Günlük sohbetimize geçmeden önce bir kez daha idrak ettiğimiz Kurban Bayramımız mübarek olsun... Duamız ve temennimiz odur ki bu kutsal ve ulvi günlerde, hayır ve hasenatın, bolluk ve bereketin, yardımlaşma ve dayanışmanın, birlik ve dirliğin ulaştığı doruk noktanın her daim vaki olmasıdır... Ebediyete kadar İslamın nurlu meşalesi, yeryüzünü hep aydınlatacaktır.
***
Ve tabi ki Kurban bayramı süresince herkesin iyi niyetine göre kestiği kurbanları Allah kabul etsin. Kbede ellerini semaya açan hacıların dualarını Allah kabul etsin Hacılar kimlere dua etmişse, onların da dualarını Allah kabul ve karin eylesin. Bizleri de o hacıların ihlaslı dualarının kapsamına alsın inşallah
***
Yüce İslam dini, Kuranın dediği gibi Allah katında din, kesinlikle İslam dinidir. Bu İslam dini kıyamete dek yürürlükte olacaktır. Ve onun dışında herhangi bir din, onunla yarışamaz, mukayese edilemez
***
Zira Kuran diyor ki;
İnne-ddne inda(A)llhi-l-islm
Şüphesiz Allah katında din İslmdır.
***
Bu itibarla ne mutlu o insanlara ki Yüce İslam dininin bayrağı altında, tüm kutsallara riayet edici şekilde, ibadetini de yaşam biçimini de idame etsin Bu kutsal ve anlamı önemli günleri, sadece hayatımızın belli gün ve dönemleri içerisinde değil, nefes aldığımız her an için ruhi derinliklerimizde yaşamalıyız.. Unutmamamız gerekir
***
Zira Kurban Bayramı sıradan bir bayram değildir.. Kurban Bayramı, büyük bir tarihi vakanın eseri ve sonucudur Dört bin sene evvel Hz. İbrahimin (a.s) gerçekleştirmek istediği bir tarihi vakadır. Peygamberden kalan bu vaka, elbette ki Allaha ve Peygamberler silsilesine inananlar için ebedidir Kıyamete dek inanarak, kutsal gün idrak edilecektir
***
Kurban manevi bir yardımlaşmadır, dayanışmadır, şefkattir, sevgidir, muhabbettir, uzlaşıdır.. Fakirin zengini, zenginin de fakiri bilmesi, hatırlaması, Yüce yaradana karşı da görev ve sorumluluğun yerine getirilmesidir.. Onun için İslam camiasının bunları kaçırmaması gerekiyor... Ki bu müstesna zamanı ve sevabı Allah herkese nasip eylesin.
***
Kurbanın hikmeti şöyle.. Hz. İbrahim (a.s) Allah-ü Telya vaat eder Der ki; Eğer ki bir erkek evladım olursa Allah yolunda gönlümden geçen en sevdiğim ne ise onu feda edeceğim.. Ve bir süre sonra oğlu olur Develer kesiyor, öküzler kesiyor, koçlar kesiyor, kabul görmüyor?.. Vaadi yerine gelmiyor
***
Hz. İbrahim (a.s) üç gece üst üste Cenab-ı Allahı rüyasında görür.. Sen oğlunu kurban edeceksin?.. Hz. İbrahim de aile fertlerine ve oğlu Hz. İsmaile anlatıyor.. Ey evladım, rüyamda gördüm. Seni Allaha kurban edeceğim.. O da der ki; Ey babacığım, sana emredileni yap ve yerine getir, ben hazırım..
***
Hz. İbrahimde, oğlu Hz. İsmaili Allah Telya kurban etmek ister Tam bıçağı Hz. İsmailin boğazına vurup kesecekken, Allah Tel kendisine seslenir Der ki; Sen rüyanı gerçekleştirdin, imtihanı kazandın, vazgeç.. Hz. İsmail yerine manevi alemden bir koç getirilir ve o koçu keser Hz. İbrahim.. Tabi zannediyor ki oğlunu Allah için kesmiştir.. Oysaki Cenabı Allah oğlunu Hz. Cebrail vasıtasıyla elinden alıp, koçu bırakıyor
***
İşte bu imtihandan hem oğul, hem de baba geçiyor.. İkisi de, nübüvvet (Peygamberlik) gibi bir mertebeye ulaşıyor.. Şerefli ve kurtarıcı bir görev veriliyor Allah-ü Tel tarafından kendilerine... Allahla samimi olmak, Allahın istediğini yerine getirmenin mükfatıdır
***
Onun için hep ifade ediyorum; Allahı ben seviyorum deyip, onun emirlerini yerine getirmemek nifaktır ve münafıklıktır. Onun için Peygamberlerden yüz milyon defa haşa, onların Allaha vermiş oldukları sözler ne ise illaki yerlerine getirmişler ve onun için Peygamberlik mertebesine nail olmuşlardır. Allah bizi onların şefaatlerinden mahrum etmesin.
***
Evet, Peygamberlerin atası olan Hz. İbrahim geçirdiği imtihan sonrasında Allahın dostu olmuştur. Peygamberlikten sonra Hullet vasfını almıştır. Yani Allahın dostluğu.. İbrahim Halil.. Hem Allahın Peygamberi hem de Allahın dostu. çok büyük bir şeref.
***
İşte bu yüzden Allah bizi o inançtan, o sevgiden, o bağlılıktan mahrum etmesin. O büyük Peygamber, oğlunu Allah yolunda kesmeye çalışıyordu. Bu imtihandan daha büyük bir imtihan olabilir mi? Dört bin sene evvel bu tarihi vaka Peygamberle Allah arasında gerçekleşmiştir.
Kıyamete dek inşallah bu devam edecektir, etmelidir de zaten.
En derin saygı ve sevgilerimle.
Failed to load the video