Sevgili okurlar..
Bugünkü sohbetimizi Florida Baskını başlığı altında gerçekleştireceğiz.? Malum beş gün seri şekilde yaptığımız sohbete; Post Modern Laik Demokratik Sistem başlığını kullanmıştık.. Sohbeti aynı minval ve rotada gerçekleştireceğiz!.. Ama mevzu edeceğimiz konunun boyutu ve uluslararası ilişkisi olması nedeniyle, Florida Baskını başlığını görülen lüzum üzerine diyerek kullanıyoruz!
***
Ki dünkü yazımızın son bölümünde ABDde yaşanan hadiseye dikkat çekmiştim.? Öyle ya, Asrımızın cihanşümul bir devleti olan ABDnin eski başkanının evine FBI baskını düzenlendi Dile kolay, ABDnin yıllarca tepesinde bulunan başkanlık görevini yürüten biri hukuk dışı iş ve eylemde bulunduğu için suçlanıyor.. Ve evi FBI tarafından basılıyor.. Arama yapılıyor.. Belge ve dökümanlara el konuluyor
***
Ve bu operasyonel işlem kameraların karşısında gerçekleştiriliyor.. Bir ibret vesikası olarak da, dünyaya afişe ediliyor.. Ve Dünya ülkeleri de, olup-biteni sorguluyor Peki Türkiyemizde, böyle bir hadisenin, hak ve hukuk çerçevesinde hesap sorgulamasına vakıf olundu mu, ya da yaşanıldı mı?.. Ne mümkün!?
***
Yüz yıldan beri antidemokratik hukukdışı, keyfiliğe ve vesayete dayalı, milli iradeye ters düşen, millete rağmen milletin yaşam değerlerini ters yüz edip, yönetmeye çalışan, baskıcı, emperyalistlerin kölesi durumundaki CHP anlayışıyla, zerre-i miskal hak ve hukuk karinesi içerisinde, hesap sorgulanabilmiş mi?
***
Milletin inancına, Kuran-ı Kerimine, tarihsel geçmişine, kültürüne, medeniyetine engel olabilmek için enva-i yasaklar icat eden, milleti gençliğinden koparıp, batıya biat eden fikriyatın cenderesinde erozyona uğratan kirli vesayete dur denilebilmiş mi?.. Yeter artık, bu zulmünüz diyerek, tepki konulabilmiş mi? Ve hala da, silsileli olarak mevcudiyetini korumasına rağmen, müdahale eden var mı?. Yok..
***
İşte dün bu noktada hasb-i hal etmiştik.. Bugün biraz daha mevzuyu detaylandırıp, tarihi hadiselere ve yaşanan antidemokratik uygulamalara, sizleri götürmek istiyorum! Yüz elli yıldan beri özellikle 1923lerden sonra!..? Yani cumhuriyetin kuruluşundan günümüze dek tüm olup bitenleri sormak gerekirse, kaçta kaçı milli irade paralelinde icra edilmiş.. Milli iradeye saygılı olmuştur.. Ve, milli irade paralelinde demokratik yöntemlerle Türkiye idare edilmiştir?... Devleti temsil eden gelen giden hükümetler, ne derecede milli ve yerli malı olan bin yıllık tarihimizi, kültürümüzü ve inancımızı salih bir şekilde, milletine yansıtabilmiştir?!..
***
Ne yazık ki, bu sorulara verilebilecek cevap nettir.. O da koskocaman bir Hİçtir.. Lakin, hiçbir şekilde milli ve yerli olunmadığı gibi, şiarına da meyil verilmedi.. Hep, batı ve batıla endeksli politikalarla, ülke ve millet aldatıla gelindi?.. İşte, 1924 anayasasının dibacesinde yazılan ifadeler.. O günden bugüne, değiştirilmemiştir Ve hala da o kavramlar koruma kalkanı altında vardırlar!. Ki bu kavramların hiçbirisi birbiriyle bütünlük sağlamadığı gibi bilakis açık ve net bir şekilde çelişmektedir.. Hiç birisi de demokratik değildir, hukukun üstünlüğüne de uygunluk arz etmiyor..
***
Hep ifade ediyorum.. 1923te Cumhursuz bir cumhuriyet kuruldu. Yani halkı hakkaniyet ölçüsünde bünyesinde barındırıp, yaşatmayan Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze dek, devletle halk arasında yaşanan kutuplaşmalar, huzursuzluk ve anlaşmazlıkların temelinde yatan en büyük etken de budur.. Halkı benimseyen bir Cumhuriyet anlayışı icra edilmiyor.. Fazilet ruhundan, uzaklaştırılmıştır.. Şiddet, terör, kaotik ortamlar, bölgeler arası ötekileştirme, geri bırakılışlar dahil olmak üzere, İstikrar, İstiklal ve İstikbal hep tehdit altında, olmuştur
***
Bilindiği gibi, Kurtuluş Savaşımızda haçlılarla yapılan savaşta kaybettiğimiz şehitlerin, şühedaların sayısı edindiğimiz bilgilere göre 450 bin civarında olmuştur.. Ki kayıtlara böyle geçmiştir.. Ama gel gör ki, 1924ten 1950lere kadar.. Tek parti ve şeflik döneminde, Doğu ve Güneydoğu bölgemiz dahil olmak üzere, kaybedilen insan sayımız 560 bin civarındadır.. Ve bu insanların hepsi, Türkiye Cumhuriyet Devletinin birer vatandaşı durumundaydı
***
Katledilen insanların tarihçesine baktığımızda, hepsi suçsuz, günahsız haksız yere, ölüme mahkum edilmiştir Kimi asılmış, tecrit edilmiş, kimi sürgünlere tabi tutulmuş. Özellikle içlerinde ulema kesimi çoğunlukta. Yani milleti ve öndersiz bırakma hareketi Ötekileştirmeler Ve en vahimi de insanların birbirine kırdırılarak, kardeş kanının dökülmesine, zeminler yaratılmıştır Özüne baktığımızda, tüm bunlar 1915lerden 18lere ve 23lere kadar dış mihraklar tarafından yapılan zafer (!) sözleşmelerinin gölgesinde, gerçekleştirilmiş
***
Bir ölçüde, onlar adına bu vahşet yaşatılmıştır Zira o anlaşmalarda hakim olan imzalar dönemin İngiliz Başmurahhası, bugünkü deyimle Dışişleri Bakanı olan Lord Gürzonların, Fransızların dönemin baş temsilcisi olan Mohis Kohenlerin namı diğer Türkçede kimlik bulan Tekinalplerin, Yunus Nadiler ve daha nicelerin, organizasyonlarıyla bunlar yapıla gelindi Kimlikleri çok karışık olanların imzaları altında millet dışlandı
***
Milletin ümmetçilik anlayışına yasaklamalar getirildi.. Güneydoğu Anadolu başta olmak üzere İç Anadolu hatta Trakyalarda, İstanbulda büyük ses çıkaran ayaklanmalar oldu.. Ama bunların hepsi dış orjinli güçlerle püskürtüldü.. Laikçiler.. Yani sekülarist Kemalist anlayışına sahip çıkan CHP gücünü, kudretini kullanarak bu, milletin üzerinden tank paletleri gibi ezmiş geçmiştir. çünkü, objektif yalan söylemeyen tarih bize bunları anlatıyor.
***
Bu tezimizin en büyük kanıtlayıcı delili de 1950lerden sonraki her on yılda bir vesayetçi, darbeci, postmodern anlayışın devreye girmesidir Devleti ele geçirme gayretleridir Ki, 28 Şubat utanç levhası bunun en netidir. Kaldı ki,15 Temmuz 2016 başarısız darbe girişimi de, onların eseridir
***
Tüm bunlar tarihi ibretlik levhalardır sevgili okurlar.. Millet çok büyük kıskaca alınmıştır Küfrün, inkarın, bolşevizmin hakimiyeti ile bu milletin müstehak ve müstecap hakları ellerinden alınmıştır Ve hala da aynı minval üzerine bayatlamış bir sistemin bu milletle karşı karşıya olduğunu görüyoruz.
***
Bakınız, ABDnin eski Başkanı Cumhuriyetçi Donald Trumpın Floridadaki evine baskın düzenlenebiliyorsa demek ki Trumpın milletine karşı, ABDye karşı yapmış olduğu yanlışlıklar vardır, yolsuzluklar vardır. Peki ABD gibi bir devletin eski Başkanına böyle baskınlar düzenleniyor da, bize ne oluyor da 1924lerden 50lere kadar bu milletle kavga yapan o dönemin baskıcı anlayışların temsilcilerine neden müdahale edilmedi, edilmiyor?!
***
Ne mümkün! Bırakın evlerinin barklarının devlet tarafından gözetim altına alınmasını, tam tersine kutsanarak büyük zaferlere (!) imza attıkları, hezimetleri zafer olarak gösterenlerin hala da kahraman olarak gösterilmeleri ve bunların günümüzdeki CHP anlayışı ile mevcut liderine herhangi bir soruşturma açılmıyor olması da, işin devamıdır!Özetle ifade etmem gerekirse kamu vicdanı bunu çok merak ediyor
***
Medyaya yansıtılan haberlere göre, ABD tarihinde ilk kez bir eski başkanın evine Federal ekiplerce baskın yapılmasının artçı şokları sürüyor.
TVye konuşan bir yetkili, Trumpın evinden çok sayıda kutunun çıkarıldığını söyledi. FBI ve Adalet Bakanlığı sessizliğini korurken, Cumhuriyetçi partinin önde gelen isimleri demokratların öncülüğündeki Cadı Avının kurbanı oldu tepkisini gösterdi.
***
Kıyaslama noktasında bu olayı sizinle paylaştık.. ABD ve Türkiye.. Hazin olan şudur ki, yukarda da ifade ettiğim gibi..
Türkiyede yüz yıldan beri, dökülen kanların, yer yer meydana gelen ayaklanmaların, hatta yıllardan beri başta DHKP-C örgütünü besleyen gizli lobilerle, kırk yıldan beri PKK terörünün devlete karşı gösterdiği silahlı çatışmanın ardı arkası kesilmemekle beraber hala da devleti yönetenlerin bu terör odaklarının nerden geldiğini, nasıl oluştuğunu ve nasıl hayat bulduğunu eğer bilmiyorlarsa veyahut mercek altına alıp da bunların ana merkezlerine Trump baskını gibi devlet baskını yapılmıyorsa vay bu milletin haline!
En derin sevgi ve saygılarımla..
Hayırlı Cumalar
Failed to load the video