Sevgili okurlar.
Öncelikle dün akşam huşu içerisinde müşerref olup, idrak ettiğimiz Beraat Kandili geceniz, mübarek olsun. Kutluyor, sağlık ve sıhhat diliyorum.. Cenab-ı Allah, bütün İslam Dünyasına tekrarını nasip eylesin. İbadetiyle, nafilesiyle, Kuran tilavetiyle hep daimi olsun.
***
Böylesi günler, böylesi geceler, İslamın temel kaynağından, gelmektedir İlhamını Kurandan, Hadisten, büyük Ulema ve Evliyalardan almaktadır.. Kuran ve Hadise dayanmaktadır.. Allah hepimize böylesi geceleri yaşamayı nasip eylesin inşallah!..
***
Ne var ki İslam dünyası bugün çok büyük keşmekeşlikler içerisinde, dağınık, ulvi değerlerinden uzak bir yaşama mahkum edilmiş durumda. Cemaat birbirinden kopuk, Ulemalar ise birbirine sırt dönmüş vaziyette Haset ve hasımlık egemenleşmiş.. Maddiyat öne alınmış, maneviyattan yoksun şekilde, İslam İslam dünyası olarak görülen, ülkelerde sahipsiz ve başsız bırakılmış!
***
Din adamlarından, ulemalarından, meşaiklerinden yüce İslam dininin ana gerçeklerini ön plana alıp, temsil edebilecek kabiliyette kimse yok! Ne acıdır ki, o kudreti şiar edinen de yok, bayrağı alıp dalgalandıracak cesarete sahip lider de yok.. Hal böyle olduğu içindir ki İslam alemi ümmet olamıyor?..
***
Nitekim görüyoruz, böylesi günler ve gecelerde, aylarda ibadet bile, bireysele düşmüş!.. Cami cemaatleri bile, bir elin parmak sayısını geçmiyor. Oysa ki, İslam bayrağının dalgalandığı her toprakta ümmet, olmalı.. Bugün bile diyoruz ki, keşke toplumsal bir vaziyette bu ibadetleri hep birlikte yapabilseydik!..
***
Müslümanlar, gerçek manada cemaatlerde, camilerde, omuz omuza vererek namaz saflarını tutsaydılar, zikir saflarını, uçsuz bucaksız hale getirseydiler.. Ne güzel bir hal olurdu?.. Heyhat!.. Bütün yoklar içerisinde yaşayan bir İslam dünyasından ne bekleyebiliriz ki? ..
***
İslam hizmetleri ve anlayışları ne yazık ki bireylere düşmüş. Bireyler de bazı vurdumduymazlıklarla hayatlarını idame ediyor. Oysaki Kuran, İslam dünyasını, Müslümanları birliğe, beraberliğe davet ediyor. Kardeşliğe davet ediyor. Ve ümmet olun diyor..
***
Nitekim, Hucurat suresinin 10. Ayetinde yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor;
İnnemel muminune ihvetun.
Müminler ancak kardeştirler.
***
Ama nerde?.. Vaki mi değil.. Bugün İslam dünyası Kuranın tarif ettiği kardeşliği, birliği ve beraberliği, yaşamadığı gibi coğrafyasında, sağlayamıyor da! Sadece şekli olarak görünüyor. Ki bu ayet-i celilenin derinliğine inildiğinde, İslam dünyasıyla Kuran arasındaki bugünkü hal fersah fersah birbirinden uzak!!.
***
İşte bu uzaklığı çok yakına getirmek için veyahut ortadan kaldırmak için, İslam dünyasının cemaatleriyle, ana faktörleriyle bir araya gelip Kuranın yüce hükümlerine sarılması gerekiyor. Kuran-ı Kerimi kendine düstur yapması lazım. çağdaş dedikleri büyük bir insanlık vahşetinden, artık uzak durmak gerekiyor. Bunu sağlarsak, İslam ümmeti olarak, İslamla uzun ömür yaşayabiliriz.
***
Bununla tanışmayan bir ümmet, ümmetçilik vasfını hiçbir şekilde taşıyamaz!.. Bizim tek reçetemiz var o da Kuran-ı Kerimdir.. Kitab-ı Mübin olan, Allahın Kelamıdır Milletin, ümmetin 7den 70ine kadar Kuranın tüm hükümlerine sarılması, okuması, öğrenmesi ve öğretmesi gerekir.. Ve de tilavet etmesi gerek. Kuran hükümlerini toplumsal bir düstur yapmak lazım.. Onu önder kılmak gerekir
***
Yoksa!.. Evet yoksa, hani diyorlar ya.. Lafla pilav pişmez Bu itibarla Kuran ne diyorsa, İslam ümmeti onu yaparsa ümmet olur, Müslüman birey vasfını alır.. Eğer Kuranı sadece şekillendirerek tozlu raflara tutmakla, sadece Ramazan aylarında okumakla veyahut ölülerin üzerine hatim indirmekle, bir yere varılamaz! Ki bu şekilde, Kuran bize sahip çıkmaz.
***
Kuranın ana çizgileri ne ise İslam dünyası, o ana çizgilere inanarak, bağlı kalarak yaşamalıdır. Aksi halde içi boş, tenekeden ibaret olur.. Bu itibarla yüz sene evvel çağımızın İslam llamesi Üstad Bediüzzamana kulak verelim.. O gün, İslam dünyasına seslenmiş ve uyarmıştı.. Ki onun o günkü uyarısı bugün daha ulvi değeri içerdiği gibi, riayet etmek elzemdir!..
***
Der ki;
Ey lem-i İslm! Uyan, Kurna sarıl, İslmiyete madd ve mnev bütün varlığınla müteveccih ol..!
Ve Ey Kurna bin yıllık tarihinin şehadetiyle hdim olan ve İslmiyet nurunun zemin yüzünde nşiri bulunan yüksek ecdadın evldı! Kurna yönel ve onu anlamaya, okumaya ve onu anlatacak, onun bu zamanda bir mucize-i mnevsi olan Nur Risalelerini mütala etmeye çalış. Lisanın, Kurnın yetlerini leme duyururken, hal ve etvar ve ahlkın da onun mnsını neşretsin; lisan-ı hlinle de Kurnı oku. O zaman sen, dünyanın efendisi, lemin reisi ve insaniyetin vasıta-i saadeti olursun.
* * *
Bakınız, sevgili dostlar.
Üstad Bediüzzaman Hazretleri, çağımızın İslam allamesi olarak İslam dünyasına böyle sesleniyor, uyarmaya çalışıyor ve de uyumamaya davet ediyor. Peki, mevcut hal içerisinde İslam dünyasının yürüdüğü yol nerede, İslamın ana hakikatleri nerede, Kuranın tüm hükümleri nerede?
***
Derinden derine düşünmek lazım ve ikmale gelen sorulara yanıt aramak lazım.. Yoksa lafla Ben Müslümanım demekle olmuyor, bir yere varılmıyor.. Zaten kimse de varamamıştır, varamaz da. Ciddiyetle İslamın ana hakikatlerine sarılmamız lazım..
***
İslam dünyasının yegne yaşam şansı, uzun ömür ve ebediyeti için Kuranın ana hükümlerine sahip çıkmalıdır. Bu Kuran benimdir demesi lazım, İslam toplumunun varlığı için, bir ümmet vasfının taşınması için nazil olmuş ilahi bir kelamın ipine sarılarak, onu kendine yol haritası yapmalı.. Hem bu dünya için, hem de ebedi dünya için!?.
***
Bilmeliyiz ki, Hz. Muhammed (S.A.V)in kalbi üzerine vahiy olarak inen bu ayetler kıyamete dek beşeriyetin istikametini düzeltmek için hep var olacaktır.. Ve bilmeliyiz ki ahiretini kaybetmemek, dünyasını da yitirmemek için var olan bir ilahi hüküm kaynağıdır Kuran-ı Kerim!.
***
Bu nedenle Lafla bir yere varamayız. Hep söylüyoruz, sanki içi boş bir teneke ses veriyor gibi. İslam dünyası kendini toparlaması lazım, güçlendirmesi lazım... limler ilimlerine sarılacak, o ulemalar Peygamber varisleri olduklarının farkına varmaları lazım. Menfaat dünyasına yenik düşmemeliler..
***
Kuran-ı Kerimi kendine bayrak olarak tutar ve yükseklere taşırlarsa onun gölgesinde yürürlerse, dünyaya hükümran olurlar.. Bu da Alimlerin, Ulemaların, İslam ümmetinin temel şartlarından birisidir.
***
Uhuvvet-i İslamiyeyi elden kaçırmamak için, yekvücut olarak Kuranın gölgesinde yürümemiz lazım. Lafla pilav pişirilmez dediğimiz gibi şekli olarak bir yere varamayız.
En derin saygı ve sevgilerimle.