TOPLUMA TEPEDEN BAKAN JAKOBEN ANLAYIŞLARIN HÂKİMİYETİ..!?
Eklenme: 12.12.2022 00:00:00

Malum, mevsim kış! Yeryüzü, doğal bir dengeyle yağmur, kar, tipi, fırtına, soğukla boğuşuyor.. Kasırgalar, denizlerde lodoslar.. Sonbaharla, ağaçların yaprak dökmesi!.. Tüm bunların yaşanmış haline hiç kuşkusuz ki doğanın kanunu diyoruz.. Kimi hayır içeriyor, kimi de tahribatla yıkımlara neden oluyor.. Ama gerçek şudur ki; doğanın dengesi gereğidir.. çünkü görülen lüzum üzerine Cenab-ı Allah insanoğluna kimi yerde tehlike oluşturan, kimi yerde hayır yaratan olayları doğayı görevlendirerek hikmetini gösteriyor.. Ki buradan da; ders veriyor!

***

Peki, insanoğlu ne yapıyor? Yazı başlığımızdaki ifadenin seyriyle maalesef, yer küresinde toplumlar asırlar boyudur, böylesi vesayetlerle savaşa gelmiştir.. Kimi toplumlar üstesinden gelebilmiştir, kimi toplumlar ise boyun eğip, vesayet rejimlere biat etmiştir.. Nitekim bundan dolayıdır ki; dünya ve devletler topluluğu istiklali, istikbali ve istikrarı sağlamada, istenileni tam teşekküllü elde edememişlerdir.. Tıpkı Türkiyemizin 1,5 asırdan bu yanadır yaşadığı toplumsal buhran ve çeşitli travmaların geçirilmesi gibi

***

Tabi bunun baş müsebbibi de; siyaset dünyası hep olmuştur.. Yalanlarının yarattığı kasırgalar, iftiralarının oluşturduğu lodoslar, buhtanların neden olduğu tsunamiler; çok yönlü şekilde ülkeyi ve milleti Adan Zye kadar; yıkımlara ve tahribatlara mahkum etmiştir. Bugün değil, asırlar boyudur, mevcut hal yaşanmakta, yaşatılmaktadır Dıştaki düşman ile içteki hıyanet şebekelerinin ittifakıyla dönemsel olarak, Jakoben Anlayışlar galebe çalarak, üstünlük sağlamıştır

***

Türkiye, bulunduğu coğrafyada bir bütün olarak; Selçuklulardan başlamak üzere, Osmanlıya ve de günümüze kadar uzanan zaman dilimi içerisinde, bu alışıla gelen hadiselerle hep yüz yüze gelmiştir.. Denir ya; yaşananlara şerbetlidir.. Ki aynı zamanda, aklı başındadır Tezbetez hıyanet şebekelerinin kasırgalı fırtınalarına kendini kaptırmamıştır.. Her ne kadar tahribatlar, yıkımlar, erozyonlar, kayıplar, buhranlı dönemler geçirmişse de özü itibariyle kendini korumayı yine bilmiştir.. Önlemler ve tedbirleri; kendi ecdadının bıraktığı mirasla, sağlayabilmiştir..

***

Ama diyeceksiniz ki; neden dizginler elden kaçıyor.. Ya da yekvücut şekilde, üstesinden gelinemiyor? Ne yazık ki; en büyük engel teşkil edici unsur da yukarıda ifade ettiğim gibi yalan söyleyen tarihe ve siyasete meyil edilmişliktir.. İçiyle dışı bir olmayan insan iskeleti içine yerleştirilmiş münafık ruhluların, kamuya nüfuz edip, sızmaları ve söz sahibi olmalarından kaynaklıdır; bugüne kadar yaşanan travmalar!

***

Öyle inanıyorum ki, her şeye rağmen, dün yaşananlara karşı ortaya koyulan iman şuuru bugün de Kuran-ı Kerimin gerçeklerine sırtını dayamış bu millet, bir kez daha tüm kirli alçalışlara karşı dik duruşunu sergileyecek.. Yeri ve zamanı gelince de meşru zemin çerçevesinde hesabını soracaktır Ki sormalıdır..

* * *

Tarihe projektör tutarsak.. Tanzimatla yönünü yitiren Türkiye, Cumhuriyetle doğru yolu bulmaya odaklandı.. Ama ne hazindir ki oluşturulan Cumhuriyet çok kısa bir süre içerisinde, Cumhursuz kaldı.. çünkü, yönetimi eline olan Jakoben Anlayış hele ki devşirmelerin söz sahipliği; toplumu ve devletin işleyişini milli ruhtan kopardılar.. Fırtınalı denizin ortasında sürüklenen sal misali bırakıldı.. Onun içindir ki; sürekli dalgalarla boğuşup duruyoruz.. Bu hal de; toplumu tüm değerlerinden yoksun bırakmaktadır..

***

Bakınız, hafta sonu sizinle yapmış olduğum sohbette, 28 Şubata dikkat çekmiştim.. Yeniden bir hortlatma mı var diye? Şöyle ki;

28 Şubat 1997de Fadime Şahin, Ali Kalkancı ve Müslüm Gündüz arasındaki olup biten tezgh.

Fadime Şahin mütesettire (kapalı) ve çok güzel genç bir kız görünümüyle ortaya çıkarıldı

Şeyh Ali Kalkancıya (!) tevdi edildi..

Şeyh Ali Kalkancı (!) da alıp Müslüm Gündüze gönderdi

Müslüm Gündüz ile Fadime Şahin bir evde suçüstü yakalandı (!)

Evet, bu mekirli hilenin yapılış amacı 28 Şubatı ikmale getirmekti..

Hedef; sivil yönetimi al aşağı etmek

Ki hedeflerine de ulaştılar.

Nihayetinde Refah Yol Hükümeti devrildi, vesayetçiler devleti ele geçirdi

***

İşte Yeni Akit Gazetesi..

Bizim bu görüşümüzün bir bölümünü manşetine taşımış

SEçİM AYARLI ALçAK SENARYO..

Haber aynen şöyle;

Psikolojik sorunları olduğu anlaşılan mağdur bir kızcağızın henüz sonuçlanmayan suç duyurusundan başlattıkları çocuk gelin yalanıyla mütedeyyin kesimi ve AK Partiyi hedef alan şer ittifakı ile güdümlü medyasına tepkiler sürüyor. Akite konuşan uzmanlar, 28 Şubat sürecinde Fadime Şahin ve Ali Kalkancı gibi isimler üzerinden alçakça bir operasyonu devreye sokarak, Erbakan iktidarına yönelik darbeye zemin hazırlayan kafa şimdi de çocuk gelin kumpasıyla AK Parti iktidarını devirmenin hesabını yapıyor..

***

Yazımızın başında dile getirdiğimiz gibi lodos, kasırga, tsunami gibi fırtınalar toplumların başına geldiğinde, doğa kanunu olarak ifade ediyoruz

Ama hakikatte, bir ders-i ibrettir, imtihan sorgulamasıdır..

Anlayabilen millet için..

Öyle inanıyorum ki yaşanan hadiseler ülke ve millet olarak bizim imtihandan geçtiğimizi gösteriyor..

Evet, 28 Şubattaki Fadime Şahin ve Ali Kalkancı olayı bir darbeye yönelikti ve başardılar.

17-25 Aralık operasyonları

15 Temmuz 2016 başarısız senaryolu bir darbe kumpası.

Alt etme adına, Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğana ve partisine bir türlü ulaşamadılar..

İnşallah ulaşamazlar diye ümit ediyoruz.

Zira niyetleri çok kötü

Hain bir İttihat Terakki Partisinin iktidara gelip 624 senelik bir Osmanlı devletini yıkabilmesi ve 33 yıl gibi uzun süre devleti elinde tutan Abdülhamidin tahttan indirilmesiyle başlayan I. Dünya Savaşı

1918deki müstevli İngilizlerin İstanbulu istila etmesi..

Akabinde, Mondros mütarekesi

Sonrasında, Sevr Antlaşması..

Ve son olarak, hezimetler yaratan Lozan Antlaşması

Pek tabi ki, cumhursuz kurulan bir cumhuriyet ile CHP anlayışının Türkiyeye dayatılması.

Hem de temel felsefe, ana hedef; Müslümanların İslamdan uzaklaştırılması

Boş beyinli metruke bir hale getirilen bir milletin oluşturulması

Tüm bunlar yaşatıldı ve ne yazık ki hala da yaşana gelmektedir.

Peki, sormazlar mı, bu hal ne biçim bir hal?

Bu siyasi duruş, ne biçim duruş?

Ama kime dersin?!..

Bir kere kafalar kuma gömülmüş.?

****

Hazin olan şudur ki, milletin kafasına okuyup üfleyen muhafazakr geçinen siyaset dünyası!

Her dönem kendi celladına biat etmiştir

Bakınız nerdeyse 1950lerden günümüze dek, muhafazakarlar iktidar olmuştur

Şerefli ve izzetli bir milletin oylarıyla iktidarı ele geçirmişlerdir.

Ve bu millet CHPye iktidar şansını vermemiş olmasına rağmen, milletin inandığı muhafazakr partilerin ve iktidarların bünyesine yerleştirilen neidüğü belirsiz kozmopolit anlayış; onların nam-ı hesabına hep yıkımların altına imza atmışlardır

Özellikle AK Partinin bünyesinde yaşanan bu hal bize göre çok düşündürücüdür..

Ülke ve millet için; çok büyük tehlike arz ediyor.

Erdoğan, ne yapıp yapıp bir an evvel bu partiye çekidüzen getirmelidir.

Psikolojik sorunları olan bir kadının 6 yaşında kendisinden 20 yaş büyük birisiyle evlendirildiği ve defalarca kendisine tecavüz edildiği(!) senaryosu, 5 ay sonra seçime gidildiğinde AK Partiyi milletin gözünden düşürmek için, kurgulanan senaryo fark edilmiyor

CHPnin ve onun bünyesindeki çevreler, derin locaların bir iftira kampanyasını oluşturmasından başka bir şey düşünülemez gerçeğine iktidar vakıf olmuyor

Bireysel bir olayı İslam camiasına mal etmek istiyorlar

Cemaat ve tarikatları hedef alıyorlar

Türkiyedeki küfür ve İslam düşmanlığını üstlenen çevreler; kurgulu ve komutlu bir şekilde, saldırıyorlar

Vahim bir dayatma senaryosudur; şu bebek yaşta evlilik iddiası

Tüm bunlara rağmen ne yazık ki AK Partiye en yakın medya, yani gazeteler ve televizyonlar, hatta AK Partinin yıllardan beri sözcülüğünü yapan Ömer çelik dahil olmak üzere; CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlunun ağzıyla konuşuyor, Sözcü Gazetesinin attığı manşetlere onay veriyorlar

AK Parti bünyesinde yaşanan bu yanlış tutumlar, düşündürücüdür..

Geleceğe yönelik toplumu seçimlerde de ümitsizliğe sürüklemektedir..

* * *

Bakınız, sevgili okurlar.

Yusuf Kaplan hocamız dünkü yazısında, şöyle bir tanımlamada bulunuyor..

O paragrafı size aktarmak istiyorum..

Diyor ki;

Tarihte pek az toplumun başına gelen inanılmaz ürpertici bir felket yaşıyoruz: Başına ne geldiğini bilmeyen bir toplum ve hatta entelijansiya var karşımızda! Daha da vahimi, bu yetmiyormuş gibi, celladına şık edilen bir toplum bu.

Topluma tepeden jakoben yöntemlerle kimlik, kültür ve medeniyet dayatmaya kalkışan bu mühendislik projesi, sağ muhafazakr iktidarlar tarafından da bir takım asker, yargısal, anayasal yollarla veya hric baskılarla hkim kılınmaya çalışıldı; şimdi de çalışılıyor az çok. Ama son yıllarda Kemalizm kalkanına sığınılarak bütün hedonist projeler, ilkel bir çıplaklık kültürü, sapkın trendler topluma boca edilmeye, bu ülkenin toplumu bin küsur yıl dimdik ayakta tutan kültürel yapıları, değerleri yerle bir edilmeye çalışılıyor dört bir taraftan

En derin saygı ve sevgilerimle.

Failed to load the video