El hak! Denir ya, hakikatin haykırışıdır bu ifade çelişmemeli, zıtlaşmamalı, rakip ve karşı savunma kalkanları oluşturulmamalı Bir ve yek olmalı.. çünkü Siyaset ve milletin inancı birbiriyle çelişmesin demekteki kastımız, nettir... Dün de vurguladığımız gibi, siyaset kurumu her daim milli ruhun paralelinde ve rotasında yürümelidir... Ki bu ilke ve prensiple; milli irade de o paralelde, kendini konumlandırsın Şehvani duygulara kapılmamalı!.. Siyaset kurumu, hizmetkr olmalıdır Koltuk sevdası, makam sevgisi, para, şan ve şöhret aşkına meyil etmemeli, tamahkrlık girdabına, kapılmamalıdır
***
Ülke yönetimi, bir asırdan bu yanadır demokratik yöntemlerle(!) idare edilmektedir.. Ana kaynağı da, mevcut Anayasadır.. Ki o da orta yerde kendini idame etmektedir.. Anayasanın dibacesinde, insan hakları, özgürlük, eşitlik, serbestiyet, inanç başta olmak üzere birçok ulvi değerlerden söz ediliyor Amma velkin Anayasanın ilk dört maddesi, diğer tüm maddeleri ve anlatımları baskı altına aldığı gibi, inkrı da dayatıyor İşte size o ilk dört maddenin; muhtevası
***
MADDE 1- Türkiye Devleti bir Cumhuriyettir.
MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, mill dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
MADDE 3- Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir. Bayrağı, şekli kanununda belirtilen, beyaz ay yıldızlı al bayraktır. Mill marşı İstiklal Marşıdır. Başkenti Ankaradır.
MADDE 4- Anayasanın 1 inci maddesindeki Devletin şeklinin Cumhuriyet olduğu hakkındaki hüküm ile, 2nci maddesindeki Cumhuriyetin nitelikleri ve 3üncü maddesi hükümleri değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif edilemez.
***
Vaziyet bu iken, sormak istiyorum! Ki herkes elini vicdanına koysun, Salih bir fikri beyanda bulunsun.. Anayasanın 2inci maddesinin orta ve son bölümlerine bakılı incelendiğinde, demokrasi denilen kavramla bağdaşır bir yanı var mı?!.. çağdaşlık, ya da milli ruhun paralelinde bir tutum vaki mi? Değil.. Bilakis zıt durumdadır..
***
Bir kez daha, ikinci maddeye bakalım.. Ne diyor; MADDE 2- Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, mill dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lik ve sosyal bir hukuk Devletidir.
***
Mevzu, şuur kilitlenmesi yarattığı gibi, insanda büyük bir şaşkınlığa neden olmaktadır Peki, Atatürk milliyetçiliği ne demek Bu telaffuza hiç kimse bir açılım getirmemiştir ve getirmek isteyen de yok Kendim bir açılım yapar isem, Milletin milliyetçiliği denilmiş olunsa idi, daha kapsamlı, kucaklayıcı ve tabi ki de Gazi Mustafa Kemal Atatürkü de kapsamına almış olmaz mıydı? Hal böyle olunca da, milletin milliyetçiliği milli irade temsiliyeti kimliğini kazanmış olurdu?..
***
Ki Milli irade ise Selçuklulardan, Osmanlılardan günümüze kadar uzana gelen milletin bizatihi kendisidir?.. Siyaset de bu paralelde, milletin iradesiyle vücut bulmuştur Eğer bu paralelde yürünmüyorsa, Atatürkçülük zırhı kullanılarak milli iradeye gölge düşürülmeye çalışılıyorsa, bize göre böylesi bir tutum ve anlayış Atatürkün misyonuna halel getirir.. Onu, sevmemektir ve uygulamalarda ise Atatürke iftira atılmış olunur
***
Bize göre milli iradeyi, milli inancı Atatürk milliyetçiliği diyerek kapsamına almıyorsa o zaman millet buna aldanmaz. Yüz yıldan beri geçirmiş olduğumuz rejim, milli bir rejim olmaktan daha fazlasıyla baskıcı bir rejim olarak nitelendirilmektedir.. Baskıcı rejim, çağdaşlık değil bilakis çağ dışılıktır.
***
Diyoruz ki Türkiye milleti doğusuyla, batısıyla, Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Acemiyle, Lazıyla, çerkeziyle bir vatan sathında yaşayan toplumun tarihinden gelen bir dini inancı vardır.. Ve o dini inancın temel dayanak noktası da yüce Kuran-ı Kerimdir Eğer devlet Kuran-ı Kerimin tedrisatını resmi olarak ön plana almayıp tozlu raflara kaldırmışsa, o zaman hiç bir şekilde demokrasiden, demokratik devlet kimliğinden, yönetim anlayışından dem vuramaz
***
İşte Almanyaya bakın Eğitimlerinde, ilkokuldan başlayıp, üniversite son sınıflarına kadar başlıca zorunlu dersleri, Hz. İsa ve Hz. Meryem üzerinedir.. Onlar tanıtılıyor, öğretiliyor Peki, ne oluyor da benim Anayasam İslamdan veya Peygamber Efendimiz (S.A.V)den bahsetmiyor? Dini inanca önem vermiyor, tedrisatına almıyor.. Bu da demokratik değildir. Buna kimse aldanmaz.
***
Öyle inanıyorum ki, önümüzdeki seçimde sandık başına giden seçmenler bu yanlış yapılanlara ilişkin cevabını, demokratik bir şekilde verecektir? Bu cevap da, milli ruhun ve milli iradenin tecellisi olacaktır. Milli irade, İslam dininin ana kural ve kaidelerinin resmileştirilmesidir. Besmele ile başlamak Hamd ile bitirmektir.
***
Lakin öyle değiliz... çünkü, her şeyimizde batıyı örnek alıyoruz.. Batılılaşma deyip duruyoruz.. Eee, Batılıların da Anayasası İncilden bahsediyor.. Peki, ülke ve millet olarak özümüzde, tarihimizde İslamiyetten bahsediyor.. Müslüman bir milletiz.. Ama gel gör ki benim Anayasam Kuran-ı Kerimden bahsetmiyor.. Mevcut durum, bir handikap ve çelişki içermiyor mu!? Ne yazık ki, çelişkiler yumağına sahip!?.
***
Netice itibariyle, Millet özellikle AK Partiden büyük bir beklenti içerisindedir 14 Mayıstaki seçimde oyların çoğunun AK Parti lehine olması için mutlaka AK Partinin, yukarıda ifade ettiklerimin paralelinde kendini konumlandırması gerekir.. Ve tez elden; uygulamasına geçmelidir. Yoksa Kemalizm, Atatürkçülük, Laiklik gölgesinde siyaset yapmakla bir yere varılamayacağı gibi, millette de inandırıcılık kalmaz
***
Bu itibarla devlet=millet=vatan=birlik ve beraberlik, bu da eşittir milli kültür, milli inanç, milli tedrisat ön plana alınmalıdır.
Eğer bunlar ön plana alınmazsa, millet kendi kendini otokontrolden geçirir ve Eyvah siyaset bizi aldattı! der.
Nitekim yüz yıldan beri bu siyaset milletle samimi olmamış ve her zaman milleti kandırmıştır. A partisi olur, B partisi olur, C partisi olur
Fark etmiyor, millet maalesef beklentisini bu siyasetten alamamıştır.
En derin saygı ve sevgilerimle.
Failed to load the video