Alın size bir anket! Anar, Patentli anketin muhtevasını incelerken. Düşündüm; CHP "aile sigortasıyla" bir seçim vurgunu yapabilir mi diye? Tam da, Soruyu beyin arenasında turlarken, önüme konuldu bu minvaldeki anket sonucu. CHP'de puan; Oranı yüzde 2 oranında artırmış! Ama etkinin azlığından söz ediliyor.
* * *
Şöyle ki, Proje henüz halkta "güven duygusunu" oluşturmamış! Eğer, CHP'nin "geçmişteki" sütten dili yananın yoğurdu üfleyerek yer sözüyle. Çarpık, Ve toplumca dışlanan "siyaset" güdemez ise! Aile sigortası Projesi CHP için bu seçimin "sigortası" olabilir. Anketin, Bugün seçim olursa hangi parti ne alır yüzdeliğine gelince. AK Parti, Oy artırımında gözüküyor. Tabi, referandum baz alınarak değil. 2007'deki, Verilerin "içtihadına" göre artış vaki.
Yani; Şuan yüzde 48 ila 50 bandında seyrediyor.
* * *
CHP'ye gelince; Baykal'ın tahribatından sıyrılmış vaziyette ilerliyor. Yüzde 24 ila 26,5 bandında. Meclise, Parti düzeyince girecek üçüncü parti olan MHP ise "sırat köprüsünde" görünüyor. Veriler; Yüzde 1012,5 arasında, seyrediyor. Aslında, Geçen haftalara oranla farklı bir "değişkenlik" yok! Ama sanırım; Bu hafta itibariyle bir nabız yoklama durumu olursa. Tercihte, Esinti olacağı görülür. Çünkü, CHP, AK Parti ve MHP "seçim bildirgelerini" açıklıyor, açıklamaya başladı. Eğer; Projelerin "istikrarlı" hali toplum nezdinde "güven" tesis ederse! Etkileşim ciddi bir şekilde olur.
* * *
Tabi; Bu "değişim" verilere baktığınızda, "tıpkı" BDP gibi kemikleşmiş bir sistemle, AK Parti'de gelişmiyor. Tamamen; MHP ile CHP arasındaki "bir alış veriş" seyri var. Yani, CHP yükseldikçe, MHP puan kaybediyor. MHP artılara yönelince, CHP geriliyor. Daha seçimlere; Bir buçuk ay var. Seçim meydanları yeni yeni ısınıyor. Liderler, Adaylar Ve Parti teşkilatları "seçim" havasına, girip seçmeni de "curcunaya" güvence noktasında dahil ederse. Öyle sanıyorum ki; Kim seçmene daha istikrarlı ve güven verici "gelecek" taahhüt ederse! En önemlisi de; Sorunların çözümüne yönelik projelerinin "samimiyeti" güçlü ise, "kazanan" o olacaktır. Ama Görünen köy kılavuz istemez misali AK Parti bir dönem daha, "iktidar" sahibi.
ARIZALI HUKUKUN, REFLEKSLERİ
Hiç kuşkusuz ki, Türkiye'nin mevcut içtihadındaki en arıza ve baş ağrıtan sorun "hukuk" sistemidir! Çarpıklıklar, Muhteva ettiği gibi, adilane işleyişten de istenilen randıman alınamıyor. Çünkü, İşleyişinde ciddi ve bir o kadar da vahimlik söz konusudur. Enva-i sorun mevcut.. Doku, Tahrişe uğramış olduğu gibi, oluşan anti hukuk okyanusunda toplumsal bir debelenme var. Su alan gemi misali. Tek rota yok. Olmadığı gibi, bağımsız ve adilane bir seyre de sahip değil. Kaptan köşkü; Kim güçlü ve vesayet sahibi ise onun "emir ve komutasına" göre rota çiziliyor. Ki bunun en bariz kanıtı da; Hukuk ve Adalet nizamına karşı "güven" duygusunun sürekli mülahaza konusu olmasıdır. Erozyonlar, Yarattığı gibi "vicdan-i" tahribatları da törpülemektedir. Körüklüyor, Hukuka karşı "toplumsal" infial duygusunu!
* * *
Taktir edersiniz ki; Eğer toplumun ekseriyetinde "hukuk ikmaline" karşı tepkisel bir durum varsa. Güvensizlik, İstikrarsızlık gibi duygu atmosferi hâsılsa. Vicdanları sızlatıp, Cüzdanları keyiflendiriyorsa, farklı oluşumların prim kazanmasına vesile oluyorsa. Demek ki; Hukuk "dişlilerinde" kırılma ve yamukluk söz konusudur. İşte bu minvaldeki atmosferde; Bir kez daha tanık olduk "hukuk ve adalet" nizamının, nasıl vesayet hükmüyle "anti" bir işleyiş ihtiva ettiğini. YSK, Kararını verdi, 72 saat sonra görü dönüş yaptı. Hem de, Bir birine zıt iki kararla! Yani, Ülke nizamı "vesayet" rejiminin kalıntılarından hala kurtulmuş ve çözüm getirmiş değil. Bir kez daha; Hatırlatmak gerekir "bu zafiyetin" nelere kadir olduğunu? Alabildiğine saçma ve alabildiğine kanlı bu son rezalet, Belki görmek istemeyenlere hep birlikte nasıl bir uçurumun kenarında durduğumuzu göstermiştir diyebilirim.
* * *
Çünkü; İnsanların adını bile bilmediği sadece seçimden seçime adından bahsedilen, YSK'nun küçük bir refleksi, nelere mal oldu? Kan mı, Şiddet mi, Cinayet mi, kavga ve toplumsal tahribat mı? Ne derseniz; yaşandı ve yaşatıldı. Peki, YSK bu kararı verdi ve geri döndü. Şimdi, Özellikle toplumsal anlamda "hayat" normale döndü. Her şey bitti mi? Bitmemeli, Kafalar da kuma gömülmemeli, gerçekler "göz ardı" edilmemeli. Yoksa, Şu "minicik" dediğimiz sarsıntı refleksi. Yarın, Aynı ikmalde "anti-demokratik" bir hukuk nizamıyla vuku bulursa. Sanmıyorum ki; Bu kez "uçurumun" eşiğinden dönebilelim. Malum; "pusuda" bekleyen çok kurt var.
* * *
Velhasıl, Tek taraflı ve tek yönlü ne gelişen bir öfke diye görebiliriz, sokağa yansıyan hal. Ne de, YSK'nın verdiği "kararla" alakalı oluşan mülahazaların, tek eksenli olduğu. Hepsi; Kenti içtihadında vahim ve korkunç bir "tezat" çelişkisi içerisinde bulunuyor. Sahi; Bismil'in, Diyarbakır'ın ve Güneydoğu'nun diğer bölgelerindeki olayların "yarattığı" zarar ziyan. Ve, İbrahim Oruç'un cinayeti. Bunların, Hesabını kim verecek. Belki, can geri gelmez. Ama, Kurşun ve silah sahibi "bulunup yargılanmalı ki" vicdanlar az da olsa, huzur bulur. Bir de, Esnafın mağduriyeti var ki, bunun zarar ziyanı telafi edilmeli. Karşılanmalıdır. Güzel, Huzurlu bir hafta sonu dileğiyle.