Son dakika; Hadiselerine yönelik icra ederek sohbetimize yelken açmış olursak! Ki bugün; Zorunlu bir yönelim olacak. Öyle diyerek "gün" içindeki flaş gelişmelere bakalım. Elbette ki, İlk sıcak siyasi "mevzu" Yüksek Seçim Kurulu'ndan gelen "veto" haberi. Bir anda, Siyasetin tansiyonunu "tavan" yaptı. YSK, AK Parti ve BDP üçgeninde.
* * *
Evet. Dün akşam saatlerinde; A.A patentli abonelere geçen haberde, YSK'nın geçici aday listelerine ilişkin "verdiği" hükümler yer aldı. Buna göre; YSK 12 Bağımsız Milletvekili adayının "başvurularını" geçerli saymayarak, üzerlerini çizdi. Yani; 12 Haziran'daki seçimlere katılma olanakları "yasal" düzenlemelere göre mümkün değil. Kim bu üzerlerine çizik atılan bağımsız adaylar sorusuna gelince? Yedisi BDP'nin tabiri caizse "ağır" topları diyebileceğimiz isimler! Leyla Zana, KCK'dan tutuklu Hatip Dicle, Halen Milletvekili olan BDP Genel Başkan Yardımcısı Gülten Kışanak. Ve İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel. Gibi, İsimler sıralanıyor, YSK'dan veto alanlar arasında.
* * *
Doğrusu, Leyla Zana ve Hatip Dicle için böyle bir karar beklentisi, herkeste vardı. YSK, Başvurularına "kabul" vermeyeceğini. Sürpriz olmadı. Nitekim; BDP'liler de bu minvalde olabilecek arızaya karşı "yedek isimler" yazdırmıştı YSK'ya. Ki bunlardan biri de, Av. Abdulkadir Güleç'ti.
* * *
Peki, YSK'nın dayandığı gerekçe nedir? Şöyle ifade ediliyor; "Milletvekili seçilme yeterliliğini etkileyecek eski mahkûmiyetleri bulunduğundan". Ancak; Herkes gibi benim de "kafamı" karıştıran, Kışanak ve Tuncel'e gelen veto! Çünkü İkisi de halen Milletvekili.. Ve "dokunulmazlık" zırhı altında, bulunarak seçime giriyor. Ki isi de 2007'deki seçimlere; "Milletvekili olmalarına yasal bir engel bulunmadığına" ilişkin YSK'nın verdiği kararla girmiş ve seçilmişlerdi.
* * *
Yasalara göre de; Milletvekili oldukları tarihten itibaren de haklarındaki davalar dondurulduğu gibi. Yeni mahkeme kararı çıkması da mümkün değil. Her ne kadar; Mecliste haklarında onlarca dava fezlekesi bulunuyor ise de "Mecliste" oylama yapılmadığı gibi. Dokunulmazlıkları da, Kaldırılmış vaziyette "yargılanmış" değiller. Peki, YSK'nın gerekçesi nedir? Sözde, Yeni araştırmada Kışanak "kızlık soyadıyla" hakkında bir mahkeme hükmü olduğu belirlenmiş. Bu nedenle; Seçimlere katılması yasal olarak, kabul edilemez!
* * *
Tuncel'in, Veto gerekçesine baktığımızda! Onun farklı. Şöyle ki; 2007'de seçildikten mazbatasını aldığı döneme kadar geçen sürede hakkındaki bir mahkeme kararı adli siciline giriyor. YSK bu mahkeme kararını göz önüne alarak; Milletvekili olan Tuncelin 12 Haziran seçimlerine giremeyeceğine karar veriyor. Bir de milletvekili adayları bağımsız olarak başvurdukları için yerlerine yeni aday gösterilemiyor. Garip bir durum! Sanırım; Bu hamur "hukuki" anlamda bir hayli, su alacağa benziyor. Çünkü dün ilk gelen tepkiler bu yöndeydi.
* * *
BDP, YSK'dan çıkan "veto" kararlarına tepkili! Selahattin Demirtaş kararı; Siyasi olarak kabul ettikleri gibi, AK Parti'yi de kararın verilmesinde "aktör" olarak görüyor. Diyor ki; "Siyasi operasyon siyasi tasfiye, devlet bölgeyi AK Partiye teslim etme kararı almış. Seçime girmeme ve bütün adayları geri çekme dâhil bütün alternatifleri tartışacağız' AK Parti ise; Tepkileri "siyasi iftira" olarak değerlendiriliyor.
* * *
Net ifade etmek gerekirse! YSKnın, 18 Nisan'daki bu hükmü BDP'yi "dinamitleyen" bir karar olarak görüyorlarsa da. Açık ve aleni bir gerçek vardır o da şudur. Karar; Tamamen Süreç ve demokrasi açısından "ağır bir provokasyondur". Çünkü; Atmosferin tüm uzuvlarıyla odaklandığı 12 Haziran seçimleri. Ve sürecin, İcra ettiği sağduyulu işleyiş, "demokrasiye" darbe hükmüyle, dinamitlendi. Üstadın ifadesiyle; "Demokrasi" bir kez daha, hançerendi.
* * *
DİĞER SİYASİ AKSİYONLAR?
Gelelim; Diğer son dakika ikmalindeki hadiselere! Diyarbakır'ın, Siyasi atmosferi bugün itibariyle daha "renkli" ve hareketli olacak. Çünkü; AK Partinin Milletvekili adayları "bugün" kamuoyunun önüne çıkıp, tanıtılacak. Dün Ankara'da, Bugün de Diyarbakır'da arz-ı endam edecekler. Sonrası; Seçim curcunası. İlçeler, köyler, mezraların yollarına; adaylar dökülecek. AK Parti, Bu dönemde biraz daha rakiplerine oranla "fazla" çalışacak, koşuşturacak. Nedeni de; Hepinizin malumudur. İlk iki ismin dışındakiler, "pek" tanınan, bilinen, kentle aşina olmuş isimler değil.
* * *
ARZAKÇI BU KEZ SP'DE!
Bir flaş gelişme de; MHP'yle ismine ve yüzüne aşina olduğumuz Abdullah Erzakçı! O da; Yeniden "siyasi" arenada. Tabi bu kez; MHP'de değil, Saadet Partisi'nde. Birinci sıra adayı; Dün basının karşısına çıkıp konuştu, "sempatik" yapısıyla. Hedeflerini, Ve Kürt sorunuyla alakalı "aktif" rol nasıl alacağına ilişkin. CHP'de, Şuan "Parti içi" çalışmaların dışında, "adaylarla" alakalı geliştirilen bir atmosfer yok. Sessizlik var!
* * *
AMCA-YEĞEN ÇEKİŞMESİ?
Buarada; Bağımsız adaylar arasında yer alan "amca-yeğen" siyasi çekişmesine sahne olacak bu seçimin önemli isimlerinden. Eski devlet Bakanı, Salim Ensarioğlu'da "siyasi aktivitelerine" başladı. Seçim bürosu, Ve seçim bölgelerine ilişkin "geziler" düzenlemesi. Velhasıl, Diyarbakır'ın "seçim" maratonu hız kazanmaya başladı. Bir notta düşersek; Bu seçimde; Kürtçe propaganda "pek" suç teşkil etmeyecek. Artık; Adaylar ve insanlar anladıkları dilde "konuşacaklar". Yani kısacası, seçim her yönüyle farklı bir meşakkatle geçecek.