5 DTP’LİYE İFADE DAVETİ?
Eklenme: 16.05.2009 00:00:00

Türkiye Büyük Millet Meclisinde kritik bir vaka daha. Bu kez mevzu bir hayli ağır. Aynı zamanda da tarihi bir sınav. Geçmişte de benzeri yaşandı. Şimdi söylenen; Tarih tekerrür eder mi, etmez mi?  bilinmez! Ama görünen o ki; ortalık bir hayli karışacak. Tansiyon birhayli yükselecek. Çünkü çok su alacak bir hamura sahip mevzu. İki günden buyana Ankaranın ve Meclisin sıcak gündemi Konu; Savcılık Meclisten 5 Demokratik Toplum Partisine mensup Milletvekilinin ifadelerini alabilme izni istiyor. Yani dokunulmazlıkları var, bunu aşarak ifade alınabilinir mi? İfadeleri istenilen Milletvekilleri kim derseniz? DTPnin önemli isimleri. Medyanın da sürekli gündeminde olan kişiler. Selahattin Demirtaş, Emine Ayna, Fatma Kurtulan, Aysel Tuğluk ve Sebahat Tuncel. İstemin gerekçesi ise 5 Milletvekilinin, Milletvekili olmadan önce suç işledikleri iddiası. Ve bu suçlardan ötürü haklarında açılmış olan davalar. Davaların görülmesi ve normal seyrinde devam etmesi için ifadeleri alınması gerekiyor muş? Savcının istemi görünen prosedüre göre böyle.

***

Resmi istem yazısı bir kaç günden beridir Meclis Başkanı Köksal Toptannın masasında bulunuyor. Toptanın isteme karşı açıklamaları ve yol haritası arayışına geçmeden önce. Yazıda dikkat çeken bir nokta var. Havayı gerecek, tansiyonu yükseltecek. Yeni tartışmaları beraberinde getirecek altı çizilen ifade. Şöyle deniliyor. Şayet istenilen 5 DTPli Milletvekili Davete icabet etmemeleri durumunda polis zoruyla alınacaklar. Bu demek ki; 1994 yılında DEP Milletvekillerinin akıbetine benzer bir durum hasıl olabilir. Hafızalarda silinemeyecek bir uygulama idi. Hatırlayalım, o tarihi günü. DEPli Milletvekilleri Meclis kapısında yaka-paça gözaltına alınıyor. Polis kiminin ensesinden, kimini boynundan, kimini de yakasında tutmuş. Çekiştirerek zorla polis otosuna bindiriyor. O gün yaşananlar hafızalardan silinemeyecek derece vahim idi. Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak. Bilahare Ahmet Türk. O gün için suçlama; PKKdan aldıkları talimatla eylem yapmak idi... Dokunulmazlıkları Mecliste alel-acele yapılan oylamayla kaldırıldı. Türkiye Demokrasisine tarihi bir ayıp olarak yazılan o günkü gözaltı bir ibretti... 10 yılı aşan cezaevi hayatı. O gün gözaltına alınanlardan merhum Orhan Doğanın dışındakiler bugün yine siyasetin aktifliği içinde. Belki mevkilerinde aktif. Ahmet Türk DTP Genel Başkanı. Selim Sadak Siirt belediye Başkanı. Leyla Zana DTPnin adeta Dış ilişkiler kurmayı.

***

Bugün yine benzer bir senaryo söz konusu. Yeniden Meclis çatısı altında  ifadeleri alınmak istenen 5 Milletvekili. Davete icabet etmez iseler yaka-paça gözaltına alınacaklar. Türkiye bu alanda sabıkalı olması nedeniyle olamaz demeyin. Olabilir.  Dün Savcının istediği Milletvekillerinden Emine Ayna. Ve Selahattin Demirtaşa soruldu. Ne diyorsunuz diye? İfade vermeye gitmeyeceklerine dair bir eğilim var. Ayna Toptanla görüşmediklerini ve görüşmeyi de düşünmediklerini söylüyor. Dokunulmazlıklarının kaldırılması istenilen ve fezlekeleri mecliste bulunan AKP ile CHPlileri örnek veriyor. Eğer böyle bir hak varsa ve AKPli ve CHPli milletvekilinin ne kadar hakkıysa bizim de o kadar hakkımızdır Ve ekliyor; Ne zaman Başbakan hakkında hazırlanan fezlekelerle ilgili gidip savcılığa ifade verir, biz de düşüncelerimizi açıkladığımızdan dolayı açılan davalarla ilgili oturur, yine düşünür, değerlendirir ve bir karar alırız Demirtaş da benzer ifadeler kullanıyor. Daha keskin bir dille; Adam öldürmekten yargılanan milletvekili vardı, ancak milletvekili iken yargılanmadı Kendilerine yönelik istemi siyasi bir karar olarak değerlendirirken, 1994ü kast ederek; O halde gelsinler zorla götürsünler.

***

Meclis bir hayli gerilecek gibi görünüyor. En büyük açmaz ise Köksal Toptanda. Çıkmaz sokağı nasıl aşacağını araştırıyor. Gazeteciler soruyor; durum ne olacak diye? Ben inceliyorum, arkadaşlarıma incelettiriyorum, Adalet ve İçişleri Bakanları ile de konuştum Anayasanın 83. maddesinin dokunulmazlığı düzenlediğini, bu maddede Anayasanın 14. maddesine atıfta da bulunulduğunu anımsatıyor. 14. maddenin; Milletvekili seçilmeden önce belirtilen suçların işlenmesi halinde dokunulmazlığın söz konusu olamayacağını ve yargılamanın devam edeceğini hüküm altına aldığını söylerken, karşı görüş belirtenlerin de olduğunu söylüyor. Yani hukukçuların bir bölümüne göre sistem mutlak dokunulmazlığı düzenlediği için bu halde bile dokunulmazlık devam eder. Bütün bunları incelemeye, hukuki sonuca varmaya çalışıyoruz

***

Aslında ortaya çıkan bu vakada taraflar ve muhatapların kafaları bir hayli karışık. Dağınıklar! Yani kafalar net değil. Mevzuatın işleyişinde bir gariplik söz konusu. Şöyle ki; Milletvekili seçilmeden önce işlenen bir suçtan bahsediliyor. Öyle ise, savcı neden söz konusu kişilerin adresine davetiye çıkarıp. İfadeye çağırmıyor da. Meclisten yetki istiyor. Nitekim bu karışıklığı dün AK Parti hukukçularından Bekir Bozdağda dillendirdi. Savcının kafası net değil. Savcı TBMMye yazı göndererek bu konuda inisiyatifi Meclise bırakmıştır. Bozdağ şayet diyerek, Mahkeme buraya yazdıysa mahkemenin de kafası bu konuda net görünmüyor. Prosedüre baktığınız zaman böyle işlemediğini görüyorsunuz.  Bu nedenle Meclis Başkanı bir tavır alacaktır, bir görüş belirleyecek ona göre bir inisiyatif alacaktır.  Bu konu değerlendirmeye muhtaç bir konudur. Çünkü Meclis Başkanı bir açıklama yapmadığı zaman konu ortada kalır. Yani Savcı topu Meclise atıyor. Bakalım Meclis gelen topa nasıl vuracak? Tarihi bir demokrasi ayıbıyla mı topu savuracak. Yoksa nizami bir irade ortaya koyarak; demokrasiye yeni bir ivme kazandıracak.

***

Aslında mevzu karmaşık görünüyorsa da; işlem açık ve nettir.  Çünkü Anayasanın 83 maddesi bu duruma açıklık getiriyor. Yeter ki satır aralarını iyi yorumlamak ve okuyabilmek. Yasama Dokunulmazlığı maddesinin ikinci paragrafı bakınız aynen şöyle diyor: Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz. Tabi 14üncü maddeye atfediliyor Savcının istemi. Yine maddede şuna dikkat çekiyor; Ağır cezayı gerektiren suçüstü hali var ise. Evet. Türkiye Büyük Millet Meclisi önemli bir sınavın eşiğinde.  Tarih tekerrür eder mi? Bilinmez. Ama şu gerçeği iyi idrak etmemiz gerekir. Siyasal söyleminden dolayı dokunulur olunuyorsa.. Yolsuzluktan, uyuşturucudan, rüşvetten, suistimalden. Hatta adam öldürmekten zanlı olanlar dokunulur olmuyorsa. 360ı bulan Dokunulmazlık dosyalarına ilişkin fezlekelerden salt 5ine eğilim var ise. Burada demokrasi aksaması var demektir. Bir de; DTPnin önündeki Kapatma davasını göz önüne alırsak. Her şeyin; hoş ve gelişim kaydettiği bir zaman diliminde mevzunun vuku bulması biraz manidar.

***

Konuşulmuyor da değil. Kürt Sorununda önemli gelişmeler sağlanacak. Türkiye bu sorunu çözmesi gerekir. Şeklindeki Cumhurbaşkanı Abdullah Gülün açılımları. Başbakan Erdoğanın Kürtçe isimler konusundaki çıkışı. DTPye randevu vermesi. PKKnın Dağ kadrosundan Hasan Cemalla gelen mesajlar. Alt alta sıralandığında; önemli gelişmeler. Ancak tarihin zaman diliminde, ne zaman ki böylesi önemli gelişmeler vaki olmuşsa. Mutlaka bir yerlerde arıza çıkmıştır. Ortaya çıkan bu arıza gibi. İnanıyoruz ki; her zaman olduğu gibi yine Demokrasi galip gelir. Hukuk, adalet ve yasaların eşitliği söz sahibi olur. Güzel ve bol güneşli bir hafta sonu dileğiyle.