Sevgili okurlar...
Malumunuz üzre bir önceki yazımıza başlık olarak; EUZU BİLLAHİ MİNEŞŞEYTANİ VESSİYASE ifadesini kullanmıştık..
Bu ifade, Üstad Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerine ait..
Şeytandan ve güdümlü siyasetten Allaha sığınırım anlamını taşıyan bir ifade.
Açılımını tüm detayıyla Cuma günkü yazımızda aktarmıştık..
Neye dair bu ifadenin kullanıldığına ilişkin, denir ya Adan Zye kadar buradan dile getirmiştik..
Muhtevasında, tarihi memleket meseleleri yer almaktadır
Özellikle; çözümsüz kılınan hadiseler
Ve aynı zamanda, asimile ediliş..
çünkü, tarihimizi, kültürümüzü, inancımızı, örf det, gelenek ve göreneklerimizi, sermayemizi, ekonomimizi, şeref ve haysiyetimizi, tümüyle bin yıllık varlık değerlerimizin altını üstüne getiren bir siyasetin mevcudiyeti nedeniyle; Üstad böylesi bir tespitte bulunmuştur..
Ama tarihi okuyarak, yarınları da tahmin ederek, güdümlü siyasetin ne kadar yıkıcı, tahribat üretici olduğunun altını çizmiştir..
Onun için; Şeytandan ve güdümlü siyasetten Allaha sığınırım tarihi vecize sözünü, İslam davasına not etmiştir
***
Cuma günkü yazımızda, iki önemli hadiseyi harmanlamıştık..
Birincisi..
Türkiyenin demokrasi tarihinde bir kara leke olan.. Ve darbelere kapılar aralatan utanç hadise; 27 Mayıs darbesi..
Yani ihtilali ele almıştık..
İkinci ise; Diyarbakırın Fethi..
1383 yıl önce, Fütuhat-ı İslamiyenin Diyarbakırdan Anadoluya yayılışının sene-i devriyesini; mevzu etmiştik
İslamiyetin sesinin yükselişe geçtiği tarih!..
İslam ordusundaki büyük savaşçıların eliyle Diyarbakırın fütuhatıyla, dünyanın her karış toprağına, o fütuhat-ı İslamiye yayıldı..
***
O fütuhatlarla, o tarihlerdeki küfrün, inançsızlığın, edepsizliğin, dayatmanın, haram yemenin, zorbalığın vs. vs. toplumların, insanların içine yerleştirilmiş zararlı kazurat-ı beşeriyenin tümünü yerle-yeksan etti..
Ortadan kaldırdı..
Sulhu getirdi..
Selameti sağladı..
Edebi, hayyı, haram ile helali öğretti
İla-yı kelimetullah uğruna fütuhat üstüne fütuhat yapıldı..
Her yerde; Allah Ekber nidaları yayılıyordu.
O günün kahraman erleri, kumandanları, sahabeler, büyük İslam mücahitleri kimlerdi dersen
Selahaddin-i Eyyubiler,
Alparslanlar,
Ertuğrul Gaziler,
Osman Gaziler,
Konstantiniyyeyi fetheden 21 yaşındaki Fatih Sultan Mehmet
Yavuz Sultan Selim..
Tüm bu isimler gibi nice kahramanlar, İslam denizinin içinden fışkırdı
Yürekleri imanla doluydu..
Tek hedef ve gayeleri vardı; insanların yegne kurtarıcısı olan İslam medeniyetini yayabilmek
Ve yaydılar..
Ama denir ya; su uyur düşman uyumaz..
Batı dünyası
Emperyalizm..
Siyonist Yahudi emperyalizmi..
Hepsi bir bütünlük içerisinde ittifak ederek, gizliden gizliye 1800lü yıllarda Osmanlının içine sızmaya başladılar
Özellikle, İspanyaya yerleştirilmiş Yahudiler sığınmacı adı altında Osmanlıya sığındılar..
Osmanlı da onları koruma altına alarak Selanike yerleştirdi.
Yanlış bir siyaset
İşte bu yanlış ve gaflet içeren siyaset, İslamın varlığına, temeline tahrip kalıbı gibi dinamit oldu..
Onlarla beraber Müslüman ülkenin ve hilafet-i İslamiyeyi temsil eden Osmanlı devletinin içine yerleşen nice amil yani Yahudiye piyon ve ajanlık yapan yerli maskaralar, birlikte hareket etmeye başladı
Memleketin tarihine, kültürüne, varlığına, ekonomisine, imanına
Hsılı kelam; İslamın her şeyine ama her şeyine çöreklenerek asimile ettiler
Paramparça ettiler..
Denir ya, ağacın kurdu ağacın içinde olunca, çürüme kolay oluyor..
Ki öyle oldu
İçteki satılmış neidüğü belirsiz devşirmeler; en büyük tahrip kalıbı oldular..
Ki bunların varlığı hala mevcut..
İşte 27 Mayıs 639daki Diyarbakırın fethi
29 Mayıs 1453teki Konstantiniyyenin fethi
Yahudi ve emperyalist Siyonist projesi olan İttihat Terakki Cemiyeti, bu fetihleri ve sonuçlarını, etkilerini, İslamın büyümesine karşı, kullanıldı
Bu kuruluş, koskocaman Osmanlıyı bölük-pörçük etti..
Tüm İslam fütuhatını tahrip etti.
Millete, millet unutturuldu
Tarih ve kültür unutturuldu.
Kuran yasaklandı.
Ne ile?
Osmanlı bünyesine sızdırılarak, yetiştirilen darbeci ve aynı zamanda kanı saf olmayan piyon devşirme paşaların vasıtasıyla; İslama pranga atıldı..
Ne yazık ki cumhursuz bir cumhuriyetin kuruluşundan sonra da aynı o vesayet, o zorbalık, tahakkümünü sürdürdü
Tarihi kinlerini kusmaya devam ettiler
Yüz binlerce insan, memleketin başta limleri, meşaikleri, ulemaları olmak üzere yok edildiler
Kimi idam edildi..
Kimi sürgüne tabi tutuldu..
Kimi cezaevlerinde ölüme mahkm edildi
***
Her 10 yılda bir yapılan kirli vesayetçilik anlayışının kökeni mevcut yerli ve milli olmayan CHP anlayışından gelmektedir..
Ki bu anlayışın devlet bünyesine ithal edilip, yerleştirilmesiyle başladı.
Ama tüm bu işler başlarken de kesinlikle kurulan birçok partinin başta CHP dahil olmak üzere kurucularının içerisinde illaki birkaç mason yer almıştır..
Nitekim Demokrat Partinin birinci adamı, Cumhurbaşkanı Mahmud Celaleddin Bayar..
Kendisi, 33 derecede masondu.
Nam-ı diğer Galip Hoca idi..
Ki bu Galip Hoca milli mücadele dönemlerinde Egede sarık ve cübbe giyerek, köylerde mimbere çıkıp millete vaaz veren kişiydi!
Sözde, milleti emperyalist güçlere karşı ayaklandırmaya çalışmışsa da her nedense kafası dolu, kalbi kirli mason anlayışından kendini arındıramamıştır.
Keza İsmet İnönü.
Keza Mareşal Fevzi çakmak.
Bu her üç kafadarın cumhuriyetin bünyesinde çok büyük rol oynayan kimseler olduğu biliniyor..
Kimse de inkr edemez.
Her üçü de mason.
En tehlikeli masonların başında gelen ise; İsmet İnönü ve Celal Bayar
Nitekim Adnan Menderesi iki arkadaşıyla beraber darağacına götüren onlardı.
Ama perde arkasında durmuşlardı.
Öyle düşünüyoruz ki o anlayışlar, o gün nasıl devam etmişlerse o günden bugüne kadar kurulan birçok partilerin, özellikle muhafazakr geçinen partilerin çoğunun bünyesinde illaki birkaç masonun varlığı söz konusu olmuştur..
Hala da varlıklarını sürdürenler var
Bakınız
Geçtiğimiz günlerde, İyi Parti lideri Meral Akşener, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğanı Ulu Hakan Sultan Abdülhamide benzeterek, onun dönemine istibdat dönemi demişti
Hürriyete, özgürlüğe, kardeşliğe, eşitliğe sözde karşı olan Sultan Abdülhamidi istibdatçılıkla itham ediyordu.
Mevcut Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğanı da o paralelde, lanse ediyordu
Elbette ki Akşenerin konuştukları, kelimesi kelimesine gerçekleri saptırmaktı
Sözde oy avcılığı yapmak..
Hele ki Halide Edip Adıvardan bahsetmesi..
Ve kendini ona benzetmesi..
Siyasetin, böylesine tarihi bilmeme cehalet karanlığı içerisinde kıvranıp duruyor olması ayrı bir garabet
Akşenerin düştüğü durum; gaflet ve dalalettir!..
Akla ziyan bir durum..
Meral Hanım, Halide Edip Adıvarı kahraman gösteriyor
Ve diyor ki sözde Beyazıt Meydanında nutuk atmış ve Sultan Abdülhamidin istibdadından devleti kurtarmış(!)
Vay ki vay..
Oysaki Halide Edip Adıvar, kesinlikle Yahudi kökenli bir kadın
Aynı zamanda milli mücadele döneminde önce onbaşı olarak görev yapmış, sonradan çavuş olmuş, sonradan da edebiyatçı olmuş.
Oysaki babası Selanik Yahudi dönmelerinden birisidir.
Bu sözümü kanıtlamak için size yabancı dille yazılıp da Arapçaya çevrilen ve Osmanlıyı anlatan bir tarih kitabından orijinal küpürünü paylaşmak istiyorum..
Halide Edip Adıvar, gençliğinde çok güzel bir hanım. Münevver Ayaşlı isimli yazarın İşittiklerim isimli kitabında söylediklerimizi yazıyor.
Tüm bunlara rağmen cumhuriyet döneminde devletimizle oynayan, siyasetimizle oynayan, demokrasiyle oynayan, ama isim değiştirerek Türk kanı taşımayan nice tehlikeli Moiz Kohenler gibi, İsmail Cemler gibi, Abdi İpekçiler gibi, Yunus Nadiler gibi Yahudi dönmeler kirli aktiflik göstermişler.
Halide Edip Adıvar da aynı o Yahudi dönmeler gibidir.
Ama ne yazık ki sözde tecrübeli bir siyasetçi olan Akşener, Cumhurbaşkanını kötülüyor, bunu yaparken de bir Yahudi dönmesi Halide Edip Adıvarın gölgesine sığınıyor.
İşte bu gerçekten çok üzücü bir haldir.
En derin saygı ve sevgilerimle.
Failed to load the video