ARSIZDAN AR BEKLEMEK
Eklenme: 7.07.2014 00:00:00

Utanmak! Utanabilmek.'Ar' etmek!

Elbette ki, bugün için değil.

Ama evvelki yıllar için diyebilirim ki bir "erdemlik" vasfına sahipti "utanabilmek!".

Makam, mevki gözetmeksizin.

Zengin de, fakirde.

Seçilmişi de atanmışı da.

En önemlisi de; halkın "idaresinde" söz sahibi olmuş zevat!

Yani "idareciler" dediğimiz makam ve mevki sahipleri için ilk aranan 'kriter" utanma vasfına sahip olup-olmadığıydı.

***

çünkü utanmasını bilen insanda "yalan" beklenilmezdi.

Üçkğıtçılık yapmaz, hırsız "haram" yiyen değildi.

Rüşvet almaz.

İhale "peşkeşliğinde" bulunmaz.

"Devletin malınızı deniz" görmezdi.

Kendi çıkarı için, "devletin milyonlarını" gözünü kırpmadan, çöpe atmazdı.

İdaresinde; "hak, hukuk, adalet ve vicdan olurdu?

***

Hele hele, hakkında en küçük bir şaibe olsaydı.

Biri bir şey mi, deseydi; fısıltı bile olsaydı.

'Kulak" tıkamaz, umursardı.

Nazar-ı dikkate alarak, sorgulama yapardı?

Kendince; "acaba böyle bir yanlışım, hukuksuzluğum" var mı diye?

Kendisi için söyleneni "alçaltıcı" sayardı.

Şunu derdi; 'ben fani dünyada hesap veremiyorsam, ebedi dünyada nasıl hesap verebilirim?"

***

Ama şimdi, öyle mi?

Hayır.

Tam aksi icra ediliyor.

Öylesine bir dejenerasyon yaşanıyor ki, bırakın "ar etmeyi" arsızlık "erdem" bir vasıf haline geldi.

çalıyor. Suçüstü yakalanıyor.

Yavuz hırsız misali ben yapmadım diyor.

Utanmadan da. Sıkılmadan da.

Son yılların moda "maskesiyle" "Din-iman" üzerinde icra ettiği bezirgnlıkla; "ben namazında, niyazında biriyim" diyor.

Ama "hakikatte" başı secdeye bile değmiyor.

***

Bakınız bir idareci..

Hakkındaki "şaibeler" ayyuka çıkmış.

Valilik, bağlı bulunduğu, bakanlık "inceleme" yürütüyor.

Bir değil, bir kaç kez "müfettişlik" oluyor.

Onlarca, "suç unsuru" tespit ediyor.

Öylesine küçük, "meblağlara" tevessül ettiği ortaya çıkıyor.

Hakkında, "zimmet" çıkarılıyor.

Ne derseniz "kalem kalem" sıralanıyor.

***

Tüm bunlar orta yerde iken.

Ancak, olup-bitene "ar" etmesi gerekirken.

Söylenenleri "nazar-ı dikkate" alması lazımken?

Almıyor.

Sonunda, bakanlık "görevden" alıyor.

Hakkındaki, "müfettişlerce" hazırlanan rapor doğrultusunda.

Ama o, sanki hiçbir şey olmamış; hepsi "iftira" diyor.

Bakanlığı da, müfettişleri de, valiliği de "iftiracılıkla" suçluyor.

Herkes "arsız" bir o "ar" sahibi!

***

Bir de basının karşısına geçiyor.

Diyor ki;

Müfettiş raporu yok,

Müfettiş görevlendirmesi yok,

Soruşturma ya da ceza sayılabilecek bir eylemim yok"

Ekliyor kendince en başarılı "idareciyim" diye.

***

İyi de; 'hiç bir gerekçe yok" diyor isen niye görevden alınasın ki?

Sakın, "haşhaşı" bir yönünde ortaya çıkmasın.

Tüm bu ortaya çıkanlara ek olarak.

Aslında sormak lazım gerekir.

Gelen-giden "müfettişler" ne içindi?

Yoksa "çay içme ziyaretine" gelmiş olmasınlar.

***

Anlayamadığım bir nokta var.

O da şu; "icraatlarım(!) bazılarını rahatsız etti" sözü!

Rahatsız olan kim?

Muhtemelen rahatsız olan "ar, utanma ve utanabilme" erdemliğini kaybettiği yüzüne vurulandır.

Kısacası, utanmasını bilenin onuru çok olur?

Utanmasını bilmeyenin malı; ya da utanmayanın sefası çok olur.

***

Mervani'de işgal altında!

Mervani Köprüsü.

On gözlü. Dicle Köprüsü. Ya da Silvan Köprüsü.

Dört isimle, anılır burası.

Mervaniler, döneminde inşa edilmiş, tarihi bir vasfa sahip!

İhtişamlı bir görüntüsü var.

Dicle nehrinin bir "gerdanlığı" gibi durur.

***

Hele ki;

Son yıllardaki yapılan restorasyonla "küllerinden" ayaklanan bir kimlikle.

Eski, "muhteşem" görüntüsüne kavuşmuş.

Ziyaretçisi de artmaya başladı; yerli, yabancı!

Genellikle akşam saatlerinde.

Şuan ki, mevsimle "iftar sonrası" şehrin ve Dicle'nin büyülen görüntüsünü izlemek üzere giden çok.

***

Ne yazık ki.

Burası da, tıpkı diğer tarihi meknlar gibi 'işgal' edildiği söyleniyor.

Özellikle değnekçiler tarafından.

Gelen-giden, park eden "araçlardan" ücret alınıyor.

Bir grup öğretmenden bu yönde e-mail aldım.

Tepkililer.

Haklı bir şekilde, diyorlar ki;

Belediye.

Valilik. İl Kültür Müdürlüğü.

Emniyet.

Değnekçilerin "haraç" misali, otopark ücreti almalarını görmüyorlar mı?

Zorla, tehditle "para istiyorlar".

***

Görüyorlardır.

Diğer işgal altındaki "tarihi meknlar" gibi.

Ne hikmetse; "görülmüyor?"

Gerekçeleri nedir bilmem ama bir önerim var.

Bari o bölgede; "otopark" alanı yaratın da, bir değnekçi olsun.

Hal-i hazırda, "her beş metrede" bir değnekçi duruyor.

Ki orayı ziyarete gidenler biriyle muhatap olsun..

Önüne gelenle değil.