ATEŞKES SÜRECİ!
Eklenme: 14.08.2010 00:00:00

...Ve PKK "ateşkes" ilan ettiğini duyurdu. Daha doğrusu; Ramazan-ı Şerif süresi içerisinde kendi cephesinde "çatışmasızlık" süreci işletecek. Şiddete ve saldırı eylemlerine, mayın, karakol baskını ve sabotaj gibi hadiselere yönelmeyecek. "Silahını" susturacak! Sadece olası saldırılara karşı; "savunmada" bulunacak. Evet! Bu karar dün akşam saatlerinde "flaş haber" olarak haber bültenlerinde yer aldı. Tabi "çatışmasızlık" kararına ilişkin; 4 maddelik bir de "barış" planı söz konusu. Nedir bunlar? *KCK operasyonu kapsamında tutuklanan ve sorgulanan bin 700 siyasetçi ve sivil "serbest" bırakılacak. *Abdullah Öcalan'ın "barış sürecine" aktif katılma koşulları yaratılacak. *Yüzde 10 olan seçim barajı düşürülecek. *Askeri ve siyasi alana yönelik operasyonlar sona erdirilerek "çift taraflı" ateşkes ortamı yaratılacak. Kararın muhtevası "özetle" böyle!

***

Peki süreç; Türkiye açısından, siyasal iktidar cephesinde nasıl bir gelişme gösterir. Doğrusu şuan için bilinmez. Çünkü "hadise" taze! Ama bilinen bir gerçektir ki; PKKnın bu sekizinci "ateşkes ve çatışmasızlık" kararı! Geçmiş dönemlere baktığımızda; Böylesi kararlar alındığında ciddi manada "ikilem" hâsıl olurdu. Özellikle de; Askeri ve Sivil kanatta "önemsizlik" içeren bir karar olarak görülürdü. Operasyonlarda "ağır" darbeler aldı. Lojistik desteği kesildi. Kış mevsimine giriyoruz, sığınma alanı arıyor. Onun için; köşeye sıkıştı "ateşkesi" bahane ediyor. Örgüt zayıfladı; peşini bırakmamak gerekir. Gibi; "kalıplaşmış" fikirler icra edilirdi. Ve süreçler hep "eski tas eski hamam" misali aynı düzeyde ilerlerdi.

***

Yeniden çatışma başlar. Bombalar, mayınlar, operasyonlar. Bu işlem bugüne kadar. Özellikle 1997 yılından bugüne kadar; 7 kez icra edildi. Ama; sonuç aynı. Onun için diyorum ki; Bu algı bu dönem içinde; "gelişme" gösterirse özellikle Kürt sorununun çözümü noktasında "vahimlik" arz olur. Çünkü PKK'yı bu kez "ateşkese" sürükleyen. Onu "çatışmasızlık" ortamına getiren etkenler "o basmakalıp" dediğimiz fikirler değil. Aynı yanılgı gelişmesin. Bu kez ki; "etki" ve etken Güneydoğu insanının ta kendisidir. Ne; Türk Silahlı Kuvvetleri'nin operasyonlarıdır! Ne; Uluslararası baskı ve Avrupa'daki PKK'yı "terörist" örgüt görme kıskacıdır. Ne de; Kuzey Irak'taki Kürtlerin Türkiye ile olan son sıcak "dirsek" temasıdır! Bu tamamen; Kendisine "güç" veren Güneydoğu insanından yükselen sestir.

***

Ruh hali. Ve beynindeki düşünce şu sesi yükseltiyor. Şiddet ve çatışma ortamı Kürt sorununa "çözüm" getirme trendine artık katkı sağlamıyor. Bilakis; "çözümsüzlüğü" körüklediği gibi. Ağır bedeller, acı faturalar, ölümler ve kaos ortamı kurumsal işleyişi köreltiyor. Ayrışmaya "yöneliyor". Silahlı güç "miadını" doldurmuş; artık "siyasi" kulvarda aktiflik gerek. Çünkü Türkiye bugün; Ne 1994'lü yıllar, ne de 2000'li yıllar. Bugün; 2010. Demokratikleşme. Ve demokrasi anlamında; alınan mesafe "sorunların" artık masada tartılabileceği gerçeğidir. Sosyal, siyasal, kültürel hakların ve taleplerin mekânı; "çatışma arenası", silahların konuştuğu dağlar değil. Anayasal "zemin" ve Türkiye Büyük Millet Meclisi!

***

Nitekim Bugün; "Demokratik Özerklik" tartışılıyor. Türkiye'de "eyalet" sisteminin uygulanabileceği konuşuluyor. Yerel yönetimlerin "özerkliğinden" bahsediliyor. Tabi bunlar uygulanır mı, uygulanmaz mı, ayrı mesele. Yeni "içtihatlar" oluşturulur mu, oluşturulmaz mı ayrı. Ama konuşulması, tartışılması, ülke gündemine gelmesi "demokrasinin" kazanımıdır. Yani özetle ifade edilirse; "Silahlar" susmalı. Sivil irade; "hâkimiyet" kazanıp; siyasi zeminde konuşmalı. Sonuç itibariyle; PKK'nın "ateşkes" ilanı. Ramazan-ı Şerif süresince olsa bile. Önem arz ediyor! Önemli bir ayrıntı da; PKK'nın silahlı eyleme başvurduğu 15 Ağustos'a iki gün kala bu kararı alması. Yine bir ayrıntı; İki haftadır Öcalan'la görüşemeyen Avukatların dünkü görüşmelerinin hemen ardından; "bu fikrin" icra edilmesi. Anlamlı ayrıntılar! Hadisenin zincirindeki "önemli" halkalardır; bu ayrıntılar.

***

Tabi; hükümetin bu zincirin halkaları içerisinde geliştirdiği bazı metodları da gözardı etmemek gerekir. Bu yönde ciddi "emareler" ve kulis konuşmaları var. Sanırım; Önümüzdeki günlerde "iyi" işler olacak! Her ne kadar; Türkiye'de hala "şiddet ve çatışma" ortamından beslenen karanlık zümrelerin kalıntıları var ise de. PKK'nın içerisinde; Çatışmayı, şiddeti ve eylemi "güç" olarak, çözüm mekanizması diye dayatanlar bulunuyorsa da. Kendi güçleri kadar "süreci" baltalama adına "provoke" edici eylemler geliştirseler bile. Hani derler ya; "Ateş olsalar, cürmü kadar yer yakar"..

***

Bence; Güneydoğu insanı. STK'larından, düşünce üreten aydınlarına kadar. Sokaktaki işsizden, en tepedeki zengine kadar. Velhasıl; 7'den 70'e herkes. Ama herkes. İster PKK'ya sempati duysun. İster karşı görüşte bulunsun. İsterse hiçbir fikre sahip olmasın. Hepsinin ortak paydası; "Kangrenleşen" meselenin bundan sonra doğru ve gerçekçi teşhis ve tedaviyle iyileştirilmesi.

***

Bunun için de; Siyasal iktidar ve BDP "farklı" düşünceler üretmeden. Birbirlerinin "elini" güçlendirecek; aktifliklere önem vermeli. İmralı! Yani Öcalan belki "aleni" bir katılımcı olmaz. Ama BDP üzerinden "katılımcı" pozisyon yüklenip. "Çözüme" yönelik basamaklar çıkabilinir. Çünkü Böylesi bir gelişme. Güven ve samimiyet icra eden elle tutulur, gözle görülür akla uygun hamleler geliştirilirse. Haklar ve talepler noktasında; irade ortaya konulursa. Aktörler "doğru" noktada baskısız ve vesayetsiz rollerini iyi oynarlarsa; "Çözüm" ve "Barış planları" rahat bir şekilde yol alır.

***

Ve bilinmelidir ki; Ortamı "alaşağı" etmek isteyen her kim olursa olsun. Silahı ve şiddeti "dayatan" hangi güç olursa olsun. İster PKK olsun. İster diğer güçler olsun. Güneydoğu insanı. Kürtler "topyekun" karşı duruş sergileyip. Biz Kürtler artık birilerinin nam-ı hesabına "figüran" olarak kullanılmasına izin vermeyiz. Artık yükselen bir ses var; Şiddete ve çatışma ortamına. Kimden gelirse gelsin; "lanet olsun". Son söz; Kürtler! Güneydoğu insanı. İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de. Diyarbakır'da ve Ankara'da. Hakkâride. Velhasıl her yerdeki Kürtler. Kürtleri "temsil' eden. O nedenle; Bu ateşkesi PKK istiyor diye algılamamak gerekir. Bu ateşkesi Güneydoğu insanı istiyor; gerçeğiyle görmek lazım. Yeter ki; geçmişi iyi okuyup, geleceği doğru tespit etmek gerekir.