tefek adımı bile hazmedemez oldular.
Ak Parti ben muhafazakar demokrat bir partiyim demedi mi, demeye devam etmiyor mu?
Ak Parti neyi muhafaza edecekti.
Dini, namusu, ahlakı, insanı, örfü, adeti, inancı, harsı, kültürü, manevi değerleri muhafaza etmeyi millete söz olarak verdi.
İktidarının 10. Yılında işin doğrusu bu vaat ettiklerini gerçekleştirebildi mi?
çocuklarımızı dindar insanlar olarak yetiştirmek istiyoruz sözüne karşı çıkanlar/buna dindar geçinen saftorikler de dahildir/ bu ülke insanının ne kadarını temsil ediyorlar.
Yüzde on mu, yirmi mi, otuz mu? Hadi diyelim ki o kadar, daha fazla olabilir mi?
Geriye kalan yüzde doksan, yüzde seksen, yüzde yetmiş evlatlarının din ve diyanetten haberi olsun, içki içmesin, kumar oynamasın, yalan söylemesin, üç kağıt yapmasın, hakkı hukuku bilsin, harama hileye el atmasın, zinakar olmasın, adil olsun, yalan söylemesin, hiç kimseyi aldatmasın, Allahını Peygamberini bilsin, hırsa ihtirasa kapılmasın, namazını kılsın, orucunu tutsun, cami cemaat bilsin, okusun, ilim irfan sahibi olsun, fakirini fukarasından haber olsun, yoksula el uzatsın, yolda kalmışa yardım etsin, sadakasını zekatını versin, bir insanı yaşatır ise bütün insanları yaşatacağını, bir insanı durduk yere öldürür ise bütün insanları öldürmüş olacağının şuurunda olsun, Allahın ve onun Peygamberinin emri ile sürekli düşünsün, araştırsın, aklını kullansın, ilmi araştırmalar yapsın, iki günü biri birine eşit olduğunda aldanmış olduğunu düşünsün, ilim talep etsin, çinde de olsa gidip bulsun, Anaya babaya yardım etsin, yakın akrabaya uzak akrabaya el uzatsın, kötülüklerden uzak dursun, fuhşiyatın her türlüsünü Allahın yasaklamış olduğunu bilsin, faizden, ihtikardan, ribadan uzak dursun, el hasılı güzel Ahlak sahibi olmasını istiyor.
Vay sen misin dindar bir nesil yetiştirmek istiyoruz diyen Ben çocuğumu senin istediğin biçimde yetiştirmek istemiyorum korosuna güya insan hakkını üstün tutma ve her türlü serbestiyetten yana olanlar Sayın Başbakana veryansın etmeye başladılar.
çünkü bu insanlar gerçekten İslamı bilmiyorlar ve onun neyin peşinde olduğunun asla farkında değiller.
İslamı bir despotizm diye algılıyorlar.
çünkü diyorlar, onun emirleri tartışılmaz.
Ben onun emirlerinin özünü biraz olsun yukarıda arz etmeye çalıştım.
Elbette insanoğlundan bunlara karşı çıkanlar da olacaktır. İşte bu koro onun en bariz işareti.
Dün bu konularla ilgili olarak Şirin Payzının sorularına muhatap olan Bülent Ağabey, ya Allah aşkına söyleyin, biz kimin bugüne kadar içkisine, eğlencesine, giyimine, kuşamına karıştık. Bizi çeşitli isnatlarla itham edenler, bu ithamlarının delili olarak tek bir hadiseyi gösterebilirler mi? Hayır, bu mümkün değil. Ama bizim milletimize de bir sözümüz var, biz insanlarımıza muhafazakar demokrat bir parti olarak çeşitli vaatlerde bulunmuş ve bunları gerçekleştireceğimizi söylemişiz.
Şimdi bunları yapmayalım mı? bizim insanlarımızın sadece midelerini değil, aynı zamanda akıl ve ruh sağlıklarını da sağlama yönünde taahhütlerimiz var dedi.
Buradan anladığımız şey şu ki; insanlarımızı öz benliklerinden uzaklaştırma yönünde olabildiğince mesafe alanlar, dahasını dahasını istiyorlar ve evlatlarını fısku fucura kurban vermek istemeyen insanların en küçük taleplerinin karşılanması yolundaki isteklere, sakın ha çekiyorlar.
Şimdi son sözümüz şu olsun. Herkesin dini kendisine, var mısınız?